İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, motosiklet kazasında ağır yaralanan davacının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri taleplerine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapıyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının motosiklette yolcu iken karıştığı trafik kazası sonucu oluşan sürekli ve geçici iş göremezlik zararlarının tazmini talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin Güvence Hesabından 172.072,69 TL maddi tazminat ödenmesine ve bakıcı gideri talebinin reddine dair kararının istinaf incelemesini içermekte olup, davalı Güvence Hesabının kazanın kimliği belirsiz bir araçtan kaynaklandığına dair somut delil eksikliği, illiyet bağı, kusur raporu hataları, hatır taşımacılığı indirimi ve tazminat hesaplama yöntemlerine itirazları ile davacının maluliyet oranının eksik hesaplandığı ve bakıcı gideri talebinin haksız reddedildiği yönündeki itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirilmesini anlatmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: ████████
KARAR NO : ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 8/███████
NUMARASI : ████████ (E) - ████████ (K)
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: █████/2018 tarihinde davacının, sürücü... sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklette yolcu konumunda iken Cizre–İdil karayolunda, motosiklet sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine sürüklenip karşı yönden gelen kimliği belirsiz araca çarptığını ve ağır şekilde yaralandığını belirterek, kazaya karışan ... plakalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olan davalı ... AŞ'den ve sürücüsünün kimliği ve plakası belirsiz araç bakımından da ... Hesabı'ndan davacının sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri nedeniyle uğradığı toplam 300 TL maddi zararın, davalıların temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince; "Davacının davasının kısmen kabulü ile; Davanın davalı ... A.Ş yönünden feragat nedeniyle reddine, 164.649,36 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.423,32 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 172.072,69 TL'nin █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Hesabından alınarak davacıya verilmesine, Davacının bakıcı gideri için maddi zarar talebinin reddine," karar verilmiş, bu karara karşı davalı ... Hesabı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davalı ... Hesabı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kazaya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiği yönündeki iddiayı destekleyen somut bir delilin dosyaya sunulmadığını, iddia edilen kaza hakkında davacı tarafından yaklaşık sekiz ay sonra savcılığa şikâyet başvurusunda bulunulduğunu, davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kaza sonrasında Dicle Üniversite Hastanesi tarafından düzenlenen raporda "başvuru nedeni öyküsü" başlığının altında davacının basit düşme sebebiyle yaralandığının belirtildiğini, yaralanmanın kaza ile illiyetli olduğunun, kazanın plakası ve varlığı tespit edilemeyen aracın kusuru ile meydana geldiğinin ispat edilemediğini, bizzat muayene edilmeksizin ve eksik evrak temin edilmeksizin davacı hakkında hazırlanan raporun hükme esas alınmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu, davacı yanın beyanları esas alınarak hazırlanan kusur raporunun kabulü mümkün olmamakla birlikte mezkur raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müterafik kusur indiriminin gereği gibi irdelenmediğini, davacının motosiklette yolcu ve sürücünün arkadaşı olması nedeni ile hatır taşımacılığı indirimi uygulanması gerektiğini, müvekkili aleyhine geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, yeni genel şartlar uyarınca ve aktüerya bilimine uygun olacak şekilde maluliyet zararının %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanması gerektiğini, arabuluculuk başvurusu ihtiyari nitelikte olduğundan davacı aleyhine ücrete hükmedilmesi gerekirken müvekkili aleyhine ücrete hükmedilmesinin doğru olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle: müvekkilinin maluliyeti hesaplanırken ''Yürüyüş bozukluğuna göre özürlülük oranları''na göre hesaplama yapılması gerektiğini, bu şekilde hesaplama yapıldığında davacının maluliyetinin %12'den çok daha fazla olduğunun görüleceğini, davacının bakıcıya muhtaç olmadığı yönündeki kanaati havi ATK raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını, bilirkişi raporuna esas alınan bakiye ömür süresine, maluliyet oranına, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı sürelerine, hesaplama yöntemine, zarar süresine, kazanç durumuna, aktif ve pasif dönem tablolarına itiraz ettiklerini, bilinen dönemin sonu olarak rapor tarihi olan █████/2025 tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, gelecek pasif dönem zararının belirtilen tutardan daha fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
TMK’nin 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ve HMK'nin 190. maddesinde de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindeki düzenlemeler ile ispat yüküne ilişkin genel kural hüküm altına alınmıştır. Buna göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
6102 sayılı TTK’nin 1409/2. maddesinde, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerektiği öngörülmekle birlikte, sigorta kapsamında kalan rizikonun gerçekleştiğini ispat yükü davacıdadır.
Somut olayda, davacı, ... plakalı motosiklette yolcu konumunda iken geçirdikleri kazada plakası tespit edilemeyen bir aracın da olaya karıştığını iddia ederek cismani zararı nedeniyle davalı ... Hesabından tazminat talebinde bulunmaktadır. Yukarıda yer alan düzenleme uyarınca dava konusu kazanın, motosiklet sürücüsü dışında, plakası tespit edilemeyen (bu nedenle davalı ... Hesabının sorumlu olduğu) başka bir aracın katılımıyla gerçekleştiğini ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran davacı tarafa aittir.
Ancak davacı tarafça, kazaya plakası tespit edilemeyen başka bir aracın karıştığı olgusunun ispat edildiğinden söz etme olanağı yoktur. Mahkemece, davalı ... Hesabı vekilinin yargılamanın tüm aşamalarında bu yöndeki itirazını ileri sürmesine rağmen gerekçeli kararda, bu savunmanın hangi nedenlerle dikkate alınmadığı tartışılmamıştır.
Dosya içeriğinde bulunan ceza soruşturması dosyasında kollukta ifadesi alınan davacı, motosiklet sürücüsü ... isimli kişinin kendisini çalışmakta olduğu iş yerine bırakmak amacıyla ikametinden ... plaka sayılı motosikletle aldığını, bir süre sonra ... kara yolu üzerinde ...'ün direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, motosikletin yaklaşık 10 metre sürüklenerek karşı şeritten gelen plakasını bilmediği ... marka araca çarptığını, kazaya karışan ... marka araç sürücüsünün isminin bildiği kadarı ile ... olduğunu, ancak soy isimini veya açık adres bilgilerini de bilmediğini, yine bildiği kadarı ile ... numaralı telefon hattını kullandığını beyan etmiştir.
Davacının kaza nedeniyle C. Savcılığına şikayette bulunması üzerine, altı aylık yasal süreden sonra şikayette bulunulduğu gerekçesiyle KYOK verilmiştir. Bu nedenle, davacının kolluk ifadesinde adları geçen ve telefon numaraları beyan edilen motosiklet sürücüsü ... ile karşı araç olduğu ileri sürülen ... adındaki kişi hakkında bir işlem yapılmayıp beyanları da alınmamıştır.
Bu itibarla davacıya, davalı ... Hesabının sorumluluğu kapsamında kaldığı ileri sürülen rizikonun gerçekleştiğini, başka bir anlatımla, kazaya, başka bir aracın da karıştığını ispat etmesi için imkan verilerek oluşacak sonuca göre yargılamaya devam edilip karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir işlem ve değerlendirme yapılmaksızın davanın esasına girilip karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı ... Hesabı vekilinin bu konudaki istinaf itirazının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararın kaldırılma şekline ve nedenine göre davalı ... Hesabı vekilinin diğer itirazları ve davacı vekilinin itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.Davacı vekilinin ve davalı ... Hesabı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
3.İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5.Davacı ve davalı ... Hesabı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6.İstinaf talep edenler tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!