İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, şirket ortaklarının kötü yönetim ve zararlar nedeniyle pay bedelsiz ayrılma talebini inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacılar, yaklaşık yirmi yıldır şirket işlerine karışmadıklarını, diğer ortak tarafından kötü yönetilen şirketin çek borçları nedeniyle şahsen maddi ve cezai yaptırımlara maruz kaldıklarını, bir başka ortağın tutuklanmasıyla şirkete kayyum atanması gibi nedenlerle ciddi zararlar gördüklerini belirterek pay bedeli talep etmeksizin ortaklıktan çıkma izni talep ederken, davalı taraf, davacıların ve babalarının geçmişte şirketi yönetmekle yetkili olduklarını ve şirketin tek bir kişi tarafından değil yönetim kurulu tarafından idare edildiğini ileri sürerek iddiaları reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2023DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerinin davalı şirketin pay sahiplerinden olduklarını, davacı ... daha önce şirket hisselerini devredip şirketten çıkmışsa da, babası ...'ın vefatı üzereni babasına ait olan hisselerin bir kısmının mirasen kendisine intikal ettiğini, dolayısıyla yeniden hissedar olduğunu, davacıların yaklaşık 20 seneden beridir şirket işleriyle ilgilenmediğini, tüm yürütme işlerini şirketin diğer oraklarından ...'nün yönetmeye başladığını, ...'nün şirketi kötü yönetmesi sonucunda, ilk önce 2017 senesinde şirket çeklerinin ödenmemeye başladığını, müvekkillerinin çeklerin ödenmemesi sonucu oluşacak cezai yaptırımları dikkate alarak kendi şahsi hesaplarından 629.4478,73 TL harcayarak bir kısım çekleri ödemek zorunda kaldıklarını, geri kalan çekleri ... ...'nün ödeyeceğini beyan etmesine rağmen ödemediğini ve bunun neticesinde davacı müvekkili ... aleyhine İstanbul 6. İcra Ceza Mahkemesi'nde ████████ E., İstanbul 19. Ceza Mahkemesi'nde ████████ E., İstanbul 23. İcra Ceza Mahkemesi'nde ... E. sayılı dosyalarla ceza davaları açıldığını, bunlardan ikisinde davacının mahkum olduğunu ve 726 sayılı Kanun'un 49.maddesinden yararlanarak yine çek bedellerini alacaklılara ödemek zorunda kaldığını, bundan başkaca, ortaklardan ...'nün bir örgüte üye olmaktan dolayı tutuklandığını ve davalı şirkete mahkeme kararıyla TMSF tarafindan kayyum atandığını, şu anda davalı şirketin kayyumlaır tarafından yönetildiğini, davacıların 20 yıldan beri bu şirketin hiçbir faaliyetine karışmadıklarını, tüm faaliyetleri ...'nün yürüttüğüü, buna karşın bu kağıt üzerindeki sahipliğin davacıların maddi ve manevi zararlara uğradığını, bu sebeple ortaklıktan pay bedeli talep etmeden çıkmalarına izin verilmesini talep etme zarureti doğduğunu beyanla TTK'nın 531. madde uyarınca davacıların maddi ve manevi zarar gördüğü ilgili şirketin ortaklığından pay bedeli almadan çıkmalarına izin verilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, açtığı işbu dava ile müvekkillerinin 20 yıllık şirket faaliyeti içerisinde işbu faaliyetlere karışmadıklarını, tüm faaliyetlerin ... tarafından yürütüldüğünü, buna karşın kağıt üzerinde pay sahibi olmaları nedeniyle kendilerinin maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını, bu nedenle de TTK'nın 531 maddesi kapsamında müvekkillerinin maddi ve manevi zarar görmeleri karşısında ilgili şirket ortaklığından pay bedeli alınmadan çıkmalarına izin verilmesini talep ettiklerini, davalı tarafın TTK'nın 531. maddesi kapsamında şirket ortaklığından çıkma gerekçeleri olarak da şirketin ... tarafından kötü yönetildiğini, 2017 senesinde şirket çeklerinin ödenmediğini, bundan kendilerinin haberdar edilmediğini, oluşacak cezai yaptırım karşısında 629.448,73 TL'lik bu çek bedellerinin kendi hesaplarından ödenmiş olduğunu, geri kalan çekleri ...'nün ödeyeceğini söylemesine rağmen ödemediğini, bunun sonucunda M. ... aleyhinde ceza davaları açıldığını, bu davaların ikisinden mahkum olduğunu ve bu çek bedellerini ödemek zorunda kaldığını ileri sürdüğünü, yine bir başka gerekçelerin de şirketin ortağı olan ...'nün örgüt üyesi olmaktan tutuklanması olduğunu, şirkete TMSF tarafından kayyum atanmış olduğunun ve şirketin TMSF tarafından yönetildiğinin iddia edildiğini, öncelikle şirketi 20 yıldır yalnızca ...'nün yönetmediğini, şirket kayıtlarına ve atanan imza yetkili yöneticilere, yine dosyaya gelen imza sirkülerlerine bakıldığında davacıların da şirketi temsile yetkili olduğunun görüleceğini, 04.10.2012 tarihli imza sirkülerine bakıldığında bu tarihten itibaren üç yıl boyunca davacıların babaları ... ile ...'nün şirketi müştereken koyacakları imza ile yönetmek üzere karar alındığının görüleceğini, yani 04.10.2015 tarihine kadar zaten şirketi yönetenin davacıların babası ... olduğunu, son 20 senedir şirketin yönetiminin ...'de olmadığını ve davacılar ile babalarının da şirketi temsil ettiklerini, şirketin tüm iş ve işlemleri ile ilgilendiklerini, şirket kararı ve noter tasdiki uyarınca şirket yönetim kurulu üyeleri ... ... ve ...'ın şirket ünvanı ve kaşesi altına koyacakları münferit imzalarıyla şirketi her hususta temsil ve ilzam etmelerine oy birliği ile karar verildiğini, davacıların iddia ettiği gibi şirketin, ... tarafından değil şirket yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, şirket yönetim kurulunun %50'sini ise davacıların kendilerinin oluşturmakta olduğunu, davacıların dava dilekçesinde belirttiği veya iddia ettiği üzere şirketi TMSF’nin yönettiğinin doğru olmadığını, TMSF'nin şirketin tamamına tedbir koymuş ve yönetimini almış olmadığını, yalnızca pay kayyumluğuna döndüğünü ve ...'ün payı itibarı ile TMSF'nin işlem yapabildiğini, ...'nün üzerine atılı örgüt yöneticiliği suçundan beraat ettiğini, her ne kadar hakkında örgüt üyeliği suçlaması ile ceza verilmiş ise de, bu kararın istinaf aşamasında olduğunu ve kesinleşmediğini, davalı şirketin çeklerinin 2017 senesinden bu yana ödenmediği iddiasının doğru olmadığını, bu tarihte yalnızca bir şirketin çeklerinin ödenmediğini, bundan davacı ...'ın da haberdar olduğunu, ...'nün cezaevinde kaldığı sürede şirketi tek başına ...'ın yönettiğini, şirket hissedarı ...'nün vefat ettiğini ve şirket hisselerinin halen mirasçılara intikal ettirilmediğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; eldeki davanın, anonim şirket ortaklığından pay bedeli almadan çıkma istemine ilişkin olduğu, davacıların 20 yıldır şirketin faaliyetine karışmadıklarını, ortaklardan ...'nün bir örgüte üye olmaktan dolayı tutuklandığını, şirkete kayyım atandığını, ...'nün şirketi kötü yönettiğini, şirket çeklerinin ödenmemeye başladığını, davacıların kendi kişisel hesaplarından bir kısım çek bedellerini ödemek zorunda kaldıklarını ve davacıların maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek pay bedeli almadan şirket ortaklığından çıkmalarına izin verilmesini talep ettikleri, tensip tutanağı ile davacılar vekiline fesih taleplerinin olup olmadığını açıklaması için süre verildiği, davacılar vekili tarafından sunulan █████/2021 tarihli dilekçe ile şirketin feshi taleplerinin olmadığının belirtildiği, dosyaya sunulan hazirun cetvellerinden davacıların şirket genel kurul toplantılarına katıldıklarının anlaşıldığı, mali bilirkişi tarafından yapılan inceleme ile de davalı şirketin mali durumunun kötü olmadığının anlaşıldığı, TMSF'den gelen yazı cevabında davalı şirketin yönetim kurulunun Fon tarafından oluşturulmasının sonlandırıldığının belirtildiği, tüm bu hususların davacıların davalı şirketten çıkmalarını haklı gösterecek bir hususun bulunmadığını gösterdiği gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACILAR VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkeme kararındaki gerekçelerin yetersiz ve yanlış olduğu, müvekkillerinin şirket genel kurul toplantılarına katılmış olmalarının davanın reddi için gerekçe olamayacağı, müvekkili ...'ın en son 2015 yılında genel kurul toplantısına katıldığı, ...'ın ise çoktan ortaklıktan çıktığı ancak miras yolu ile yeniden ortak olduğu, diğer ortakların şirketin hiçbir borcunu ödemedikleri, müvekkillerinin tüm borçları ödemek zorunda kaldıkları, şirketin hiçbir iş yapmadığı, gelirinin olmadığı, davalı şirketin aslında yalnızca kağıt üzerinde var olduğu, şirket ortaklığının müvekkillerine maddi ve manevi zarar verdiği, şirket ortağı ...'nün terör örgütü üyeliği ile suçlanmasının müvekkillerinin de haklarına halel getirdiği, müvekkillerinin halen şirketin ne kadar borcu olduğunu bilmedikleri, bu sebeplerle şirketten çıkarılmaları için haklı sebeplerin oluştuğu ve kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacıların TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı şirket ortaklığından çıkarılmaları talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531. maddesi; "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, şirketin feshi talebi ile açılan davada, mahkemece haklı sebebin gerçekleştiği kanaatine varılması halinde, fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihdeki gerçek değerlerinin ödenip, şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme hükmedilebilmesi mümkündür. Hakimin diğer çözüm yollarına hükmetmesi için talebe ihtiyaç yoktur. TTK'da anonim şirketlerde, limited şirketlerden farklı olarak, ortaklıktan haklı sebeple çıkma veya haklı sebeple çıkartılma hususu ayrıca düzenlenmediğinden, gerek şirket gerekse pay sahiplerince bu taleplerin ayrıca dava edilmesi mümkün değildir.Somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesinde, davanın hukuki dayanağının TTK'nın 531. maddesi olduğunun beyan edildiği ve talep sonucunda davalı şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesinin değil, doğrudan davacıların davalı şirket ortaklığından çıkarılmalarına karar verilmesinin talep edildiği, Mahkemece davacılar vekiline verilen süre içerisinde sunulan █████/2021 tarihli dilekçede de, davalı şirketin haklı sebeple feshinin talep edilmediğinin açıklandığı, TTK'nın 531. maddesi gereği davacıların haklı sebeple davalı şirket ortaklığından çıkarılmalarını talep edemeyecekleri, ancak şirketin haklı sebeple feshinin talep edilmesi halinde, bu hususun Mahkemenin takdirine bağlı olarak değerlendirilebileceği, bu minvalde her ne kadar Mahkemece davalı şirketin haklı nedenle feshi talep edilmediği halde, haklı sebeple fesih koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi hatalı ise de, sonucu itibariyle verilen kararın doğru ve davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin isabetsiz olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.