İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan mekanik işler alacağı davasında sözleşme devri ve fatura geçerliliği itirazlarını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı ile akdettiği eser sözleşmesi ve ek talepler doğrultusunda gerçekleştirdiği mekanik işler karşılığında hak ettiği 737.410,00 TL alacağın, davalının hakedişleri ödememesi, işi %95 oranında tamamlamasına rağmen şantiyeye girişinin engellenmesi ve sözleşme dışı ek işlerin bedelinin ödenmemesi üzerine davalıdan tahsilini talep ederken; davalı ise sözleşmenin üçüncü bir şirkete devredildiği, dolayısıyla husumetin kendisine yöneltilemeyeceği, faturanın geç düzenlendiği ve geçersiz olduğu, tüm ödemelerin yapıldığı ve davacının işi fiilen sonlandırdığı gerekçesiyle davanın reddini istediği bir alacak davasıdır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA TARİHİ : █████/2019
KARAR TARİHİ : █████/2024
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 04.06.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 04.06.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.03.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında █████/2013 tarihinde “...İli ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:...,...ada, ... parselde; ...Sokak No:...,.. ada, ... parsel numaralı” taşınmaz üzerinde inşa edilen konut projesinin mekanik işlerinin malzemeli olarak yapılmasına ilişkin sözleşmenin imzalandığını, işin bedelinin KDV hariç 1.323.739,00 TL olduğunu, sözleşmenin devamı sırasında davalının bu kez sözleşme harici aynı yerde bulunan 18 adet dükkanın ısıtma, soğutma, havalandırma, tesisat, yangın sistemleri vs’den oluşan mekanik işlerinin yapılmasını da istediğini, ayrıca yine sözleşmede bulunmayan ve 180 daireye ait klima boru montajı ve işçiliğinin de müvekkili tarafından yapıldığını, davalının keyfi şekilde hak edişleri ödememeye ve gelişigüzel kesintiler yapmaya başladığını ve işlerin % 95’inden fazlası tamamlanmasına rağmen, müvekkilinin şantiyeye girmesine engel olduğunu ve davalının kalan işi müvekkilinin taşeronu olan firmaya tamamlattığını; inşaatta meydana gelen yangın nedeniyle kazan dairesinin yenilendiğini ve yenileme bedelinin müvekkiline yükletildiğini, oysa yangının sorumluluğunun müvekkilinde olmadığını, yine davalının sorumluluğu içerisinde bulunan inşaat alanında hırsızlık yaşandığını, müvekkiline ait birçok malzemenin çalındığını, sorumluluğun müvekkiline yüklendiğini; █████/2016 tarihli darbe girişimi sonrası çıkarılan KHK ile davalı şirkete TMSF tarafından kayyım atandığını, sonrasında şirketin gruba iade edildiğini, müvekkilinin alacaklarına karşılık █████/2014 tarihli A3611 numaralı 737.410,00 TL bedelli faturayı Karşıyaka 2. Noterliği’nin █████/2014 tarihli 23346 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya gönderdiğini, ancak fatura bedelinin ödenmediğini, faturada davalı şirketin değil, aynı şirketler grubuna ait .... A.Ş.’nin unvanının yazılı olmasının sebebinin davalının faturaları kardeş şirket olan ve aynı gruba mensup bu şirketin adına kesilmesini istemesi olduğunu, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını belirterek, 737.410,00 TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında düzenlenen mekanik tesisat işlerinin yapılmasına yönelik sözleşmenin █████/2014 tarihli ek protokol ile ..... A.Ş.’ye devredildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ek protokolün 1. maddesinde; “sözleşmede işverene sağlanan her türlü hak ve yükümlülükler ..... A.Ş.’ye devredilmiştir.” ifadesine yer verildiğini, ayrıca davacı ile ..... A.Ş. arasında █████/2014 tarihinde düzenlenen bir diğer ek protokolün de yine █████/2014 tarihli protokoldeki hükümlerin aynısını içerdiğini, ayrıca ..... A.Ş. ile davacı arasında düzenlenen “talimat ve muvafakatname” isimli protokollerin de müvekkiliyle değil, dava dışı .... A.Ş. ile düzenlendiğini, dava konusu faturanın da yine bu şirket adına düzenlendiğini, esasen ortada bir sözleşmeden kaynaklı tüm hak ve yükümlülüklerin devrinin söz konusu olması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini; kabul anlamına gelmemek kaydıyla faturanın taraflar arasındaki ilişki sona erdikten yaklaşık 6 ay sonra düzenlendiğini, VUK ve TTK uyarınca faturanın iş veya işlem üzerinden 7 gün içinde düzenlenmesi gerektiğini, dolayısıyla yok hükmünde olduğunu, faturanın kaynağının, hangi hizmet karşılığında düzenlendiği ve hizmetin sağlandığı hususunun davacı tarafından ispatının gerektiğini, davacıya hak ettiği tüm hizmetlerin karşılığının ödendiğini, faturayı kabul etmediklerini, davacının sunmadığı ve bu kapsamda hak edişinin olmadığı bir hizmetin bedelini isteyemeyeceğini, davacıdan harici iş yapması yönünde bir istekte bulunulmadığını, davacının işten el çektirildiği yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, davacı tarafından yüklenilmiş olan işlerin eylemli olarak durdurulması ve █████/2014 tarihi itibariyle şantiye alanında çalışan tüm işçilerin SGK çıkışlarının yapılması nedeniyle sözleşmenin eylemli olarak feshedildiğini, davacı tarafından yapılmış olan eylemli fesih sonucunda ise davacıya usulü olarak yalnızca bir fesih bildiriminin gönderildiğini, sözleşmenin müvekkili ya da dava dışı şirket tarafından feshedildiğini kabul etmemekle birlikte davacının çalıştırdığı işçilerin iş sözleşmelerini feshetmesi ve sözleşme kapsamındaki tüm işleri durdurmasının hali hazırda sözleşmenin haklı nedenle feshi sebebi olduğunu, işin davacı tarafından durdurulması nedeniyle..... A.Ş. tarafından zorunlu olarak işin kalan kısmının 3. bir kişiye yaptırıldığını, zira; yüklenilen işin yarım bırakılması nedeniyle 3. bir kişiyle anlaşılmak zorunda kalındığını, müvekkilinin, davacının eksik ve hatalı yaptığı tüm işlerin bedelini kendisine fazlasıyla ödediğini, davacının herhangi bir hak edişinin olmadığını, herhangi bir hizmet sunmadığını, müvekkili ile dava dışı şirketin defterleri incelendiğinde tüm ücretlerin ödendiğinin görüleceğini belirterek, davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle, bu olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 08.03.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''... taraflar arasında █████/2013 tarihli eser sözleşmesi imzanmış olup, bu sözleşme ile davacı “....İli ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:.... ada, ...parselde; .... Sokak No:..., ... ada, ... parsel numaralı” adreste inşa edilen konut projesinin mekanik işlerinin yapımını yüklenmiştir. Davacı, gerek sözleşme kapsamında gerekse sözleşme haricinde yaptığını ileri sürdüğü işlerle ilgili olarak..... A.Ş. adına davaya konu █████/2014 tarihli A3611 numaralı 737.410,00 TL bedelli faturayı düzenlemiş ve Karşıyaka 2. Noterliği’nin █████/2014 tarihli 23346 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya göndermiştir. Faturanın ..... A.Ş. adına düzenlenmesinin sebebini ise “davalının faturaları kardeş şirket olan ve aynı gruba mensup bu şirketin adına kesilmesini istemesi” olarak açıklamıştır 6098 sayılı TBK’nın “Sözleşmenin devri” başlıklı 205. maddesinde; “(1) Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. (2) Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. (3) Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. (4) Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ya da sözleşmede kalan tarafça onaylanan veya önceden verilen izne dayanılarak yapılan ve devredenin devrettiği sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Yani, aksi taraflarca kararlaştırılmış olmadıkça devralana geçecek olan hak ve borçlar devredilen sözleşmedeki devreden ve sözleşmede kalanın sahip olduğu hak ve borçlardır. Somut olayda; devreden ..... A.Ş. ile devralan..... A.Ş. arasında yazılı bir devir sözleşmesi bulunmamaktadır. TBK’nın 205/3 maddesi gereğince devrin geçerliliği devredilen sözleşmenin şekline bağlı olduğundan, bu şekil şartı de geçerlilik şartı olduğundan, devreden ile devralan arasında yazılı sözleşmenin bulunmaması nedeniyle davacı ile ..... A.Ş. arasında yapılan devrin geçerli bir devir olmadığı ve bu kapsamda da sözleşmenin ..... A.Ş.’ye geçtiğinden söz edilemeyeceğinden; diğer yandan; sözleşmenin feshi kararı da davalı ..... A.Ş. tarafından alınmış olduğundan, davalı şirkete husumetin yöneltilebileceği kabul edilmiş, husumete yönelik davalı itirazları haklı bulunmamıştır. Taraflar arasındaki sözleşme, niteliği gereği bir eser sözleşmesidir. İki taraflı olan bu sözleşme gereği davacı, işi sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmekle, davalı da ödeme yapmakla yükümlüdür. Davacı taraf, davaya konu fatura bedelinin ödenmediğini ileri sürerek eldeki bu davayı açmıştır. Faturanın açıklamasında iki kalem alacak gösterilmiştir. Buna göre fatura bedelinin 346.923,73 TL’si sözleşme gereği ödemesi yapılmayan bedel, 278.000,00 TL’si ise sözleşme harici işler bedelidir. Bilirkişilerin kök ve ek raporlarına göre davaya konu fatura davacı defterlerinde kayıtlı olup, davalı şirketin ve dava dışı şirketin defterlerinde kaydı yoktur. Sözleşme bedeli 1.562.012,02 TL'dir. Davacı tarafından kesilen faturaların toplam bedeli 1.152.642,02 TL’dir. Yine kök ve ek raporlara göre; davacının aldığı çekler toplamı da 452.943,91 TL’dir. Kalan borç 699.698,11 TL, bankaya gelen nakit toplamı 724.894,76 TL’dir. Buna göre davacının kalan alacağı -25.196,65 TL’dir. SSK ödemeleri 45.726,82 TL olup, kalan alacak -70.923,47 TL’dir. Nakit 40.000,00 TL tahsilat sonucu kalan davacı alacağı -110.923,47 TL’dir. Dava dışı ...... A.Ş.’ye ait muhasebe kayıtlarında ise davacı şirketin █████/2014 tarihi itibariyle 183.661,06 TL borçlu gözükmektedir. Tarafların defterlerinin yasal tasdiklerinin bulunduğu, davacının faturada sözleşme kapsamındaki kalan alacağını ispatlayamadığı anlaşıldığından; diğer yandan faturada sözleşme harici işlerle ilgili alacak yönünden ise benimsenen ek raporda davalının sözleşme haricinde yaptığı işlerin bedeli 525.968,00 TL olmakla birlikte bu miktarın davaya konu faturada 278.000,00 TL olarak gösterilmiş olması nedeniyle davacının bu miktarı vekaletsiz iş görme hükümlerine göre davalıdan isteyebileceği kanaatine ulaşılmış, davanın 278.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne, bu miktara temerrüt tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 29.04.2024 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Asla gerçek bir alacağın varlığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, cevap dilekçelerinde ve yargılamanın çeşitli aşamalarında detaylıca açıkladıkları üzere, müvekkili ve davacı arasında akdedilmiş sözleşmenin, 01.03.2014 tarihli ek protokol ile .... A.Ş.'ye (=....) devredildiğini, nitekim davacı ile .... arasında 05.05.2014 tarihinde akdedilen bir diğer ek protokolün de bu durumu tasdiklediğini, ayrıca talimat ve muvafakatname isimli protokollerin de müvekkili ile değil, dava dışı .... ile akdedildiğini, müvekkili ile ....'ün farklı tüzel kişilikler olup, birinin sorumluluğunun diğeri ile bağlantılı olmadığını,
-Gerekçeli kararda her ne kadar TBK m. 205/3'e atıf yapılarak devrin geçerli olmadığı iddia edilmiş ise de kanaatlerince bu değerlendirme hukuka aykırı olduğunu, TBK m. 205/3, "Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır". düzenlemesini havi olup, bu fıkra ile ifade edilen hususun sözleşme devrinin devredilecek sözleşmenin şekline uyması gerektiği, bir başka deyişle yazılı bir sözleşmenin sözlü olarak devrinin gerçekleştirilemeyeceğini, somut olayda müvekkili ile davacı arasındaki yazılı sözleşmenin, yine yazılı bir sözleşme yoluyla dava dışı .... şirketine devredildiğini, yani gerçekleştirilen devrin hukuka uygun olduğunu ve hüküm ve sonuçlarını doğurmasının gerektiğini,
-Nitekim davacının da sözleşme devrinin geçerli olduğunu kabul ettiğinin oluştan açıkça görüleceğini, ileri tarihli protokollerin davacı ile dava dışı .... arasında akdedildiğini, hatta davacının sözde alacak kalemlerini ihtiva eden faturanın dahi dava dışı .... şirketi adına tanzim edildiğini, davacının dahi ticari ilişkinin tarafı olarak .... Şirketini kabul etmekteyken müvekkilinin huzurdaki davadan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu,
-Davacı tarafından sözleşme dışında yapıldığı iddia edilerek faturalandırılan işlerin bedelinin 278.000 TL olduğunu, bu kadar yüksek meblağlı bir iddianın yalnızca tanık anlatımlarıyla ispatlanamayacağının izahtan vareste olduğunu, kaldı ki, tanık anlatımları dışında herhangi bir yolla bahsedilen sözleşme dışı işlerin davacı tarafından yapıldığının ortaya konulamadığını, davacı tarafından yapıldığı iddia edilen sözde işlere dair faturalandırılan bedelin, ne davacının, ne müvekkilinin ne de dava dışı....'ün kayıtlarında mevcut olmadığını, öyle ki, davacı haksız ve hukuka aykırı olarak tanzim etmiş olduğu bu bedeli kendi defterlerine dahi işlemediğini, defterler uyarınca davacının ....'den alacaklı olmadığı, hatta borçlu olduğu hususunun sabit olduğunu, kaldı ki, keşif incelemesinin faturanın tanzim edilmesinden 8 yıl sonra yapıldığı, söz konusu işlerin davacı tarafından yapılıp yapılmadığının bu şekilde anlaşılmasının imkansız olduğunu, geçen uzun süre sebebiyle keşif incelemesine konu yapılar ve fatura arasında uygun bir illiyet bağından bahsedilemeyeceğini,
-Bu hususta son olarak; dinlenen tanıkların tümü davacı şirketin çalışanı olduğunu, yalnızca davacının doğrudan ekonomik hakimiyeti altında olan kişiler dinlenmiş iken, söz konusu tanık beyanlarının gerçeği yansıttığına dair bir kanıya varılmasının hukuka aykırı olacağını,
-Hem Vergi Usul Kanunu hem de Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir mal alım satımı ya da bir hizmete karşılık tanzim edilecek olan faturanın ilgili iş veya işlem üzerinden 7 gün içerisinde tanzim edilmiş olmasının gerektiğini, somut olayda tanzim edilmiş faturanın ise aradaki ilişkinin sona ermesinin üzerinden 6 ay gibi bir süre geçtikten sonra tanzim edildiğini ve kabul edilmediğini, o nedenle yok hükmünde olan bir faturaya binaen ikame edilmiş olan işbu davanın öncelikle bu husus yönünden reddinin gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin ████████ E., █████████ K. sayılı ve 03.05.2016 tarihli Kararına değinildiğini ve somut olaydaki gibi düzenlenmiş olan faturanın yok hükmünde olduğunun belirtildiğini, kaldı ki defalarca ifade ettikleri üzere, ilgili faturanın müvekkili firma adına değil, dava dışı .... adına tanzim edildiğini, bir an için faturanın usule uygun olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin bu faturadan sorumlu tutulamayacağını,
-Huzurdaki dava konusu sözde alacağın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, TBK md. 147/6 uyarınca eser sözleşmesinden kaynaklı alacaklarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, bu nedenle talep konusu alacağın dava edildiği tarih itibariyle zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, reddolunan kısım her halükarda halihazırda zamanaşımına uğradığını, davanın reddi kararının zamanaşımını kesmeyeceğini,
Yukarıda izah edilen ve re'sen nazara alınacak nedenlerle; yerel mahkemenin E. ████████, K. ████████ ve T. 08.03.2024 tarihli kararının kabul olan kısmı yönünden istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, taraflar arasında █████/2013 tarihli eser sözleşmesinin yapıldığını, davacının sözleşme kapsamında ve sözleşme dışında ilave işler yaptığını, sözleşmede belirlenen işlerin %95'inden fazlasını tamamladığı sırada davalının işin yapımını engellediğini, davacı tarafından düzenlenen faturanın ödenmediğini belirterek sözleşme kapsamında ve sözleşme dışında yapılan iş bedellerinin tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili ise, taraflar arasında yapılan █████/2013 tarihli eser sözleşmesinin 01.03.2014 tarihli ek protokol ve 05.05.2014 tarihli ek protokol, Talimat ve Muvafakatname isimli protokoller ile dava dışı "... ... A.Ş"ye devredildiğini, faturanın da dava dışı bu şirket adına düzenlendiğinden davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, faturanın taraflar arasındaki ilişki sona erdikten yaklaşık 6 sonra düzenlendiğinden yok hükmünde olduğunu, faturaya dayanak işin davacı tarafça yapılmadığını, davacıya hak etmiş olduğu tüm ödemelerin yapıldığını, davacının sözleşmeyi eylemli feshi neticesinde usulen sözleşmenin davalı tarafça feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
6098 sayılı TBK'nun 480. maddesi maddesi hükmü gereğince bedel, yanlarca götürü olarak kararlaştırılmış ise, yüklenici, imalâtı kararlaştırılan fiyatla yapmak zorundadır; imalât önceden tahmin edilenden daha çok çalışmayı ve masrafı gerektirmiş olsa bile, yüklenici ücretin artırılmasını isteyemez. Sözleşme dışı iş ise, sözleşme ve eklerine göre yapılması gerekenler dışında yapılmasında zorunluluk olup davalı yararına yapılan işlerdir. Eser sözleşmelerinde sözleşme dışı ya da ilave iş, sözleşmede kararlaştırılan iş ve imalâtlar dışında iş sahibinin talimatıyla ya da talimatı olmaksızın işin gereği olarak yüklenici tarafından gerçekleştirilen iş ve imalâtlar olup, bunların bedelinin talep edilebilmesi için sözleşme yapılması ya da asıl sözleşmenin değiştirilmesine gerek bulunmamaktadır. Sözleşme dışı iş ve imalâtların yapılmış olup da iş sahibi yararına olması halinde bedelinin ödenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı)
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında █████/2013 tarihli " 180 Daire Mekanik İşleri Sözleşmesi" isimli götürü bedelli eser sözleşmesinin yapıldığı görülmüştür. Her ne kadar davalı taraf sözkonusu eser sözleşmesinin yapılan ek protollerle dava dışı "..... A.Ş"ye devredildiğini savunmuş ise de, protokollerin davacı ve dava dışı ".. .. .. A.Ş" arasında düzenlendiği görülmüştür. Sözkonusu protokollerin TBK'nın 205.maddesine göre sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında düzenlenmemesi; yine sözleşmede kalan davacının önceden verdiği izne dayanan veya sonradan onayladığı davalı ve dava dışı ".... A.Ş." arasında yapılmış yazılı bir devir sözleşmesi bulunmaması karşısında TBK’nın 205 maddesi gereğince sözleşmenin devrinin geçerli olmadığından sözleşmenin dava dışı "...... A.Ş."ye devredildiğinin kabul edilemeyeceği; faturanın davalı şirketin isteği üzerine dava dışı "....A.Ş" adına düzenlenmesi ve █████/2013 tarihli eser sözleşmesinin davalı tarafça feshedilmesi karşısında davalı şirkete husumetin yöneltilebileceği anlaşıldığından davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ispatlanmış ise yapılan veya yapılmayan işlerin ne olduğu, fazla yapılan iş olup olmadığı; konusu hukuki işlem niteliğinde olmadığından, bu nedenle senetle ispat kuralına tâbi bulunmadığından tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Kural olarak sözleşmenin ifa sürecinde gerçekleşen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir. Yargıtay İçtihatlarında sözleşme dışı iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir.
Somut olayda Mahkemece tarafların delillerinin toplandığı, mahallinde keşif yapıldığı, tanıkların dinlendiği, bilirkişi heyetinden denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporların alındığı, davacı yüklenici tarafından davaya konu faturadaki sözleşme kapsamında işler ve sözleşme dışındaki ilave işlerin neler olduğunun tespit edildiği; bu kapsamda sözleşme dışındaki ilave iş yaptığını ispatlayan davacı yüklenicinin sözkonusu işlerin bedelini talep edebileceğinden Mahkemece ilave iş bedellerinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı; yine davalı vekilinin cevap dilekçesinde ve ikinci cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunmadığından HMK'nın 357/1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen savunmanın istinaf aşamasında dinlenemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.03.2024 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 18.990,18 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 3.148,50 TL harcın mahsubu ile kalan 15.841,68 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!