İş kazası sonucu sürekli iş göremezlik yaşayan sigortalının maddi ve manevi tazminat davasında maluliyet oranı tespiti ve aktüerya hesabı sürecini inceleyen yargı kararı.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat talepli davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı istinaf tarafından onanmasına rağmen, Yargıtay sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesindeki usul eksiklikleri, farklı oranların kullanılması ve tazminat hesabından kurum gelirinin tenzili metodundaki tutarsızlıklar nedeniyle kararı bozmuştur; bozma sonrasında ilk derece mahkemesi, Adli Tıp Kurumundan alınan raporla davacının maluliyet oranını %6,2 olarak tespit ettirerek yeni bir aktüerya raporu ile zararı yeniden hesaplamıştır.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili sigortalının 20.05.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan (3. kişilere karşı müştereken ve müteselsilen tahsili talebini de saklı tutarak) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davacı vekili, 26.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 169.185,52 TL olarak artırmıştır.II. CEVAPDavalı vekili davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının sigara kullanımının ayağının kesilmesine neden olduğunu ve maluliyetini arttırdığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 21.02.2017 tarihli kararı ile maddi tazminat davasının kabulü ile 169.185,12 TL'nin 20.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile 26.280,00 TL'nin 20.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.11.2017 tarihli kararı ile hükme esas alınan ve alanında uzman iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen 09.05.2016 tarihli kusur heyeti raporunda, davacı işçi %10 oranında, davalı işveren %40 ve dava dışı sürücü ... %50 oranında kusurlu bulunduğu, davacının maluliyeti Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 13,10 olarak tespit edildiği, dava tarihinden önce 19.03.2015 tarihinde ise artma suretiyle %29,2 olduğunun belirlendiği, dava konusu olayda, kaza tarihi itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 28.02.2019 tarihli kararı ile "... Somut olayda, davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesinin Kurum tarafından % 13,1 olarak belirlendiği, davacının Kurumdan maluliyetinin arttığını belirterek oranının yeniden belirlenmesini istediği, bunun üzerine Kurum tarafından davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesinin % 29,2 olarak belirlendiği, davalı tarafın bu oranlara itiraz etmesine rağmen yukarıda açıklanan prosedürün izlenmediği anlaşılmaktadır....Davacının sürekli iş göremezlik derecesinin % 29,2 olarak kabulü ile zarar hesabı yapılıp hüküm kurulmasına belirlenen zarardan % 29,2 oranındaki iş gücü kayıp oranına göre belirlenecek ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir kısmının tenzil edilmesi gerekirken % 13,1 oranındaki iş gücü kaybına göre bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin % 90'ının tenzil edilmesi ile sonuca gidilmesi isabetli değildir. Yerel Mahkemece kurulan hükmün gerekçesinde davalı vekilinin cevap dilekçesinin özetlenmesinde davalı vekilinin cevap dilekçesinde belirtilmeyen, dava ile ilgisi olmayan hususların belirtilmesi de hatalı olmuştur. Yapılacak iş, davacıda meydana gelen sürekli iş göremezlik derecesini yukarda belirtilen prosedüre göre belirlemek, bu oran üzerinden, davacıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmının tazminat alacağından tenzil edilerek hesaplamanın yapıldığı yeni bir rapor almak ve fakat hükme esas teşkil eden rapordaki veriler dikkate alınarak ve davalı lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek rapor neticesine göre bir karar vermektir...." gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bozma ilamı üzerine dosya öncelikle ATK 3. İhtisas Kuruluna, daha sonra da ATK raporu ve ... raporu arasındaki çelişki nedeniyle ATK Genel Kuruluna gönderilerek davacının maluliyet oranının %6,2 olduğunun tespiti sağlanmış, değişen maluliyet oranına göre yeniden aktüerya raporu alınmış, raporda %6,2 maluliyet oranına göre ilk hüküm tarihindeki Asgari Ücret Tarifesi dikkate alınarak hesaplama yapılmış, davacı vekilince bozma sonrası yeniden kararın verildiği tarihe göre asgari ücretin dikkate alınması ve bu Tarife üzerinden yeniden hesaplama yapılması istenmiş ise de emsal kararlar da dikkate alınarak ilk hükmün yalnızca davalı vekilince istinaf edilmesi nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle yeni Asgari Ücret Tarifesine göre yeniden rapor hazırlatılmamış, dosya kapsamına uygun 19.07.2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporu dikkate alınarak karar verilmiştir. Davacının iddiası, kusur raporu, hesap bilirkişinin raporu ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi ile davacının davalı işyerinde çalışmakta iken iş kazası geçirdiği, davalı ... Alışveriş .... A.Ş.'nin % 40 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ...'ın % 50 oranında kusurlu ve davacı ...'ın %10 oranında kusurlu olduğu anlaşıldığından, maddi tazminat davası yönünden bilirkişice hesaplanan maddi tazminatın kusur durumu esas alınarak davacı tarafa ödenmesi gerektiği anlaşılmış, davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi reddedilmiştir. Olayın oluşu, tarafların kusur oranı, tarafların mali ve içtimai durumu, işçinin yaşı, olay tarihi, olaydan dolayı duyulan acı ve keder ile davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır..." gerekçesiyle Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, 1.Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile bilirkişi raporunda hesaplanan 25.586,07 TL'nin kaza tarihi olan 20.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2.Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 26.280,00 TL'nin kaza tarihi olan 20.05.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, manevi tazminatın tam kabulünün gerektiği, sürekli iş göremezlik oranının düşük oranda esas alınmasının hatalı olduğu, sürekli iş göremezlik oranının %29,2 oranında iken %6,2 oranının esas alınarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca %6,2 oranındaki sürekli iş göremezlik oranına göre gelir bağlanamayacağından hesaplamadan gelir düşümü yapılmasının da hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davalı işverenin kusurunun olmadığı, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu davacının kazadan sonra tamamen iyileşerek maluliyetinin kalmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Taraf vekillerinin davacı yararına hükmolunan manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.2.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.2. Maddi tazminata yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davanın yasal dayanakları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi hükümleridir.1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.3.5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5. madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.4.5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.5.5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.6.Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 tarihli 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.7.Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.8.Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının ... Başkanlığı Kurum Sağlık Kurulunun 02.12.2013 tarihli kararı ile %13,1 olarak belirlenmiş bu defa 16.04.2015 tarihli kararı ile ise 19.03.2015 tarihinden itibaren ARTMA kaydı ile %29,2 olarak belirlendiği, bu karara davalının itirazı üzerine Yüksek Sağlık Kurulunun 20.01.2020 tarihli kararı ile %29,2 olarak karara bağlandığı, bozma ilamı gereği Adli Tıp Kurumunun 3. İhtisas Kurulunun 09.11.2020 tarihli raporu ile sürekli iş göremezlik oranı %6,2 olarak belirlendiği rapora karşı davacı tarafından yapılan itiraz ile ... ve ATK raporları arasındaki çelişki nedeniyle ATK 2. Üst Kurulunun 31.03.2020 tarihli raporu ile %6,2 oranı olduğu belirtilmiştir.Buna göre davacının sürekli iş göremezlik oranı %6,2 olarak tespit edilmiş olmasına ve bu sebeple %10 oranın altında ... tarafından sürekli iş göremezlik gelirinin bağlanmasının mümkün olmamasına karşın Kurum tarafından ilk olarak belirlenen %13,1 oranında belirlenen sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan gelirin işveren kusuru oranı karşılığı tutarının, maddi tazminat olarak belirlenen tutardan mahsup edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.Buna göre Mahkemece, bozma sonrası hükme esas alınan 19.07.2022 tarihli hesap raporunda verileri gözetmek, bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki değişiklikleri rapora yansıtmamak ve belirlenecek maddi tazminat tutarından %13,1 oranına göre Kurum tarafından bağlanan gelirin işveren kusuru karşılığı düşülmeden maddi tazminat tutarının belirlenerek sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.9.O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin miktardan reddine,2.Davacı ve davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz istemleri nedeniyle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.