Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satış kaynaklı fatura alacağı itirazının iptali davasında, davalı şirketin TMSF kayyımlığı ve ruhsat iptali savunmaları değerlendirilmektedir.
Özet: Davacı, ticari satışlardan kaynaklanan ve kısmi iade sonrası 200.972,38 TLye düşen bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalı taraf, davanın zamanaşımına uğradığını, şirketinin TMSF kayyımlığı altında olduğunu, itirazın iptali davalarında icra takibine dayanak belgeler dışında delil sunulamayacağını ve faturaların tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/9 Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü .... Esas Sayılı İcra Dosyası ile aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen takibe, borca ve tüm ferilerine itiraz edildiğini, ilgili takibe itiraz, haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup; ilgili faturalara, içerik ve borç yönünden TTK ve ilgili mevzuat gereği yasal süreler içerisinde itiraz edilmediğini, davalı/ borçlu şirketin, icra takibi başlatıldıktan sonra bir kısım ürünlerin iadesini yapmış olduğundan █████/2025 Tarihli iade faturası kestiğini, davalının takipten sonra iade etmiş olduğu ürünlere ilişkin olarak kesilen iade faturası bedeli 129.977,80TL olduğunu, iş bu tutarın asıl alacaktan düşülmesi ile birlikte müvekkilinin davalı şirketten bakiye 200.972,38 TL asıl alacağı kaldığını, ticari defter kayıtları incelendiğinde müvekkilinin davalıdan 200,972.38 TL alacaklı olduğunun görüleceğini, açıklanan nedenlerle davalı- borçlu tarafından haksız ve hukuka aykırı yapılan bakiye asıl alacak olan 200.972,38 TL yönünden itirazın iptalini ve takibin bakiye 200.972,38 TL asıl alacak yönünden devamını, alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm taleplerine karşı zaman aşımı def'ini öne sürdüklerini, davanın süresinde açılmadığını, Büyükçekmece ..... Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.11.2024 tarih ..... Değişik İş sayılı kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF/Fon) toplam 13 Hastaneye kayyım olarak atandığını, müvekkilinin maliki olduğu .... Hastanesinin de bulunduğu 10 adet hastanenin ruhsatları iptal edilmiş olup ilgili hastane binalarının mühürlendiğini, ruhsat iptali ve mühürlemenin akabinde Büyükçekmece ..... Sulh Ceza Hakimliğinin 06.02.2025 tarihli ve ..... D. İş sayılı kararıyla; .... Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçuyla alakalı olarak şirket işlerinin yönetilmesi amacıyla malen sorumlu şirket ve kuruluş hakkında; CMK 133. maddesi gereğince kayyım tayinine, yönetim organının yetkileri ile birlikte ortaklık payları veya menkul kıymetler idare yetkilerinin tümüyle kayyıma verilmesine karar verildiğini, akabinde TMSF Fon Kurulu tarafından 06.03.2025 tarihinde müvekkil şirket ..... Sağlık Hizmetleri Tic. Ve San. A.Ş. hakkında ticari ve iktisadi bütünlük oluşturma kararı alındığını, itirazın iptali davalarında takip dayanağı belgeler dışında başka belgelere ve ticari defter incelemesine göre alacağın tespit edilmesinin mümkün olmadığını, davacı taraf her ne kadar dava dilekçesi ekinde cari hesap ekstrelerinin sunulduğunu belirtmiş olsa da itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı ve takip hukukundan doğan uyuşmazlıkları kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olduğundan takip başlatılırken sunulan belgeler dışında başkaca herhangi bir belge ile alacağın ispat edilmesinin mümkün olmadığını, davacı yan tarafından başlatılan Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosya, alacaklı olduğunu iddia eden davacının müvekkil şirkete kestiği faturalara dayandığını, işbu takipte hem asıl alacak hem de takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edildiğini, takibin dayanağı belge olarak eklenen faturaların müvekkkiline tebliğ edilmediğini, temerrüde düşürülmediklerini, açıklanan nedenlerle davacının tüm taleplerinin ve davanın reddin, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE:
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
-Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 379.248,65 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "farklı tarihli fatura alacakları " olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
-Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen fatura bedellerinin ödenmediği hususlarına dayanmaktadır.
-Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır.
-Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
-Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).
-Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
-Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
-Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
-Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
-Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli raporda özetle; tarafların 2023-2024-2025-2026 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik bilgilerinin incelendiğini, ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, kayıtların birbirlerini doğrular nitelikte olduğu, defterlerin usulüne göre tutulduğu dolayısıyla, T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı ve davalı şirketlerin Ticari Defterleri lehlerinde delil niteliğine haiz oldukları, davacının ticari defter kayıtlarına göre davalının takip tarihi itibariyle davacıya 330.950,18 TL borçlu olduğu, takip sonrasında 30.05.2025 tarihinde davalının davacıya düzenlediği ..... numaralı 129.977,80 TL tutarındaki iade faturasını davacı tarafın kabul ettiğini, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 200.972,38 TL alacaklı olduğui davalının ticari defter kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 330.945,11 TL alacaklı olduğu, takip sonrasında 30.05.2025 tarihinde Davalı ...... numaralı 129.977,80 TL tutarındaki iade faturasını davacıya düzenlediği, faturanın davacının da kabulünde olduğu, davalının dava tarihi itibariyle davacıya 200.967,31 TL Davacıya borçlu olduğu, taraflar arasında 5,07 TL tutarında bakiye farkı olduğu, nedeninin tespit edilemediği, davacının 2025 yılında davalıdan bir adet belge ile KDV Hariç 118.161,64 TL tutarında alım yaptığı yönünde BA bildiriminde bulunduğu, davalının da aynı şekilde davacıya bir adet belge ile KDV Hariç 118.161,64 TL tutarında satış yaptığı yönünde BS bildiriminde bulunduğu, tarafların karşılıklı birbirlerine düzenledikleri faturalarını ticari defterlerine kaydettikleri, tarafların 5,07 TL fark ile mutabık oldukları, dolayısıyla vergi dairesinden gönderilmeyen 2023-2024 yılları BA-BS bildirimlerinin incelenmesi ile neticeyi değiştirecek bir hususun tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafın takipte 48.297,47 TL takip öncesi işlemiş faiz talep ettiği, davacının davalı ile ilgili alışverişine konu borçların ödeme tarihlerinin yazılı olduğu bir sözleşme sunulmadığı, takip öncesi borçluya çekilmiş herhangi bir borç ödeme ihtarnamesinde bulunmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
-Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.
-Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir.
Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı ile davalının 200.967,31-TL alacak yönünden kayıtlarının aykırı hükümler içermediği, takip konusu alacağın dava tarihi itibariyle 200.967,31-TL lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür.
-Davacı tarafın takip tarihi itibariyle alacak isteminin 330.945,11-TL asıl alacak ve işlemiş faiz olduğu görülmektedir. Ancak davacı ile davalı tarafın her ikisinin de kabulünde olduğu üzere dava tarihinden sonra davalı tarafça ..... numaralı 129.977,80 TL iade faturasını düzenlediği ve her iki tarafın da bu faturayı defterlerine işlediği, davacı tarafın beyanlarıyla da açıkça faturaya itirazının bulunmadığı görülmektedir.
-Yine davacı tarafın dava dilekçesi ve beyanlarında iş bu iade faturasının mahsubu ile 200.972,38 TL asıl alacak yönünden takibin devamını talep ettiği, iade faturası ve takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden talebinin bulunmadığı görülmektedir.
-Buna göre dava konusu alacağın 200.972,38-TL'lik kısmının her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 5,07 TL'lik farkın maddi hesap hatasından kaynaklandığı, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, görülmektedir.
-Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtları kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu fatura alacaklarının iade faturası düşüldükten sonra bakiye 200.972,38-TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Davacının dava dilekçesinde takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden bir talebi bulunmadığından bu hususta ayrıca değerlendirme yapılmamıştır.
-Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
-Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 200.972,38 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz üzerinden devam olunmasına
-Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 40.194,76 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.728,42-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.535,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 12.192,55- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.535,87-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 732,00-TL başvurma harcı, 9.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 170,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.902,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,
Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026
Katip.....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!