Ünlü sanatçının yarattığı sinema eserinin eksik ve izinsiz şekilde dijital platformda yayımlanması, eser sahibinin umuma arz haklarının pandemi döneminde ihlali sebebiyle açılan manevi tazminat davası.
Özet: Davacı sanatçı, eser sahibi ve senaristi olduğu, Bakanlık nezdinde kayıtlı "Mazlum Kuzey" karakterli filminin eksik bir kopyasının, pandemi döneminde kendisinin izni ve bilgisi dışında davalı dijital platform üzerinden yayınlanması nedeniyle, FSEKten kaynaklanan umuma arz hakkı, mali hakları ve ilk gösterim hakkının ihlal edildiğini, isminin kasten yanlış yazıldığını ve davalı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek manevi ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.

T.C.
İSTANBUL4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ███████DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin █████/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yirmi yıldan fazla bir süredir birçok eserin senaryo yazarlığı, yapımcılık, yönetmenliği ve oyunculuğunu yapan sevilen bir sanatçı olduğu, davalının kamuoyunda ... olarak bilindiği, davacının yarattığı mazlum kuzey adlı karakterin yer aldığı serinin 2. Filmi olan ve bakanlık nezdinde kayıtlı bulunan ... isimli sinema eserinin hem senaryo yazarı hem diyalog yazarı hem başrol oyuncusu olmakla sahibi olduğu, davalı yanca bu eserin eksin olan, natamam olan bir kopyasının pandemi zamanında sinema, tiyatroların kapalı olduğu bir dönemde ... platformu üzerinden eser sahibi müvekkilin izni, bilgisi ve rızası haricinde yayınlanmaya başladığını, davalıya ve gurup şirketlerine durumu bildiren ihtarnamelerin gönderilmesine rağmen (... 30. Noterlik ... ..., ... ve ... yevmiye nolu) ihlalin devam ettirildiği, ancak şirket yetkilileri aleyhine ... soruşturma nolu 01.12.2020 tarihli ... CB savcılığı bünyesinde yapılan şikayet üzerine ihlalin durdurulduğu, müvekkilin ayrıca 27.10.2020 tarihinde RTÜK’e başvurduğu, RTÜK tarafından 04.11.2020 tarihli cevapta ihlale konu yayın ve yayının devamlılığının teyit edildiği, eserin 04.11.2020 tarihinde halen yayında olduğunun bildirildiği, ihlalin süreklilik ve ağırlığı hakkında RTÜK’e müzekkere yazılması gerektiği, üstelik ... platformundaki bu eserin yayımının 7gün 24 saat esasına göre ve süresiz olarak aboneler tarafından indirilebilir ya da kaydedilebilir olduğu, bu durumun müvekkilin FSEK’ten kaynaklı haklarını ihlal ettiği, ayrıca ihlalin davalı şirketin Türkiye’deki uzantısı olan ... firmasının telif hakları ihlallerinin bildirimini alan ... mail adresine de yazılı bildirim yapıldığı, yine taraflar arasında şifahi görüşmelerin de yapıldığı, ancak ihlalin durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması ve tazminat konusunda bir sonuç alınamadığı, işbu davanın açılmak zorunda olduğu, davalının kötüniyetli olduğu, özellikle davacıya ait ilk gösterim hakkının ihlal edilerek eserin ... ortamında yayınlanmasının ihlali ağırlaştırdığı, FSEK m .14 uyarınca bir eserin umuma arz edilip edilmeyeceği, edilecekse yayım zamanı ve tarzının tayin edilmesinin eser sahibine ait bir hak olduğu, özellikle pandemi döneminde sinema ve tiyatroların kapalı olduğu ve insanların tek eğlencesinin TV ve internet yayınları olduğu, böylesine bir dönemde davacıya ait eserin davalıya ait platforma yayınlanmasının davalı için maddi ve manevi kazanca neden olduğu, eserin platforma yoğun olarak izlendiği, eserin kaç kez izlendiği, indirildiği hakkında RTÜK tarafından gönderilecek cevaplar ile sabit hale geleceği, davalının ayrıca eserin sahibi olan ...’ın isminin ... şeklinde kasten hatalı olarak yazılmış olduğu, bunun da ihlali ağırlaştıran ikinci unsur olduğu, eserle ilgili yanlış kaynak gösterildiği, davacıya bu ihlallerden dolayı m. 68 ve m. 71 uyarınca manevi ve maddi tazminat ödenmesi gerektiği, taraflar arasındaki arabuluculuk sürecinin tamamlandığı ve fakat anlaşılamadığı, davacının, dava dışı belirtilen kişilerle herhangi bir hukuki ya da fiili herhangi bir ilişkisini bulunmadığı, herhangi şifahi bir anlaşma yapılmadığı, ceza dosyasındaki söz konusu kişilere ait söylemlerin kamu davasından kurtulmak maksatlı tevatür niteliğinde olduğu, hiçbir hukuki anlam ve öneme sahip olmadığı, davalının esasen dava dışı kişi ile yapılan sözleşme içerisinde davacının filminin de bulunduğu zannı ile hareket ettiğini kabul ederek dava konusu eserin geçerli hukuki dayanağa sahip olmadan yayınlandığını açıkça ikrar ettiği, davalının haksızlığını peçelemeye çalıştığı, davalı yanca gerçek dışı ve yanlış olguların gerçekmiş gibi sürekli tekrarlandığı, oysaki davacı ile davalı arasında veya davacı ile 3. Kişiler arasında eserin mali haklarının devrine dair m. 52 uyarınca aranan yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının lisansının geçerli olmadığı, eseri izinsiz biçimde yayınladığı, izinli olduğunu zannetmesinin izinli olduğu anlamına gelmeyeceği, davacının eserin mali haklarını kimseye devretmediği, davacı ile davalı ya da skala, ... arasında da sözlü ya da yazılı anlaşma, mutabakat bulunmadığı, söz konusu taraflar arasındaki akdi ve ticari ilişkinin tarafı olmadığı ve bu hususta bilgi ya da fikir sahibi de olmadığı, dünyanın en büyük 3 şirketinden olan davalının eseri gerçekte yayın hakkına sahip olmadığını sonradan anlamasının basiretli tacir ilkesi ile bağdaşmadığı, bunun son derecede ağır basiretsizlik durumunu oluşturduğu ve hiçbir kurtuluş beyyinesi ile bertaraf edilemeyeceği, davacının başka eseri için ödenen 150.000 TL’nin işbu davaya konu eser için talep edilen tazminat bakımından esas alınamayacağı, zira davaya konu sinema eserinin sinema ve tiyatroların kapalı olduğu pandemi şartlarına denk geldiği, davalının izinsiz kullanımını esasen açıkça ikrar ettiği, yine eser sahibi adındaki ekleme yapmak suretiyle eser sahibinin adında değişikliğe yönelen ihlal bakımından ad ve soyada tam yer verildiğinin belirtilmesinin alay edici nitelikte bulunduğu, keza eser için sinema hasılatının dikkate alınamayacağı zira eser gösterim zamanının pandemi dönemine denk geldiği, mail üzerinden yapılan şikayet, gönderilen ihtarlara rağmen ihlalin devam ettiği, davalının kötüniyetli olduğu, dava dışı 3. Kişilerin davalının şerikleri olup, suçtan kurtulmaya yönelik şifahi beyanlarının mazur ve makul gösterilmeye çalışıldığı, davalının iyiniyetinden söz edilemeyeceğini beyan ve dava ettiği görülmüştür.Davalı ... Şirketi vekilinin █████/2022 cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin tüm dünyada bilindiği, RTÜK nezdinde yayın lisansı olduğu, telif haklarına en üst düzeyde saygılı olduğu, bu konuda gerekli önlemleri aldığı, Türkiye’de de aracı şirket vasıtasıyla gerekli izinlerin alındığı, sürecin bu şekilde yürütüldüğü, davacının da gerekli izinleri dava dışı ..Ltd. Şti. (...) aracılığı ile davaya konu eser ve bu eserin ilk filminin de içinde bulunduğu 5 filmlik paket için izinlerin alındığı, filmin üzerinde bir değişiklik yapılmaksızın devir alındığı haliyle ilk kez 14.08.2020 tarihinde yayınlandığı, davacı yan tarafından iletilen ihtarlar üzerine araştırma yapıldığı, aracı firmanın davaya konu film için izninin bulunmadığının anlaşıldığı, geri kalan 4 filmi için izninin olduğunun görüldüğü, bunun üzerine tüm filmlerin yayınına 20.11.2020 tarihinde son verildiği, ... ile yapılan lisans sözleşmesinin de derhal sonlandırıldığı, ... firmasına da gerekli izinleri sağlayan ....ltd. Şti (skala), ... ve müvekkil aleyhine davacının şikayeti üzerine soruşturma başlatıldığı, ilgili ceza dosyasından da görüldüğü üzere davalının gerekli izinleri dava dışı firmalardan aldığı, aralarında lisans sözleşmesi bulunduğu, sözleşmelere uygun olarak filmi yayınladığı, davacının ihlal iddiası üzerine derhal araştırma başlatıldığı, ...’nin gerekli izin ve lisansa sahip olmadığının anlaşılması üzerine derhal filmin yayından kaldırıldığı, bu hususta gerek ... gerekse ... yetkililerin ceza dosyasındaki ifade beyanlarında da bu durumun açıkça teyit edildiği, davacının iddialarının haksız olduğu, davalının ... ile arasında 28.07.2020 tarihli lisans sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmenin 2. Maddesinde bu filmler için 2 yıllık bir yayın hakkı alındığı, ödemelerin yapıldığı, sözleşmeye konu film listesinin Çizelge A olarak sözleşmede bulunduğu, bu çizelgede davaya konu eserin kendisine 01.08.2020 tarihinde teslim edildiği, 14.08.2020 tarihinde başlangıç tarihinin yer aldığı, bitiş tarihinin 14.08.2022 tarihi olduğu, 150.000 TL lisans ücreti ödeneceğinin kararlaştırıldığının görüldüğü, lisans sözleşmesinin 6. Maddesine göre ...’nin tüm izinlere sahip olduğunun özetle belirtildiği, yine davacının diğer filmi için de izin alındığı, bu film için davacının bir itirazının olmadığı, sözleşmedeki ödeme planına uygun olarak ödemelerin ilk taksitlerinin yapıldığı, davalının davacının ihtarları ile durumdan haberdar olması üzerine araştırmaya başladığı, Eylül ayın boyunca ...’nin durumu araştırmasını beklediği, Ekim ayı içerisinde de Skala’nın davacı ile görüşmesinin beklendiği, müvekkil, ... ve...arasında çok satıda görüşme gerçekleştirildiği, 06.11.2020 tarihinde esasen ...’nın davalı ile yazılı sözleşme yapmadığı ve dolayısıyla ...’nin esasen lisans verme yetkisine sahip olmadığının davalı yanca anlaşıldığı, esasen zincirdeki ilk halkanın skala olduğu, davacının sözlü olarak skala ile anlaştığı, yazılı anlaşma yapmaya sonradan yanaşmadığı, skalanın bu sözlü anlaşmaya güvenerek filmi ...’ye verdiği ve ...’nin de davalıya lisans verdiğinin anlaşıldığı, müvekkilin bunu 06.11.2020 tarihinde öğrendiği, gösterimi durdurduğu ve 20.11.2020 tarihinde de yayımı derhal kaldırdığı, 23.11.2020 tarihinde de ... ile olan anlaşmasını fesih ettiği, dolayısıyla müvekkilin kusurlu olmadığı, kastı olmadığı, basiretli tacir gibi davrandığı, davalı müvekkilinin yazılı izin eksikliğinden haberdar olmadığı, davacının kötüniyetli olduğu, yayım durdurulmasına rağmen şikayette bulunduğu, davacının filmin temmuz 2020 tarihinde yayınladığını iddia ettiği ve yine 01.12.2020 tarihinde yayımına son verildiğini belirttiği, oysaki bunun doğru olmadığı, filmin 14.08.2020 tarihinde platforma yüklendiği, ve 20.11.2020 tarihinde de kaldırılmış olduğunun delillerle sabit olduğu, bu hususta yükleme ve kaldırma teknik işlemini ... adlı içerik sağlama aracı üzerinden Amsterdam’dan yapan davalı şirket yetkilisi ...’den yeminli beyan alınarak dosyaya ve ceza dosyasına sunulduğu, filmin sadece 3 ay için gösterimde kaldığı, davacının natamam/eksik kopya iddiasının doğru olmadığı, RTÜK’e bir kopyanın gönderildiği, RTÜK’te mevcut kopya ile bu kopyanın kıyaslanarak durumun ortaya çıkacağı, davacının skala ile sözlü olarak anlaşmasına rağmen kötüniyetli olarak yazılı sözleşme yapmaya yanaşmadığı, film yayınlanana dek iletişime geçilmediği yayımın akabinde iletişime geçildiği ve fahiş mali talepler yöneltildiği, Skala yetkilisi ...’ün ceza dosyasındaki 11.02.2022 tarihli ifade beyanında bu hususların tek tek anlatıldığı, söz konusu ifade tutanaklarının maddi olguyu tespit ettiği, maddi olgu ile hukuk hakiminin de bağlı olduğu, davacının çeşitli kanallarda gerçeğe aykırı demeçlerde bulunduğu, müvekkilin ticari itibarını zedelediği, bununla ilgili tekzip hakkının kullanıldığı, davacının isminin ve soyadının tam olarak yazıldığı, ilgili yanlışlığın sadece K harfinin eklenmesinden kaynaklandığı, bunun izleyiciler nezdinde ufak bir yazım hatası olarak algılanacağı, kaldı ki ... arama motorunda da davacının pek çok kayıtta bu şekilde geçtiği, davalının yanlış gösterme iradesinin olmadığı, yine filmin müvekkilce yayımından önce ilk gösteriminin yapıldığı, bu ilk gösterime uygun olarak hiçbir değişiklik yapılmadan filmin platforma yayımlandığı, kaldı ki ... üzerinden aramalarda filmin ilk kez 12 Nisan 2019’da yani davalı platformunda yayımından tam 16 ay önce zaten gösteriminin gerçekleştiği ve kamuya duyurulduğu, davacının tazminat taleplerinin haksız ve fahiş olduğu, Fsek m .68 bakımından taraflar arasındaki emsal sözleşme bedelinin dikkate alınması gerektiği, bunun da Skala ile sözlü anlaşmasına istinaden 40bin TL+Kdv şeklinde olabileceği, ancak sayın mahkeme aksi kanaatte ise ... ile yapılan lisans sözleşmesindeki 2 yıllık lisans bedeli olan 150.000 TL’nin dikkate alınabileceği, ancak bu bedel içerisinde aracı yapımcı firmalar olan ... ve ...’nin paylarının da olduğunun göz önüne alınması gerektiği, kaldı ki 12.04.2019 tarihinden bu zamana kadar yaklaşık 42 aylık süreçte filmin sinemadaki gösteriminin 146.000 TL olduğu, davacının m. 68 e göre 3 kata kadar bedel talep etmesi halinde artık imha talebinde bulunamayacağı, davalının kusurlu olmadığı, bu nedenle de tazminat sorumluluğunun bulunmadığı, silsilede davalının 3. Sırada yer aldığı, tek başına sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağı hususlarının beyan edildiği görülmüştür.Davacı taraf vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davacının, dava dışı belirtilen kişilerle herhangi bir hukuki ya da fiili herhangi bir ilişkisini bulunmadığı, herhangi şifahi bir anlaşma yapılmadığı, ceza dosyasındaki söz konusu kişilere ait söylemlerin kamu davasından kurtulmak maksatlı tevatür niteliğinde olduğu, hiçbir hukuki anlam ve öneme sahip olmadığı, davalının esasen dava dışı kişi ile yapılan sözleşme içerisinde davacının filminin de bulunduğu zannı ile hareket ettiğini kabul ederek dava konusu eserin geçerli hukuki dayanağa sahip olmadan yayınlandığını açıkça ikrar ettiği, davalının haksızlığını peçelemeye çalıştığı, davalı yanca gerçek dışı ve yanlış olguların gerçekmiş gibi sürekli tekrarlandığı, oysaki davacı ile davalı arasında veya davacı ile 3. Kişiler arasında eserin mali haklarının devrine dair m 52 uyarınca aranan yazılı bir sözleşme bulunmadığı, davacının lisansının geçerli olmadığı, eseri izinsiz biçimde yayınladığı, izinli olduğunu zannetmesinin izinli olduğu anlamına gelmeyeceği, davacının eserin mali haklarını kimseye devretmediği, davacı ile davalı ya da skala, ... arasında da sözlü ya da yazılı anlaşma, mutabakat bulunmadığı, söz konusu taraflar arasındaki akdi ve ticari ilişkinin tarafı olmadığı ve bu hususta bilgi ya da fikir sahibi de olmadığı, dünyanın en büyük 3 şirketinden olan davalının eseri gerçekte yayın hakkına sahip olmadığını sonradan anlamasının basiretli tacir ilkesi ile bağdaşmadığı, bunun son derecede ağır basiretsizlik durumunu oluşturduğu ve hiçbir kurtuluş beyyinesi ile bertaraf edilemeyeceği, davacının başka eseri için ödenen 150.000 TL’nin işbu davaya konu eser için talep edilen tazminat bakımından esas alınamayacağı, zira davaya konu sinema eserinin sinema ve tiyatroların kapalı olduğu pandemi şartlarına denk geldiği, davalının izinsiz kullanımını esasen açıkça ikrar ettiği, yine eser sahibi adındaki ekleme yapmak suretiyle eser sahibinin adında değişikliğe yönelen ihlal bakımından ad ve soyada tam yer verildiğinin belirtilmesinin alay edici nitelikte bulunduğu, keza eser için sinema hasılatının dikkate alınamayacağı zira eser gösterim zamanının pandemi dönemine denk geldiği, mail üzerinden yapılan şikayet, gönderilen ihtarlara rağmen ihlalin devam ettiği, davalının kötüniyetli olduğu, dava dışı 3. Kişilerin davalının şerikleri olup, suçtan kurtulmaya yönelik şifahi beyanlarının mazur ve makul gösterilmeye çalışıldığı, davalının iyinyetinden söz edilemeyeceği” hususları belirtilmiştir. Davalı taraf vekilinin düplik dilekçesinde tekrar içeren beyanları haricinde özetle; ... CBS nezdindeki... nolu dosyada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bunun ekte sunulduğu, bu karar göre davalının lisans sözleşmesinde lisans verenin verdiği garantiye güvenmekte haklı olduğu, davacının eserin değiştirildiğini ispat edemediği, davacının adının yanlış belirtildiği iddiasının ispat edilemediği hususlarının belirtildiği, kararın huzurdaki hukuk davasında da bağlayıcı delil olduğu, davalının kusurlu olmadığı, davacının iyiniyetli olmadığı, pandemi koşullarının tazminat miktarını artıramayacağı, kusur, illiyet bağı, zarar fiil koşullarının oluşmadığı, manevi zararın gerekçelendirilmediği, davanın dava dışı ... ve ...’ya da ihbar edilmesi gerektiği hususlarının beyan edildiği görülmüştür.Davacının 10.04.2020 tarihli beyan dilekçesinde tekrar içeren beyanları haricinde özetle; Davacı ile dava dışı 3. Kişilerle mutabakata varılarak eserin Skala’ya teslim edildiği iddiasının açık iftiradan ibaret olduğu, davalının, davacı ile ilgisi ve ilişkisi bulunmayan dava dışı ... ile sözleşme yapmış olması ve bu sözleşmeyi de müvekkil davacının ihtarı üzerine feshetmiş olmasının tam bir basiretsizlik olduğu, dava dışı kişilerin soyut beyanlarının bu davaya etki ya da katkı sağlamasının hukuken olanaklı olmadığı, ... CBS kararının huzurdaki hukuk davasını bağlayıcı bir delil olmadığı, lisans sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı, eseri lisans sözleşmesine dayalı olarak kullanmakta olduğunu beyan eden davalının, aynı sözleşmeyi davacı ihtarları üzerine feshetmesinin çelişkili olduğunun beyan edildiği görülmüştür.Davalının █████/2023 tarihli beyan dilekçesinde tekrar içeren beyanları haricinde özetle; Davacının ceza dosyasındaki dava dışı ... ve ... ifadelerini yalan ifade olarak tanımladığı, davanın ihbarından kaçınmaya çalıştığı, davacı her ne kadar ihbar taleplerinin reddini talep etse de ihbarın uyuşmazlığı aydınlığa kavuşturmak için büyük önemi olduğu, davalının oluşabilecek tazminat sorumluluğu bakımından dava dışı anılan firmalara rücu edebileceği, ihbarda hukuki yarar olduğu, lisans sözleşmesinin dosyaya delil olarak sunulduğu, müvekkilin lisans çerçevesinde hareket ettiği, önlemlerini aldığı, ilgili ceza şikayetinden çok önce yayımın █████/2020 tarihinde filmin gösterimine son verildiği hususlarının beyan edildiği görülmüştür.Davacının █████/2023 tarihli beyan dilekçesinde tekrar içeren beyanları haricinde özetle; Davalının ısrarla davaya dahlini istediği firmaları da dahil etmek suretiyle basiretli bir tacir olarak sergilememesi gereken ağır bir hata yaptığını ve bunu örtbas etmeye çalışmakta olduğu” ve tekrar mahiyetindeki hususlarının beyan edildiği görülmüştür.Mahkememiz nezdinde düzenlenen █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Davaya konu filmin bir sinema eseri olduğu ve eser sahiplerinin davacı ... ile birlikte ... olduğu, birlikte eser sahiplerinden birisinin tazminat davası bakımından tek başına hareketi yahut diğer eser sahibinin de davaya iştiraki hususundaki hukuki takdirin ise Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, davacının eserde hem birlikte eser sahiplerinden birisi hem de baş rol oyuncusu olarak icracı sanatçı olduğu ve icracı sanatçı olmaktan kaynaklı sıfatından doğan mali ve manevi haklara dayalı olarak tek başına dava açma hakkına sahip olduğu, haklarını ancak Fsek m. 80 ve m. 52 yazılı izin veya özel yazılı şekle tabi sözleşmeler ile yayıncı kuruluşlara yahut 3. kişilere devir edebileceği, ancak dosyada ...’ın yazılı olarak davalı ya da dava dışı firmalara (...) icracı sanatçı olmasından kaynaklı mali hak devri/kullanımı noktasında verdiği yazılı bir izne ya da muvafakatnameye yahut sözleşmeye rastlanamadığı, davalının kusuru, iyiniyeti, davanın ihbarı, davalı ve dava dışı ..., ... gibi firmalar arasındaki iç ilişkilere dair konuların Sayın Mahkemenin hukuki takdirinde olduğu, dosyada davacının gerek icracı sanatçı olarak gerekse de eser sahibi olarak diğer eser sahibi ile birlikte davalı ya da dava dışı firmalarla Fsek m. 52 ve m. 80 anlamında akdetmiş olduğu yazılı bir sözleşmeye, belgeye, muvafakatnameye rastlanamamakta olduğu, davacının, davaya konu eserin, davalı ya da dava dışı firmalarca kullanılması ya da eser üzerindeki mali hakların bunlara devredilmesi bakımından davalıya ya da dava dışı firmalara izin vermiş sayılamayacağı, davalının iyiniyet ve kusurunun değerlendirilmesinin hukuki takdiri Sayın Mahkemeye ait olup, Fsek m. 53-54 hükümlerinin davalı ve dava dışı ..., ... gibi firmalar arasındaki iç ilişkileri ilgilendirdiği, iyiniyet ve kusur olgularının bu iç ilişkiler bakımından önem kazandığı, ancak davacıya karşı, davalı ya da diğer dava dışı firmalarca iyiniyetin yahut davalı ve diğer dava dışı firmaların kendi aralarındaki sözleşmelerin ya da iç ilişkilerin davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, davalının, davacının, dava dışı Skala yetkilisi ile yaptığı şifahi anlaşmayı inkâr ettiğini, bu nedenle kötü niyetli olduğunu da özetle savunmakta olduğu, kötü niyetin hukuki takdirinin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, dosya kapsamında davacının şifahi anlaşma yaptığına dair somut ve kesin bir delile rastlanılamamakta olduğu, Ceza dosyasındaki dava dışı Skala firmasının yetkilisi ...’ün ifade tutanaklarının bu anlamda hukuki değerlendirmesi ve delil değerinin ise Sayın Mahkeme’nin hukuki takdirinde olduğu, davalının internet üzerinden yayım yapan platformunda kaydetme ve indirme seçeneklerinin de yer aldığı gözetildiğinde, davacının çoğaltma ve yayma hakkının, keza internetin olduğu her yerden izlenebilme imkânı olması nedeniyle de dijital iletim dahil işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkının ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda esere erişimin sağlanması suretiyle umuma iletim hakkının ihlal edildiği, davalı yanca davacı filme ait tanıtımda davacının ad ve soyadına yapılan “K.” biçimindeki eklemenin, davacının eser sahibi olarak tanıtılma/eser sahibinin adının belirtilmesi (m. 15) ve eserde değişiklik yapılması önleme haklarını (m. 16) özetle manevi haklarını ihlal ettiği, Davacının iddia ettiği ilk gösterim hakkının, umuma arz yetkisinin ihlal edilmediği, Somut olaya has şartlar ve yukarıda alıntılanan RTÜK yazısına davalı yanca verilen cevabi belge ve bilgiler de gözetildiğinde; eser için ödenmesi gerekli 147.200 TL olarak değerlendirildiği, bunun 3 katının 441.600 TL olduğu takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere tespit edilmiş olduğu, maddi tazminatın hukuki koşullarının değerlendirilmesi ile (kusur, illiyet bağı, zarar vs.) ile manevi tazminatın takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu," Şeklide görüş ve kanaate varıldığının bildirildiği görülmüştür.Bilirkişi raporunun taraf vekillerine usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Mahkememiz nezdinde düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı filmin tamamlanmadan, renk düzeltmesi yapılmadan yayınlanıp yayınlanmadığı konusunun filmin Davacı kuruluşun yayınından kaldırılması nedeniyle izleme yapılarak tespit edilmesine olanak vermediği, Ancak tüm ulusal ve ... gibi uluslararası kanalların filmleri almadan önce bir teknik yeterlilik analizinden geçirerek aldıkları ve yayınladıkları, Davacının iddia ettiği gibi colar (renk düzenlemesi dahil) bitmemiş filmi asla yayınlamadıkları; bu anlamda filmin bitmiş kopyasının Davacı üzerinden aracı kurumlara teslim edildiği kanaatine varılabilineceği; Ancak bu öngörümüz bağlamında son kanaatin Sayın Mahkeme’nin takdiri olduğu, davacının davalı ...’in filmi yayınlama tarihini bildiği halde beklediği ve yayın grubuna her hangi bir ihbarda bulunmadığı ve de davaya konu filmin 1. Serisini Davalı yayıncı kuruluşun hukuki prosedürlere göre aldığı, devam niteliğinde olan 2. Serinin alımını aracı kuruluşla yine aynı hukuki prosedüre göre yaptığı göz önüne alınarak Davalının basiretli tüccar olup olmadığı konusunun yine Sayın Mahkemede olduğu; davalı filmi bu kıstaslar açısından analiz ettiğimizde; yapım yılı olarak güncel ve 2. Devam filmi çekilecek bir potansiyel taşıdığı, ancak oyuncularının, yönetmenin ve senaristin star statüsünde olmadığı, festivallerde ödül kazanmış bir kült film özelliği de taşımadığını söylemek kanaatimizce mümkün olabileceği, yayın kuruluşunun ... gibi A plus bir kanal olması ancak davaya konu filmin sınırsız bir devir hakkı üzerinden değil de 2 aylık bir süre bazında ve de 2 gösterim olarak yayınlandığı aşikar olduğu; söz konusu filmin 1. Bilirkişi heyetinin piyasa rayici olarak belirlediği 20.000 USD ortalama olarak hakkaniyetli ve de piyasa rayiçlerine göre uygun ola bileceği; FSEK açısından yapılan inceleme ve değerlendirmede 31.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda FSEK kapsamında yapılan tespit ve değerlendirmelere katılındığı; davalı tarafın bu rapora karşı yapmış olduğu itirazların rapor içerisinde irdelendiği, sonuç ve kanaatine varılmış olup, nihai takdir Sayın Mahkemenize aittir," Şeklinde görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. Bilirkişi raporunun taraf vekillerine usulüne uygun meşruhatlı davetiye ile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.Mahkememiz nezdinde düzenlenen █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda; Sektör Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında "... adlı sinema eserinin Ek- 1’deki Kayıt Tescil Belgesi’nde görülebileceği gibi, filmin eser sahibi ve yapımcısıdır. Fikri ve mali haklarına sahip olduğu eserinin ... Platformunda yayınlanması için ... adlı şirkete lisans yetkisi vermediği, taraflar arasında mevcut bir anlaşma olmadığı görülmekte olduğu, ... ile ... arasındaki sözleşme imzalandığında (28.07.20202) ...adlı şirketin henüz filmin gösterim devir yetkisine sahip olmadığı, ... ile ... arasında sözleşmenin ...’in ...’le imzaladığı sözleşme sonrasında (01.09.2020) imzalandığının görüldüğü, ... adlı şirket ... adlı sinema eserinin haklarını ...’den aldığını söylemiş, sunulan 01.10.2019 tarihli “...“ sözleşmesinin söz konusu filmle bir ilgisinin bulunmadığı, Filmin kurgusunun yapıldığı stüdyonun sahibi ...’nın 18.02.2025 tarihli ifadesinde, filmin kopyasını ...’ın onayı ve izni alınmadan, ...’ün yönlendirdiği şahsa (03.08.2020 tarihinde ya da bir gün sonra) hard disk ile teslim ettiğini beyan ettiği, ... ile filmin hak sahibi ... yapım arasında yazılı bir mali hakların devrine ilişkin, filmin 3. kişilere alt lisanslama hak ve yetkisini içeren bir sözleşme, muvafakat, satış yetkisi vb. mevcut olmadığı, Filmin natamam kopyasının ...’e iletildiği ve yayınlandığı konusundaki Davacı’nın iddiasının yerinde görünmediği, iddiayı destekleyen somut bir bilgi/belge mevcut olmadığı, davacı’nın ...’nda filmin eser sahibi ...’ın isminin, ... olarak yazıldığı görülmüş, bunun sehven yapmış bir hata olarak değerlendirilebileceği, aracı şirketlerin, Türk filmleri Platformlara yaptıkları satışlar üzerinden, yapımcılardan her bir film için ortalama % 15 satış/pazarlama komisyonu aldıkları, somut bilgi ve belgeler çerçevesinde, davacının fikri ve mali haklarına münhasıran sahip olduğu eserin, izni dışında ... yayınlanması sonucu, ...’e lisanslama bedeli üzerinden aracı komisyonu düşüldükten sonra kalan tutarın 127.500.-TL olduğu, ilgili kanun hükümleri uyarınca ve tespit edilen rayiç bedelin en çok üç kat fazlası istenebilir” hükmü gereğince 3 katının 382.500.-TL tutarının yapımcıya ödenebileceği şeklinde değerlendirildiği, takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere tespit edilmiş olduğu, FSEK Kapsamında Yapılan İnceleme ve Değerlendirmeler Işığında, Dosyada mündemiç █████/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da; davaya konu ... isimli sinema eserinin eser niteliği, eser üzerindeki davacının eser sahipliği, davacının dava konusu eserde aynı zamanda icracı sanatçı vasfına sahip olduğu, davacının manevi haklarının ihlal edildiği yönündeki tespitlerine iştirak ettiğimizi belirtir, tekrara düşmemek adına ve dosya safahatinin geldiği aşama açısından bu nedenle tekraren incelenmediği, davacının, davanın taraflarının herhangi birisine yazılı olarak vermiş olduğu herhangi bir evrak bulunmadığı, dosya içerisinde mündemiç ceza dosyasındaki ihbar olunan Skala firmasının yetkilisi ...’ün ifade tutanakları yer almakla birlikte davacının Mahkemenizin 16.10.2025 tarihli celsesindeki isticvabında ... ile sözlü anlaşma yapmadığı, ...’e filmi teslim etmediği, kimseye filme dair izin vermediğini beyan ettiği görülmektedir. Tüm bu beyanlara ilişkin takdir Mahkemenize ait olmakla birlikte; davacının (eser sahibi ve icracı sanatçı olarak) dava konusu edilen filme ilişkin verilmiş yazılı herhangi bir evrakın bulunmadığı, ancak davacının sözlü onay verdiği Mahkemenizce kabul edilmesi halinde işbu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil edip etmediğinin ise Mahkemeniz takdirine bıraktığımızı, 30.10.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun FSEK incelemeleri kısmında davacının hem eser sahibi hem de icracı sanatçı olarak işbu davayı tek başına açıp açamayacağı belirtilmiş olup; tekrara düşmemek adına bu hususta 30.10.2023 tarihli rapordaki kanaatlere iştirak ettiğimiz, tarafımızca da 30.10.2023 tarihli rapordaki manevi haklara ilişkin beyanlara iştirak ettiğimiz, tekrara düşmemek adına ve dosya safahatinin geldiği aşama açısından bu nedenle tekraren incelenmediği, davacının, davanın taraflarının herhangi birisine yazılı olarak vermiş olduğu herhangi bir evrak bulunmadığı, dosya içerisinde mündemiç ceza dosyasındaki ihbar olunan Skala firmasının yetkilisi ...’ün ifade tutanakları yer almakla birlikte davacının Mahkemenizin 16.10.2025 tarihli celsesindeki isticvabında ... ile sözlü anlaşma yapmadığı, ...’e filmi teslim etmediği, kimseye filme dair izin vermediğini beyan ettiği görülmektedir. Tüm bu beyanlara ilişkin takdir Mahkemenize ait olmakla birlikte; davacının (eser sahibi ve icracı sanatçı olarak) dava konusu edilen filme ilişkin verilmiş yazılı herhangi bir evrakın bulunmadığı, ancak davacının sözlü onay verdiği Mahkemenizce kabul edilmesi halinde işbu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil edip etmediğinin ise Mahkemeniz takdirine bıraktığımızı, 30.10.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunun FSEK incelemeleri kısmında davacının hem eser sahibi hem de icracı sanatçı olarak işbu davayı tek başına açıp açamayacağı belirtilmiş olup; tekrara düşmemek adına bu hususta 30.10.2023 tarihli rapordaki kanaatlere iştirak ettiğimiz, tarafımızca da 30.10.2023 tarihli rapordaki manevi haklara ilişkin beyanlara iştirak ettiğimiz, görüş ve kanaatlerine varıldığı raporu takdir ve hukuki değerlendirme Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla sunarız." Şeklinde görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür.Davacı ... vekilinin █████/2026 tarihli dilekçesinde özetle; Mahkememizin halen derdest olan dosyası üzerinden ikame etmiş oldukları “Eser Hakkının İhlali nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat” konulu davadan müvekkilinin talep ve talimatı üzerine feragat ettiklerini, dosyanın, davalı yanın işbu feragat dilekçeleri hakkındaki beyan ve taleplerinin dahil olmasının ardından duruşma günü beklenmeksizin incelenerek karara bağlanmasına, Bu kapsamda davanın feragat nedeniyle reddine, davalının müstakbel beyanlarının nazara alınarak müvekkili davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine, karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür.Davalı ... Şirketi vekilinin sunduğu █████/2026 tarihli dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin, mahkemenize █████/2026 tarihinde sunduğu dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirdiğini işbu dilekçeleri ile davacıdan vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, bu kapsamda duruşma günü beklenmeksizin davanın feragat sebebiyle reddine ve tüm masraf, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep ettiği görülmüştür.DELİLLER VE GEREKÇE :Uyuşmazlığın; davacının eser sahibi olduğunu iddia ettiği ... isimli sinema eserinin davalı platform üzerinden yayınlanması sureti ile FSEK'ten kaynaklanan mali ve manevi haklara ihlal iddiasına dayalı FSEK Madde 68 ve 70. Madde uyarınca maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307.maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde).Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan █████/2026 havale tarihli dilekçe ile davalı vekili tarafından sunulan █████/2026 davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM :Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, feragat yargılamanın ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının 2/3'ü olan 488,00-TL'nin, peşin yatırılan 4.269,38-TL'den mahsubu ile bakiye 3.781,38-TL fazlalık harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı vekilinin talebi bulunmadığından vekalet ücreti ve yargılama gideri takdirine yer olmadığına,5-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk sarf ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dair, tarafların yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 (İki) hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026KATİP ¸e-imzalıdır HAKİM ¸e-imzalıdır