İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, mobilya/dekorasyon firmaları arasındaki marka tecavüzü, haksız rekabet ve ticari unvan ihlaline yönelik ihtiyati tedbir istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, 1978den beri mobilya ve dekorasyon sektöründe tescilli ... markasıyla faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin kullandığı ... markası ve ticari unvanının kendi markası ve unvanıyla tamamen aynı olduğunu, bunun marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, davalının markasının hükümsüzlüğünü, alan adının kendisine devrini, ticari unvanının ticaret sicilinden terkinini ve tecavüz fiillerinin durdurulmasını talep etmiş; davalı ise markasının 2022de yasalara uygun tescil edildiğini, davacınınkiyle benzerlik olmadığını, logosunun, tescil sınıflarının (06, 19, 20, 35, 40, 42ye karşı 19, 20), iş kollarının ve hedef kitlelerinin farklı olduğunu, davacının eski faaliyetlerinin hukuken korunmadığını ileri sürerek ihtiyati tedbir taleplerine itiraz etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████ KararİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:█████/2026NUMARASI:████████ E. SAYILI ARA KARAR TALEP:İHTİYATİ TEDBİRKARAR TARİHİ:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirketin 1978 yılından beri mobilya üretimi ve dekorasyon işiyle tanındığını, çok sayıda kişiyi istihdam eden bir Türk şirketi olduğunu, davacının "..." markası olarak ilk tescilini █████/1994 tarihinde ... başvuru numarasıyla yaptığını, güncel olarak ... ile ... numaralı "..." markalarının tescilli olduğunu, davalının "..." olarak tescilini aldığı, " ..." olarak kullandığı marka ibaresinin, müvekkili şirketin marka ibaresiyle karıştırılma ihtimali olan bir ibare değil aynı ibare olduğunu, bu nedenle karıştırılma ihtimali dahi değil, aynı marka görülmesi nedeniyle marka tecavüzüne ve haksız rekabete yol açtığını, SMK'nın 6/1. maddesi gereği markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın her geçen gün müvekkilinin sahibi olduğu marka hakkını kullanmasının müvekkilini her geçen gün zarara uğrattığını belirterek, işbu nedenle gecikmeksizin ihtiyati tedbir kararı verilerek müvekkilinin sinai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulması, haksız şekilde ve kanuna aykırı kullanımının engellenmesi ve ticari unvan olarak kullanılmasının yasaklanması gerektiğini, davalının internet alan adı ihlale sebep olduğundan, ... alan adının ve tüm uzantılarının, davalı tarafından kullanımının engellenmesine, davalı kullanımına son verilerek, müvekkiline bila bedel devredilmesine ve müvekkilinin adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, davalının ticari unvanının, davacının ticari unvanı ile aynı olduğunu, faaliyet alanları da aynı olduğundan, TTK'nın 54. ve 55. maddeleri gereği davalının ticari sicilden terkin edilmesi gerektiğini belirterek, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, davalının haksız unvan kullanımının tedbiren durdurulmasına, TTK uyarınca haksız rekabet teşkil etmekte olan davalı şirketin ticaret unvanının ticaret sicilinden terkini ile benzer unvana dair ibarelerin kaldırılmasına, davacı şirketin ticaret unvanına yönelik olan tecavüzün önlenmesine ve davalı şirketin her türlü tanıtım ve ilanlarının kaldırılmasına, haksız rekabet teşkil etmekte olan davalı şirket unvanının her türlü tabela, afiş ve benzeri yerlerden kaldırılarak imha edilmesine, internet alan adının iptaline, ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki hususların hiçbir geçerliliği, haklılığı ve doğrululuğu bulunmadığını, müvekkili şirketin 2016 yılından bu yana dekorasyon işi ile iştigal ettiğini, ".... Şti." markası ile sektöründe tanınmış bir firma olduğunu, 13.000 m2'lik üretim merkezi ile yurt içi ve yurt dışında birçok markanın mobilya ve dekorasyon uygulamalarına "..." markası ile hizmet verdiğini, dilekçede sundukları marka logolarında da görüldüğü üzere davacı tarafın markası ile müvekkili şirketin markası arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin "..." markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde █████/2022 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkili şirketin markasını hukuka uygun olarak kullandığını, müvekkili şirketin marka tescil belgesinde mal/hizmet sınıfları kontrol edildiğinde görüleceği üzere "06,19, 20, 35, 40, 42" kapsamında olduğunu, davacı tarafın marka tescil belgesinde mal/hizmet sınıfları kontrol edildiğinde görüleceği üzere "19, 20" sınıflarını kapsadığını, davacı tarafın,... tescil numarası ile "02, 06, 08, 11,16, 19, 20, 21, 24, 27" emtiaya konu ilk başvuruyu yaptığında tescilinin geçersiz sayıldığını, 19 emtiası ile başvurusunun dahi █████/2021 tarihinden itibaren korunduğunu, işbu sebeple de 1978 yılından beri faaliyet göstermesinin hukuken hiçbir korunurluğu bulunmadığını, davacı tarafın hedef kitlesinin "ortalama tüketicinin algılaması" olmadığı çok açık olmakla birlikte, hedef kitlelerinin, arz ettikleri işlerinin ve tescil edilen markaların farklılık gösterdiğini, davacı tarafın İstanbul Ticaret Odası'na kayıtlı firma iş konusu ile müvekkilinin firma iş konularının da farklı olup, gerek emtiası, gerek markaları, gerekse de hitap ettikleri kitlenin birbirinden farklılık gösterdiğini, hiçbir benzerlikleri bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari unvanı ile davacı tarafın ticari unvanı arasında da hiçbir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markası ve ticari unvanının 2 kelimeden oluştuğunu, hem mobilya üretimi kelimesinin kısaltması olan "..." kelimesini içerdiğini, müvekkili şirketin tasarım ve üretim işi ile iştigal etmekte iken davacı tarafın dekorasyon işi ile iştigal ettiğini savunarak,bu sebeplerle davacı taraf ile müvekkili şirket markaları, ticari unvanları, emtiası, yapmış oldukları işler açısından hiçbir benzerlik bulunmadığından huzurdaki davanın reddini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 05.03.2026 tarihli ████████ E. sayılı ara kararıyla; "...Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davanın niteliği ve bulunduğu aşamadaki mevcut deliller gözetilmekle, talep doğrultusunda tedbir kararı verilmesini gerektirir delillerin bu an için dosya kapsamında bulunmadığı ve bu noktada yaklaşık ispat şartının oluşmadığı" gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.İSTİNAF İSTEMİ:İhtiyati tedbir talep eden vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dosya kapsamındaki bilirkişi raporu ile tedbir talebinin haklılığının ispatlandığını, müvekkilinin markasının zayıf marka olmadığını, ticaret unvanının markasal olarak kullanıldığının, bu kullanımın iltibasa neden olacağının tespit edildiğini, Bu tespitlerin, tedbir taleplerinin haklılığını açıkça ortaya koyan ve ispat eden delil niteliğinde olduklarını,Davalının ticari unvan tescilinin ve marka hakkını ihlal eden kullanımlarının 2016 yılından beri sürdüğünü, fakat davacı tarafından sessiz kalındığı yönündeki soyut ve temelsiz "iddialar" yönünden, 24.10.2025 tarihli dilekçeleri ile detaylı şekilde hangi sebeplerle bu kullanımların fark edilemediğinin, davalının eylemleri dolayısı ile fark edilmesinin dahi mümkün olmadığının açıklandığını,Davalı firmanın uzun süre ... Grup adıyla faaliyet gösterdikten sonra, ortaklık yapısında bir takım değişiklikler olduğunu, hakim ortağın pay devirleri ile değiştiğini ve unvanın bariz ve yaygın kullanımında da bu süreç sonucunda farklılığa gidildiğini, akabinde hızlı bir şekilde hem piyasada, hem de sosyal mecralarda müvekkili ile irtibatlı bir firma gibi hareket etmeye başladığını, web sitesi ve sosyal platformlarda da müvekkilinin web sitesi ile tıpatıp aynı formatı kullandığını, bu şekilde takipçi sayısında dahi anormal artışlara sebep olduğu hususlarını █████/2025 tarihli dilekçeleri ile açıklandığını,Davalı firmadan ve haksız kullanımlarından sonradan haberdar olunması neticesinde, huzurdaki davanın derhal açıldığının delilleri ile ispatlandığını,Yerel mahkeme tarafından ihtiyati tedbir taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğini,Müvekkilinin "..." markasının yaratıcısı ve üstün hak sahibi olduğunu,Davalı tarafından haksız kullanım nedeni ile davacının uğradığı ve haksız kullanımın devamı halinde olası zararların giderilmesi ve daha da artmaması için bir an evvel ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünün zorunlu olduğunu, Yerel mahkeme tarafından tarafların dilekçelerine ve kanuni düzenlemelere uzun uzadıya yer verilmekle yetinilerek, ardından salt "İhtiyati tedbir talebi mahkememizce değerlendirilmiş olup tedbire ilişkin talep ve beyanlar tespit olunmuştur.Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre davanın niteliği ve bulunduğu aşamadaki mevcut deliller gözetilmekle, talep doğrultusunda tedbir kararı verilmesi gerektirir delillerin bu an için dosya kapsamında bulunmadığı ve bu noktada yaklaşık ispat şartının oluşmadığı anlaşılmakla İhtiyati tedbir talebinin reddine dair.. karar verilmiştir." gerekçesi ile yetinilerek ihtiyati tedbir taleplerinin reddedildiğini,Dosyada mevcut deliller gözetildiğinde, talep doğrultusunda tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu noktada yaklaşık ispatı da aşan derecede iddialarının ispat edildiğini belirterek, açıklanan nedenler ve Mahkemece resen dikkate alınacak sebeplerle; istinaf taleplerinin kabulü ile yerel Mahkeme kararının davacı lehine kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, tüm yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 20. sınıfta, ... tescil numaralı "..." markasının ise 19. sınıfta davacı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.Hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının tescil kaydının dosyada mevcut olmadığı, ancak bilirkişiler tarafından yapılan incelemede ise 06, 19, 20, 35, 40, 42. sınıflarda tescilli olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince marka vekili, mobilya sektöründen bir bilirkişi ile ticaret hukuku konusunda uzman bir akademisyenden oluşan bilirkişi heyetinden alınan █████/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle; açıkladıkları nedenlerle davalının zayıf marka iddialarının mesnetsiz bulunduğu, davalı yanın "...+şekil" şeklindeki kullanımlarının davacı markasıyla benzerlik teşkil etmeyeceği, ancak ticaret unvanının ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği, davalı yanın ticaret unvanını 2016 yılından bu yana kullanıldığı göz önünde bulundurularak, davacının bu kullanımlara uzun süreli sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığını değerlendirmesinin mahkemeye ait olacağı, davalı yanın ticaret unvanının davacı yanın markalarına tecavüz teşkil edeceği görüşleri çerçevesinde, davalı yanın bu markasal kullanımlarının nihai tüketiciyi yanıltabileceği göz önünde bulundurulduğunda, ilgili kullanımlarının davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder mahiyette olduğunun değerlendirilebileceği, ancak Yargıtay'ın içtihat değişikliği göz önüne alınarak davalı yanın davacı markalarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin, TTK 54. ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, Yargıtay'ın içtihat değişikliği göz önüne alınarak TTK 54. ve 55 maddeleri kapsamında haksız rekabet hususunun işbu davada tartışılıp tartışılmayacağının takdirinin mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. G E R E K Ç E:Dava, marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, ticaret unvanının terkini ile alan adının iptali davasıdır.Dairemizin önüne gelen uyuşmazlık ise, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara ilişkin olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, alınan bilirkişi raporu ve sundukları delillerle ihtiyati tedbir talepleriyle ilgili yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini ve mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu beyan ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Ancak, dosya incelendiğinde; davalıya ait ve hükümsüzlüğü talep edilen marka tescil kaydının dosya içine getirtilmediği, davalı şirketin 2016 yılından bu yana faaliyet gösterdiği her iki tarafça da kabul edilmekle birlikte, davacının iddia ettiği gibi ticaret unvanının sonradan değiştirilip değiştirilmediğinin ve faaliyet konusunun tespiti için ticaret sicil kaydının dosya içine getirtilmediği, davalıya ait olduğu iddia edilen ... alan adının kime ait olduğunun ve tahsis tarihinin araştırılmadığı, davalının markasını ne şekilde ve hangi ürün ve hizmetlerde kullandığına dair dosyada bu aşamada bir delil bulunmadığı, davalıya ait olduğu iddia edilen internet sitesi üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, bu nedenle ihtiyati tedbir için bu aşamada yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği tespit edilmiştir.Bu nedenle, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmesi yerinde olup, eksik olduğu tespit edilen deliller toplandıktan sonra davacı tarafça yeniden ihtiyati tedbir talep edilmesi halinde, Mahkemece yeniden bu konuda değerlendirme yapılabileceğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu █████/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.