İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin, plakası tespit edilemeyen aracın neden olduğu iddia edilen yaralanmalı trafik kazası sonrası bedensel zarar tazminat davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı vekilinin, müvekkilinin 2017 yılında plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu ağır yaralandığı, geçici hafıza kaybı yaşadığı ve maddi tazminat talep ettiği olayda, davalının davanın zamanaşımına uğradığını ve kazanın somut delillerle ispatlanamadığını iddia etmesi üzerine ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir; davacı vekili ise istinaf başvurusunda, müvekkilinin ağır yaralanması nedeniyle hastane kayıtlarındaki ilk bilginin eksik olduğunu, ancak kamera görüntüleri, diğer hastane evrakları ve keşif raporları gibi delillerin olayın bir trafik kazası olduğunu açıkça gösterdiğini ve mahkemenin eksik inceleme yaptığını belirterek kararın bozulmasını talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: █████████
KARAR NO : █████████
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: █████/2023
NUMARASI : ███████ Esas - ████████ Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2017 tarihinde, saat 10.00 sıralarında, ... Mahallesi, ... cami yanında, davacının çöp atmak için evden çıktığını ve bu sırada plakası belirlenemeyen bir aracın ona çarparak kaçtığını, ağır şekilde yaralanan davacının ambulans ile ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne getirildiğini, müvekkilinin kaza neticesinde geçici süre hafıza kaybı yaşadığını, yoğun bakımda yatan hasta çıkış özeti/epikriz raporuna göre; organik olmayan psikoz, lomber omurga ve pelvis birden fazla kırık tanımlandığını, sol hemotoraks nedeniyle şahsın yaşamını tehlikeye soktuğunu, kazadan yaklaşık 5 ay sonra ifadesinin alınabildiğini, polis ekiplerince incelenen kamera görüntülerinde, kazaya sebep olan aracın sokağa girdiğinin belirlendiğini fakat aracın marka, model ve plakasının görüntülerden tespit edilemediğini, ... Hesabı'nın █████/2019 tarihli taleplerini reddettiğini belirterek şimdilik 5.000,00 TL maluliyet tazminatı, 500,00-TL geçici iş görmezlik tazminatının, 500,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 6.000,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayın 2017 yılında meydana geldiği gözetildiğinde davanın zamanaşımına uğradığını, kazaya karıştığı iddia olunan plakası tespit edilemeyen motorlu aracın varlığının, somut deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, 16.05.2017 tarihinde ... Üniversitesi Hastanesinin acil tıbbi müdahale raporuna göre, hastane kayıtlarına "düşme - ..." olarak giriş kaydının yapıldığını, müştekinin soyut iddiası dışında meçhul şüphelinin kazaya sebep olduğu hususunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını belirterek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut vakada kazanın etkisi ile ağır derecede yaralanan, geçici hafıza kaybı yaşayan ve ambulans ile hastaneye kaldırılan, hastaneye kaldırıldığı sırada hayati tehlikesi bulunan müvekkilin, hastaneye kaldırıldığı anda ilk girişinin "Düşme-...? Trafik Kazası?" şeklinde kesin bir emare içermeden yapılmasına, müvekkilin ağır yaralanması sebebi ile durumu açıklayamayacak halde olması etken olup daha sonraki hastane evraklarında olayın trafik kazası neticesinde meydana geldiği aşikar olduğunu, davacının sağlık durumu, hastane raporları, kaza sırasında sokağa giren ve kazaya sebebiyet veren fakat plakası belirlenemeyen pikap aracın sokağın başındaki kameradan alınmış görüntüsü ve dilekçede sunmuş olduğu diğer somut deliller mevcut olduğu halde eksik inceleme yapılarak müvekkilin yaralı olarak bulunduğu yer tespit edilemediği dolayısı ile olayın trafik kazası olduğu hususu ancak dosyadaki diğer delillerin değerlendirilmesi ile mümkün olacağını, olayın trafik kazası olduğunun somut ispatı, yapılmış olan keşif neticesinde, müvekkilin olay anında bulunarak ambulans ile hastaneye kaldırıldığı yerin tespitinde bulunduğunu, 10.06.2022 tarihli kesif raporunda krokide müvekkilin evi ve yol arasında mesafe olduğu, çarpma noktası açıkça görüldüğü, müvekkilin ambulansa kaldırıldığı (bulunduğu yerin) tespiti ise kaza hususunu son ve kesin olarak ortaya koyar nitelikte olacağı fakat ilgili tespit için sağlık ekibinden bir kişiye sorulmuş ve hatırlanmadığı ifade edilerek rapora eklendiği bu da yargıyı somut gerçekliğe ulaşmaktan alıkoyan bir durum olduğunu,13.07.2021 tarihili bilirkişi raporunda ise; her ne kadar bilirkişi tarafından ön planda yüksekten düşme sonucu meydana geldiğini düşündürecek nitelikte bulunabileceği şeklinde bir kanaate varılmışsa da böyle bir kanaat raporunun tamamen varsayımsal olduğu rapor içeriğinden de anlaşılmakta ve işbu raporla verilecek hükmün adaleti sağlamayacağını fakat dosyadaki diğer delillere (bilirkişi raporlarına) bakıldığında, müvekkilin trafik kazası sonucu malul kaldığı açıkça görülebildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dava dilekçesindeki iddia ve anlatımdan; █████/2017 tarihinde, saat 10.00 sıralarında, ... Mahallesi, ... cami yanında, davacının çöp atmak için evden çıktığını ve bu sırada plakası belirlenemeyen bir aracın ona çarparak kaçtığını, ağır şekilde yaralanan davacının trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.
Somut olayda kaza nedeniyle başlatılan ceza soruşturma dosyasında polis memurları tarafından düzenlenen CD inceleme ve araştırma tutanağına göre; "müştekinin oğlu... tarafından biz görevlilere teslim edilen ve Taksirle Yaralama olayının meydana geldiği sokak üzerinde bulunan marketten alınan güvenlik kamera görüntüleri incelendiğinde ... isimli şahısın Bilgi Alma Tutanağında geçtiği açık renkli araçlar görülmüş ve gösterilmiştir. Ancak güvenlik kamera görüntülerindeki araçların hiç birisinin marka ve modelinin tespit edilemeyip, plakalarının hiçbir şekilde görülmediği ayrıca olayı yeri yakınlarında başkaca bir güvenlik kamerasının bulunmadığı tarafımızdan tespit edilmiştir. Kasten yaralama olayını gören herhangi bir güvenlik kamerasının bulunmadığı ve olayı gören görgü tanığının olmadığı çevreden yapılan araştırmadan anlaşıldığından olayı gerçekleştirdiği iddia edilen herhangi bir araç plakası ve şüpheli tespit edilemeyip şüpheli şahsı tespit ve yakalama çalışmalarımız devam etmektedir." şeklindedir.
Denizli C. Başsavcılığınca olay nedeniyle davacının müşteki olarak yer aldığı TCK 89/1 maddesi gereğince taksirle yaralama suçundan faili meçhul daimi arama kararı verildiği görülmüştür.
Mahkemece davacının maluliyetinin belirlenmesi için ATK'dan alınan raporda trafik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre de %33 kalıcı, 18 aya kadar iyileşebilir raporu düzenlendiği yine talimatla olay yerinde kroki çizildikten sonra ATK dan alınan kusur raporunda davacı %70, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %30 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Davacı olay günü ambulansla hastaneye kaldırıldığı ve uzun süre geçici hafıza kaybı nedeniyle ifadesi alınamadığı dosyaya gelen soruşturma evraklarından anlaşılmış yine epikriz raporlarında olay öyküsü olarak düşme, senkron ve trafik kazası olarak her üçünün de yer aldığı ve soru işareti konulduğu görülmüştür.
6098 sayılı TBK'nin 49. maddesine göre; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." Bir başka anlatımla, haksız bir eylemin tazminat borcu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet (nedensellik) bağı bulunması gereklidir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir. Fiil olmasaydı meydana gelen zararın doğması mümkün olmayacak idiyse, fiil ile zarar arasında bir illiyet bağı var demektir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince davacı hakkında Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. ... tarafından 13/0/2021 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporunda "... yüksekten düşme ve trafik kazası sonucu kişilerde benzer nitelikte travmatik değişimler görülebileceği, kişide saptanan yaraların (özellikle omur ve ayak kırığı) dikkate alındığında ön planda yüksekten düşme sonucu meydana geldiğini düşündürecek nitelikte bulunduğu kanaatimi bildirir rapordur." belirtilen görüş doğrultusunda ve diğer deliller ile birlikte olayın düşme olarak anlatıldığı göz önüne alınarak olay ile davacı tarafından iddia edilen yaralanma arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı ve bu haliyle davalının sorumluluğunun bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi eksik incelemeye dayalı olmuştur.
O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; ATK'dan dosya kapsamı ve davacının dosyaya kazandırılan tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, meydana geldiği iddia edilen trafik kazası ile davacının yaralanması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacıdaki yaralanmanın mahiyetine göre trafik kazası yoksa düşme sonucu oluşacağı konularında açıklayıcı şekilde maluliyet raporu alınarak sonucuna göre değerlendirilerek karar verilmesi olmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!