İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve iş ilişkisi ihtilafına dair istinaf kararı
Özet: Taraflar arasındaki iş ortaklığı kapsamında davacının bir AVM anten kamuflaj işini üstlendiğini ve bu kapsamda özel üretim yaptığını iddia ederek teslim edilen/edilemeyen ürünlerin bedeli ile ticari kazanç kaybını talep ettiği alacak davasında; davalılar, söz konusu işin kendileri tarafından verilmediğini, faturaların iade edildiğini ve geçerli bir sipariş veya sözleşme bulunmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise benzer iş ilişkisi olmasına rağmen dava konusu iş için imzalı bir sözleşme bulunmadığını ve işe başlama onayının tespit edilemediğini belirtmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2023
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18.06.2026
KARARIN YAZ. TARİH : 18.06.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.05.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Tarafların iş ortaklığının 01.03.2019 Tarihli Seri F Sıra No 628863 Fatura ile başladığını, müvekkilinin,bu iş ortaklığına teklif usulü iş yaptığını, davalıların müvekkiline . ...'da yapılan ... Adlı AVM üstüne konulması düşünülen Antenlerin Kamuflajı işini yapması işini verdiğini, söz konusu firma diğer illerde de açmış olduğu AVM lerde de kullandığı Kamuflaj, gizlemenin aynısını istemiştir .... dan. Haliyle Operatör, Firmaya, Firma da, müvekkile işi verdiğini, müvekkiline fatura karşılığı avans verildiğini ve bu sahanın toplam bedelini tek fatura ile müvekkiline ödemek istediklerini belirterek müvekkili aldattıklarını, müvekkilinin işi aldıktan sonra, diğer firmalara yapacağı işleri yapamadığını, sadece bu işe yönelmek zorunda kalması nedeniyle ticari kazanç kaybınına yol açıldığını, müvekkilin davalılardan üstlendiği işe ilişkin özel üretim ürünlerini yaptığını ancak davalılar bu ürünlerin bir kısmını teslim almadığını, davanın konusunun müvekkiline teslim ettiği bir kısım ürünler ile müvekkilin özel üretim yaptığı ve teslim alınmayan ürünlerin bedelinin tahsili talebini ilişkin olduğunu ileri sürerek, şimdilik 1.000,00-TL müvekkilinin davalıları asıl alacak yönünden temerrüde düşürdüğü (mail ve whatsApp yazışmaları) tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara ait banka kayıtlarına (vadeli, vadesiz mevduatları ile döviz ve yatırım hesaplarına), davanın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davaya bakmakla yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini, davada talep olunan alacak talepleri bakımından zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması halinde haksız davanın zamanaşımından da reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından, dava dilekçesinde yapıldığı iddia olunan işin müvekkili şirketlerce davacıya verilmediğini ve söz konusu işin, davacı tarafından yapılmadığını, dosyaya sundukları faturalar ile müvekkili şirketlerce kurulan iş ortaklığı defter ve kayıtlarının tetkiki ile de anlaşılacağı üzere, davacı tarafından haksız şekilde düzenlenen faturanın müvekkilleri tarafından iade edildiğini, özel üretim ile mal üretildiği ve söz konusu ürünün teslim alınmasından müvekkili şirketlerin kaçındığı iddiasında ise de, bahse konu özel üretim talebinin müvekkili şirketlerce davacıya yöneltilmediğini, davacı tarafından, kabul beyanı içermeyen mail yazışmaları gerekçe gösterilerek üretimin gerçekleştirildiği iddiası, söz konusu iş kapsamında müvekkillerinin kesin bir siparişin bulunmadığını ortaya koyduğunu, müvekkili şirketlerce düzenlenen iade faturası, davacı tarafından kabul edilmediğini ve muhasebe kayıtlarına da işlenmediğini, davacının, yapıldığını iddia ettiği iş nedeniyle, iş kayıplarına uğradığı ve dolaylı olarak kazanç kaybının bulunduğu iddiasında ise de işbu iddiasını somut deliller ile ortaya koymayan davacının bu talebinin kabulü mümkün olmadığını savunarak, dava şartı yokluğu, zamanaşımı, yetki itirazlarımız bakımından usulden reddine, dosyanın yetkili ankara asliye ticaret mahkemelerine gönderilmesine, her halükarda haksız ve mesnedsiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına kara verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 26.05.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında dava konusu yapım işine benzer imlatların yapımı ile ilgili iş ilişkisinin bulunduğu ,ancak dava konusu iş ile ilgili olarak imzalanmış herhangi bir sözleşme yada şartnamenin bulunmadığı,taraflar arasında yapılan e-posta yazışmalarından dava konusu işin yapılması ile ilgili görüşmeler yapıldığı ancak dava konusu yapım işinin başlaması konusunda son aşamaya gelinmediği, davacının işveren tarafından işe başlaması ile ilgili onay verilip verilmediğinin ise tespit edilemediği, davacı tanıklarından .... beyanında davacının üretmiş olduğu ürünlerin sadece orada kullanılabilen, özel imal edilmiş başkaca hiç bir yerde kullanılamayacak ürünler olduğunu ,davacıyı ziyarete gittiğinde bu ürünleri ürettiğini gördüğünü ve bu iş için 20.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını bildirmiş ise de yine davacı tanığı olarak dinlenen .... davacının kendilerinin diğer gizleme işlerini de yaptığını, davacının onay alınmadan malzeme alıp tedariğini yaptığını, .... AVM deki projede keşif olduğunu daha sonra .... un işi iptal ettiğini, ...daki işi yapmadıklarını, davacının fiyat dalgalanmalarından etkilenmemek için malzeme tedariki yaptığını bildirmiş, SMMM uzmanı bilirkişinin beyan ettiği üzere , davacının █████/2020 tarih ve Gıb 2020000000005 sayılı .... AVM açıklamalı 33.040,00 TL. Fatura ve █████/2020 tarih ve Gıb 2020000000010 sayılı 115.468,88 TL. tutarındaki faturaların, davalı iş ortaklığı tarafından iade faturası şeklinde iade edildiği ve davacının kayıtlarına alındığının taraf defterleri ile sabit olduğu,2020 yılı sonu itibari ile tarafların defterlerine göre birbirinden alacaklı görünmediği hususlarının dosya kapsamı ile sabit olduğu saptanmıştır.
Dava, eser sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davacının iddiasına göre taraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğindedir. Taraflar arasında bir eser sözleşmesinin kurulduğunun ihtilafsız olduğu durumlarda kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir. Eser sözleşmesinin kurulması hiç bir şekil koşuluna bağlanmamış ise de, sözleşmenin varlığının inkarı halinde, taraflar arasında sözleşme yapıldığını iddia eden tarafın usul hükümlerinde belirtilen delillerle bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Somut olayda ise, davacı davalı ile aralarında .... AVM de antenlerin kamuflajı işinin yapılması konusunda anlaştıklarını davalı ise böyle bir sözleşmenin bulunmadığını savunmaktadır. Bu durumda taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğunu ispat yükü davacıdadır.
Davacı delil olarak tanık, fatura, mail yazışmaları ,Whatsappp yazışmaları , bilirkişi incelemesi, keşif ve her türlü delile dayanmıştır. Ancak dosyaya ibraz edilen delillere göre davacı, davalı ile arasında sözleşme ilişkisi olduğunu kesin deliller ile ispatlayamadığından (Y. 15. HD’nin █████████ -█████████ sy.k.) davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 27.06.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Yerel mahkemece, müvekkili ile davalılar arasındaki eser sözleşmesinin yazılı olmaması ve müvekkilinin bu eser sözleşmesini ispatlayamadığı hatalı gerekçesine dayanarak davanın reddine karar verdiğini,
-Delil listelerinde, davalılar ile .... arasındaki, davaya konu işe ilişkin sözleşmeyi sunmalarına rağmen, .....'a bu konuda müzekkere yazılıp, sözleşme talep edildiğini, bu sebeple kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini,
-Davanın konusunu oluşturan eser sözleşmesinin, ...... Alışveriş Merkezi'nde bulunan baz istasyonlarının antenlerinin kamufule edilmesi işi olduğunu, bu işin, davalı şirketlere .... tarafından ihale ile verildiğini, müvekkilinin taşeron olarak bu işin yapılması işini üstelendiğini,
-Dosyadaki bilirkişi raporu ile taraf ticari defterlerindeki kayıtlarda, davaya konu eser sözleşmesinin müvekkili tarafından yapıldığı sabit olmasına rağmen, tarafların ticari defterleri ve bilirkişi raporu dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, bu sebeple kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini,
-Bilirkişi raporundaki tespitlerin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve davalıların müvekkiline borcunu ortaya koyduğunu, taraflar arasındaki yazışmalardan bir kaçı olan dilekçelerinde belirttikleri yazışmaların bu tespitlere örnek olarak verilebileceğini,
-Yine rapordaki tespitlerde görüleceği üzere, taraf defter kayıtlarındaki, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi doğrulayan alacak/ borç kayıtlarının da, davalıların gerçeğe aykırı beyanlarını su yüzüne çıkardığını, yine rapordaki tespitin de davada haklılıklarını ortaya koyduğunu,
-Delil listelerinde bir dosya içinde sundukları, delil başlangıcı niteliğinde sayılan taraflar arasındaki ilişkiyi açıkça ortaya koyan ve ispatlayan mailler ve whatsApp yazışmalarının hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, oysa tacirler arasındaki bu tip yazışmaların delil başlangıcı olarak kabul edildiğinin Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, bu sebeple de kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde emsal Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi █████████ Esas ve ████████ Karar Sayılı İlamına ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin elektronik ortamda yapılan yazışmaların delil kabul edileceğine ilişkin █████/2020 tarihli ve █████████ E. █████████ K. Sayılı kararına değinildiğini, ayrıca söz konusu kararda, belge niteliğini haiz olma “email içerikleri” ile sınırlı tutulmayarak kararda bahsi geçen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. Maddesi gereğince diğer elektronik ortamlarda gerçekleştirilen yazışmaların da hukuki delil olarak sayılması gerektiğinin açık bir şekilde ifade edildiğini, bu sebeple WhatsApp, Facebook gibi platformlar üzerinden gerçekleştirilen yazışmaların da delil olarak kabul edileceğini,
-Günümüz teknolojisinin geldiği noktada, pandeminin de etkisi ile, ticari nitelikteki sözleşmelerin yapılış biçimini derinden etkilediğini, taraflar artık Web ortamı üzerinden görüştüğünü, detaylar hakkında telefon görüşmeleri ile anlaşma ve nihayetinde mail ortamında sözleşmeyi, imzasız da olsa en azından yazılı hale getirdiğini, aynı şekilde, sözleşmedeki değişiklikler ve eklemelerin de mail ortamında tartışıldığını ve yürütüldüğünü, hal böyle iken, müvekkili ile davalı şirket yetkilileri arasındaki mailleşmeler ve whatsApp yazışmalarının dikkate alınmamış olmasının hükmün ortadan kaldırılmasını gerektirdiğini,
-Yargıtay 15.HD'sinin 15.06.2015 tarihli █████████ E.sayılı -█████████ K. Sayılı kararında davalının maillerin kendisi tarafından gönderildiğine itiraz etmediği, sessiz kaldığı durumda, bu yazışmaların delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, davada da, şirket yetkililerinin bu maillerin ve whatsApp yazışmalarına itiraz etmediklerini, buna rağmen, bu yazışmaların mahkemece hükme esas alınmadığını, bu sebeple kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini,
-Tanık listelerinde, özellikle müvekkilinin ısrarı sonucu davalı şirket yetkililerinin tanık olarak bildirildiğini, nitekim tanık listelerinde de, bu kişilerin davalı şirket yetkilisi olduğu bilgisinin verildiğini, işbu tanıkların, tanık olarak dinlendikleri duruşmada, kendilerinin müvekkiline gönderdiği mail ve whatsapp yazışmalarına taban tabana zıt ve çelişkili beyanlarda bulunarak yargılamayı yanılttıklarını, maalesef, mail ve whatsapp yazışmalarının dikkate alınmadığı için hatalı bir hüküm kurulduğunu,
-Tanıkların, davalı şirket yetkilisi olup, beyanlarının gerçeğe aykırı ve taraflı olduğunu, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığını, bu sebeple de, kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini, tanıklarının ...., ....., .. ve ... .'nün olduğunu,
-Tanık ...'ın beyanı ile, tanığın her iki tarafı da tanıyan, bu sektörde çalışan bir kişi olup, tarafsız olduğunu, nitekim dava konusu ... AVM'deki baz istasyonu gizleme işinde, tarafla arasında fiyat ve fatura konusunda uyuşmazlık çıkınca, tanık taraflar arasında arabuluculuk yaparak, müvekkilinin iade faturası kesmesini, tüm iş için ayrıca kendisine toplan ödeme yapılacağını belirterek, bir çözüm bulduğunu, müvekkilinin tanığın güvenirliği sebebiyle, bu öneriye uyarak, davalı ortaklığa iade faturası keserek, tüm alacağını almak isterken, kendisine ilk yapılan ödeme dışında bir ödeme yapılmadığını, yine tanık beyanından da anlaşıldığı üzere, müvekkilinin altmış bin lira civarında bir alacağı olduğunun da sabit olduğunu, davalı ortaklığın, müvekkiline gönderdiği bedelin dahi, taraflar arasındaki .... AVM işinin ispatı olduğunu, diğer tanık .....'in işin inkarına yönelik beyanları gerçeğinin de inkar eden beyanlar olup, tamamen davalı ortaklığın yöneticisi olmasından ve kendi yaptığı hataları düzeltme ve yeni işçabasından kaynaklandığını,
-Tanık .....'in müvekkile göndermiş olduğu delil listelerinde bulunan ve ekte de sundukları maillerden de açıkça anlaşıldığı üzere, davalı ortaklık tarafından müvekkiline..... AVM bas istasyonu gizleme işinin verildiğini, hatta bu işe ilişkin müvekkiline bir ödeme yapıldığını, daha sonra toplam ödeme yapılacağının beyan edilerek, müvekkilinin aldığı ilk ödemeye ilişkin kestiği faturayı iade etmesinin istendiğini, bu aşamada devreye tanık ....'ın girdiğini, taraflar arasındaki fiyat konusundaki farklılığı giderdiğini, ancak davalı ortaklığın müvekkilinin yaptığı işin karşılığını ödemekten imtina edince, bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu,
-Tanık ......'in, taraflar arasındaki iş ilişkisini inkara yönelik beyanlarını, müvekkili ile başka işler yapıldığı yönündeki beyanı ile desteklemek istemiş olsa da, gerçeğe aykırı beyanının, delil listelerinde bulunan fatura ve müvekkili ile yaptığı mail yazışmaları ile de aksinin ispatlandığını, işbu tanığın, davalı şirketin yöneticisi olup, taraflar arasında, dava konusu iş nedeniyle çıkan uyuşmazlık nedeniyle müvekkiline hakaret içeren mailler gönderdiğini, ekte sundukları maillerden de anlaşılacağı üzere, işbu tanığın ..... AVM gizleme işini bizzat müvekkiline verdiğini, işin müvekkili tarafından yapıldığını, tanığın, bu işin daha sonra .... tarafından kendilerinden alındığını ileri sürse de, müvekkilinin bu işi ....dan değil, davalılardan aldığı için, .... ile davalılar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilini bağlamadığını,
-Müvekkilinin, tanık .... ile uyuşmazlığa düşmesine ve bu tanığın kendisine hakaret etmesine ve müvekkilini tehdit etmesine ve müvekkilinin bu tanığın kendisi aleyhine tanıklık edeceğini bilmesine rağmen, bu tanığın dinlenmesi konusunda ısrarcı olduğunu, çünkü tanığın, gerçeği gizlemeye çalıştıkça, gerçeğin daha çok ortaya çıkmasını sağladığını, bir şeyi örtmeye çalışma çabasının, onu daha da görünür kıldığını, nitekim, dava konusu işe ilişkin mailleri müvekkiline gönderen tanığın, bu mailleri hatırlamayarak, kendi kazdığı kuyuya düştüğünü,
-Tanık, ....’in ifadesinde, .... ile telefonda konuştuklarını, gizleme işlerini müvekkiline yaptırdıklarını, (gizlemeci ifadesini kullandığını) müvekkili ile aralarında sözleşme olduğunu, teminat senedi aldıklarını net söylediğini, laf oyunu yaparak fiyat dalgalanmaları sebebiyle müvekkilinin malzemeler aldığı yönünde gerçeğe aykırı ve hayatın olağan akışına uymayacak bir cümle kurduğunu, tanığın bu cümlesinin dahi müvekkilinin haklılığını ortaya koyduğunu, o dönemde net siparişi olmadan sürekli üretimi olmayan, sıfır araba bedeli kadar büyük bir rakamı hangi ticaret erbabının riske atacağını anlamadıklarını,
-Mailler ve fatura vb yazılı delilleri karşısında da, tanık beyanlarının çürütüldüğünü, nitekim delil listelerinde ve ekte sundukları maillerden bazılarının dilekçelerinde örneklendirildiğini, tanık .....'nun davalı ortaklıkta SGK'lı çalışan olduğu bilgisinin bulunduğunu, tüm bu maillerin taraflar arasındaki işi, işin aşamalarını, iş tamamlandıktan sonra müvekkilinin alacağını alamamış olduğunu, gerçeğe aykırı tanıklık yapan .... ile ....'nun davalı ortaklığın çalışanı oldukları ve bu nedenle gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarının yazılı olarak da ispatlandığını,
-Eser sözleşmesini en genel ifadesiyle yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanabileceğini (TBK m. 470). müvekkili ile davalılar arasındaki ticari ilişkinin, 01.03.2019 Tarihli Seri F Sıra No 628863 fatura ile başladığını, müvekkilinin, bu iş ortaklığına teklif usulü iş yaptığını,
-Delilleri arasında, müvekkili tarafından düzenlenen ve davalı tarafça itiraz edilmeyen fatura bulunduğunu, dosyaya sunulu bilirkişi raporunda da, bu faturadan bahsedilmesine rağmen bu fatura dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, bu sebeple de, kararın ortadan kaldırılmasının gerektiğini,
-Duruşmada dinlenen tanık ....'ın ifade ettiği gibi, taraflar arasındaki uzlaşmayı sağlamaya çalışan bu tanığın, davalının isteği üzerine müvekkilinden iade faturası kesmesini, toplam alacağını bir kalemde ödeyeceklerini söylemesi üzerine, müvekkilinin iade faturası düzenlemek zorunda kaldığını, bu iade faturasının düzenlenmesini talep etmelerinin tamamen müvekkilini hataya düşürmek olduğunu, müvekkilinin işbu dava ile anladığını, müvekkilinin, davalının oyununa geldiğini, tamamen, tanık ....'ın arada olması ve iyiniyetli düşüncesi ile düzenlediği iade faturasını, davalı taraf kötü niyetli olarak kullandığını ve aradaki eser sözleşmesi ilişkisini inkar ettiğini, işin esasının, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan müvekkilin alacağı olup, davalının bu ilişkiyi inkara yönelik itirazının tamamen kötü niyetli olduğunu, nitekim bilirkişi raporunda taraflar arasında bu eser sözleşmesinin olduğunun tespit edildiğini, alacağın tespitinin, iade faturası sebebiyle hatalı olarak tespit edilmemiş olsa da, ortada imal edilmiş bir ürün olduğuna göre ve müvekkilinin bu ürünün bedelini almadığına göre, müvekkilinin, davalı şirketten alacaklı, davalı şirketin müvekkiline borçlu olduğunu,
-GSM operatörlerinin (....) halk arasında, Baz İstasyonu olarak adlandırılan BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu) onaylı iş sahalarında (iş sahaları olarak adlandırılan bu baz istasyonları kullanılan cep telefonlarının iletişim ve internet erişimini sağladığını) kurulan bu tip yeni ve eski sahalarda iletişimi sağlayan antenlerin gerek kötü ve ürkütücü görünüşlerini gerekse de halk tepkisini asgari seviyeye indirmek adına yapılan, Çevre Uyum İşlerini ifa ettiğini ve bu işler çerçevesinde; Demir, Kutu Profil, Alüminyüm, Ahşap, Polyester, Beton gibi ham maddelerden üretilen mamüller ile Antenleri Saklama Gizleme Kamufle etme işi ve ayrıca bu tip ürünlerin tamiri ile genellikle şehir içlerinde bina üstlerinde olduğu için de çatı ve teras izolasyonları ile korkuluk yürüyüş yollarını da yaptığını,
-Davalıların, müvekkilinin, ....'da yapılan .... Adlı AVM üstüne (sözleşmenin yerine getirileceği yer) konulması düşünülen Antenlerin Kamuflajı işini yapması işini verdiklerini, söz konusu firmanın diğer illerde de açmış olduğu AVM lerde de kullandığı Kamuflaj, gizlemenin aynısını .... dan istediğini, .haliyle Operatörün, firmaya, firmanın da, müvekkiline işi verdiğini,
-Delillerinde sundukları belgelerden de anlaşılacağı üzere, projenin özel bir üretim olduğunu, rutin, sürekli üretilen, genel geçerli bir ürün olmadığını, müvekkiline, fatura karşılığı avans verildiğini ve bu sahanın toplam bedelini tek fatura ile müvekkiline ödemek istediklerini belirterek müvekkilini aldattıklarını, bu konuda, tarafların ortak tanıdığı .... isimli iş insanının iyi niyetli olarak müvekkilini ikna ettiğini ve taraflar arasında arabulucu olduğunu, müvekkilinin, bu işi aldıktan sonra, diğer firmalara yapacağı işleri yapamadığını, sadece bu işe yönelmek zorunda kaldığını, bunun da, müvekkilin ticari kazanç kaybına sebep olduğunu, dolayısıyla, müvekkilinin farklı sahalarda sürekli ürettiği diğer firmalar ve sahalarda da kullanacağı ürünlerin alışlarının iptal edildiğini, müvekkilinin, davalılar ile yaptığı anlaşma ile üstendiği bu işi özel üretim şeklinde ifa ettiğini, bu ürünleri başka bir yerde kullanma imkanının bulunmadığını,
-Müvekkilinin, davalılardan üstlendiği işe ilişkin özel üretim ürünlerini yaptığını ancak davalıların bu ürünlerin bir kısmını teslim almadıklarını, dava konusu, müvekkilinin teslim ettiği bir kısım ürünler ile müvekkilinin özel üretim yaptığı ve teslim alınmayan ürünlerin bedelinin tahsili talebinden ibaret olduğunu,
-Müvekkilinin, davalılara yapmış olduğu eserin, kendine özgü olup, başka bir işte kullanılmasının mümkün olmadığını, nitekim bu nedenle, hiçbir işte kullanılmadığını, atıl bir şekilde müvekkilinin Işıkkent'teki adresinde muhafaza edildiğini, işin yapıldığı tarihteki bedelinin 63.000,00 TL (Altmış üç bin lira + KDV) + KDV iken şuanda bu işin bedeli 120.000,00 TL+KDV (Yüz yirmi bin lira+ KDV) olduğunu, davayı belirsiz alacak davası şeklinde açmalarının nedeninin, işin günümüzdeki değeri ile yapıldığı andaki değerinin farklı olması ve işin bedelinin bu sebeple belirlenmesinin net ve açık olmaması konusunda olduğunu, işin güncel rakamlar ile belirlenmesinin, müvekkilinin zararını bir nebze de olsa ortadan kaldırabilirken, işin yapıldığı zamandaki değerinin belirlenmesinin müvekkilinin zararını ortadan kaldırmaktan uzak olduğunu, tüm bunlara rağmen, dava değeri olarak işin yapıldığı sıradaki değerini bildirdiklerini,
Yukarıda açıkladıkları sebeplerle, fazlaya ilişkin dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası olarak Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E.-█████████/369 K.karar sayılı kararının ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne, öncelikle, davalılara ait banka kayıtlarına (vadeli, vadesiz mevduatları ile döviz ve yatırım hesaplarına), davanın kesinleşmesine kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir konulmasına, belirsiz alacak davası olarak açtıkları işbu davada, 63.000.TL + KDV (Altmış üç bin lira+ KDV) 'nın müvekkilinin davalıları asıl alacak yönünden temerrüde düşürdüğü (mail ve whatsApp yazışmaları) tarihten itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davanın kabulü ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davalıların oluşturduğu iş ortaklığı tarafından davacıya .... adlı AVM üstüne konulması düşünülen antenlerin kamuflajı işinin verildiğini, davacının bu işe ilişkin özel üretim ürünleri yaptığını, ancak davalıların bu ürünlerin bir kısmını teslim almadığını belirterek davacının bu iş kapsamında teslim ettiği ürünler ile özel üretim olarak yaptığı ancak davalılar tarafından alınmayan ürünlerin bedelinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalılar vekili ise, dava dilekçesinde iddia olunan işin davacıya verilmediğini ve davacı tarafından yapılmadığını, davacının iddia ettiği özel üretim talebinin davalılar tarafından davacıya yönetilmediğini, davacının kabul beyanı içermeyen mail yazışmalarını gerekçe göstererek üretimi gerçekleştirdiğini iddia ettiğini, davalılar tarafından kesin bir siparişin bulunmadığını bu sebeple düzenlenen iade faturasının da davacı tarafça kabul edildiğini beyan ederek akdi ilişkiyi reddetmiştir.
Davacı tarafından davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibin beşyüz Türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibin beşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. (Yargıtay 6.HD'nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı)
Somut olayda davalının akdi ilişkiyi inkar etmesi karşısında davacı yanca varlığı iddia ve ispat olunan herhangi bir yazılı sözleşmenin dosyaya sunulamadığı, taraflar arasında yapılan e-posta yazışmalarından dava konusu işin yapılması ile ilgili görüşmeler yapıldığı ancak dava konusu yapım işinin başlaması konusunda son aşamaya gelinemediği, davacının işe başlaması ile ilgili davalı tarafça onay verilip verilmediğinin tespit edilemediğinin görüldüğü; tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafça dava konusu işe ilişkin düzenlenen faturaya karşılık davalı tarafça iade faturası düzenlendiği ve iade faturasının davacının kayıtlarına alındığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre
birbirinden alacaklı görünmediğinin tespit edildiği, e-postaların delil başlangıcı kabul edilerek tanık beyanına başvurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispatlayamadığı, davacı tarafça açıkça yemin deliline de dayanılmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.05.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!