Bursa Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kararı: Sahte imza ve davete aykırılık iddialarıyla açılan ticari şirket genel kurul kararları iptali davasında, dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle reddedilen ilk derece mahkemesi kararının incelenmesi.
Özet: Bir hissedar, şirketin 2012 ve 2013 yılı olağan genel kurul toplantılarına çağrılmadığı ve toplantı tutanaklarında sahte imzaların kullanıldığı iddiasıyla bu genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuyla imzaların sahteliğini tespit etmesine rağmen, davacının haklarını olumsuz etkileyen bir karar alınmadığı ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, bu ret kararı davacı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../....-.../...

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
İLİŞKİLİ KİŞİ : 1
İLİŞKİLİ KİŞİ : 2 -
İLİŞKİLİ KİŞİ : 3 -
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih, ...... Esas........Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının hissedarı bulunduğu ................'deki hisselerinin bir kısmını 10.06.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı şirket ortakları olan ............'e devrettiğini, hisse devrinden önce şirketin limited şirket olan davalı şirketin sonradan nevi değiştirerek anonim şirket vasfına dönüştüğünü, şirketin 2012 yılı olağan genel kurul toplantısının 29.03.2013 tarihinde ve 2013 yılı olağan genel kurul toplantısının 8.03.2014 tarihinde yapıldığını her iki genel kurul toplantısından da davacıya haber ve bilgi verilmediğini, herhangi bir toplantı yapılmadan kağıt üzerinde ortaklar kurulu toplanmış gibi işlem yapılarak ve davacı yerine sahte imza atılarak yapıldığını, Bu sebeple anılan genel kurul toplantılarının Türk Ticaret Kanununun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle hükümsüz olduğunu davacının ortaklıktan kaynaklanan vazgeçilmez haklarının kullanmasının engellendiğini, kanunun emredici hükümlerine aykırı davranan ve şirket yönetiminde özen göstermeyen yönetim kurulu üyeleri tarafından şirketin idaresinin telafisi imkansız zararlar doğmasına sebep olacağından şirkete kayyum atanması gerektiğini ileri sürerek 2012 yılı ve 2013 yılı olağan genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün/ geçersizliğinin/yok olduğunun tespitine karar verir verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili 2013 ve 2014 yıllık genel kurul kararlarında yer alan imzaların sahte olmadığını ve alınan kararların hukuka uygun olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli davrandığını, usulüne uygun biçimde toplantıya çağrıldığını ve toplantıya katıldığını, imza incelemesi konusunda yapılacak bilirkişi incelemesinin bunu doğrulayacağını, davacının genel kurul toplantısına davet edilmemesinin bir butlan ya da hükümsüzlük sebebi değil iptal edilebilirlik sebebi olduğunu, bu sebeple davanın iptal davası şeklinde açılması gerektiğini, iptal davası açmak için gerekli süreyi kaçırmış bulunan davacının bu şekilde sonuca gitmek istediğini, genel kurul toplantılarında alınan kararların şirketin olan işleyişi ile ilgili oybirliğiyle alınmış kararlar olduğunu davacının toplantıya katılıp olumsuz oy kullanmış olsa dahi karar almak için yeterli nisabın oluştuğunu bu durumda etkililik kurallarının nazara alınması gerektiğini, aradan geçen 2 - 3 yıllık süreden sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunu, hakkın kötüye kullanılmasının kanun tarafından korunamayacağını, davacının genel kuruldan bugüne kadar habersiz olmasının beklenemeyeceğini, basiretli bir tacir gibi davranıp durumu takip etmesi en azından Ticaret Sicil Gazetesi'nden öğrenmesi gerektiğini temel amacın bu dava yoluyla tazminat elde etmek olduğunu genel kurul kararının butlanla malul olamayacağını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Yerel mahkemece, davacının davasını ispat ettiği, bilirkişi raporu ile dava konusu genel kurul toplantı tutanaklarındaki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı ancak, Batıl oldukları ileri sürülen genel kurul toplantılarında davacının ortaklık hak ve paylarını olumsuz etkileyecek bir karar alınmadığı,davacı ortağın inkar etmediği birçok karar altındaki imzası da kendine ait olmadığı, davacı bunları dava konusu etmediği, Bu durum davacının dürüstlük kuralına uygun davranmadığı kanaatine neden olduğu, bir ortağın uzun süre genel kurul yapılıp yapılmadığını bilmemesi, şirket kayıtlarından bu kadar habersiz olması beklenemeyeceği, karar defterindeki kimi imzalar kendisine ait olduğuna göre daha önce atılmış sahte imzaları önceden görmediğini de söylenemeyeceği, sonuç itibariyle davacı tarafın iddiası ispat edilmiş ve imzaların sahteliği ortaya çıkmış olsa bile davacı tarafın bu davayı açarken temel dürüstlük kuralına aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf talebinde; Yerel mahkemece “davanın reddi” yönünde tesis edilen hüküm ve “redde gösterilen gerekçe” dosya kapsamına ve hukuka açıkça aykırı olduğu, gerekçeli kararda yer alan bir kısım tespit/görüş ve gerekçe dosya kapsamına ve hukuka uygun düşmemiş olduğu, hakim ortakların sahte imza kullanmaları ve toplantılara davet edilmediği ve katılmadığı halde davet edilmiş ve katılmış gibi gösterilmesi şeklindeki davranışı dürüstlük kuralına aykırı olup açık bir kötü niyet göstergesi olup, bu durumda kendisi hukuka/dürüstlük kuralına aykırı davranmış olan davalı şirketin, karşı tarafın kötü niyetli olduğunu ileri sürmesi dinlenilebilir bir savunma olmadığı, yerel mahkemece, gerekçede belirtilen şekilde genel uygulamada karşılaşılması muhtemel bir kısım durumların somut olayda da var olduğu kanaatine nasıl ulaşıldığı hangi delil bilgi ve belge sonucunda bu kanaate varıldığı, müvekkilinin, kendi yerine sahte imza kullanıldığını daha önceden biliyor olduğu kanaatine nasıl ve hangi delil ile varıldığı, -müvekkilin daha önceden bildiği sahte imza olayına ses çıkartmayarak zımni onay verdiği kanaatine nasıl ve hangi delillerden hareketle ulaşıldığı hususunda bir açıklama yapmamış olduğu, yerel mahkeme gerekçeli kararında “davacı ile diğer ortaklar arasında kar payı dağıtımı anlaşmazlığından kaynaklanan bir niza doğduğu, bu sebeple davacının şirket aleyhine birden fazla dava açtığı, bu davalardan ikisinin mahkememizce daha önce karara bağlandığı, birinin de halen derdest olduğu tarafımızca bilinmektedir.” demek suretiyle müvekkil ile davalı taraf arasında kar payı dağıtımından kaynaklı niza doğduğunu kabul etmiş ise de bu kanaate nereden ve nasıl ulaştığı hususunda bir açıklama yapmamıştır. (ki dosyada taraflar arasında kar payı dağıtımı ile ilgili niza çıktığına/bulunduğuna dair hiçbir iddia, savunma ve beyan bulunmadığı, eldeki davanın bir hukuk davası olup kamu düzenini ilgilendiren bir durum da olmadığı için mahkemenin dosya kapsamında taraflarca ileri sürülen ve toplanan delillerle bağlı olduğu/olması gerektiği, dosya kapsamı detaylıca incelendiğinde görüleceği üzere gerek davacı gerek davalı tarafça taraflar arasında kar payı dağıtımı ile ilgili niza bulunduğu hususunda herhangi bir iddia, savunma ve beyanda bulunulmamış olduğu ve taraflar arasında var olan diğer dava dosyaları ilgili gerek dosya numarası olarak gerekse muhteva olarak hiçbir açıklamaya yer verilmemiş olduğunun görüleceği, eldeki davada mahkemenin re’sen delil toplamasını gerektirir bir durum da bulunmadığından yerel mahkeme taraflar arasında var olan diğer davaları (sonraki tarihli genel kurul kararlarının iptali ve yönetim kurulunun sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası) ile bu dosyada kendiliğinden neden dikkate aldığı veya alma ihtiyacı hissettiği ve niçin dosya kapsamında da olmayan bir olguyu varmış gibi kabul ederek kararına gerekçe yaptığı, gerekçeli kararda bu hususlarla ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olmasının hukuka uygun düşmediği, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında yer alan “daha açık bir ifade ile davacı taraf aslında sarih veya zımni rızası ile karar defteri ve genel kurul tutanaklarına sahte imzasının atılmasına izin vermiş olmasına rağmen niza çıkınca bu rızaya gizleyerek dava açmış olabilir.” şeklindeki kanaat, genelleme yapıldığında uygulamada karşılaşılması muhtemel bir durum ise de yerel mahkeme, eldeki dosyada bu kanaate diğer bir deyişle müvekkilin karar defterine ve genel kurul tutanaklarına sahte imza atılmasına izin vermiş olduğu ve daha sonra niza çıkınca bu rızayı gizlediği kanaatine nereden ve nasıl vardığını açıklamamış hangi delillere dayanarak müvekkilinin yerine atılan sahte imzaya rıza gösterdiği sonucuna varmış olduğunu gerekçeli kararında göstermemiş olduğunu belirterek yerel mahkeme kararını istinaf etmiştir.
DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ait Genel Kurul Kararlarının iptaline ilişkindir.
Dava konusu Genel Kurul toplantı tutanaklarında davacı adına olan imzaların kendisinin eli ürünü olmadığı alınan bilirkişi raporu ile sabit olmuştur.
Dava, davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ait Genel Kurul Kararlarının iptali istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince, davacının iddiasını ispat ettiği, bilirkişi raporu ile dava konusu █████/2013 ve █████/2014 tarihli Genel Kurul toplantı tutanaklarının altındaki imzanın davacı ortağının eli ürünü olmadığı anlaşıldığı, ancak davacı ortağın inkar etmediği bir çok karar altındaki imzanın da kendisine ait olmadığı, bunları dava konusu etmediği, davacının dürüstlük kuralına uygun davranmadığı, bir ortağın uzun süre genel kurul yapılıp yapılmadığını bilmemesi, şirket kayıtlarından bu kadar habersiz olmasının beklenemeyeceği, karar defterindeki sahte imzaları daha önceden görmediğini söyleyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Genel Kurulların yapıldığı tarihler itibariyle uygulanması gereken 6762 sayılı ETTK 370. maddesinde çagrısız Genel Kurul Toplantılarında tüm ortakların hazır bulunması ve kararların anılan yasa maddesine uygun nisaplarla alınması gerektiği düzenlenmiştir. Davalı şirket davaya konu genel kurulların usulune uygun olarak ortakların katılımıyla alındığını savunmuş ise de; dosya içerisindeki belge ve toplantı tutanaklarından 2012-2013 yıllarına ait Genel Kurul toplantılarda sahte imza atılarak genel kurul toplantı tutanakları düzenlendiği, anlaşılmış olup, ayrıca davacıya da usulune uygun olarak çağrının yapıldığı halde toplantıya katılmadığı yönünde herhangi bir kanıt da sunulmamıştır.
Diğer taraftan davacının dava konusu Genel Kurul kararlarından sonra ortaklık ilişkisi kapsamında kendisinin iyiniğetini ortadan kaldıracak nitelikte şirketle ortaklık ilişkisi bakımından herhangi bir irtibatı, kâr payı alması, yönetim kurulu kararlarında imzasının bulunması vb. işlemlere katıldığı da ispatlanamamıştır. Bu olgular dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin davacının uzun süre sessiz kalarak dava açmayıp dava tarihi itbariyle kötü niyetli olduğu yönündeki gerekçesi yerinde değildir. ( aynı doğrultuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ Esas, █████████ Karar █████/2021) O halde mahkemece bu husus gözetilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacının istinaf itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılması, davanın kabulü ile davalı şirketin 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin Genel Kurul Kararlarının yok olduğunun tespitine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........ tarih, ....... Esas, ..........Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile, davalı ..........Şirketi'nin █████/2013 ve █████/2014 tarihli Genel Kurul Kararlarının yok olduğunun TESPİTİNE,
4-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 59,30 TL harcın, peşin olarak alınan 31,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 27,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 683,40 TL yargılama gideri ve peşin olarak alınan 31,40 TL harç toplamı 714,80 TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Peşin olarak yatırılan gider avanslarından kullanılmayan tutarların hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;
1-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan (posta masrafı olmak üzere) toplam 25,73 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan tutarın istek halinde davacıya iadesine,
3-Kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2021
Başkan
(e-imza)
Üye
(e-imza)
Üye
(e-imza)
Katip
(e-imza)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!