İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde görülen haksız rekabet ve rekabet yasağı ihlali iddialarına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karşı istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, eski genel müdürünün rekabet yasağını ihlal ederek, müvekkiline ait ticari sırları, projeleri, müşteri çevresini ve hatta telefon numarasını haksız bir şekilde kendi kurduğu şirketin faaliyetlerinde kullandığını, bu durumun haksız rekabete yol açtığını belirterek, bu eylemlerin meni ve ilgili içeriklerin kaldırılması için ihtiyati tedbir kararı talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği ve tedbirin uyuşmazlığın esasını çözeceği gerekçesiyle talebi reddetmiş, davacı ise sunduğu delillerle ispatın sağlandığını ve tedbirin sadece devam eden zararı önlemeyi amaçladığını ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ Esas (Derdest Dava Dosyası)TARİH: █████/2026 (Ara Karar Tarihi)TALEP: Haksız Rekabet Nedeniyle İhtiyati TedbirKARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TALEP: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirket ile grup şirketleri nezdinde genel müdür sıfatı ile çalıştığını ve iş akdinin █████/2023 tarihinde sonlandırıldığını, taraflar arasında rekabet yasağı sözleşmesi bulunduğunu, davalının amaç ve konusu müvekkili şirket ile aynı olan bir şirket kurduğunu ve müvekkili ile doğrudan rekabet eden eylemlerde bulunduğunu, müvekkili şirkette görev yaptığı dönemde edindiği; müvekkiline ait ticari sır, ... ve fikri/sınai hak niteliğindeki unsurları, bilgi, belge, müşteri çevresi ve görselleri hukuka aykırı şekilde kullanarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, ilk olarak kurmuş olduğu ... ... Ltd. Şti.'ye ait “https://....com/” internet sitesinde, müvekkili şirket bünyesinde çalıştığı dönemde tamamen müvekkili tarafından geliştirilip üretilmiş olan “...”ne yer verdiğini, ikinci olarak, davalıya ait internet sitesinde yer alan “...” başlıklı içerik ve projenin tüm tasarım, geliştirme ve üretim süreçlerinin müvekkili şirket bünyesinde gerçekleştirildiğini, bahsi geçen görsellerin tamamı müvekkili şirket tesislerinde çekilmiş olup, bunlara ilişkin fikri ve sınai mülkiyet haklarının münhasıran müvekkiline ait olduğunu, yine davalının müvekkili şirketin doğrudan üretim yaptığı ve ticari ilişki içerisinde bulunduğu uluslararası nitelikteki müşterilerden “...” ve “...” firmalarını, şirketine ait "https://....com/" sitesinde ... firmasının referansları arasında gösterdiğini, oysa söz konusu firmalar ile gerçekleştirilen projeler ve ticari ilişkiler münhasıran müvekkil şirkete ait olup, davalının bu şirketlerle bağımsız bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, yine davalının müvekkiline ait telefon numarasını da kullandığını, davalının bu eylemlerinin em haksız rekabet teşkil etmekte hem de müvekkilinin ticari itibarı ile müşteri portföyünün yanıltıcı şekilde kullanılmasına yol açmakta olduğunu beyanla davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men’i ve durdurulması, davalı tarafından işletilen ....com internet sitesinde ve sair dijital mecralarda yer alan; davacı şirkete ait proje, görseller, videolar, referanslar ve içeriklerin kaldırılması, üçüncü kişiler nezdinde oluşturulan yanıltıcı ticari görünümün ortadan kaldırılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; HMK'nın 389 ve 390. maddeleri gereğince yaklaşık ispat ölçüsü kriterinin davada gerçekleşmemesi, niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği, davaya konu uyuşmazlığı esastan çözer nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, buna göre Yargıtay uygulamalarında kabul edildiği ve HMK'nın 391.maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere "açılacak dava sonunda elde edilecek faydayı sağlayacak şekilde" başka bir deyişle "uyuşmazlığın esasını halleder şekilde" ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, tedbir talebinin mahiyeti gereğince ancak yargılama ile tartışılacak ve nihai hükümle birlikte değerlendirilecek bir husus olduğundan uyuşmazlığın esasını çözecek şekilde veya dava sonunda talep edilen hakkın davanın başlangıcında tedbir yoluyla elde edilmesi sonucunu doğuracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gereken yaklaşık ispat koşulunun dava dilekçesi ekinde sunulan noter tespit tutanakları, iş sözleşmesi, ticaret sicil kayıtları, ikale anlaşması vs deliller ile sağlandığı, ihtiyati tedbir talebinin davanın esasını çözer mahiyette olmadığı, söz konusu tedbirler, dava devam ederken davalının eylemlerine son verilmesini ve daha fazla zararın önlenmesini hedeflemekte olup, nihai kararla hükmedilecek sonuçlarla özdeş olmadıkları, davalının müvekkili şirkete ait telefon numarasını kullanmaya devam ederek müşterileri yanıltmasının, haksız rekabetin en ağır biçimi olduğu, Mahkemenin bu açık ihlale karşı yargılama gerektirir gerekçesiyle sessiz kalması, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, ihtiyati tedbirin tüm koşullarının oluştuğu ve talebin orantılı olduğu, bu sebeplerle kararın kaldırılması ile ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davacı nezdinde genel müdür vasfı ile çalışmakta iken iş akdi sona eren davalının, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine aykırı şekilde şirket kurmak ve bu şirket aracılığı ile davacının sahip olduğu..., fikri/sınai hak niteliğindeki unsurlar, bilgi, belge, müşteri çevresi ve görselleri hukuka aykırı şekilde kullanmak suretiyle haksız rekabet ettiğinden bahisle, haksız rekabetin tespiti, meni, cezai şart bedelinin tahsili ve manevi tazminat talepleri ile açılan davada, davalının haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilen eylemlerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin devamında yer alan 61/1. maddesinde; dava açma hakkına haiz olan kimsenin talebi üzerine mahkemece, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56'ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerine göre karar verilebileceği düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390. maddesinde ise, tedbir isteyen tarafın davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak kanıtlaması gerektiği kabul edilmiştir.Somut olayda; iddia, savunma ve ara karar tarihi itibariyle sunulan delillere göre, davalı tarafça kullanılan isim, görsel, makine ve müşteri bilgileri gibi unsurların kullanım hakkının münhasıran davacıya ait olduğu, bu itibarla davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği ve TTK'nın 54 ve 55. maddesine aykırılığın oluştuğunun davacı tarafça yaklaşık olarak ispat edilemediği, bu hususların ancak tüm delillerin toplanması, bilirkişi incelemesi yaptırılmasından sonra yapılacak değerlendirme ile belirlenebileceği, sunulan delillerin, mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin imkansız hale geleceği ya da zorlaşacağı yönünde kanaat oluşturmaya da yeterli olmadığı, her ne kadar Mahkemece, davacının ihtiyati tedbir talebinin, TTK'nın 61. maddesinde yer alan özel düzenleme göz ardı edilerek, uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte olduğu gerekçesi ile reddine karar verilmesi hatalı olmuş ise de, açıklanan yasal düzenleme gereği tedbir kararı verilebilmesi için de HMK'nın 389. maddesinde öngörülen koşulların oluşması gerektiği ve Mahkemenin bu koşulların oluşmadığına dair gerekçesinin yerinde olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.