Gerçekçi bulunmayan konkordato projesi nedeniyle iflasına karar verilen araç kiralama şirketinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu.
Özet: Araç kiralama sektöründe faaliyet gösteren bir şirket ile ortağının ekonomik zorluklar nedeniyle talep ettiği konkordato projesi, mahkemece incelenen komiser raporları ve şirketin finansal durumu dikkate alınarak reddedilmiştir. İlk derece mahkemesi, sunulan konkordato projesini gerçekçi olmayan nakit akışı, öngörülen kaynakların belirsizliği, taşınmaz satış ve alacak tahsilatı beklentilerinin temelsiz olması, mevcut borç ve faiz yükünü karşılamaktan uzak bulunması nedenleriyle inandırıcı ve uygulanabilir bulmamıştır. Bu değerlendirme sonucunda, şirketin borca batık olduğu tespit edilerek iflasına karar verilmiş, ancak gerçek kişi olan diğer talep sahibinin iflasa tabi olmaması nedeniyle talebi reddedilmiştir. Şirket vekili ise iflas kararının hukuka aykırı olduğunu ve komiser raporlarında çelişkiler bulunduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████KARAR NO: █████████TALEP TARİHİ: █████/2025KARAR TARİHİ: █████/2025TALEP: KonkordatoKARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TALEPKonkordato talep edenler vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin araç kiralama, filo yönetim danışmanlığı, araç takip ve raporlama hizmetleri, bakım, onarım ve lastik hizmetleri, yedek araç hizmeti, trafik sigortası ve kasko hizmeti, kurumsal müşteri destek hizmetleri konularında konularında hizmet verdiğini, diğer müvekkili gerçek kişinin ise şirket ortağı ve yetkilisi olduğunu, şirketin bazı borçlarına müşterek borçlu müteselsil kefil durumda olduğunu, müvekkili şirketin gerek dövizdeki dalgalanmalar gerekse Ortadoğudaki kargaşa nedeni ile son zamanlarda sektöründe yaşanan sıkıntılardan etkilediğini, konkordato teklifinin kabulü halinde alacaklıların alacağının tamamına kavuşacağını ve şirketin de faaliyetlerine devam ederek istihdam yaratacağını ileri sürerek müvekkillerinin konkordato projesinin tasdikini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konkordato komiserlerinin raporu usul ve yasaya uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak itibar edildiği, projenin nakit girişi, sermaye artırımı, şirketin işleyişi sonucu kar ve nakit akışı gibi nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri içermesi bekleneceği, ödenmemiş sermayesi olan şirketin öngördüğü kaynakların net olması, miktarının ve vadesinin denetime elverişli takvime bağlanması, kaynağının gösterilmesi gerekirken borçlunun vaad ettiği faaliyet karı piyasa koşullarında gerçekçi olmadığı gibi borçlunun %74 oranında tahsilat yapıldığı beyanı kabul edilse dahi tahsilat oranları 36 ay vadeye sığdırılmış proje için yeterli olmadığı, ayrıca taşınmaz satışından elde etmeyi umduğu nakit de rayiç bilirkişi raporlarına göre mümkün gözükmediği, kaldı ki taşınmazların tümünün mevcut piyasa koşullarında satılıp satılmayacağı da belli olmadığı, zira mühletten bu yana geçen 7 ayda satılan tek bir taşınmaz olmadığı, taşınmazlar üzerindeki ipotek miktarları ile rehinli alacaklar için öngörülen faiz de karşılanamadığı, geçmiş dönem alacakların tahsil edileceğine dair öngörü de süreç içinde tek bir tahsilat bile yapılamadığı düşünülürse gerçekçi olmadığı, hali hazırda ciddi kaynak açığı olan şirketin revize ile bir de ilave faiz (adi alacaklar için %25, rehinli alacaklar için %35) ödeyeceği şeklindeki projenin muhasebesel verilere dayandırılan temenniden ibaret kaldığı, mühletin devamı için yeterli olmadığı, sonuç olarak inandırıcı ve gerçekçi olmayan, iyi hazırlanmamış proje ve soyut çözüm önerileri ile kesin mühlete geçilemeyeceği, yapısal düzelme ve net tedbirlerin zorunlu olduğu, aksi takdirde amacın ödemelerin bir süre tatil edilmesi, alacaklıların alacağına geç kavuşması için kurumun kullanılması anlamına gelebileceği görülerek konkordato talebinin reddine karar veriltiği, şirketin güncel verilere göre borca batık olduğu, İİK'nın 292/1-a,b maddeleri uyarınca iflasına karar verildiği, 7327 Sayılı kanunun 6. Maddesi ile 308. Maddeye eklenen son fıkraya göre, davacı şirketin (taşınmazların ve araçların varlığı) malvarlığının kapsamı, tasfiyenin gerektirdikleri ve komiserlerin de bu yöndeki görüşleri göz önüne alınarak tasfiyenin adi tasfiye ile yapılmasına karar verildiği, komiser heyetinin tasfiye deneyimlerinin yetersizliği nazara alınarak farklı üç kişi tasfiyeyi yapmak üzere iflas idare memuru olarak atandığı, diğer borçlu ...'nin iflasa tabi kişilerden olmadığı anlaşıldığından tedbirlerin kaldırılması ve talebin reddine karar verilmesi ile yetinildiği gerekçesiyle İstanbul Ticaret Sicilinde ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı davacı ... LİMİTED ŞİRKETİ ve ... (T.C:...) hakkında konkordato ve kesin mühlet talebinin REDDİNE; tüm tedbirlerin kaldırılmasına; Talep sahibi ... (T.C:...) hakkında İFLAS KARARI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA; Talep sahibi ... LİMİTED ŞİRKETİ'nin borca batık olduğu anlaşılmakla İFLASINA; İflasın █████/2025 günü saat 15.08 itibariyle açılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİKonkordato talep edenler vekili istinaf dilekçesinde; komiser raporlarında eksikliklerin tespitiyle revize projeler hazırlandığını, yine 2. revize proje için bir takım çalışmalar başlatılmış olmasına rağmen, konkordatonun başarı ihtimaline yönelik bir olumsuz kesin bir kanaat oluşmadan iflas kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemeye sunulan komiser raporlarında, komiser heyeti arasında uzlaşma sağlanamamış, ayrık raporlar sunulduğunu, özellikle hukukçu komiser tarafından uzmanlık alanı dışında mali değerlendirmeler yapıldığını, süreç boyunca önce tahsilat yapılmadığı gerekçesiyle olumsuz kanaat, tahsilatlar gerçekleşince bu kez kârlılığın gerçekçi olmadığı gerekçesiyle olumsuz kanaat bildirildiğini, birbiriyle bağdaşmayan bu değerlendirmeler, komiser heyetinin kendi içinde ciddi bir çelişki ve tutarsızlık sergilediğini, müvekkili şirketin konkordato sürecinde; kârsız şubeleri kapattığını, yeni yatırımları durdurduğunu, araç ve ekipman alımlarını ertelediğini, gider kalemlerini radikal şekilde azalttığını, bu nedenle geçmiş dönemlere kıyasla oluşan kârlılık artışı olağan ve konkordato sürecinin doğasına uygun geçici bir sonuç olduğunu, bu yapısal dönüşüm dikkate alınmaksızın kârlılık gerçekçi değildir değerlendirmesi yapılmasının teknik ve ekonomik gerçeklikle bağdaşmadığını, müvekkili şirketin faaliyetlerine kesintisiz şekilde devam ettiğini, güncel nakit akışının pozitif olduğunu, yeni sözleşmelerden doğan tahsilat beklentilerinin mevcut olduğunu, ...görüşmelerinin sürdüğünü, şirketin faaliyetlerine devam ederek alacaklılarına borçlarını ödeyebileceği bir süreç oluşturulmuşken, iflas kararı verilmesinin alacaklıların menfaatine de uygun olmadığını, Mahkemenin konkordato talebini reddederken yalnızca mali tabloların mevcut durumunu dikkate alması, geleceğe yönelik kârlılık potansiyelini göz ardı etmesinin eksik bir değerlendirme olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca, Mahkemelerin konkordato süreçlerini titizlikle değerlendirmeleri, borçlunun gelecekteki iyileşme potansiyelini göz önünde bulundurmaları ve alacaklıların haklarını koruyacak şekilde karar vermeleri gerektiğini, konkordato komiserlerinin hazırladığı raporların alacaklıların çıkarlarını yeterince gözetmeyen, hüküm kurmaya olanak tanımayan, denetime elverişli olmayan ve alelacele hazırlanmış raporlar niteliğinde olduğunu, aynı komiser heyetinin farklı tarihlerde bu kadar farklı sonuçlara varması, mali durumun tarafsız bir şekilde incelenmediğini, eksik veya hatalı verilerin kullanıldığını ya da aceleyle hazırlanmış değerlendirmelere dayandığını düşündürdüğünü, Mahkemenin bu çelişkili raporlar karşısında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırması ve gerçek borca batıklık durumunu tarafsız bir raporla tespit etmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇETalep, konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince, konkordato talep edenler hakkında 29.05.2025 tarihinde üç ay süreyle geçici mühlet kararı verilerek 3 kişilik konkordato geçici komiser heyetinin görevlendirildiği, 27.08.2025 tarihli celsede geçici mühlet süresinin iki ay ek süre verilerek 29.10.2025 tarihine kadar uzatıldığı, 24.10.2025 tarihli celsede bir yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, 26.12.2025 tarihli celsede verilen kesin mühletin kaldırılarak konkordato taleplerinin reddi ile konkordato talep eden şirket yönünden iflas kararına karşı konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.Konkordato talep eden tüzel kişinin dava tarihi itibariyle İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'na kayıtlı olduğu, muamele merkezinin ....../ İstanbul, gerçek kişinin yerleşim yerinin ise Sancaktepe/ İstanbul adresinde bulunduğu, davanın İİK'nın 285/3 ve 154/1. maddelerinde öngörülen şekilde yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığı anlaşılmıştır. HMK'nın 74., 114/1.f ve TBK'nın 504/3. maddeleri uyarınca konkordato talep edenler vekilinin yasal düzenlemelere uygun olarak konkordato yönünden özel olarak yetkilendirildiği anlaşılmıştır.Konkordato talep edenlerin ön projesi:"...herhangi bir ödemesiz dönem talep edilmeden; Adi (Rehinle Tesis Edilmemiş) Nitelikteki Borçlarımızı; 2026 yılı Kasım ayı itibariyle aylık taksitler halinde olmak üzere (her ayın 15'i - işgünü) toplam 36 ay vadeli ve eşit taksitlerde, %100 anapara (tenzilatsız) üzerinden ve ayrıca anapara tutarına 36 aylık süre için yıllık %24 vade farkı oranı üzerinden ödeyecek şekilde yapılandırmak istemekteyiz.."şeklindedir.Konkordato talep edenlerin 06.12.2025 tarihli revize projesi:"...doğrultusunda herhangi bir ödemesiz dönem talep edilmeden; Adi (Rehinle Tesis Edilmemiş) Nitelikteki Borçlarımızı; 2026 yılı Kasım ayı itibariyle aylık taksitler halinde olmak üzere (her ayın 15'i - işgünü) toplam 36 ay vadeli ve eşit taksitlerde, %100 anapara (tenzilatsız) üzerinden ve ayrıca anapara tutarına 36 aylık süre için yıllık %24 vade farkı oranı üzerinden ödeyecek şekilde yapılandırmak istemekteyiz." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince 26.12.2025 tarihli celseye katılan konkordato talep eden şirket yetkili ...'nin beyanlarının alındığı tespit edilmiştir.Konkordato komiser heyetinin bağımsız denetçi ve işletme uzmanının hazırlıdığı 14.10.2025 tarihli raporu:"...Borçlu şirketin araç kiralama (rent a car) ve araç alım-satımı alanında faaliyet gösterdiği şirketin üretim faaliyetlerini ........./İstanbul'da bulunan şirkete ait binada gerçekleştirdiği,Şirketin mevcut araç filosunu büyük bölümü Yediemin de olduğu için faaliyeti geçici mühlet döneminde bir miktar aksadığı fakat mühlet süresi içinde Yediemin de olan araçların da araç kiralama filosuna eklenmesi ile araç filosunu genişlettiği, şirkete ait araç filosu, makine tesisat ve demirbaşları ile çalışma düzenini koruduğu, Eylül/2025 tarihi itibariyle şirkette 4 kişinin istihdam edildiği,Borçlu şirketin 30.09.2025 tarihi itibariyle 12.131.734 TL net satış raporladığı, mühlet içerisindeki yaklaşık 4 aylık dönemde ise 11.431.734 TL net satış ve -9.658.303 TL faaliyet kârı raporladığı, raporlanan bu faaliyet kârı üzerinden kur farkı gelir - giderleri, oluşan finansman giderleri ile birlikte zararda azalma meydana geldiği ve toplamda (+) 9.654.452 TL kâr raporlandığı,Teknik bilirkişilerden alınan raporlar neticesinde, şirketin 30.09.2025 tarihi itibariyle rayiç değerli özkaynaklarının (-) 136.544.397,80 TL olarak tespit edildiği, diğer bir anlatımla şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu,Olası bir iflas halinde adi alacaklıların alacaklarına kavuşma oranının %65,39 olarak hesaplandığı,Şirketin adi alacaklılarına -konkordatonun tasdikinden hemen sonra Kasım/2026 tarihinden başlayarak 36 aylık bir vadede aylık olarak eşit taksitler halinde alacaklarının %100'nü %24 faizle ödemeyi teklif ettiği,Projede yer verilen satış ve kârlılık hedeflerinin mühlet içinde ödemeyecek olduğu finansman giderleri dikkate alındığında gerçekleştirilebilir hedefler olduğu, şirketin ön projede Öngördüğü kaynakları sağlayabilecek kapasitesinin bulunduğuŞirketin satış ve kârlılık rakamları, sağladığı istihdam ve sunulan ön projenin hayata geçirilmesinin mümkün gözükmesi hususları bir bütün olarak nazara alındığında, şirketin konkordatoyu başarıya ulaştırabileceği kanaatine varıldığı,... YÖNÜNDEN: Şirketin ortaklarından ve yetkilisi olan ...; şahsına ait 40.520.000,00 TL mal varlığı bulunduğu, şahsına ait gayrimenkulleri üzerinde - ortağı olduğu şirkete ilişkin ipotekler bulunduğu, şahsına ait 2.007.177,00 TL borcunun bulunduğu, .... Şti. şirketinin 127.629.845,10 TL'lik borçlarının kefili durumunda olduğu, bu kişinin derdest dosyadan konkordato talep eden .... Şti. şirketinin finans kuruluşlarına olan 127.629.845,10 TL tutarındaki borcuna kefaleti sebebiyle konkordatoya başvurduğu, ...'ı ulaştırabilmesinin çoğunluk oranda .... Şti. şirketinin konkordatoyu başarıya ulaştırmasına bağlı olduğu söylenebilecektir. Bununla birlikte, taşınmaz satışı, 3. Kişilere ait taşınmazlarının satışları gibi hususlar birlikte değerlendirdiğinde hissedarı ve münferiden şirketi temsile yetkili olan ...'in .... Şti. hakkında verilecek kesin mühlet süresinin şirketin projesinin gerçekleşebilirliği katkı sağlayacağı açıktır. Bu çerçevede nihai değerlendirme ve takdir hakkı Sayın Mahkemeye ait olmaküzere, ... açısından verilecek bir konkordato talebinin reddi kararı şirketin projesini olumsuz yönde etkileyeceğinden borçlu ...'ye de kesin mühlet süresinin verilmesinin uygun olacağı,.." şeklindedir. Komiser heyetinin hukukça üyesi tarafından sunulan ayrıksı rapor ise:"...Borçlu şirketin 30.09.2025 tarihi itibariyle 12.131.734 TL net satış raporladığı,mühlet içerisindeki yaklaşık 4 aylık dönemde ise 11.431.734 TL net satış ve -9.658.303 TL faaliyet kârı raporladığı, raporlanan bu faaliyet kârı üzerinden kur farkı gelir - giderleri, oluşan finansman giderleri ile birlikte zararda azalma meydana geldiği ve toplamda (+) 9.654.452 TL kâr raporlandığı, ancak raporlanan karın nceki dönemler dikkate alındığında gerçekçi olmadığı, muhasebesel ve geçici bir iyileşmeden ibaret olduğu, satışlara ilişkin tahsilatın yapılamadığı,...Ön projede yıl sonu itibarıyla 48,5 milyon TL satış, 34,5 milyon TL maliyet ve 29,3 milyon TL net kâr öngörülmüşken, 30.09.2025 itibarıyla fiilen 12,1 milyon TL satış, 0,6 milyon TL maliyet ve 9,6 milyon TL net kâr gerçekleşmiştir. Fiili satışlar hedefin yalnızca %25'i, maliyetler ise öngörülenin %2'si düzeyindedir. Satışların öngörülen tempoda ilerlemediği, maliyetler düşük gösterilmekte veya ertelenmekte olduğu, raporlanan kârlılığın, şirketin gerçek performansını yansıtmadığı, Yapılan mali analiz, bilanço incelemesi ve faaliyet verileri birlikte değerlendirildiğinde; şirketin 30.09.2025 tarihi itibarıyla kaydi olarak kârlı görünmesine rağmen, bu kârlılığın tahakkuk esasına dayandığı, fiilen tahsilat gerçekleşmediği ve işletmenin nakit yaratma kapasitesinin son derece sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Şirketin “Bankalar” hesabında yalnızca 39.130 TL, “Kasa” hesabında ise 260.725 TL bulunmakta olup, bu durum yüksek tutarlı brüt kâr rakamının nakit bazda desteklenmediğini göstermektedir. Ayrıca rayiç değerli ci inde toplam aktiflerin kaydi bilançoya göre yaklaşık %50 oranında varlıkların önemli ölçüde değer kaybettiği ve mevcut borç stokunun sürdürülebilir nitelikte olmadığı görülmüştür. Bu çerçevede, konkordato ön projesinde öngörülen iyileşme ve borç ödeme planının gerçekçi olmadığı, işletmenin nakit akışının borçlarını çevirecek düzeyde bulunmadığı ve konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin zayıf olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, borçlu şirket için hazırlanan konkordato ön projesinde gösterilen kaynakların borç tasfiyesi için uygun olmadığı, bu kapsamda konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali olmadığı. ... LİMİTED ŞİRKETİ bakımından kesin mühlet koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır..." şeklindedir.Konkordato komiser heyetinin 14.12.2025 tarihli raporu:"...Borçlu şirketin 30.11.2025 tarihi itibariyle 17.641.175,40 TL net satış raporladığı, mühlet içerisindeki yaklaşık 6 aylık dönemde ise 16.941.175,40 TL net satış ve 13.685.667,61TL faaliyet kârı raporladığı, raporlanan bu faaliyet kârı üzerinden, oluşan finansman giderleri ile birlikte karda azalma meydana geldiği ve toplamda 30.11.2025 tarihi itibari ile (+) 13.759.869,50 TL kâr raporlandığı, ancak söz konusu durumun şirketin geçmiş dönem faaliyetleri, karlılığı ve satış maliyetleri ile uyumlu olmadığı, Borçlu şirketin 2022 döneminde %62,75, 2023 döneminde %1,42, 2024 döneminde %0,53 ve 30.11.2025 döneminde %78,00 net kâr elde ettiği, geçici mühlet tarihinden sonra gerçekleşen faaliyetlerden kaynaklandığı iddia edilen ve raporlanan net kar marjının geçmiş dönemlerle uyumlu olmadığı ve bu nedenle gerçekçi olmadığı, Şirketin brüt kar marjının 06.12.2025 tarihli revize projelerinde de belirtildiği üzere 2022 yılında %8,46, 2023 yılında %12,88, 2024 yılında ise %1,97'dir. Bu nedenlerle borçlu şirketin brüt kâr marjının geçmiş dönemdeki faaliyet performansı ile uyumlu olmadığı, geçici ve kesin mühlet aşamasından sonra brüt kâr marjının %90 seviyesinde seyretmesi Komiser Heyetimizce gerçekçi ve inandırıcı bulunmadığı, Şirketin satış ve karlılık rakamları, sağladığı istihdam ve sunulan revize projenin hayata geçirilmesi hususları bir bütün olarak nazara alındığında şirketin konkordato revize projesinin başarıya ulaşama ihtimalinin bulunmadığı, Teknik bilirkişilerden alınan raporlar neticesinde, şirketin 30.11.2025 tarihi itibariyle rayiç değerli özkaynaklarının (-) 134.962.360,64 TL olarak tespit edildiği, diğer bir anlatımla şirketin rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu, Şirketin fiili satış ve fiili kârlılık rakamları, revize projede ön görülen kaynaklar, gelir tablosu projeksiyonu dikkate alındığında borçlu şirketin ve şahsın konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı,.." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince hukukçu mali müşavir bağımsız denetçi sıfatları bulunan bilirkişiden aldırılan 24.11.2025 tarihli raporda:"....... Şti. Yönünden: Şirketin likidite açısından zayıf olduğu ve kısa vadeli borçlarını karşılayacak nakit akışına sahip olmadığı, Proje kapsamındaki kâr ve gayrimenkul satış varsayımlarının rayiç kıymet takdirindeki tespit edilen bedellerle uyumsuz olduğu Rayiç değere göre hazırlanan bilançoya göre şirketin (-) 136.544.397,80 TL tutarında borca batık durumda olduğu, Borçlu şirketin Mali Verilerine göre konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin düşük olduğu, alacaklılar bakımından iflasa göre belirgin ve güvenilir bir üstünlük sunmadığı, konkordato ilan eden borçlu şirket yönünden kesin mühlet verilmesi için mali yönden gerekli yasal şartların oluşmadığı kanaatine varıldığı, Şahıs ... yönünden: Şahsi malvarlığı mevcut kefalet yükümlülüklerini karşılamaya yeterli olmadığı, Şahsi konkordato talebinin temelinin borçlu şirketin şirket konkordato teklifinin başarısına bağlı olduğu, dolayısıyla borçlu şirketin konkordato talebi yönünden kesin mühlet şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığından, ... yönünden de kesin mühlet verilmesini gerektiren MALİ şartların gerçekleşmediği..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.Konkordato talep eden şirketin araç kiralama ağırlıklı ticareti faaliyetinin bulunduğu, ön proje ile revize projenin benzer nitelikte vade konkordatosuna yönelik yıllık %24 faiz ödemesini öngören 36 aylık süreci kapsadığı, revize projenin başarıya ulaşabilmesi için şirketin karlılığını arttırarak nakit akışını sürdürülebilir şekilde sağlaması gerektiği, bu kapsamda şirketin olağan ticari faaliyetleri yanında borçluluk seviyesinin yüksek olması nedeniyle gayrimenkul ve varlık satışının da şart olduğu, bu yönde bir satışın da yapılmadığı, gerekli kaynağın mevcut olmadığı, toplam 7 aya yayılan geçici ve kesin mühlet sürecinde revize projenin gerçekleşebileceğine yönelik somut verilerin de dosya kapsamında yer alamadığı, şirketin borca batıklık miktarında belirgin bir azalmanın da bulunmadığı, gelinen süreçte itibar edilebilir nitelikteki komiser heyeti raporu ve bilirkişi raporunun aynı mahiyette olup birbiri ile örtüşür şekilde projenin gerçekleştirilebilir olmadığı görüşünü dile getirdiği, konkordato talep eden tüzel ve gerçek kişilerin projelerinin başarıya ulaşma imkanı bulunmadığından konkordato taleplerinin reddine karar verilerek borca batık olan şirket hakkında iflas kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Konkordato talep eden .... Şti. tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı Hazine'ye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince konkordato talep eden ...'den alınması gereken 2.002,00 TL istinaf başvurma harcı ve 732,00 TL istinaf karar harcının ayrı ayrı tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin konkordato talep edenler üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.ç maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 293/2. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026