İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin, bonolardaki imza sahteciliği iddialarıyla açılan menfi tespit davasında ilk derece mahkemesi kararını inceleyerek verdiği karar.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, üzerinde borçlu olarak göründüğü ve davalının alacaklı olduğu toplam 300.000 TL bedelli iki bonodaki imzaların kendisine ait olmadığını, sahte olduğunu ve davalı ile hiçbir borç ilişkisi bulunmadığını iddia ederek açtığı menfi tespit davasını ele almaktadır; davacı, şirketini bonoların tanzim tarihinden sonra kurduğunu, vekil atamadığını ve bonoların davalı ile dava dışı bir üçüncü kişi tarafından düzenlendiğini öne sürerken, davalı ise davacının şirketine 90.000 USD nakit verildiğini ve bir kısmının geri ödendiğini savunarak bonolardaki borcun geçerli olduğunu belirtmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI: 2022/4 Esas - ████████ KararDAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı 30.10.2019 tarihinde tek ortaklı olarak... Şti'ni kurduğu, müvekkil aleyhine ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... E Sayılı dosyalardan her biri 150.000 TL olan 16.10.2018 tanzim tarihli 04.05.2020 ve 18.05.202 tarihli iki bonoya dayanan İcra takibi başlatıldığı, Takibe konu bonolar incelendiğinde alacaklı ..., borçlu ..., kefil ... nakten kaydı yazılı olduğu, takibe konu bonolar üzerinde atılı imzalar ... eli ürünü olmadığı, kendisinin ticarete 16.10.2019 tarihinden sonra başladığı, kimseyi de vekil tayin etmediği, müvekkilin alacaklı ile hiçbir şekilde borç ilişkisine girmediği gibi davalıdan da borç para almadığı,dava dışı ..., ... ile hesap mutabakatı sağlayamadığını işleri takip için avukat vekalet ücreti vermesi gerektiğini, işleri çözeceğini beyan ettiği, bunun üzerine de hukuki işlemleri Av....'ın takip ettiği, bu süreçte davacı ve dava dışı eşi adına İstanbul 18 İTM 2020/.. E Sayılı dava açtığı, Bu davada davalı veliki 19.11.2020 tarihli dilekçe ile davacının şirketine 90.000 USD nakit verdiğini iddia ettiği, Ancak bonolar 16.10.2018 de tanzim edildiğine göre müvekkilin şirketine para verilmesinin söz konusu olmadığı, kaldı ki sonradan da davalı tarafından hiç bir şekilde şirkete para verilmediği, davalı bir taraftan müvekkili şahsi olarak borçlu yapan İcra takibi yapması, diğer taraftan da şirket mallarına haciz uygulanmasına çalışması hukuka aykırı olduğu, davalı sahte bir bonoya dayanarak müvekkili mağdur ettiği, müvekkile babasından kalan mallara haciz uygulandığı, bu kapsamda Bakırköy 12 SHM █████████ E.Sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, takibe konu bonolar üzerinde atılı olan imzalara İtiraz edildiği, davalı itirazın süresinde yapılmadığı yönünde itirazda bulunduğu, müvekkilin yaşadığı mağduriyetler sebebiyle, ... aleyhine Bakırköy 9 Aile Mahkemesi ████████ E Sayılı dosyasından dava açtığı Bonolar üzerinde atılı imzaların müvekkile ait olmadığı, bonoların davalı ile dava dışı ... birlikte tanzim ettiği, takibe konu bonolardaki imza ve el yazısı davacıya ait olmadığı için sahte tanzim edildiği ve işleme konduğu, Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide de Kabul edildiği üzere bonolara özgü seçimlik unsurlarından biride temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik bedel kaydı olduğu, Bedel Kaydı'nın Kambiyo senetlerinde ihtiyai kayıtlardan olduğu, bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem kazandığı, kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırdığı, davaya konu bonolar üzerinde nakten kaydı olduğu, müvekkile hiç bir şekilde davalı/alacaklı tarafından bir nakit para verilmesi yada havale yapılmadığı, davalı, kendisine bazı ödemeler yapıldığını iddia etmiş ise de hiç bir şekilde davacı tarafından davalıya hiç bir gerekçeyle ödeme yapılmadığı, yukarıda arz olunduğu üzere, davalı ile hiç bir ticari ve para ilişkisi olmayan davacının borçlu olarak ismini yazılı olduğu kefil ... bulunan davalının da alacaklı olduğu her biri 150.000 TL bedelli 16.10.2018 tanzim, 04.05.2020 ve 18.05.2020 vadeli 2 bonodaki Borçlu İmzası davacıya ait olmadığı, davacı hiç bir şekilde bono tanzim etmediği gibi bu işleme yönelik kimseyi vekil tayin de etmediği, bonoların Kefil ... ile Davalı - birlikte tanzim edildiği, davacının mağduriyetine neden olacak şekilde hareket edildiği, Bonolar üzerinde atılı imzaların müvekkile ait olmadığı, sahte olduğu, İmza incelemesi yapılmasının talep edildiği, öncelikle tedbir kararı verilerek ... İcra Md.... ve ... E Sayılı takiplerin durdurulmasına, dava, takip masraflarının ödenemediği nedeniyle,adli yardım talebinin kabulüne, toplamda 300.000 TL bedelli bonolardan borçlu olunmadığının tespitine davalı aleyhine % 20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının, 11.05.2017 tarihinde 400.000 TL sermayeli 2 ortaklı... A.Ş'nin kurucu ortağı olduğu, Şirket kurulduğu tarihten bir süre sonra Yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda davacının eşi olan ...'ın girişimleri ile davacının şirketteki ortaklığına münhasıran müvekkilden 90.000 USD para alındığı, alınan bu paraya karşılık daha sonra ortağı olduğu şirket hesabından müvekkile 20.000.00 TL para ödemesi yapıldığı, (...ödeme dekontu) davacının ortağı olduğu şirket yurtdışından ithalatını yaptığı malları bir dönem müvekkile ait depoda muhafaza ettiği, (Kamera görüntüleri) görüldüğü üzere müvekkilden para alındığı dönemde adına kayıtlı bir şirket olduğu ortada olup asılsız ve mesnetsiz iddia ve talepleri ortadan kaldırdığı, karı-koca işler ayrıymış gibi izlenim yaratıp müvekkili mağdur etme gayretinde oldukları, davacı, sözde imzaları kendisi atmadıysa, Eşi İsa'nın attığını nereden bildiği, anlatımlar çelişkili ve gerçeklikten uzak olduğu, Davacı borçlu ... ve Eşi ...... tarafından müvekkile ödenmeyen bakiye kalan borç için 16.10.2018 tanzim tarihli 18.05.2020 vadeli 150.000 TL ve 04.05.2020 vadeli 150.000.00 TL bedelli senet düzenleyip müvekkile verdiği, borçluların müvekkile olan borcu 300.000 TL olduğu, söz konusu borç nedeniyle müvekkil alacağını teminen 18.05.2020 vade tarihli senet yönünden İstanbul 7 ATM ████████ D iş sayılı dosyasından İhtiyati haciz kararı alındığı ve ... İcra Md. ... E SAyılı dosyasından işleme konulduğu, Diğer senet ise ....İcra Md. ... E Sayılı dosyasından işleme konulduğu, borçluların müvekkile olan borçları nedeniyle Ortağı olduğu... Şti üzerinden bir kısım ödemelerde bulundukları, İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesi ████████ E, █████████ K sayılı dosyasındaki dava dilekçesi, ve dekontlar ile ödemelerin davacı şirket üzerinden takibe konu senetlere istinaden yapıldığını beyan ve Kabul ederek imzaya itiraz edilmediği, yine İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasına dava dilekçesinde davacı ile müvekkil arasında hesap mutabakatsızlığı olduğu ileri sürülerek ticari ilişkinin ve senetlerin geçerliliğinin Kabul edildiği, sunulan dekontlarla ödemelerin dava konusu senetlere istinaden yapıldığının ikrar edildiği, borç ve borç ilişkisini Kabul eden davalı tarafın imza incelemesine yönelik taleplerinin dinlenemeyeceği, davacının senet üzerindeki imzayı eşinin attığı ve kendisinin haberi olmadığı iddialarının da asılsız olduğu, ... ve ... birlikte ortak iken 04.01.2021 tarihinde ortak değişikliğine giderek ...'I ortaklıktan çıkarıldığı, Karı-KOca - sürekli resmiyette değişiklik yaparak haksız kazanç sağlamaya çalıştıkları, davacı borçlu sürekli olarak müvekkili dava yoluyla meşgul etmeye çalışarak alacağına kavuşmasına engel olmak bu zaman zarfında da varlığını boşaltmak istediği, davacının dava dışı eş ... aleyhine Bakırköy 9.Aile Mahk. ████████ E Sayılı dosyası ile açtığı dava ticari hayatındaki sorumluluklardan hukuken kurtulmaya yönelik alacaklıları yasaları kullanarak mağdur etmek ve borçlarını ödememek için yapıldığı, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.KARŞI DAVA :Davacı/karşı davalı dava dilekçesinde özetle; ...'ın 4 hisseye sahip olduğu ... A.Ş'deki hisselerinin devrini müteakip 30.10.2019 tarihinde...Şti adlı tek paylı şirketi kurduğu, taraflar arasında İstanbul 18 İcra Hukuk Mahk. ████████ E Sayılı dosyasının dava dilekçesinde hesap mutabakatsızlığı olduğunu ileri sürmüş müvekkile teslim edilen senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ettiği, söz konusu davada kesinlikle imzanın kendisine ait olmadığı iddia edilmediği, borç miktarının talep edildiği miktarda olmadığı ileri sürülerek borca itiraz edildiği, dolayısıyla bu dosyadaki beyan ve belgelerle müvekkil ile davacı arasındaki ticari ilişkinin ve senetlerin geçersizliği ikrar yoluyla Kabul edildiği, sonrasında borçtan kurtulamayınca huzurdaki davanın açılması Davacı/Karşı davalının kötü niyetli olduğunun kanıtı olduğu, bu nedenle davacının müvekkiline borçlu olduğunu, davacı/karşı davalının iddialarının doğru olmadığının adli makamlar önünde Kabul edildiğini, davacı/karsı davalının müvekkil hakkında suç duyurusunda bulunduğunu,“Bedelsiz senedi kullanma” suçu işlendiği iddiası ile İstanbul C. Başsavcılığı ███████████ Soruşturma dosyasından yapılan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, yine davacının Eşi ... tarafından yapılan suç duyurusuna istinaden Bakırköy C. Başsavcılığı'nın ██████████ Sayılı dosyasından Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, İstanbul 18 İcra Huk. Mahk. ████████ E Sayılı dosyası ile müvekkilin açtığı istihkak davasında alınan karar ile borçlu ile istihkak iddiasında bulunan şirket arasında organic bağ bulunup bulunmadığı hususunda rapor istenildiği, davalının ... ŞTİ'nin ortağı ...'ın şirketin tek ve hakim ortağı olduğu, şirket kuruluşunun bono keşide tarihinden sonra - (30.10.2019 tarihinde) kurulduğu, şirket kuruluşundan itibaren 4 ay içinde gösterilen faaliyetin şirketin hakim ortağının vasıf, bilgi ve tecrübesi ile paralel bir seyir gösterdiği, Davalı/karşı davalı ...'nın borçlarından dolayı ... Şirketinin sorumlu olduğunun tespit edildiği, bu suretle...... Şirketi ile Davacı/karşı davalı ... arasında Organik bağ olduğu yönünde rapor düzenlendiği, davacı/karşı davalı ... ...A.Ş'deki hissesini devrini müteakip 30.10.2019 tarihinde ...... Şti adlı tek pay sahipli şirketi kurduğu ve şirket faaliyeti ... Şti olarak devam ettiği ve tüzel kişilik perdesinin aralanmak suretiyle davacı/karşı davalı müvekkile borçlu olduğunun tespit talep edildiği, davacı/Karşı davalının ortağı olduğu ... .... A.Ş'nın diğer ortağı ... tarafından keşide edilen 16.10.2018 tarihli iki adet 150.000.00 TL bono müvekkiline verilmiş ve zamanında ödenmediği, bu bonolar da aynı davacı/karşı davalı ...'nın keşide ettiği 16.10.2018 tarihinde tanzim edildiği, yani, davacı / karşı davalı yalan beyanda bulunarak şirket tüzel kişiliği perdesinin arkasına saklanarak borçlarından kurtulmak istediğini, açıklanan sebeplerle; davacı tarafından İstanbul 18. İcra Huk. Mahk. ████████ E █████████ K sayılı dosyasında borcu Kabul-İkrar beyanına karşı İmza incelemesi talepleri dinlenemeyeceğinden davanın reddine, davacının alacağın en az % 10'u tutarında Para cezası ile cezalandırılmasına, alacağın % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karşı dava yönünden davanın kabulüne, karşı davalı ...'ın tüzel kişilik perdesinin aralanmak suretiyle sorumluluğunun bulunduğundan .... İcra Md ... E sayılı dosyası ile .... İcra Md. ... E Sayılı dosyalara konu bonolar nedeniyle müvekkiline borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ... Karşı dava yönünden taraflarca dava konusu İcra Takiplerine dayanak edilen 16.10.2018 tanzim tarihli 04.05.2020 vadeli 150.000 TL bedelli ve 18.05.2020 vadeli 150.000 TL bedelli iki ayrı bononun, kambiyo ilişkisi soyut borç ikrarı içermesi nedeniyle takip konusu bonoya karşı borçlu olmadığının takip borçlusunun ispat etmek zorunda olduğu kambiyo takiplerine konusu bonolar üzerinde söz konusu bonoların karşı davacı ... emrine düzenlenerek teslim edilmesinde: “... Yukarıda yazılı yalnız Yüzellibin TürkLirası ... Krş. Kayıtsız şartsız ödeyeceğim.Bedeli nakten ahzolunmuştur...” bonoların verilmesinin gerekçesi olarak nakden ifadesinin yer alması ile soyut borç ikrarı yer almakta olduğundan karşı davanın borçlusu yani senet keşidecisi senedin bedelsiz olarak düzenlendiğini veya takip alacaklısına karşı borcunun olmadığını ispat ile yükümlü olduğunu, dava dosyasında davacı karşı davalı tarafından dosyaya (soyut borç ikrarı içeren senet alacaklısına borçlu olmadığı ) bu yönde belge sunulmadığı anlaşılmakla karşı dava bakımından davacının davasının kabulü ile ... icra dairesinin ..., ... takip sayılı dosyalara konu bonolar nedeni ile davalı ...'ın davacı ...'e borçlu olduğunun tespitine, Asıl dava bakımından davanın █████/2022 tarihli celsede HMK 150 madde uyarınca işlemden kaldırıldığı ve 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği anlaşılmakla HMK 150/5 madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı Karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu bonolar altındaki imzalar ve el yazısının davacı karşı davalının eli ürünü olmadığını, bonoların davacı karşı davalı tarafından değil davalı ve dava dışı ... ile birlikte tanzim edildiğini, imza yönünden davalının bilmediği iddiasında bulunmak istese dahi "bononun ilk hamilinin bono altındaki imzanın borçluya ait olup olmadığını bilmesi elzemdir, bilmediğinin iddia edilmesi kötü niyetli olup hukuken korunamayacaktır şeklinde Yargıtay İçtihatları bulunduğunu, davacı karşı davalının alacaklı ile hiçbir şekilde borç ilişkisine girmediğini ve davalıdan borç para da almadığını, davalıya yönelik hiçbir şahsi yada ticari işleri olmadığı için anılan borçtan dolayı mağdur olduğunu, davalı-karşı davacı tarafından davacı karşı davalının el ürünü olduğunu beyan ettiği senetlerin gerçekte davacı karşı davalıya ait el ürünü olmadığını, davalı-karşı davacı ... ile aralarındaki alacak-vereceğin tahsili amacıyla sahte olarak üretildiğini, davalının bir taraftan müvekkilini şahsi olarak borçlu yapan icra takibi yaptığını ve şirket mallarını haciz uygulamaya çalıştığını, davacı karşı davalının babasından kalan mal varlığının bile haczedildiğini, bu kapsamda Bakırköy 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin █████████ E sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, davalı tarafın davacının hissedarı olduğu şirkete 90.000 dolar borç verdiğini iddia ettiğini, davalının kendisinin 30.10.2019 tarihinde kurulan şirkete, kurulmadan ve tüzel kişilik kazanmadan nasıl para verdiğini ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafın 300.000 TL alacaklıyım şeklindeki ikrarı dikkate alındığında bu alacağının dayanağına dair de bir delili olması gerektiğini, ancak bu hususa ilişkin bir delil sunulmadığını ve bu yönde bir incelemede yapılmadığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilmiş olan karşı davanın kabulü kararının usul ve esasa aykırı eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve karşı davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Asıl dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit, karşı dava aynı takip nedeniyle alacaklı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl davanın HMK 150/5 madde uyarınca açılmamış sayılmasına, karşı davanın kabulü ile; ... icra dairesinin ..., ... takip sayılı dosyalara konu bonolar nedeni ile davalı ...'ın davacı ...'e borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kabul edilen karşı dava yönünden davacı-karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı-karşı davacının karşı davada hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı karşı davacı tarafça davacı karşı davalı ve dava dışı ... hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile 150.000.00 TL bedelli bonoya dayalı olarak takip başlatıldığı, davacının bir kısım malları hakkında haciz işlemleri uygulandığı anlaşılmaktadır. Yine davalı karşı davacı tarafça davacı karşı davalı ve dava dışı ... hakkında .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile 150.000.00 TL bedelli bonoya dayalı olarak takip başlatıldığı borçluların icra hukuk mahkemesinde imzaya itiraz ve borca itiraz yönünden açtıkları davalarının reddedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça asıl dava ile bahsi geçen 2 dosyadaki bonolar üzerindeki imzaların kendisine ait olmaması nedeniyle icra takipleri nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemli asıl dava açılmıştır. Davalı karşı davacı cevap dilekçesi ile; karşı davalı ...'ın tüzel kişilik perdesinin aralanmak suretiyle sorumluluğunun bulunduğundan ... İcra Md ... E sayılı dosyası ile .... İcra Md. ... E Sayılı dosyalara konu bonolar nedeniyle müvekkiline borçlu olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Dava konusu bonolar incelendiğinde her iki bononun 150.000 TL bedelli, keşidecisinin ..., avalistinin ..., lehdarının ..., keşide tarihlerinin █████/2018 olduğu, birinin vadesinin █████/2020, diğerinin ise █████/2020 olduğu görülmektedir. 6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ███████E- █████████ K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı) Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir. Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir.6100 sayılı HMKnun 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tespit davası, eda davasının öncüsü durumunda olup, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, eda davası açılması mümkün olan hallerde davacının tespit davası açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması şarttır. Hukuki yararın varlığının kabulü için ise, talepte bulunanın hakkının tehlike altında bulunması ve verilecek bu tespit kararının bu tehlikeyi bertaraf edici nitelikte bulunması gereklidir. Tespit davasında, sadece tespit hükmü verilebilir. Verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. ( Yargıtay 11 Hukuk dairesi 2016/ 4880 E. █████████ K sayılı █████████ tarihli kararı)Hukuki yarar bir dava şartıdır. Eda davalarında ve inşaî davalarda hukuki yararın bulunduğu varsayılır. Tespit davalarında ise her olayın özelliğine göre davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, özellikle eda davası açılması mümkün olan hallerde olumlu tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmelidir.Somut olayda, karşı davacının talebi; icra takibine konu ettiği üzerinde davacı ...'ın keşideci olarak ismi bulunan bonolar nedeniyle asıl davacının karşı davacıya borçlu olduğunun tespiti istemidir.Bononun unsurlarının düzenlendiği TTK 776-1-b maddesinde "Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini," içermesi gerektiği düzenlemesi bulunmakta olup bu hususun yeniden tespit davası konusu yapılmasında hukuki yarar yoktur. Karşı davacının alacak davası açma hakkı bulunması karşısında iş bu tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olup, aynı Kanunun 115. maddesine göre; mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmesi gerektiği gibi HMK 106/2 maddesi uyarınca da; eda davası açılabilecek hallerde tespit davası açılmasında "güncel yarar" koşulu da oluşmadığından, ilk derece mahkemesince karşı davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi ve kabule göre de olumlu tespit hükmü kurulması isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; karşı davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle karşı davanın reddine, asıl dava yönünden kurulan hükme yönelik bir istinaf talebi ve incelemesi bulunmadığından ilk derece mahkemesince verilen hüküm tekrar edilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-ASIL DAVA YÖNÜNDEN Davanın, █████/2022 tarihli celsede HMK 150 madde uyarınca işlemden kaldırıldığı ve 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği anlaşılmakla HMK 150/5 madde uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, a-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 269,85-TL harcın peşin alınan 5.123,25-TL harçtan mahsubu ile fazla 4.853,40-TL'nin hüküm kesinleştiğinde davacı/karşı davalıya iadesineb-Davacı/karşı davalının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,c-Davalı/karşı davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya verilmesine, 2-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN Karşı davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-h, 115/2 hükmünce USULDEN REDDİNE, a-Davalı karşı davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 5.123,25 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile fazlaya dair 4.391,25 TL'nin davalı karşı davacıya iadesine,b-Davalı karşı davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,c-Davacı karşı davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davalı karşı davacı taraftan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine,d-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00 -TL arabuluculuk ücretinin davacı/karşı davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,e-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine, 3-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı -karşı davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,B-Davacı-karşı davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL, posta ve tebligat gideri 200,00 TL olmak üzere toplam 1.369,40 TL yargılama masrafının davalı karşı davacı ...'den alınarak davacı karşı davalı ...'a verilmesine,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026