İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde ortaklar arasındaki derin anlaşmazlıklar ve mali usulsüzlükler nedeniyle ticari şirketin feshini ve tasfiyesini talep eden dava.
Özet: Davacı, ticari bir şirketin %50 ortağı olarak, diğer %50 ortağın bir akrabası aracılığıyla, şirket sermayesinden inşaat projesi için ödenen yaklaşık 11 milyon TLnin 6.5 milyon TLlik kısmını ilişkili şirketlerinin eski borçlarını ödemek amacıyla kötüye kullandığını, bu durumun ortaklar arasında giderilemez bir husumet yaratarak şirketin ticari faaliyetlerinin sürdürülemez hale geldiğini iddia ederek şirketin feshi ile bir tasfiye memuru atanmasını talep etmiştir; davacı ayrıca, noter ihtarnamesi ile şirketin faaliyetlerine devam etmeyeceğini bildirmiş, davalı taraf ise davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2019
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan ticari şirketin feshi davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili aşamalarda tekrarladığı dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile dava dışı ..., davalı ... HİZ. LTD. ŞTİ’nİn ortakları olduğunu, müvekkilinin hali hazırda davalı şirketteki hissesi %50; dava dışı ortak ...'in hissesi % 50, şirketin ödenmiş sermayesi 10.000,00-₺ olduğunu, ortakların her ikisinin müşterek imzası ile davalı şirketin temsil ve ilzamı gerçekleştirilebildiğini, davalı şirket ile ... Tîc. A.Ş. ve ... Şti. arasında. 09,07.2019 tarihinde .. İli, ... İlçesi, ... Mevkii, 125 Ada, 7 Parsele ilişkin olarak imzalanan İnşaat Yapımı ve Taahhüt İşleri Sözleşmesi gereğince. İnşaat yapma taahhüdü altına girildiğini, davalı şirketin kuruluş amacı da bu olduğunu, Dava dışı ...'ün ve...'ün ortağı olduğunu ifade eden ancak kendilerince ulaşılabilen resmî kayıtlarda herhangi bir ortaklık bağı henüz tespit edilemeyen ...'in yönlendirme ve talepleri ile ...'ün yetkilisi olduğu ...Şti. ile imzalanan sözleşmeler gereği müvekkilinin vekili olduğu ...Şti tarafından gerek başka alt yükleniciler ile gerekse inşaat yapımına ilişkin birçok sözleşme alt yüklenici sıfatıyla yapıldığını, gerek ... Ltd. Şti.’nin ve gerekse müvekkilinin hesaplarından dava dışı ...'ün ... Şti’nin ve gerekse dava dışı ...'ün ortaklan veya İlişkili oldukları ... A.Ş. ve ...A,Ş. hesaplarına nakden ödemeler yapıldığını, elden para ödemeleri yapıldığını, ayrıca ...Şti. tarafından yukarıda belirtilen inşaat projesinin harfiyat ve kaba yapı işlerine devam edildiğini, bu işlerle ilgili olarak birçok çek keşide edildiğini, bu güne kadar ...Ltd. Şti. hesaplarından ve müvekkili hesaplarından ödenen toplam bedel ve keşide edilen çeklerin karşılıklarının yaklaşık 11.000.000,00-₺ civarında olduğunu, kesin hesabın belirlenmesi çalışmalarının devam ettiğini, yapılan ödemelerin tamamı İnşaat yapımında kullanıldığı ifade edilmesine rağmen takriben yapılan hesaplamalarda inşaatlarda halı hazırda müvekkili ve müvekkilinin vekili olduğu ... Şti. tarafından yapılan veya yaptırılan işlerin toplamının ortalama 4.500.000,00-₺ civarında olduğunu, ayrıca müvekkili tarafından ... 19. Noterliği'nin ... tarih ve ... ve ... yevmiye sayılı İhtarnameleri de keşide edildiğini, gönderilmiş olan ihtarnamelerde müvekkilinin hiçbir surette davalı şirkette ticari faaliyetine devam etmeyeceği, bu şirketin müşterek imza ile yetkilisi olduğu için alınabilecek her türlü geçersiz kararın ve davalı şirket adına yapılacak her türlü işlemin (vekalet verilmiş olması halinde vekaleten yapılacak işlemler dahil olarak kabul edilmediğini, imzalanan 09.07.2019 tarihli sözleşmenin gereklerinin müvekkilince yerine getirilmeyeceği, getirilmeyeceği ve feshine yönelik talepte bulunulacağını, müvekkili adına vekaletsız iş görme hukuki sebebi de dahil olarak yapılabilecek her türlü hukuki iş ve işlemin de kabul edilmeyeceğini, ihtardaki taleplerin aksine işlem yapılması halinde muhatapları aleyhine hukuki işlemlere başlanacağını ve bu sebeple tahakkuk edecek yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükleneceği hususları ihbar edildiğini, davalı şirketin diğer ortağı alan ..., tüm bu işlemlerde fiilen bulunan ve imzalanan sözleşmede aracı olarak görülen ...’in oğlu olup, tüm işlemlerde ...'in talimatı ile hareket ettiğini. ...Ltd. Şii. ve müvekkilinden tahsil edilen bedellerin yaklaşık 6.500.000,00-t’lik kısmına ilişkin olarak müvekkiline hiçbir bilgi verilmemekte iken, ... Şti. tarafından inşaat İçin düzenlenen çeklerin ve nakit ödemelerin ...’ün ve ... Ltd. Şti'nin ve ortağı oldukları ...A.Ş, ve ... A.Ş.'nin borçlarının ödenmesi için kullanıldığını, daha önceden var olan borçlar sebebiyle faktoring şirketlerine ve piyasaya dağıtıldığı tespit edildiğini, büyük bir kısmı da ..., ... ve belirtilen şirketlerce mal edinildiğini, müvekkilinin görüşme talepleri reddedildiğini, müvekkilinin aleyhine yapılan tüm bu işlemler, ortaklar arasında husumete yol açmış olup müvekkilinin mali haklarına tecavüz ettiğini, yukarıda belirttikleri tüm olaylar ortaklar arasındaki husumetin açık delilini oluşturmakta olduğunu, tarafların bu ortaklık ilişkisini ve şirketi birlikte devam ettiremeyeceği sonucunu doğurduğunu belirterek davalı şirketin ortaklan arasında meydana gelen husumet sebebiyle, davalı şirketin faaliyetlerine devam edemeyeceğinin tespiti ile davalı şirketin feshine, şirketin tasfiyesi amacıyla müvekkilinin veya mahkemece belirlenecek bir tasfiye memurunun, tasfiye işlemlerini yürütmesi için atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça yasal süresinde dosyaya cevap dilekçesi sunulmamış olup, davalı vekili aşamalardaki beyanında davanın reddini talep etmiştir.
Fer'i müdahil ... vekili aşamalardaki beyanında şirketin fesih talebinin reddine ve davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkartılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilmesini talep etmiştir.
Dava, davalı limited şirketin fesih ve tasfiyesi talebine ilişkindir.
Mahkememizin █████/2021 tarih ve ...E. ...K.sayılı kararında "Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...sicil numarasında kayıtlı davalı şirketin ana sözleşmesinin █████/2019 tarihinde tescil edildiği, ortaklarının ..., ..., ... olduğu, ortakların şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, davalı şirket (yüklenici) ile dava dışı (anayükleyiciler) ... Tic. A.Ş. ve... Ltd. Şti. arasında mülkiyeti ...2000 Arsa ve Konut Yapı Kooperatifi'ne ait olan .... İli ... İlçesi ... Mevkii, 125 Ada, 7 Parsele ilişkin olarak █████/2019 tarihli inşaat yapımı ve taahhüt işleri sözleşmesi akdedildiği, davacı ... ile fer'i müdahil ... ve davalı şirketin diğer ortağı ...'in anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları sabittir. Davalı şirket anılan sözleşme uyarınca inşaat yapma taahhüdü altına girmiştir. Somut olayda davacı ... vekili, söz konusu inşaat yapma taahhüdünden ötürü davalı şirketin diğer ortağı ...'ün ve onun ortağı olduğunu ifade eden ...'in yönlendirme ve talepleri ile ...'ün yetkilisi olduğu ... Şirketi ile imzalanan sözleşmeler gereği müvekkili ...'nın vekili olduğu ... Şirketi tarafından gerek başka alt yükleniciler ile gerekse inşaat yapımına ilişkin bir çok sözleşmenin alt yüklenici sıfatı ile yapıldığını, gerek ... Şirketi'nin ve gerekse müvekkili ...'nın hesaplarından ...'ün, ... Şirketi'nin ve...'ün ortakları veya ilişkili oldukları ...Şirketi ve ... Şirketi hesaplarına nakden ödemeler yapıldığını, elden para ödemeleri yapıldığını ancak yapılan bu ödemelerin tamamının bu inşaatın yapımında kullanılmadığını, müvekkilinin bir nevi dolandırılmış olduğunu iddia ederek davalı şirketin ortakları arasında meydana gelen husumet sebebi ile davalı şirketin faaliyetlerine devam edemeyeceğinin tespiti ile davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir. İspat kuralına ilişkin MK md. 6 hükmüne göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK md. 190/1 hükmüne göre "İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." bir vakıada kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Fesih koşullarının gerçekleştiğini iddia eden davacının iddiasının haklı görülebilmesi için anılan kurallar uyarınca fesih için haklı sebeplerin mevcudiyetini geçerli deliller ile ispat etmesi gerekmektedir. Fer'i müdahilin beyanı, dosyaya delil olarak sunulan ihtarnamelerin incelenmesi neticesinde yukarıda yazılı sözleşme çerçevesinde şirket ortaklarının bağlantılı bulunduğu şirketlere alt yüklenici olarak yapılan ödemeler ile ilgili ortaklar arasında ihtilaf bulunduğu ve bu ihtilafın kişisel husumete dönüştüğü, bu hususta karşılıklı ihtarnameler keşide edildiği sabit ise de davacı tarafça bildirilen delillerden ortaklardan hangisinin kusurlu olduğuna ilişkin kanaate ulaşmak mümkün olmamıştır. Diğer yandan haklı sebeple fesih davası açılabilmesi için haklı nedenlerin ortaya çıkmasında ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması gerekmektedir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesinin de göz önünde tutulması gerekmektedir. Açıklandığı üzere her ne kadar ortaklar arasında ihtilaf mevcut ise de davacı ihtilafa neden olan olaylarda kendisinin kusursuz diğer ortakların kusurlu olduğunu ispat edememiştir. Tüm bu sebeplerden dolayı ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Davacı vekili █████/2021 tarihli yaptığı itiraz sonucunda mahkememiz kararını istinafa taşımıştır.
İstanbul BAM 14.HD'nin 24.10.2024 tarih ve ...E....K.sayılı kararı ile "(...)Davacı, kendisinin ve dava dışı vekili olduğu şirketin ciddi zararlara uğratıldığını, mal varlığının haksız olarak kullanıldığını, dolandırıcılık suçunu oluşturan eylemlere maruz kaldığını, aleyhine tüm işlemlerin ortaklar arasında husumete yol açtığını, mali haklarına tecavüz edildiğini, ortaklık ilişkisinin ve şirketin birlikte devam ettirilemeyeceğinin sonucunun doğduğunu, davalı şirketin ortakları arasında husumet meydana gelmesi nedeniyle davalı şirket faaliyetlerinin devam edemeyeceğinin tespiti ile şirketin feshi gerektiği iddiasında bulunmuştur. Bu bakımdan, uygulamada çeşitli Yargıtay kararları ile belirlenen yönetici ortakların şirketi kötü yönetmesi, bir kısım ortaklara ayrıcalık tanınması, şirket kaynaklarının bir kısım ortaklara ve üçüncü kişilere haksız şekilde aktarılması olgularına gerçek olup olmadığı ve bu olguların, çıkma veya fesih davası yönünden haklı neden oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerekir., yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak, davacı iddiaları ve davalı savunmalarını değerlendiren rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bilirkişi heyeti kök raporunda belirtilen bilgi ve belgelerle ilgili davalı taraftan açıklama talep edilerek taraflara ticari defter ve kayıtların nerede olduğu açıklattırılıp, TTK'nın 83 ve HMK'nın 222. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtların ve bilirkişi raporunda belirtilen belgelerin ibrazı emredilerek bilirkişi incelemesi yapılmalıdır." şeklinde hüküm kurarak mahkememiz kararını kaldırmıştır.
Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasında "taraflarca, belirlenen inceleme gün ve saatinde davaya konu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları mahkememiz kaleminde hazır bulundurulmasına, taraflara inceleme gün ve saatinde dava ile ilgili ticari defter ve belgelerini ibraz etmeleri, ibraz edemiyorlarsa mazereti ile birlikte ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirmesi için inceleme gün ve saatine kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeler ibraz edilmez veya mazeret de bildirilmez ise defter ibrazından kaçınmış sayılacakları ve dosya kapsamına göre karar verileceği hususunun ihtarına" şeklinde ara karar kurulmuştur.
Mahkememizce atanan bilirkişi heyetinin █████/2025 tarihli raporda "davacının şirkete ve diğer şirket ortağına 11.000.000 TL civarında nakit ve çek teslim edildiği, ancak bunların şirket işlerinde değil üçüncü kişilerin borçlarının ödenmesinde kullanıldığının belirlendiğinin iddia edildiği, somut olay bakımından ödeme ve çek teslimleri nitelik olarak hukuki işlem olup, miktar itibariyle yazılı delil ile ispatı gerektiği, söz konusu ödemelerin aynı zamanda şirket müdürü olan davacı tarafından yapıldığının iddia edildiği, davacının aynı zamanda şirket müdürü olması, şirket malvarlığı üzerinde etkisini oluşturacak şekilde müşterek imza kuralının bulunması dikkate alındığında, davacı tarafından şirkete gönderildiği iddia edilen bedel ve çeklerin üçüncü kişilere ödenebilmesi için aynı zamanda davacının işleme katılımının da zorunlu olması sonucunu doğurduğu, bu haliyle davacının iddia ettiği ödemelerin şirkete yapıldığı hususu değil, kendi ve temsilci olduğu şirket tarafından elden nakit ve çek verilmek suretiyle ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin davalı şirkete yapıldığına yönelik açık bir beyan bulunmadığı, bu haliyle davacının iddia ettiği 11.000.000 TL ödeme yaptığı ve bu ödemelerin kendi rızası hilafına olmak üzere üçüncü kişilerin borçlarının ödenmesinde kullanıldığı hususlarının davacı tarafından ispatının gerektiği, davacının doğrudan dava dışı üçüncü kişilere yaptığı ödemelerin de davalı şirketin ticari defterlerinde yer almasının mümkün olmadığı kanaatine varıldığı, bu kapsamda davacının elden veya banka kanalıyla dava dışı şirketlere yaptığı ödemelerin ispatının yanında bunların gerçekte davacı şirket adına ve hesabına yapılan ödemeler olduğunun dahi ispat edilmesi gerektiği halde bunun da gerçekleşmediğinin bildirildiği, ihtarnamelerde ortaya konan iddia ile dava dilekçesinde ortaya konan iddianın aynı mahiyette olduğu, davacının iddiasını oluşturan 11.000.000 TL ödeme yapıldığı ve bu ödemelerin şirketin işlerinde kullanılmadığı hususunun ispatlanamadığı, buna bağlı olarak haklı sebeple fesih iddiasının dayanağını oluşturan bu hususun ispatlanamamış olduğu kanaatinin ortaya çıktığı, davacının aynı zamanda davalı şirketin müdürü olup ticari defterleri koruma ve saklama yükümlülüğü altında bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu defterlerin sunulmamasından dolayı iddiasının ispat edildiği sonucuna varılmasının işin niteliğine uygun olmadığı" şeklinde görüş bildirmiştirler.
Taraf vekillerinin itirazı üzerine bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu █████/2026 tarihli raporda" kök raporlarında varılan sonuçlardan dönmeyi gerektirecek herhangi bir yeni durumun mevcut olmadığı" yönünde kanaatte bulunmuşlardır.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...sicil numarasında kayıtlı ... Hizmetleri Limited Şirketi'nin ana sözleşmesinin █████/2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nu 636/3. maddesinde, şirketin sona erme sebeplerinden biri olarak haklı sebeple fesih düzenlenmiştir. Haklı sebeplerin varlığı halinde her ortak, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebilmesi mümkündür. Mevzuata ve yerleşik içtihata göre, asıl olan öncelikle şirketin tüzel kişiliğini ayakta tutmak ve fesih yerine talep edenin çıkma payının ödenmesi veya duruma uygun başka bir çözüme hükmetmektir. Buna karşılık, somut olayda, şirketin iki ortağının bulunduğu, her iki ortağın şirketi temsile yetkili olduğu, Mahkememizin 29.04.2021 tarihli ve ...Esas,... Karar sayılı kararı ile şirketin feshi isteminin reddedildiği, ortaklar arasındaki hukuki ve fiili anlaşmazlığın devam ettiği, mahkememiz kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin ...Esas ve ... Karara sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine, mahkememizce fesih yerine davacının çıkma payının hesaplanarak ortaklıktan çıkarılabilmesi için şirketin ticari defter ve kayıtlarına ulaşılmaya çalışıldığı ancak davalı şirketin bunları sunmaktan ve bilirkişiye teslim etmekten imtina ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dosyanın geldiği aşama itibarıyla davalı şirketin feshi dışında alternatif bir çözüme ulaşılma imkânı bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne,
Davalı ....Şirketi'nin TTK md. 531 uyarınca fesih yoluyla tasfiyesine,
Tasfiye memuru olarak ... T.C. Kimlik Numaralı ...'ın atanmasına, bir defaya mahsus olmak üzere 200.000,00-TL ücret takdirine,
Karar kesinleştiğinde ve ücret ikmalinden sonra göreve başlama tutanağı düzenlenerek tasfiye memuruna dosyanın bir suretinin tevdine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-₺ harçtan peşin alınan 44,40-₺ harcın mahsubu ile bakiye 676,6-₺ karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 40.800,00-₺ bilirkişi ücreti, 454,50-₺ tebligat posta gideri, 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı toplamı 41.343,3 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili lehine takdir olunan 45.000,00-₺ maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!