Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesindeki menfi tespit davasında, Sözer Makinenin ayıplı teslim edilen kova dolum makinesi için senetlerin ödenmesinin durdurulması talebi yargılaması.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, davalıdan satın aldığı kova dolum makinesinin sözleşmeye aykırı, güvenlik eksiklikleri, düşük kapasite ve sürekli arızalar gibi ciddi ayıplar taşıdığını, makinenin kullanılamaz durumda olduğunu öne sürerek, makine karşılığında verdiği senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve bu senetlerin icra takibine konu edilmemesini talep etmektedir; davalı ise, davacının makineyi teslim tutanağında "sözleşmeye uygun ve iyi durumda" aldığını beyan ettiğini ve tazminat haklarından feragat ettiğini belirterek, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı Sözer makine ile davalı White Steel arasında 28.03.2022 tarihinde "kova dolum makinesi" almak üzere sözleşme akdedildiğini, iş bu sözleşme kapsamında ödemeler taraflarına zamanında yapıldığını, sözleşme kapsamında müvekkiline "kova dolum makinesi" teslim etmeyi taahhüt etmiş olmasına rağmen borcunu süresinde yerine getirmediği için daha önce davalı yana Kadıköy .... Noterliği ... Tarihli ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ihtarat yapıldığını ... tarihinde ilgili ihtarname UETS sistemi üzerinden muhatap davalıya tebliğ edildiğini bu durum müvekkili açısından mağduriyete sebep olmakla birlikte, müvekkilinin kendi müşterisine karşı üstlendiği edimini yerine getirebilmek için mecburiyet içinde davalıdan makineyi yeterli testler tamamlanamadan 20.01.2023 tarihinde teslim aldığını taraflar arasındaki sözleşmeye göre aslında makinenin teslim edilmiş olması gereken tarih 20.06.2022 tarih olduğunu, makinede raporlanan hataların bir kısmı bahis konusu yapılması gerekirse; makinenin gerekli güvenlik kilitlerine sahip olmadığını, makine kapasitesinin 25 kova olması gerekirken 10 kova olduğu ve arka arkaya hatasız gramaja uygun 3 kova dolumu dahi yapılamadığını, depolama tankından ürünlerin depolanamadığını, sızdırımalar olduğunu, bazı dolum noktalarının çalışmadığını, plastik film ünitelerinin sorunlu olduğunu kısacası makinenin kullanılabilir durumda olmadığını 24.02.2023 Tarihli saha testinde ortaya çıktığını, makinenin şirketin istediği teknik özelliklere sahip olmadığını, kullanıma uygun vasıfları barındırmadığını bu anlamda yanıltıcı bir şekilde makinenin davalı tarafça tesliminin gerçekleştiğinin açık olduğunu söz konusu makinenin sözleşme kapsamına uygun olmadığı ve yukarıda açıklanan gerekçelerle; 6502 Sayılı Türk Ticaret Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 298. ve sair mevzuat kapsamında ayıplı olduğunu, dava konusu 03.03.2023 vadeli 31.500 Euro, 17.04.2023 vadeli 10.500,00 Euro, 01.06.2023 vadeli 10.500,00 Euro ve 17.07.2023 vadeli 10.500,00 Euro bedelli dilekçemiz ekinde sunulmuş olan davalıya verilmiş 4 adet senedin tahsilinin teminatsız durdurulmasına ve icra takibine konu edilememesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, senetlerin ödemesinin teminatsız durdurulmasına ilişkin (1'nolu ) taleplerinin kabul edilmemesi halinde İİK 72/2 uygun olarak teminat karşılığı taleplerinin kabul edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı 20.01.2023 teslim tutanağında makineyi sözleşmeye göre düzgün, iyi bir şekilde teslim aldığını, şikayetlerin giderildiğini beyan etmesine, tazminat ve cezalardan feragat etmesine rağmen haksız bir şekilde huzurdaki davayı açmış olup işbu davanın reddi gerektiğini, öncelikle taraflar arasında kambiyo ilişkisi kurulduğunu, ispat yükümlülüğü davacıda olduğunu, ispat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanacağını, bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmesi gerektiğini, belgeye dayanmayan bir icra takibine karşı açılan menfi tespit davasına ilişkin olup ilgili kararın huzurdaki dava bakımından geçerliliği bulunmadığını. öte yandan davacı borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul ettiğini ancak bu hukuki ilişkinin son bulduğunu/ayıp nedeniyle sözleşmeden döndüğü ileri sürdüğünü, dolayısıyla hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmekte olduğunu ayrıca beyanlarımıza halel gelmemek kaydıyla; bilindiği üzere ve yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere borçlunun bonodan dolayı borçlu bulunmadığını yazılı delillerle ispatlaması geretiğini nitekim davaya konu senetlerden de görüleceği üzere taraflar arasında da bononun düzenlenmesiyle kambiyo ilişkisi kurulduğunu davacının bonodan dolayı borçlu bulunmadığını senede karşı ileri sürdüğü iddiaları yazılı delille ispat etmesi gerektiğini dolayısıyla bunu ortadan kaldıracak nitelikte esas sözleşmede iddia ettiği hususları yazılı delille ispat etmesi gerekirken bu nitelikte bir delil de sunulmadığını davacı 20.01.2023 tarihli tutanakta söz konusu makinayı iyi ve sözleşmede belirtildiği şekilde teslim aldığını açıkça belirttiğini, tazminat ve cezalardan feragat ettiğini buna karşın haksız yere huzurdaki davayı açtığını, davacının yanıltıldığı, mecburiyet ve telaş içerisinde teslim aldığı iddialarının doğru olmadığını, Öncelikle usulden bu talebimiz kabul görmezse esastan reddine, İşbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen haksız ve kötüniyetli olan davacının asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuş ve talep etmiştir.
... tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Tahkim heyetince görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından, dava konusu dolum makinasının bulunduğu ...’de gerçekleştirilen incelemeler neticesinde ulaşılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu dolum makinasının davacı tarafa teslim edilen haliyle ayıplı olduğu, kullanılabilir ve sürekli çalışır vaziyette bulunmadığı; bu itibarla sözleşmede öngörülen teknik vasıf ve performans kriterlerini karşılamadığı" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;davalı tarafça satıma konu olduğu iddia edilen davacı tarafa teslim edilen makinenin ayıplı olup olmadığı, kullanılır vaziyette olup olmadığı; tüm bunlarla birlikte sözleşmeye uygun şekilde makinenin teknik vasıflara sahip olup olmadığı bu kapsamda verildiği iddia edilen senedin teminat amaçlı alacaklı tarafa verilip verilmediği, senetlerin bedelsiz kalıp kalmadığı; dava konusu makineden kaynaklı olarak davacının söz konusu senetlerden dolayı teminat kapsamında bedelsizlik sebebi ile menfi tespit talebinin yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davacı ile davalı arasında kova dolum makinesi almak üzere sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davalıya tüm ödemelerin yapıldığını, davalı tarafından sözleşme konusu makinenin sözleşmede belirtilen tarihte teslim edilmediği gibi geç teslim nedeniyle davacının da kendi müşteri nezdinde geç teslimden kaynaklı sorumluluğu nedeniyle zararının ortaya çıktığını, yaşanan gecikme sebebiyle makinenin davalıdan acele olarak testleri tamamlanmadan teslim alındığını, tamamen kurulumunun yapıldığı ...'de yapılan testlerde davalı tarafından teslim edilen kova dolum makinesi kısmının şartnameye aykırı olduğu gibi gerekli şekilde çalışmadığının tespit edildiğini, davalı tarafından üretilen makinenin ayıplı olduğunu bu kapsamda sözleşme ile ödeme olarak davalıya verilen senetler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından davanın arabuluculuğa tabi olduğu iddia edilmiş ise de davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6102 sayılı Kanun'un 5/a maddesi ve mevcut Yargıtay içtihatları gereğince davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı anlaşılmakla davalının aksi yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Öncelikle davacı ve davalı arasında dosya içerisinde bir sureti bulunan sözleşme ve davaya konu kambiyo senetlerinin bu sözleşme kapsamında davalıya ödeme aracı olarak verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Zira taraflarca sunulmuş sözleşme ve sözleşmeye bağlı protokollerde senetlere atıf yapar biçimde ödeme takvimi ve senet bilgilerinin gösterildiği, senetler üzerinde teminat ibaresi bulunduğu gibi taraflar arasındaki yazılı sözleşmelerde de senet vade ve düzenleme tariflerine atıf olduğu ve taraflar arasındaki 20.01.2023 tarihli imzalı belgede belirtilen tarihlerin senetlere atıf yaptığı anlaşılmakta olup, davalı tarafından da davacı ile aralarında başka bir ilişki ve borç bulunduğuna dair herhangi bir yazılı belge sunulmadığı anlaşılmakla davaya konu senetlerin taraflar arasındaki sözleşme bedelinin ödenmesi için teminat amaçlı olarak davacı tarafından davalıya verildiği sabit kabul edilmiştir.
Davacının menfi tespit talebine konu temel iddiası davalı tarafından üstlenilen akdi edimin yerine getirilmemesi ve sözleşme kapsamında davacıya teslimi ön görülen makinenin ayıplı olduğuna yönelik iddiadan kaynaklı olarak davacının menfi tespit talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davaya konu kova dolum makinesinin seri üretim olmadığı, davacının siparişi üzerine üretilen nitelikte olduğu anlaşılmakla taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmesinde ayıba ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 474- İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır."
6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmesinde eserin kabulüne ilişkin 477. Maddesi ise şu şekildedir:
"MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.
İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.
Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."
Davalı öncelikle davacıya makinenin 20.01.2023 tarihinde çalışır durumda teslim edildiğini, davacının teslime ilişkin sözleşme kapsamında makineyi sorunsuz ve çalışır halde aldığını ve herhangi bir tazminat talebinin olmadığına dair belgeyi imzaladığını, davacının basiretli tacir yükümlülüğü gözetildiğinde hile, kandırma ve zor durumda kalma haline yönelik iddialarının kabul edilemeyeceğini, süresi içerisinde davacı tarafından yapılmış ayıp muayene ve ihbarının olmadığını savunmuştur.
Yukarıda yer verildiği üzere 6098 sayılı Kanun'un 474 ve 477. Maddeleri gereğince iş sahibi davacının eseri teslim aldıktan sonra gözden geçirme ayıp ihbar yükümlülüğü bulunmakla birlikte usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için yüklenicinin sorumluluğun devam edeceği açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Bu kapsamda davaya konu makinenin tek bir parçadan oluşmadığı gibi yurt dışına götürülerek başka bir makine bütünlüğü ile birlikte bir arada montajı yapılarak çalıştırılmasının gerektiği ve ancak bu suretle ilgili makinenin beklendiği şekilde çalışıp çalışmayacağının ortaya çıkacağı anlaşılmakta olup, davacı tarafından davaya konu makinenin ...'ye götürülerek bütüncül hale getirilerek makinenin tamamının çalıştırılması neticesinde davaya konu sorunların ortaya çıktığı, söz konusu sorunların ortaya çıkması akabinde davacı tarafından davalıya 28.02.2023 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarının yapıldığı sunulan deliller ile anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki sözleşmeye konu makinenin başka bir makine bütünlüğünün parçası olduğu ve tüm makinelerin birlikte çalışması ile ayıpların ancak ortaya çıkabileceği, davalı tarafından davacıya teslim edilen makinenin yurtdışına götürülerek kurulum ve montajının yapılması ve çalıştırılarak denenmesi karşısında ancak ayıpların ortaya çıkabileceği hususu gözetildiğinde 20.01.2023 tarihinde yapılan teslim sonrasında 28.02.2023 tarihli ihtarname ile davacının davalıya yaptığı ayıp ihbarının ayıpların ortaya çıkma süreci sonrasında süresinde olduğu değerlendirilmiştir.
Kaldı ki davalı tarafından taraflar arasındaki yazılı sözleşmede teslimden itibaren 1 yıl garanti verildiği davalının ayrıca garanti sözleşmesi ile sorumluluk üstlendiği gözetildiğinde davalının ayıp ihbarının süresinde olmadığına yönelik savunmasının garanti sorumluluğu ve garanti sözleşmesi yönünden de yerinde olmadığı, davacı tarafından yapılan ihbar tarihinin teslimden yaklaşık 1 ay sonra olduğu gibi 1 yıllık garanti süresinin de dolmamış olduğu değerlendirildiğinde davalının savunmasına itibar edilmemiştir.
Davaya konu makinenin ...'de olduğu anlaşılmakta olup, davacı tarafından dava dışı üçüncü kişinin davacıya karşı yapmış olduğu tahkim yargılaması sonucunda verilen tahkim hükmüne ait gerekçeli karar ve bu tahkim yargılaması sırasında tahkimin yapıldığı ülkede tahkim heyeti tarafından görevlendirilen teknik bilirkişi tarafından makinenin incelendiği ve bilirkişi raporu düzenlendiği anlaşılmış olup, davacı tarafından söz konusu tahkim gerekçeli kararı ve teknik bilirkişi raporu ile inceleme sonucu Mahkememize delil olarak sunulmuştur.
Mahkememizce ilgili ülkeye bilirkişi incelemesi yaptırılması için adli yardım talebinde bulunulmuş ise de Mahkememizin bilirkişi incelemesine yönelik talebi ilgili ülke tarafından yerine getirilmemiş olup (Türkiye ve makinenin bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri ülkesi arasında adli yardım anlaşması olmadığı ve talimat ile bilirkişi incelemesi talebi yönünden ikili uluslararası anlaşma olmadığı ve inceleme talebinin yerine getirilmesi için ilgili ülkenin zorlanmasının mümkün olmadığı da değerlendirilerek), aradan geçen süreç ve usul ekonomisi ile makinenin güncel bulunabileceği şartlar gözetilerek Mahkememizce tahkim yargılamasında yapılan teknik bilirkişi incelemesi ve rapor üzerinden işbu davaya konu makine yönünden teknik değerlendirmelerin yapılması için dosya makine mühendisi teknik bilirkişi tevdii edilmiştir.
Mahkememizce makine mühendisi teknik bilirkişiden alınan bilirkişi raporu incelendiğinde teknik bilirkişi tarafından şu tespitlerin yapıldığı anlaşılmaktadır:
"Dosya kapsamına göre dava konusu dolum makinası; karıştırma makinasından gelen ürünün kova bazlı dolum ve sevk sürecini yöneten, bünyesinde kova magazini ve ayırıcı (un-stacker) sistemi barındıran ve üretim hattının sürekliliği açısından kritik öneme sahip bir ekipmandır. Bu nedenle sistemin kesintisiz ve verimli şekilde çalışabilmesi doğrudan bu makinanın performansına bağlıdır.
Bilirkişi incelemelerinde tespit edildiği üzere, dolum makinasındaki arızalar ve kova magazinin monte edilmemiş olması nedeniyle kova magazininin test edilmesinin mümkün olmadığı (7.8.1-2-3-4-5) bunla birlikte bilirkişilere gösterilen videolarda, dolum makinasında özellikle kova magazini ve ayırıcı sisteminde ciddi fonksiyonel problemler bulunmaktadır. Sistem, kovaları ardışık ve düzenli şekilde ayıramamakta; kovaların kulplarının birbirine takılması sonucu istif yapısı bozulmakta ve üstteki kovalar aşağıya sürüklenmektedir. Bu durum, makinenin otomatik çalışma kabiliyetini ortadan kaldırmakta ve sürekli manuel müdahale gerektiren bir arıza haline dönüşmektedir. Kontrol yazılımı sorunları ve giderilemeyen bir donanım arızası nedeniyle Dolum Makinasının test edilmesinin bilirkişilerce mümkün olmadığı belirtilmiştir. Teknik olarak bu tür bir arıza, makinenin tasarım parametreleri ile gerçek kullanım koşulları arasındaki uyumsuzluğa işaret etmekte olup, ekipmanın amacına uygun şekilde çalışmasını engelleyen esaslı bir kusur niteliğindedir. Tahkim sürecinde yapılan incelemelerde makine üzerinde keşif gerçekleştirilmiş, ayrıca önceki testlere ait video kayıtları teknik olarak analiz edilmiştir. Bu kayıtlar, sistemin belirli sayıda kovayı sorunsuz şekilde aktarabildiğini, ancak devamında tekrarlayan biçimde kilitlenme ve düşme problemlerinin ortaya çıktığını göstermektedir. Her ne kadar bazı testlerin makinenin çalıştırılamaması nedeniyle tamamlanamadığı ifade edilmiş ise de mevcut arızaların zaten makinenin işletilebilirliğini ortadan kaldırdığı ve test süreçlerini fiilen imkânsız hale getirdiği anlaşılmaktadır. Bu yönüyle yapılan tespitlerin teknik açıdan yeterli ve kanaat oluşturucu nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca yapılan incelemelerde, testlerde kullanılan numune kovalar ile seri üretimde kullanılan kovalar arasında kulp tasarımı bakımından farklılık bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durum, makinenin tasarım aşamasında gerçek üretim koşullarının yeterince dikkate alınmadığını göstermekte olup, mühendislik açısından önemli bir eksiklik teşkil etmektedir. Zira otomatik besleme sistemlerinde işlenecek ürünün fiziksel özellikleri, tasarımın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu uyumsuzluk, sistemin sahada beklenen performansı sağlayamamasının temel sebeplerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Davalı tarafın makinenin çalışır ve ayıpsız şekilde teslim edildiğine ilişkin savunmalarına karşılık davacı taraf, makinenin fiilen işletmede sorunsuz çalışmadığını, üretim hattının sürekliliğini sağlayamadığını ve performans kriterlerini karşılamadığını ileri sürmektedir. Bu iddialar, tahkim süreci kapsamında ...’de gerçekleştirilen bilirkişi incelemeleri ile teknik olarak desteklenmiş olup, özellikle kova magazini ve ayırıcı sistemde sistematik ve tekrarlayan arızalar bulunduğu, makinenin sürekli ve otomatik çalışmasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davalının teslim tutanağına dayalı savunmasının, makinenin gerçek çalışma koşullarındaki performansını yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Teslim sürecine ilişkin olarak dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler incelendiğinde; sunulan tahkim bilirkişi raporunda yapılan tespitler esas alındığında dolum makinasının tesliminin süresinde sorunsuz çalışır şekilde gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Tahkim heyetince görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından, dava konusu dolum makinesinin bulunduğu ...'de gerçekleştirilen incelemeler neticesinde ulaşılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu dolum makinasının davacı tarafa teslim edilen haliyle ayıplı olduğu, kullanılabilir ve sürekli çalışır vaziyette bulunmadığı; bu itibarla sözleşmede öngörülen teknik vasıf ve performans kriterlerini karşılamadığı,"
Bu bağlamda tahkim sürecinde alınan teknik bilirkişi raporundaki tespitler ve incelemeler Mahkememizce görevlendirilen makine mühendisi teknik bilirkişi tarafından yeniden değerlendirilmiş olup, davalı tarafından davacıya teslim edilen kova dolum makinesinin ayıplı olduğunun teknik bilirkişi tarafından yeniden tespit edildiği, bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek tahkim sürecinde yapılan incelemede makinenin kova magazininin takılı olmaması nedeniyle çalıştırılamadığının belirtildiğini bu sebeple test edilemediği gibi davacı ya da üçüncü kişiler tarafından sonradan makine üzerinde değişiklikler yapıldığını bu sebeple rapora itiraz ettiğini belirtmiş ise de Mahkememizce alınan teknik bilirkişi raporunda makine mühendisi bilirkişi tarafından bu hususlar değerlendirilmiş olup, "davaya konu davalı tarafından teslim edilen kova dolum makinesinin videosu çekildiğinde videoda görüldüğü üzere dolum makinasında özellikle kova magazini ve ayırıcı sisteminde ciddi fonksiyonel problemler bulunduğu, Sistemin kovaları ardışık ve düzenli şekilde ayıramamakta; kovaların kulplarının birbirine takılması sonucu istif yapısı bozulmakta ve üstteki kovalar aşağıya sürüklenmektedir. Bu durum, makinenin otomatik çalışma kabiliyetini ortadan kaldırmakta ve sürekli manuel müdahale gerektiren bir arıza haline dönüşmektedir. Kontrol yazılımı sorunları ve giderilemeyen bir donanım arızası nedeniyle Dolum Makinasının test edilmesinin bilirkişilerce mümkün olmadığı belirtilmiştir. Teknik olarak bu tür bir arıza, makinenin tasarım parametreleri ile gerçek kullanım koşulları arasındaki uyumsuzluğa işaret etmekte olup, ekipmanın amacına uygun şekilde çalışmasını engelleyen esaslı bir kusur niteliğindedir." şeklinde değerlendirilmiş olup, söz konusu çalışmayı engelleyen hususların makinede değişiklik yapılmasıyla ilgisi olmadığı gibi değişiklikler öncesinde de ilgili arıza ve sorunların mevcut olduğu dolayısıyla makinenin düzgün bir şekilde çalışmadığı anlaşılmakla davalının aksi yöndeki rapora itirazına itibar edilmemiştir.
Sonuç olarak dosya kapsamı bütün olarak değerlendirildiğinde Mahkememizce yaptırılan teknik bilirkişi incelemesi sonucunda davalı tarafından üretilerek davacıya teslim edilen kova dolum makinesinin ayıplı olduğu ve davacının üründen beklenilen yararını sağlamadığı gibi çalışmasını engeller nitelikte olduğu, davacının 6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmesinde ayıba ilişkin seçimlik haklarını düzenleyen 475. Maddesi kapsamında seçimlik haklarını kullanabileceği, davacı tarafından davalıya gönderilen dava dilekçesinin ekinde bir sureti bulunan 28.02.2023 tarihli ihtarname ile davacının taraflar arasındaki sözleşmeden döndüğü, dönmenin yenilik doğuran bir hak olması sebebiyle karşı tarafa ulaşma anında hüküm ifade edeceği ve taraflar arasındaki akdi ilişkinin sona ereceği ve tarafların aldıklarını iade ile yükümlü olduğu gözetildiğinde davacı tarafından davalıya sözleşme bedelinin ödenmesi kapsamında verilen kambiyo senetleri yönünden davacının sözleşmeden dönmesinin haklı olduğu gözetildiğinde ilgili kambiyo senetlerinin tahsilinin sebepsiz zenginleşme teşkil edeceği gibi davacıya iadesinin gerekmesi nedeniyle akdi ilişkinin sona ermesi nedeniyle davaya konu senetlerin bedelsiz niteliğe büründüğü anlaşılmakla dava kapsamı ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davacının davasının kabulü ile dava konusu █████/2023 düzenle tarihli, 03.03.2023 vade tarihli 31.500,00 Euro, █████/2023 düzenle tarihli, 17.04.2023 vade tarihli 10.500,00 Euro, █████/2023 düzenle tarihli, 01.06.2023 vade tarihli 10.500,00 Euro ve █████/2023 düzenle tarihli, 17.07.2023 vade tarihli 10.500,00 Euro bedelli senetlerden dolayı ...'ne Borçlu Olmadığının Tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından tazminat talep edilmiş ise de taraflar arasındaki iddiaların yargılamayı gerektirdiği gibi davalı tarafından davacıya takip de başlatılmadığı anlaşılmakla davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile;
2-Davacının dava konusu █████/2023 düzenle tarihli, 03.03.2023 vade tarihli 31.500,00 Euro, █████/2023 düzenle tarihli, 17.04.2023 vade tarihli 10.500,00 Euro, █████/2023 düzenle tarihli, 01.06.2023 vade tarihli 10.500,00 Euro ve █████/2023 düzenle tarihli, 17.07.2023 vade tarihli 10.500,00 Euro bedelli senetlerden dolayı ...'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
3-Davacının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 86.070,60- TL harçtan peşin alınan 21.517,65- TL harcın mahsubu ile noksan kalan 64.552,95- TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 21.517,65- TL peşin harç ve 179,90- TL başvurma harcı olmak üzere toplam 21.697,55-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 12.213,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 194.400,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının ( Bilirkişi ...'e ödenecek 12.000,00-TL bilirkişi reddiyatı hariç) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ....
¸e-imzalıdır
Üye ....
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!