Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, yüklenicinin asgari ücret destek teşvikinden yararlanma hakkı ve ihale makamının hakedişlerden yaptığı kesintilerin iadesi tartışması.
Özet: Bu hukuki metin, davacı bir şirketin, hizmet sözleşmesi kapsamında gerçekleştirdiği temizlik işlerinden doğan hak edişlerinden davalı tarafından yapılan asgari ücret destek primi kesintilerinin iadesini talep ettiği bir alacak davasını ele almaktadır; davacı taraf, yürürlükteki kanunların ihale üstlenen işverenlerin bu teşviklerden faydalanmasını yasaklamadığını ve teşvikten yararlanma koşullarının müvekkilleri tarafından karşılandığını savunarak, hak edişlerinden kesilen söz konusu tutarların kendisine geri ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
YAZIM TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile ..... arasında 01.01.2021-31.01.2021 tarih aralığını kapsayan ... ihale kayıt numaralı temizlik hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu hizmet alım sözleşmesi türkiye geneli birden fazla havalimanını kapsamakta olup, huzurdaki dosya ile ..... havalimanlarında verilen hizmet alımına ilişkindir. Müvekkil şirket bu sayılan havalimanlarında hizmet alım işini eksiksiz olarak ifa etmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme dönemi boyunca, davalı ihale makamı tarafından müvekkil şirketin hakedişlerinden asgari ücret destek kesintisi yapılmıştır. Uyuşmazlık taraflar arasında aktedilen sözleşme kapsamında davalı teşekkül tarafından, müvekkil şirketlerin hak edişlerinden yapılan asgari ücret destek primi tutarı kesintilerinin iş bitiminde müvekkil şirketlere iade edilip edilmemesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Kanunun koyucu tarafından işverenlerin rekabet gücünün artırılması ve kayıtlı istihdamın teşviki, asgari ücretle çalışanların yoğunlukta olduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi amaçlanarak (Kanun gerekçesidir); 6661 sayılı Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 17. maddesi ile 5510 sayılı ...'na Geçici 68.madde eklenmiş ve kanunun uygulanma esas ve usulleri için ... tarafından 10.02.2016 tarihli ve ..... Sayılı Genelgenin yayınlandığı, 2017 Yılı İçin; 6770 sayılı ... Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 27. maddesi ile 5510 sayılı ...'na Geçici 71. madde eklenmiş ve kanunun uygulanma esas ve usulleri için ... tarafından 27.02.2017 tarihli ve ..... Sayılı Genelgenin yayınlandığı, 2018 Yılı İçin; 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 73. maddesi ile 5510 sayılı ...'na Geçici 75. madde eklenmiş ve kanunun uygulanma esas ve usulleri için ... tarafından 20.06.2018 tarihli ve 2018-20 Sayılı Genelge yayınlanmıştır. 5510 sayılı ...'nun Geçici 68, 71 ve 75. maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, ihale üstlenmek suretiyle personel çalıştıran işverenlerin (yüklenicilerin) asgari ücret destek teşvikinden faydalanıp faydalanamayacağına bakılacak olursa: 2016 yılı için uygulanmak üzere düzenlenmiş olan, 5510 sayılı ...'nun Geçici 68. maddesinde, “1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce; a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde (Eklenmiş İbare Resmi Gazete Tarihi: 09.08.2016 Resmi Gazete Sayısı:: ..... ) veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüleceği üzere; Kanun metininde ihale üstlenmek suretiyle sigortalı çalıştıran işverenlerin (yüklenicilerin) bu teşvikten faydalanamayacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. 5510 sayılı ...'nun Geçici 68, 71 ve 75. maddelerinde yer alan hükümler uyarınca, İşverenlerin (yüklenicilerin) asgari ücret desteğinden yararlanma şartları irdelenecek olursa: 2016 yılı için uygulanmak üzere düzenlenmiş olan, 5510 sayılı ...'nun Geçici 68. maddesinde, “...(3) İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini veya muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır. (4) Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aynı ayına ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi verilmemiş olması hâlinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki bildirimler esas alınır. 2015 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2015 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre işverenlerin asgari ücret desteğinden yararlanma şartları: 1) 01.01.2016 öncesi tescil edilmiş olup faaliyetine devam eden işyerleri açısından iki şart birlikte aranmakta ve bu şartlar; 2016 yılına ait aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmesi, 2016 yılı için çalıştırdığı kişilerin sigorta primine esas kazançlarının tam olarak bildirilmesi şeklindedir. 01.01.2016 tarihi ve sonrası tescil edilmiş/tescil edilecek olan işyerleri açısından dört şart birlikte aranmakta ve bu şartlar; 2016 yılına ait aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresinde verilmesi, Cari ay primlerinin yasal süresi içinde ödenmesi, İşverenin, Kuruma prim, idari para cezası ile bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması veya söz konusu borcun 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre taksitlendirmiş olması, 2016 yılı için çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmesi, bildirdiği sigortalıları fiilen çalıştırması ve prime esas kazançlarını eksik bildirmemesi şeklindedir. Görüleceği üzere; işverenlerin (yüklenicilerin) asgari ücret desteğinden yararlanmanın iki ayrık durumdan ilgisine göre belirlenen şartların yerine getirilmesine bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Müvekkil şirket, 5510 sayılı ...'nun Geçici 71 ve 75. maddelerinin asgari ücret desteğinden yararlanmaya ilişkin şartlarını yerine getirmiş olması sebebiyle anılan teşviklerden yararlanmaya hak kazanmıştır. İşverenlerin (yüklenicilerin) yararlanmaya ilişkin şartları yerine getirmiş olması sebebiyle yararlandığı asgari ücret destek prim teşvikinin idarelerce işverenlerin (yüklenicilerin) hak edişinden kesilmesinin kanun metninde yer almasına karşın yapılan kesintilerin iş bitiminde ihale yüklenicisine mi iade edileceği yoksa hazineye mi aktarılacağı hususunda kanun metninde herhangi bir düzenlemenin yer almadığı hususuna bakılacak olursa; 5510 sayılı ... Geçici 68/8 maddesinde; “4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca ... tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir” düzenlemesi yer almaktadır. Kanun seviyesinde değil de genelge seviyesinde yapılan bir düzenlemenin; yararlanma koşullarını yerine getiren ihale yüklenicilerinin hakedişlerinden kesilen asgari ücret destek tutarları iş bitiminde hazineye aktarılmasına dayanak oluşturamayacağından, dava konusu edilen hakediş kesintilerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Müvekkil şirketten iade alınan asgari ücret destek tutarının yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde tahsil edilmesinden ötürü huzurdaki davayı açıkmış olduklarını beyan ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın huzurdaki davayı açmada hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, Zira her ne kadar davacı taraf "asgari ücret destek tutarları" hakkında uyuşmazlık çıkartarak hakedişlerinden yapılan kesintilerin iadesini talep etmekte ise de birer örneği dosyaya sunulan ihale evrakından da görüleceği üzere her bir hakediş evrakında davacı şirket yetkililerinin de imzaları bulunmakta olup tutanaklara herhangi bir kayıt ya da şerh konulmadığını, Dolayısıyla davacı şirket tarafından da açıkça kabul edilen ve itiraz edilmeyen kesintiler için aradan uzun zaman geçtikten sonra dava açılmasında hukuki yararın olmadığını, Davacı tarafça sunulan dilekçede müvekkil Kuruluş tarafından gerçekleştirilen ihale neticesinde yapılan hakedişlere bağlı olarak uyuşmazlık çıkarılmakta olduğunu, Bahse konu iş kapsamındaki hakedişler aylık olarak düzenlenmekte ve yine aylık olarak davacı tarafa ödenmektedir. Dolayısıyla 2021 yılı Ocak ayı itibariyle başlayan hakediş ödemelerine dayanılarak aradan geçen uzun zaman sonra dava açıldığı anlaşıldığından talep konusu edilen alacakların zamanaşımına uğradığı görülecektir. Dolayısıyla huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle de reddi gerekir. Öte yandan aşağıda detaylı biçimde açıklanacağı üzere hakedişlerden yapılmak zorunda olunan kesintiler müvekkil Kuruluş hesabında bırakılmamış olup mevzuatta belirlenen ilgili idarelerin (..... ) hesabma aktarılmıştır. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacı tarafin iddialarının değerlendirmeye alınması gerektiği kanaati hasıl olduğunda husumetin müvekkil Kuruluşa değil, yapılan kesintinin aktarıldığı ilgili idareye yöneltilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla esası itibariyle davacı tarafin iddiasının muhatabı müvekkil Kuruluş olamayacağından davanm husumet yokluğu nedeniyle reddi talep ve dava etmiştir.
DELİLLER:
█████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle:
Davalı idare tarafından yapılan "asgari ücret destek tutarları kesintisinin" anayasal yeri ve konumu itibariyle, kararları aleyhine yargı yoluna başvurulamayan Sayıştay'ın yerleşik içtihatına göre, hizmet alıma dair ihaleli işlerde fiyat farkı ödeneceğine dair sözleşme bulunması durumunda asgari ücret desteğinin "fiyat farkı" olarak ödenen bir kalem olarak değerlendirilmesi ve fiyat farkı verilen işlerde bunun hesaplanarak yükleniciye verilecek olmasına göre, mükerrer ödemenin önüne geçmek adına hakedişten fiyat farkı olarak mahsup edilmekte olduğu,
İlgili idare tarafından yapılan yasal kesintinin mevzuat kapsamında olduğu ve Sayıştay içtihatlarınında bu yönde olduğunu, taktirin Yüce Mahkemede olduğunu belirtmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:
Dava, dava tarafları arasında tanzim edilen ... ihale kayıt numaralı sözleşme gereğince hakedişlerden yapılan asgari ücret destek kesintine dair tutarların davalıdan tahsili istemine yöneliktir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava şartlarıdır. Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlardır. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
6100 sayılı HMK'nun 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK'nun 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin ise saklı olduğu belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nun 5A/1 maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.",
HUAK'nun 18/A-2 maddesinde "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.
İşbu düzenleme gereğince tensip tutanağının ..... numaralı ara kararı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunmak üzere 1 hafta kesin süre verilmekle tutanağın █████/2025 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş ancak karar tarihi olan █████/2025 itibari ile arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı yapılan inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve █████/2019 tarihinde yürürlüğe giren, 5/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca, "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda" dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale gelmiş, █████/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
Bu halde █████/2025 tarihinde açıldığı anlaşılan işbu davada arabuluculuk yolunun tüketilmesinin dava şartı olduğu anlaşıldığından Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıda yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı işbu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... AŞ'ye verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair, davalı vekili Av. ..... 'nin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip .....
¸e-imzalıdır.
Hakim .....
¸e-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!