Kuryelik esnasında kabloların boğaza dolanmasıyla yaralanan davacının haksız fiil tazminat davasında Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığına ilişkin hukuki değerlendirme.
Özet: Bu hukuki metin, kuryelik yaptığı sırada davalılara ait kablolar nedeniyle yaralandığını ve bu durumdan dolayı maddi ile manevi zarara uğradığını iddia eden davacının haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, mahkemenin öncelikle görevli olup olmadığını incelediğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri doğrultusunda asliye ticaret mahkemelerinin görev alanını ve bir davanın ticari dava sayılma koşullarını detaylıca değerlendirerek, söz konusu tazminat talepli davanın kendi yargılama yetkisi kapsamında yer alıp almadığını belirleme sürecindedir.

T.C.
İSTANBUL18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:████████ EsasKARAR NO:████████DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ:█████/2026KARAR TARİHİ:█████/2026Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;03.04.2026 tarihinde saat 20.00 sıralarında müvekkilinin kuryelik yaptığı esnada davalılara ait kabloların müvekkilinin boğazına dolanması neticesinde motordan düşerek sağ ayak baş parmağının kırıldığını, boğazında kesikler oluştuğunu, ... Devlet Hastanesine kendi imkanlarıyla giderek tedavi altına alındığını, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde yaralandığını, davalıların kabloları açıkta bırakarak kusurlu harekette bulunduğunu, müvekkilinin şikayetçi olduğunu, ayak parmağındaki kırığın iyileşmesinin aylar süreceğini, müvekkilinin kendi ihtiyaçlarını karşılayamadığını, iyileşme sürecinin belirsizliğini koruduğunu, bu süreçte mahrum kaldığı kazançların ve bakım masraflarının ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin düzenli çalışamadığını, beden gücü kaybına uğradığını, tedavi evraklarının celbinin gerektiğini, kalıcı bedensel sakatlık yaşadığını, maddi ve manevi olarak zor durumda kaldığını, 23.04.2026 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, 18.06.2026 tarihinde uyuşmazlığın anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin yaşadığı maddi zarar mağduriyetinin giderilmesi için 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini, 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tazmin edilmesini, adli yardım taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, haksız fiilden kaynaklı maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; 03.04.2026 tarihinde davacının kuryelik yaparken davalılara ait olduğu beyan edilen kabloların davacının boğazına dolanması şeklinde gerçekleşmiş olan haksız fiil neticesindeki davacının yaralanması sebebiyle maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.b) Yargı yolunun caiz olması.c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.e) Dava takip yetkisine sahip olunması.f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.g) Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.ğ) Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.h) Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.ı) Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Somut olay bakımından yapılan incelemede her ne kadar davalılar tüzel kişi tacir ise de davacının gerçek kişi olduğu, UYAP sisteminden yapılan kontrolde davacı ile davalılar arasında herhangi bir iş ilişkisinin olmadığı gibi davacının dava dışı 3. Kişi konumundaki şirkette çalışan olduğu, davalılar arasında sigorta şirketinin de bulunmadığı dikkate alındığında eldeki davada tarafların karşılıklı tacir olmalarından ve bu kapsamda nisbi nitelikte ticari bir davadan bahsedilemeyeceği gibi TTK hükümlerinin uygulanmasını gerektirir şekilde sigorta hukuku vs. sebepten kaynaklı mutlak ticari dava da söz konusu olmadığı, davanın haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu kabul edilerek davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 320. Maddesinin 1. Fıkrasının "(1) Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir." şeklindeki düzenlemesi kapsamında dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması sebebiyle istinaf yasa yolu açık olmak kaydıyla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.HÜKÜM :Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 3-HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, 4-Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)5-HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına,6-Davacının adli yardım talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesini,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026Katip ...e-imzalıdır Hakim ...e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.