Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin trafik kazası kaynaklı cismani zarardan doğan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin istinaf kararıdır.
Özet: Bu istinaf kararı, bir aracın çarpması sonucu sol el bileğinde kırıklar oluşan yayanın sürücüden ve sigorta şirketinden maddi ve manevi tazminat talep ettiği bir dava ile ilgilidir; davalılar ise yayanın taşıt yolunda yürümesi, uyarılara rağmen kenara çekilmemesi ve araca doğru adım atması nedeniyle kazada kusurlu olduğunu, ayrıca maluliyet raporlarının yönetmeliğe aykırı olduğunu ve bazı giderlerin sigorta teminatı dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: █████/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 1- ........
VEKİLLERİ : Av..... Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; █████/2024 tarihinde müvekkilinin Aksaray ili ........ ilçesi ........ köyü ........ Mah. ........ Sokağında yürüdüğü sırada arkasından gelen ........ plakalı ........'ın sevk ve idaresindeki aracın çarpmasıyla sakatlandığını, olayın ardından müvekkilinin eşi kazanın meydana geldiği yere gelerek müvekkili en yakın hastane olan Ağaçören Devlet Hastanesi'ne götürdüğü, müvekkilinin sol el bileğinde birden fazla bölgede kırıkların meydana geldiğini, müvekkili, ........'ın sebebiyet verdiği kaza neticesinde bileğinde meydana gelen kırıklar sebebiyle ameliyat olmak zorunda kaldığı ve müvekkilinin bu durumda bazı masraflar yapmak durumunda kaldığını, davalı sigorta şirketine bu duruma ilişkin başvuruda bulunulduğunu, sonrasında da arubuluculuk görüşmelerine geçildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını, izah olunan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini ve müvekkili ........ için şimdilik 25,00 TL geçici iş göremezlik, 25,00 TL sürekli iş göremezlik, 25,00 TL tedavi gideri ve 25,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi için (poliçe teminat limiti kadar sorumludur) başvuru tarihinden, davalı ........ için ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin yaşadığı manevi çöküntüyü dindirebilmek adına 50.000TL manevi tazminatın davalılar ........'dan ( sigorta şirketi hariç) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davaya konu kazaya ilişkin olarak ........ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını ve dosya kapsamında mevcut bulunan 30.08.2024 tarihli trafik bilirkişisinin raporunda, yaya mağdur ........'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan 68/1-c kurallarını ihlal ettiği, müvekkilin ise herhangi bir kural ihlaninin bulunmadığı yönünde rapor düzenlendiğini, bu nedenle de üzerine atılı taksirle yaralama suçunun unsurlarının oluşmadığını, davacı ve bir grup arkadaşı yaya olarak taşıt yolu üzerinde daire şeklinde konumlandığını ve sohbet etmekte iken müvekkilinin aracı ile taşıt yolunda ilerlediğini, parktan da yeni çıktığını, birkaç kez davalı ve yol üzerindeki topluluğa korna ile uyarı yapmasına rağmen davacı yol üzerinden kenara çekilmediğini, müvekkilinin de bunun üzerine davacının bulunduğu yere olabilecek en uzak mesafeden geçerek yoluna devam etmek istemiş fakat davacı tam o esnada aracın önüne doğru geri adım atmıştır ve davacının bileği müvekkilin aracına temas ettiğini ve söz konusu kazanın gerçekleştiğini bu nedenle re'sen gözetilecek nedenlerle; davacının tüm taleplerinin ve haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Hazırlanan maluliyet raporunun yönetmeliğe uygun olmadığını, dosyada rapor tanzim tarihi gereği Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Usul ve Esaslarına uygun rapor alınması gerektiğini, kaza tespit tutanağında belirtildiği üzere davacı yayanın kaza esnasında taşıtlar için ayrılan yolda yürüdüğünü ve kusurlu bulunduğunu, geçici iş görmezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri tazminatı ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, bakıcı gideri” tazminatı tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olup olmadığı komisyon aracılığıyla seçilecek tarafsız hekim bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, izah olunan nedenlerle davanın dava şartı eksikliği ve zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, ayrıca maluliyet ve kusur yokluğu nedeniyle reddini, müterafik kusur durumunun araştırılmasını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden aleyhe faize hükmedilmemesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda, davacının kaza esnasında yolcu olduğu anlaşıldığından müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
Yukarıda ayrıntıları izah edildiği üzere Mahkememizce hükme esas alınan maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporunun 2 bendi dikkate alınarak davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 56. Maddesine göre; Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminatı takdir etmesi gerekir( HGK █████/2004, ██████-370 )
Somut olayda, kazanın oluş şekli ve sonucu, davacıların yaralanması, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz."
Yargıtay 4. HD’nin █████/2021 gün ve ██████████ E. █████████ K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz."
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, █████/2024 tarihli arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmemesine rağmen, trafik kazalarında arabuluculuğun zorunlu olup olmadığı konusunda farklı yargı kararları olması nedeniyle hakkaniyet gereği, bu giderlerin yargılama gideri olarak değerlendirilerek kabul/ret oranına göre taraflara yükletilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
34.004,24 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 10.001,25 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 4.000,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 48.005,49 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sigorta limiti ile sınırlı olarak, davalı ........'den █████/2024 den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ........'dan kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 25.000 TL’nin davalı davalı ........'dan kaza tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre yapılan hesaplama doğrultusunda hükmedilen tazminat için kararın ortadan kaldırılmasına ve uygulamada hakim olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak ve yeni asgari ücret verilerine göre yapılacak hesaplama doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararında yer alan 25.000 TL manevi tazminat takdirinin oldukça düşük belirlendiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminat arasında bir denge bulunmadığını, maddi tazminata oranla manevi tazminatın düşük kaldığını, tüm bu nedenlerle istinaf talepleri doğrultusunda ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini, bu durumda sayın komisyonca iş bu başvurunun başvuru şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, 2918 sayılı karayolları trafik kanunu uyarınca genel şartlar ile belirlenen TRH 2010 mortalite tablosu ve %1,65 teknik faiz oranı esas alınması gerektiğini, müterafik kusur durumu dikkate alınarak tazminat hesaplaması yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin usule aykırı başvuru dolayısıyla temerrüde düşmemiş olduğundan faize hükmedilemeyeceğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı ZMMS poliçesi teminatı kapsamında olmadığını, 6111 sayılı yasa gereği talep edilen tazminat kalemleri tedavi gideri olarak değerlendirilmekte olup SGK'dan talep edilmesinin gerektiğini, ayrıca taleplere ilişkin olarak ödeme yapılıp yapılmadığının da SGK'ya sorulması gerektiğini, bakıcı gideri tazminatının tedavi teminatı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, bakıcı gideri tazminatı talebinin değerlendirilebilmesi için öncelikle davacının bakıma muhtaç olup olmadığı komisyon aracılığıyla seçilecek tarafsız hekim bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli ... Esas ... karar sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ........ vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacıların, huzurdaki dava ile ödenmesi talebinde bulundukları maddi tazminatın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54.maddesi ile yürürlüğe girdiğini, maddede bedensel zararlar; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayıldığını ancak somut olayda, maddede sayılan tazminat kalemlerinden hiçbiri gerçekleşmediğinden davacılar nezdinde tazminat hakkı doğmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen hiçbir tazminat kalemi bakımından müvekkilin sorumluluğunun olmadığını, hükmedilen tazminatların tamamının poliçe teminat kapsamında kaldığını bu nedenle davalı müvekkil bakımından tüm taleplerin reddinin gerektiğini, davaya konu olayda olayın oluş biçimi, kusur durumu, olayın özellikleri, ekonomik olgular gözetildiğinde mahkemece davalının tazminat talebinin reddinin gerektiğini, söz konusu kazaya ilişkin dava dosyasındaki █████/2024 tarihli trafik bilirkişisinin raporu incelendiğinde davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, asli ve tam kusurlu olmasına rağmen manevi tazminat ve maddi tazminat talepli dava açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davacının tüm taleplerinin ve haksız ve hukuka aykırı davasının reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava trafik kazası nedeniyle maddi-manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece verilen karar tüm taraflarca aşağıda incelenen yönlerden istinaf edilmiştir.
- Davalı Sigortanın, usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüt istinafında;
2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.
Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".
HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,
2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;
6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının, dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, sigorta şirketinin hasar dosyası açtığı ancak belirttiği biçimde alınmasını istediği maluliyet raporu nedeniyle ödeme yapmadığı, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, olumlu bir cevap verilmediği, davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurudan itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.
- Davalı ........'nın kusura ilişkin istinafı yönünden;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Buna göre, olaya ilişkin düzenlenen tespit tutanağı ile aynı kazaya ilişkin alınan kusur raporu arasındaki çelişkinin giderildiği Karayolları Fen Heyetinin dosya kapsamına, oluşa ve delillere uygun raporunun benimsenmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, buna ilişkin itirazların reddi gerekmiştir.
-Davacı ve davalı sigortanın maluliyet ve aktüer hesaplamasına yönelik itirazlarının incelenmesinde;
MALULİYET VE HESAPLAMA YÖNTEMİNE YÖNELİK İSTİNAFLARIN DEĞERLENDİRİLMESİNDE;
ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE: %1 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA:32.566,13-TL OLARAK HESAPLANDIĞINI,
MAHKEMECE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞE GÖRE: % 0 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA : 0-TL OLARAK HESAPLANIP HÜKÜM ALTINA ALINDIĞINDAN BAHİSLE BU MALULİYET ORANINA VE HESAPLAMAYA İSTİNAF ETMİŞTİR.
ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN █████/2020 TARİHLİ VE ███████ ESAS, ███████ SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN █████/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN ███████ ESAS ,████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN ████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE,
DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE AKTÜER HESABININ PMF YAŞAM TABLOSUNA ve ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DAİREMİZİN █████████ VE █████████ ESAS SAYILI DOSYALARINDA BUNA YÖNELİK VERİLEN DİRENME KARARLARIMIZIN YARGITAY HUKUK GENEL KURULU'NUN █████/2016 TARİHLİ ████████ ESAS ████████ KARAR VE ████████ ESAS VE ████████ SAYILI DOSYALARIYLA BOZULMAKLA VERİLEN, BU BOZMA KARARLARI ESAS ALINARAK, DAİREMİZİN YERLEŞİK UYGULAMASINDAN DÖNÜLMEK SURETİYLE BU ÇERÇEVEDE;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler;
- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”,
- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,
- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi)
- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,
- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir.
Buna göre somut olayda, Mahkemece yukarıda anlatıldığı biçimde usul ve yasaya uygun şekilde uzman Adli Tıp Heyeti'nce kaza tarihinde geçerli olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir.
Bu kapsamda hükme esas alınan maluliyet raporunun HAKSIZ FİİL TARİHİNDE GEÇERLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE usul ve yasaya uygun biçimde düzenlendiği anlaşıldığından davacı vekilinin itirazının yerine olmadığı anlaşılmıştır.
- Geçici iş göremezliğin, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;
Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalı sigortanın sorumluluğu bulunmaktadır.
(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ██████████ Karar; ██████████ Esas, ██████████ Karar; █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamları)
Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında sayılmıştır.
Ayrıca, 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.
Bu halde, istinaf eden davalıların geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
- Faturasız tedavi ve bakıcı giderine yönelik itirazlarında;
Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. ███████-122 K.████████)
Bu kapsamda, uzman doktor bilirkişiden faturasız tedavi ve bakıcı gideri konusunda rapor alınmak suretiyle bakıcı ihtiyacının belirlendiği süre de gözetilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta olup, yersiz ve dayanaksız itirazların reddi gerekmiştir.
- Davalıların geçici iş göremezlik döneminde efor tazminatına ilişkin itirazda;
Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713).
Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektirdiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum, ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de, burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir.
Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████████ E- █████████ K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.
Bu nedenle mahkemece, iyileşme döneminde efor tazminatı kapsamında, davacı için herhangi bir geliri bulunmasa veya daha az bulunsa dahi efor tazminatı kapsamında belirlenen geçici iş göremezlik döneminde asgari ücret seviyesinde zararlarının bulunmasına göre geçici iş göremezlik tazminatı hesaplaması yapılması yerinde olup buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir.
Öte yandan; davacının ev hanımı olduğu tespit edilmiş olup Sgk kaydının da bulunmaması nedeniyle geçici iş göremezlik ödemesi yapılması da mümkün bulunmamakla SGK kapsamında mahsubu gereken ödeme alamayacağı da aşikardır.
Bunun dışında, hükümde de yasal faize karar verilmiş bulunmakla davalı sigortanın istinafı yersizdir.
- Davacı ve davalı ........'nın manevi tazminata yönelik itirazlarında;
6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir.
Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacıda oluşan sürekli ve geçici iş göremezlik ve tarafların kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, davacı için belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre uygun olduğu görüldüğünden, buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacının istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 732 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 615,40 TL nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına
3-Davalı ........'nın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 3.279,25 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 819,81 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.459,44 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ........'ın istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 4.987,00 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 1.246,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.740,25 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!