İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında ayıplı mal iddiası ve bilirkişi raporu çelişkilerini inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının ticari satıştan kaynaklanan 105.526,05 TLlik alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının ayıplı mal iddiasıyla itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davacı lehine verdiği kabul kararına karşı davalının istinaf başvurusu incelemesini içermektedir; davalı, sunulan mazeret dilekçesinin kabul edilmemesi, bilirkişi raporlarındaki çelişkilerin giderilmemesi, müvekkilinin ticari defterlerinde tespit edilen alacağın mahsup edilmemesi ve ayıplı mal iadesi nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı talebinin değerlendirilmemesi gibi usuli ve esasa ilişkin gerekçelerle kararın bozulmasını talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2023DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilİ ile davalı arasında 26.08.2021 ile 17.12.2021 tarihleri arasında ticari ilişki olduğunu, toplamda 835.942,84 TL ye ulaşan ticari hacim içinde davalının 105.526,05 TL borcunu ödemediğini, borcun ödenmesi için yapılan talepler sonuç vermeyince davalı hakkında Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 17.02.2022 tarihinde icra takibi yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, itirazın haksız ve hukuksuz olduğunu beyanla itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından alacağın dayanağı olarak bir takım faturalara dayanıldığını, faturalar incelendiğinde, gönderilen kumaşlar olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin, bu kumaşları ayıplı olduğu için iade ettiğini, iade faturası kestiğini ve ... plakalı araç ile gönderdiğini, davacı firma yetkilisinin de bu malları iade aldığını, ayıplı mal yüzünden uğranılan zarar nedeniyle müvekkilinin, davacıya reklamasyon faturası kestiğini ve defterlerine işlediğini, iddia edilenin aksine zarara uğrayanın ve halen alacaklı olanın müvekkili olduğunu, ayıplı mal gönderen satıcının, bedel, zarar ve ziyan talep edemeyeceğini, ayıplı malın iade edildiğinin, taraflar arasındaki yazışmalardan da görüldüğünü beyanla davanın reddine, davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, İİK'nun 67. maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda; davacı şirket tarafından 19 adet satış faturası ile KDV hariç 774.021,14 TL tutarında davalı işletmeye satış yapıldığı, bu tutarın KDV dahil 835.942,83 TL’ye tekabül ettiği, buna karşılık, davalı işletemeden 2(iki) adet alış faturası(iade faturas) ile KDV hariç 676.311,84 TL iade aldığı, bu tutarın KDV dahil 730.416,79 TL’ye tekabül ettiği, davacının BA-BS beyanları ile ticari defter içeriklerinin karşılaştırılması sonucu davacı şirketin 105.526,05 TL alacak kaydının olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu, kök ve ek bilirkişi raporu ile de belirtildiği üzere, her iki tarafın ticari defterlerinde usulüne uygun tutulan toplam alacağın 105.526,05 TL olduğu, davalı tarafın ayıp iddiası nedeniyle düzenlemiş olduğu reklamasyon faturası için ürünler üzerinde inceleme yapmak imkanı bulunmadığından bu hususun ispat edilemediği, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği ve alacağın likit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ve davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İlk derece mahkemesince son celse kendileri tarafından sunulan mazeret dilekçesi kabul edilmeyerek davaya devam edilmesi ve hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiği, ek rapora itirazları bu celsede değerlendirilecekken yokluklarında karar verildiği, Mahkemece alınan kök raporda davalı şirket defterlerinin usule uygun tutulduğu belirtilmişken, ek raporda BA-BS kayıtlarından yola çıkılarak kayıtların çelişkili olduğunun ileri sürüldüğü, dolayısıyla kök ve ek raporun birbirleriyle çeliştiği, Mahkemece çelişkiler giderilmeden ve itirazları değerlendirilmeden karar verildiği, davalı müvekkilinin ticari defterlerinde davacıya ██████████ tarihli ve 28.501,07 TL bedelli iade faturasının kesildiğinin tespit edildiği, davacının 2021 yılında düzenlediği fatura konusu mallar iade edildikten 17 gün sonra yeniden mal satışı yapılmış gibi fatura düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dolayısıyla müvekkilinin bu faturayı kabul etmeyip iade etmesinin makul olduğu, davacının bu faturanın düşülmesi ile 77.024 TL alacaklı olduğu, ayrıca bilirkişi raporunda müvekkilinin alacaklı olduğu tespit edilmişken bu alacağın davacının alacağından mahsup edilmediği, davacının iade faturaları alarak malların ayıplı olduğunu kabul ettiği, bu şekilde müvekkilinin sözleşmeden döndüğü ve TBK'nın 229. maddesi uyarınca davacıdan zararını talep edebileceği, bu hususta hiç bir inceleme yapılmadığına ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, fatura ve bakiye hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Tek başına fatura düzenlenmesi alacağın ispatı için yeterli değildir. Fatura içeriği malın teslim edildiğinin/hizmetin verildiğinin, düzenleyen tarafça ispat edilmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması ile diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Ek cümle: 22/7/2020-███████ md.) veya defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; Mahkemece tarafların ticari defterleri ile BA-BS formları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu, davacı tarafından davalı adına 2021 yılında 21 adet ve toplam 835.942,84 TL bedelli satış faturası düzenlendiği, davalı tarafından ise davacı adına 2 adet ve toplam 730.416,79 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği, davacının defterlerinde iade faturalarının kayıtlı olduğu ve takip tarihinde davacının, kendi kayıtlarında davalıdan 105.526.05 TL alacaklı olduğu, davacının satış faturaları ile davalının iade faturalarını BA-BS formları ile bağlı olduğu vergi dairesine bildirdiği, davalının 2021 yılında işletme defteri tuttuğu, bu defterde davacı tarafından düzenlenmiş 7 adet ve toplam 344.766,28 TL bedelli satış faturası ile kendisi tarafından düzenlenmiş 2 adet ve toplam 730.416,78 TL bedelli iade faturalarının kayıtlı olduğu, 2022 yılında davalının bilanço esasına geçtiği ve bu yılda tuttuğu ticari defterlerinde davacı adına açılan 120.01.Ü01 nolu hesapta davacıdan 216.000 TL, 320.01.Ü01 nolu hesapta ise 28.501,07 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı vekilinin rapora karşı beyanları ve dosya kapsamından, davalının 2022 yılı ticari defterlerinde davacı adına tutulan 320.01.Ü01 nolu hesaptaki alacağın davalının düzenlemiş olduğu █████/2022 tarihli ve 28.501,07 TL bedelli iade faturasından kaynaklandığı, bu faturanın davacının düzenlemiş olduğu 28.501,07 TL bedelli ve █████/2021 tarihli satış faturasına karşılık olduğu, davalının defterlerindeki 120.01.Ü01 nolu hesaptaki alacağın ise, davalının ayıplı mal satışı nedeniyle uğradığını iddia ettiği zarara karşılık davacı adına düzenlendiği █████/2022 tarihli reklamasyon faturasından kaynaklandığının anlaşıldığı, buna göre davalının, 2021 yılı işletme defterinde tamamı kayıtlı değilse de, davacı tarafından o yılda kendisi adına toplam 21 adet ve 835.942,84 TL bedelli satış faturasının düzenlendiğini kabul etmekle birlikte istinaf sebebi olarak, kendisinin 2021 yılında 2 adet ve toplam 730.416,78 TL bedelli, 2022 yılında ise 1 adet 28.501,07 TL bedelli iade faturası düzenlediğini, buna göre davacının alacağının 77.024 TL olduğunu, bu alacağın ise kendisi tarafından ayıplı mal satışı nedeniyle uğranılan zarara karşılık düzenlenen reklamasyon faturasındaki bedelden mahsup edilmesi ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, ancak davalı tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli iade faturası ile reklamasyon faturasının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, faturaların davacıya tebliğine dair bir delil sunulmadığı, iade faturasının davacının █████/2021 tarihli faturasına karşılık olmakla birlikte süresinden sonra düzenlendiği, kaldı ki içeriğinden, iadenin, satışı yapılan malların ayıplı olmasından kaynaklandığının da anlaşılamadığı, davalının, davacı tarafından █████/2021 tarihli fatura ile satışı yapılan malların ayıplı olduğuna dair bir delil sunmadığı, fatura konusu mallar üçüncü kişilere satılmış olduğundan Mahkemece, ayıplı olup olmadıkları, ayıbın niteliği gibi hususlarda inceleme yapılamadığı, dolayısıyla bu faturanın davacının alacağından mahsup edilemeyeceği, yine davalının düzenlediği reklamasyon faturasını davacıya tebliğ ettiğine dair bir delil sunmadığı, fatura içeriğinin davalı tarafından ispat edilmesi gerekmekte iken, davalının iadesi yapılan malların ayıplı olduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını ispat edemediği, bu sebeple reklamasyon faturası bedeli kadar alacaklı olduğu kabul edilerek davacının alacağından mahsup işlemi yapılamayacağı, Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporları arasında çelişki olmadığı, raporların hüküm kurmaya elverişli oldukları, Mahkemece verilen kararda, dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi yargılamanın da usul hükümlerine uygun şekilde yürütüldüğü, davalı vekilinin süresi bitmiş hastane raporunun mazeret gerekçesi olarak kabul edilmemesi ve gerekçesiz mazeretin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.208,48 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.802,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.406,36 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.