Danıştay 13. Daire önünde, kıymetli madenler aracı kurumunun Borsa İstanbuldaki bir yılı aşkın kesintisiz faaliyet durdurması nedeniyle faaliyet izni iptali ile bu iptale dayanak yönetmelik maddesinin hukuka aykırılığının tartışıldığı dava.
Özet: Bir kıymetli madenler ticareti şirketinin, Borsa İstanbuldaki faaliyetlerine bir yıldan fazla ara verdiği gerekçesiyle faaliyet izninin iptal edilmesi işleminin ve bu işlemin dayanağını oluşturan ilgili yönetmeliğin, "faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren" hükmünün, 1567 sayılı Kanuna aykırı olduğu, temel hak ve kazanılmış haklara müdahale ettiği gerekçesiyle iptali talep edilirken; davalı bakanlık, yönetmeliğin kanuna uygun olduğunu, şirketin borsa nezdinde işlem yapmadığını ve faaliyet izni iptalinin mevzuata uygun tesis edildiğini savunmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████ DAVACI : ...Kıymetli Madenler Ticareti A.Ş.VEKİLİ : Av. ...DAVALI : ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN KONUSU : Borsa İstanbul Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'na üye olarak faaliyet göstermekte olan davacı şirketin Borsa İstanbul nezdindeki faaliyetlerine █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında kesintisiz 1 (bir) yıldan fazla süre ile ara vermesi nedeniyle faaliyet izninin iptaline ilişkin ...tarih ve ... sayılı işlemle bildirilen █████/2019 tarih ve 49347 sayılı Bakanlık Olur'u ile bu işlemin dayanağını teşkil ettiğinden bahisle Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 21. maddesinin birinci fıkrasının iptali istenilmektedir.DAVACININ İDDİALARI : Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca faaliyetlerine bir yıl kesintisiz ara verildiğinden bahisle faaliyet izninin iptaline karar verildiği, bu kararın hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı, █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında faaliyetlerine ara vermenin söz konusu olmadığı, Yönetmelik'te yer alan dava konusu kural kapsamında, kanuni bir dayanak bulunmaksızın temel hak ve özgürlüklere müdahale edilmesinin hukuka aykırı olduğu, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'da uygulanan bu yaptırım türüne ilişkin herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, dava konusu Yönetmeliğin 1567 sayılı Kanun'un düzenlemediği bir müeyyideyi öngördüğü, kazanılmış haklarına müdahale edildiği, herhangi bir uyarıda bulunulmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.DAVALININ SAVUNMASI : 1567 sayılı Kanun ve Yönetmelik birlikte değerlendirildiğinde düzenleyici işlemin iptalini gerektiren bir sebep bulunmadığı, Bakanlığın talebi üzerine Borsa İstanbul A.Ş. tarafından gönderilen ... tarih ve ... sayılı yazıyla, Borsa İstanbul A.Ş. Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasasında (KMKTP) █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında işlem gerçekleştirmemiş aracı kuruluşlara ilişkin listenin gönderildiği, söz konusu listede davacı şirketin de belirtilen tarihler aralığında işlem gerçekleştirmediğinin tespit edildiği, bu itibarla, davacı şirkete Borsa İstanbul'da faaliyet göstermek üzere verilen faaliyet izninin, dava konusu Yönetmelik hükümleri uyarınca iptal edildiği, Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen faaliyet izni iptalinin kıymetli maden aracı kuruluşlarına yönelik olduğu, söz konusu kuruluşlar arasında Bakanlıkça izin verilen alanlar dışında faaliyet gösteren firmaların da olduğu (Bankalar ve kıymetli maden üretimi ve pazarlamasıyla iştigal eden firmalar gibi) dikkate alındığında, madde hükmünde yer alan faaliyet ifadesinin sadece Borsa İstanbul'da gerçekleştirilen faaliyetleri ifade ettiği, 1567 sayılı Kanun ile Türk parasının kıymetinin korunması kapsamında para ve paraya kolaylıkla çevrilebilecek varlıklar ile kıymetli maden ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul ve bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin yurda giriş ve çıkışının düzenlenmesi ve sınırlanması kapsamında kararlar almaya Cumhurbaşkanı'nın yetkili kılındığı, bu kapsamda 1567 sayılı Kanun'un içerik olarak "yetki kanunu" hükmünde olup Türk parasının kıymetini koruma hakkında mevzuatın ayrıntılarının Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak 32 Sayılı Karar ve bu Karar'a ilişkin ikincil mevzuat ile düzenlendiği, dava konusu Yönetmeliğin de 32 Sayılı Karar'ın uygulanması amacıyla hazırlanan ikincil bir mevzuat hükmünde olduğu, Yönetmelik hükümleri uyarırıca tesis edilecek idari işlem öncesi şirketin savunmasının alınacağı yönünde bir kuralın bulunmadığı, 1567 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılan dava konusu Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrasının ve bu kural çerçevesinde Borsa nezdinde █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında işlem gerçekleştirmemiş olan davacı şirket ile ilgili tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı şirkete verilmiş bulunan kıymetli madenler aracı kurumu izin belgesinin iptaline ilişkin... tarih ve... sayılı işlem ile bildirilen █████/2019 olur tarih ve 49347 sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan "Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik"in 21. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Her ne kadar davacı tarafça Yönetmelik'in 21. maddesinin 1. fıkrasının iptali istenilmiş ise de dava dilekçesinin incelenmesinden iptal istemine dayanak iddiaların, anılan fıkrada yer verilen "veya faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren" ibaresine ilişkin olduğu anlaşıldığından uyuşmazlık bu ibareyle sınırlı olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. 1567 sayılı "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun"un 1. maddesinde, "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." (değişiklik öncesi yetki Bakanlar Kuruluna aittir) hükmüne yer verilmiştir. Anılan 1. madde hükmü ile verilen yetki kullanılmak suretiyle Bakanlar Kurulunca █████/1989 tarih ve ████████ sayılı "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar" alınarak █████/1989 tarih ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, kararın "Amaç, konu, yetki ve saklı hükümler" başlıklı 1. maddesinde, "Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine, Türk parası ve Türk parasını temsil eden belgelerin (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ithal ve ihracına, kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemlere, ihracata, ithalata, özelliği olan ihracat ve ithalata, görünmeyen işlemlere, sermaye hareketlerine ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici, sınırlayıcı esaslar bu Karar ile tayin ve tespit edilmiştir." hükmüne; ikinci fıkrasında, "Bu Karar'a ve bu Karar'ın uygulanması amacıyla Bakanlık'ça yayımlanacak tebliğlere muhalefet 1567 sayılı Kanun'la ek ve tadillerine muhalefet sayılır." hükmüne yer verilmiş; "Kıymetli madenler, taşlar ve eşyalar" başlıklı 7. maddesinin (b) fıkrasında kıymetli madenler, taşlar ve eşyaların yurt içinde alım ve satımının serbest olduğu, ancak yurt içinde cevherden her tür ve şekilde üretilen kıymetli madenlerin alım ve satım işlemlerinin de Borsa tarafından düzenlenecek yönetmeliklerle belirlenecek esaslara göre İstanbul Altın Borsasında yapılacağı; (d) fıkrasında da Merkez Bankası ve Kıymetli Maden Aracı Kuruluşlarının, ithal ettikleri işlenmemiş kıymetli madenlerin yurt içindeki alım ve satım işlemlerini sadece İstanbul Altın Borsasında yapacakları, şu kadar ki ziynet veya süs eşyasına dönüştürülmüş şekli hariç olmak üzere Borsa'da hangi tür ve şekilde kıymetli madenlerin işlem göreceğinin ve teşekkül ettirilecek piyasaların Borsa tarafından düzenlenecek yönetmeliklerle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Yukarıda ilgili hükümlerine yer verilen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'a dayanılarak hazırlanan ve █████/2007 tarih ve 26528 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik"in "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, Borsada faaliyet gösterecek kıymetli madenler aracı kurumlarının kuruluşları ile Borsada üye olarak faaliyet gösterecek kıymetli madenler aracı kuruluşlarına izin verilmesi ve faaliyet şartlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir" hükmü; "Tanım" başlıklı 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, "Borsa: Borsa İstanbul A.Ş.'yi ifade eder." hükmü; (c) bendinde, "Kıymetli madenler aracı kuruluşu: Bakanlıkça Borsada üye olarak faaliyet göstermelerine izin verilen, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına işlem yapan, faaliyet esasları bu Yönetmelik ile düzenlenen kıymetli madenler aracı kurumları, bankalar, yetkili müesseseler, kıymetli maden üretimi veya ticareti ile iştigal eden anonim şirketler ile yurt dışında yerleşik şirketlerin Türkiye'deki şubelerini (...) ifade eder" hükmü; (ç) bendinde, "Kıymetli madenler aracı kurumu: Borsada faaliyet göstermek üzere Bakanlıkça kuruluşuna izin verilen, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına işlem yapan, kuruluş ve faaliyet esasları bu Yönetmelik ile düzenlenen şirketleri ifade eder" hükmü; "Kıymetli madenler aracı kurumu faaliyet izni" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, "Bakanlıkça kuruluş başvurusunun uygun görülmesi halinde kuruluş işlemlerinin tamamlanmasını müteakip kıymetli madenler aracı kurumlarınca; a) Ana sözleşmenin Ticaret Siciline tescil edilip Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmış olması, b) İmza yetkisine sahip kişilerin belirlenmiş olması, c) Lisans düzeyinde öğrenim görmüş ve finans veya işletmecilik alanında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip bir genel müdür atanması, ç) Yönetim kurulu üyelerinin, denetçilerinin ve imza yetkisini haiz çalışanlarının 5 inci maddede belirtilen şartları taşıdığının tevsik edilmesi kaydıyla Borsada faaliyet göstermek amacıyla Bakanlığa izin için başvurulur." hükmü; "Kıymetli madenler aracı kuruluşlarına faaliyet izni verilmesi" başlıklı 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, "Bankalar, yetkili müesseseler, kıymetli maden üretimi veya ticareti ile iştigal eden anonim şirketler Borsada işlem yapmak üzere bir dilekçe ile birlikte faaliyet izni almak için Bakanlığa başvururlar." hükmü; "Borsa üyeliği" başlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, "Borsada işlem yapmak üzere, Bakanlıkça faaliyet izni verilen kıymetli madenler aracı kuruluşlarına, Borsa Yönetim Kurulu tarafından, "Kıymetli Madenler Borsası Üyelik Belgesi" verilir. Faaliyet izin tarihinden itibaren 60 gün içinde Borsa Üyelik Belgesi alınmak üzere Borsa Başkanlığına müracaat edilmemesi halinde kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izni iptal edilmiş sayılır." hükmü; "Kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet konuları" başlıklı 12. maddesinde, Kendi mevzuatları ile verilen yetkiler ve sınırlamalar saklı kalmak üzere kıymetli madenler aracı kuruluşları, aracılık faaliyetleri kapsamında; a) Standartları ve saflık dereceleri Bakanlıkça belirlenen kıymetli madenler üzerinden ilgili mevzuatta belirlenen esaslar çerçevesinde, kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına aracılık amacıyla; kıymetli maden alımı ve satımı işlemleri, kıymetli maden ödünç alınması ve ödünç verilmesi işlemleri ile kıymetli madenlere dayalı sermaye piyasası araçlarına ilişkin işlemleri, b) İşlenmiş veya işlenmemiş kıymetli taşların Borsa bünyesinde alım satımını, c) İşlenmiş ve işlenmemiş kıymetli madenler ile işlenmiş veya işlenmemiş kıymetli taşların ve bunlardan mamul kıymetli eşyaların ihracat ve ithalat rejimi çerçevesinde ihraç ve ithalini, d) İşlenmiş ve işlenmemiş kıymetli maden ve taşlar ile bunlardan mamul eşyaların yapımında kullanılmak üzere kıymetli maden ve taşların geçici ithalini ve işlendikten sonra mamul ve yarı-mamul kıymetli eşya ve taş olarak ihracını, e) Borsa bünyesindeki faaliyetleri ile sınırlı olmak üzere efektif alım satımını, f) Kıymetli madenler ve taşların yurt içinde alım satımını, yapmaya yetkilidirler" hükmü ile "Kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyetinin durdurulması ve faaliyet izninin iptali" başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesi ile yasaklanan faaliyetlerde bulunan veya faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izni Bakanlıkça iptal edilir" hükmü yer almaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, anılan Yönetmelik hükümleri uyarınca davalı idare tarafından verilen izin belgesine istinaden kıymetli madenler borsasında aracı kurum olarak faaliyet gösteren davacı şirket hakkında yapılan inceleme sonucunda, davacı şirketin Borsa İstanbul nezdinde █████/2018 ila █████/2019 tarihleri arasında faaliyetlerine kesintisiz olarak bir yıldan fazla süreyle ara verdiğinden bahisle anılan Yönetmeliğin 21. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca faaliyet izninin iptal edilmesi üzerine bu işlem ile dayanağı olan Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. "Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik"in 21. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen "veya faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren" ibaresinin iptali isteminin değerlendirilmesi; Davacı tarafça, bu ibarenin Yasal dayanağının bulunmadığı, Yönetmelik hükmü ile hak kaybına yol açılamayacağı ileri sürülmektedir. Anayasa Mahkemesinin 1567 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin yasama yetkisinin devri mahiyetinde olduğu belirtilerek iptali istemiyle açılan davada verdiği █████/1963 tarih ve E:1963/4, K███████ sayılı kararında, "Anayasamız yasama yetkisini, yürütme görevini, yargı yetkisini ayrı ayrı organlara vermekle Anayasa Komisyonu raporundaki tabirle yumuşak kuvvetler ayrılığı esasını kabul etmiştir. Buna göre şüphesiz yasama organı kanun yapma yetkisini başka ellere bırakamaz. Bu prensip Anayasanın 5. maddesinde açıklanmıştır. Yasama organı, herhangi bir sahayı Anayasaya uygun olması şartı ile düzenleyebilir. Bu düzenlemede bütün ihtimalleri gözönünde bulundurarak teferruata ait hükümleri de tesbit etmek yetkisini haiz ise de; zamanın gereklerine göre sık sık tedbirler alınmasına veya alınan tedbirlerin kaldırılmasına ve yerine göre tekrar konulmasına lüzum görülen hallerde, yasama organının, yapısı bakımından, ağır işlemesi ve günlük olayları izleyerek zamanında tedbirler almasının güçlüğü karşısında esaslı hükümleri tesbit ettikten sonra ihtisasa ve idare tekniğine taallûk eden hususların düzenlenmesi için Hükümeti görevlendirmesi de yasama yetkisini kullanmaktan başka bir şey değildir. Şu hale göre; bu durumu yasama yetkisinin yürütme organına bırakıldığı anlamına almak doğru olamaz. İtiraz konusu 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle kanun koyucu Hükümetin hangi sahayı düzenleyeceğini tesbit etmiştir. Bunlar da; kambiyo nükut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlarla kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi sağlayan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracını veya memlekete ithalini tanzim ve tahdit etmek ve Türk Parasının Kıymetinin korunması zımnında kararlar almaktır. Bu hükümlerle düzenlemenin yönü tâyin ve esası tesbit olunmuştur. İktisad kanunlarının kabul ettiği esaslara göre yürütülecek olan ve bunun dışına çıkıldığı takdirde memleketi büyük mali zararlara uğratacağı şüphesiz bulunan ve teknik konuları kapsayan ve geciktirmeden zamanında tedbirler alınması ve icabında derhal kaldırılması ve değiştirilmesi gereken bu alanın, kanun koyucu tarafından doğrudan doğruya düzenlenmesi bazı sakıncalar doğurabilir. Çünkü, yukarıda da söylendiği gibi yasama organlarının yapısı itibarıyla günlük olayları izleyememesi ve ağır işlemesi yüzünden bunun zamanında sağlanması mümkün olamaz. Bu sebepledir ki, kanun koyucu düzenleme alanının esaslarını tesbit ve amacı tayin ettikten sonra alınacak tedbirlerin ihtiyaca uygunluğunu sağlamak üzere yürütme organım görevlendirmiş ve bu görevin gerektirdiği tasarruflarda bulunmak yetkisini vermek suretiyle yasama yetkisini bu yolda, kullanmayı uygun bulmuştur. Yürütme organının çıkaracağı ve tatbike koyacağı kararlarla maksat dışına çıkıp çıkmadığının tayini, kanunun Anayasa'ya aykırı olup olmadığının tesbiti bakımından önem taşımaz. Çünkü, bu takdirde kararın kanuna aykırılığı söz konusu olur. Bu hal, Anayasa'nın 114. maddesi uyarınca kazai denetime tabidir. Yukarıda yazılı sebeplerle; 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin Anayasa'nın 5. maddesine aykırı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir." şeklindeki gerekçesi de Cumhurbaşkanlığına (Anayasa Mahkemesi kararının verildiği tarih itibariyle Bakanlar Kuruluna) tanınan yetkinin Yasa'nın hızlı bir şekilde uygulanmasını temin etmek amaçlı olduğunu ortaya koymaktadır. Buradan hareketle, özellikle 32 Sayılı Karar'ın 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen, "Bu Karar'a ve bu Karar'ın uygulanması amacıyla Bakanlık'ça yayımlanacak tebliğlere muhalefet 1567 sayılı Kanun'la ek ve tadillerine muhalefet sayılır." hükmü karşısında █████/2007 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve o tarihten itibaren uygulanan, istikrar kazanmış Yönetmelik hükmünün Yasal dayanağı olmadığı, uygulanamayacağı yolundaki davacı iddialarına itibar edilmemiş olup, Yönetmelik hükmünde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı şirkete verilmiş bulunan kıymetli madenler aracı kurumu izin belgesinin iptaline ilişkin ...tarih ve ... sayılı işlem ile bildirilen ... olur tarih ve ... sayılı işlemin iptali isteminin değerlendirilmesi; Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, gerek Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın gerek Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmeliğin amaçlarından birinin Borsada faaliyet gösterecek kıymetli madenler aracı kurumlarının kuruluşları ile kıymetli madenler aracı kuruluşlarına izin verilmesi olduğu, kıymetli madenler aracı kurumlarınca faaliyet izni için Bakanlığa yapılacak başvurunun da Borsada faaliyet göstermek amacıyla yapılması gerektiği, faaliyette bulunulmayan sürenin tespiti bakımından da Borsaya kayıtlı işlemlerin tarihlerinin baz alınması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Borsa İstanbul nezdinde █████/2018 ila █████/2019 tarihleri arasında faaliyetlerine kesintisiz olarak bir yıldan fazla süreyle ara verdiği yapılan incelemeyle tespit edilen davacının Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmeliğin 21. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca faaliyet izninin iptaline ilişkin dava konusu işlemde de hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: Borsa İstanbul nezdindeki faaliyetlerine █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında kesintisiz olarak 1 (bir) yıldan fazla süre ile ara vermesi nedeniyle, Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası'nda işlem yapmak üzere davacı şirkete verilmiş olan faaliyet izni, Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca █████/2019 tarih ve 49347 sayılı Bakanlık Olur'u ile iptal edilmiş; bu durum, ... tarih ve ...sayılı işlem ile davacı şirkete bildirilmiştir. Bunun üzerine, davacı şirketin faaliyet izninin iptaline ilişkin işlemin ve bu uygulama işleminin dayanağı olan Yönetmelik kuralının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından, Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin tamamının iptali istenilmiş ise de dava dilekçesi ile uygulama işleminin gerekçesinin incelenmesinden, iptal isteminin anılan fıkrada yer verilen "veya faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izni Bakanlıkça iptal edilir." ibaresine ilişkin olduğu anlaşıldığından uyuşmazlık bu ibareyle sınırlı olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1. maddesinde, "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir."; 5. maddesinde, "Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında faaliyet izni ve/veya yetki verilen anonim şirketler, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 330 uncu maddesi kapsamında özel kanuna tabi anonim şirket olarak değerlendirilir. Bu kapsamda, söz konusu anonim şirketler, sadece bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan karar, yönetmelik ve tebliğlerde belirtilen ekonomik amaç ve konular kapsamında kurulabilir ve faaliyet gösterebilir." kurallarına yer verilmiştir. █████/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yapılan değişiklik sonrası anılan maddede, "Aşağıda yazılı olan faaliyetlerde bulunmak için Hazine ve Maliye Bakanlığından izin alınması zorunludur: a) Ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak. b) Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak faaliyette bulunmak. c) Kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunmak. ç) 21/2/2005 tarihli ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılınması kararlaştırılan Kimberley Süreci Sertifika Sistemi kapsamında faaliyette bulunmak. Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında izin verilen anonim şirketlerin 5 inci madde çerçevesinde belirlenen ekonomik amaç ve konulara aykırı faaliyette bulunduğunun tespiti halinde izinlerini iptal etmeye ve birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki anonim şirketler için; faaliyet yürütülen il ve ilçelerin büyüklüğü, nüfusu, ticaret ve turizm hacmi gibi ölçütler dikkate alınmak suretiyle faaliyet bölgeleri belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. (...) " kuralları yer almıştır. 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca (mülga) Bakanlar Kurulunca alınan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar'ın (32 Sayılı Karar) 1. maddesinde, "Türk parasının kıymetini korumak amacıyla, Türk parasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesine, döviz ve dövizi temsil eden belgelere (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ilişkin tüm işlemler ile dövizlerin tasarruf ve idaresine, Türk parası ve Türk parasını temsil eden belgelerin (menkul değerler ve diğer sermaye piyasası araçları dahil) ithal ve ihracına, kıymetli maden, taş ve eşyalara ilişkin işlemlere, ihracata, ithalata, özelliği olan ihracat ve ithalata, görünmeyen işlemlere, sermaye hareketlerine ilişkin kambiyo işlemlerine ait düzenleyici, sınırlayıcı esaslar bu Karar ile tayin ve tespit edilmiştir. Bu Kararın uygulanmasına yönelik usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Bakanlıkça yönetmelik, tebliğ ve genelgeler yayımlanır. Bu Karara ve bu Kararın uygulanması amacıyla yayımlanacak yönetmelik, tebliğ ve genelgelere muhalefet, 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile ek ve tadillerine muhalefet sayılır. Çeşitli kanunlar ve uluslararası anlaşmalarda yer alan özel hükümler saklıdır."; "Yetki" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık bu Kararın tatbikatını temin etmek ve Türk parasının kıymetini korumak maksadıyla lüzumlu göreceği her türlü tedbiri almaya, Kararda öngörülen haller dışında kalan özel durumları inceleyip sonuçlandırmaya, haklı ve mücbir sebeplerin varlığı halinde döviz getirme sürelerini uzatmaya ve döviz getirme zorunluluğunu kısmen veya tamamen kaldırmaya, bu Kararda öngörülen miktarları değiştirmeye ve miktar belirlemeye yetkilidir." kurallarına yer verilmiştir. Borsada faaliyet gösterecek kıymetli madenler aracı kurumlarının kuruluşları ile Borsada üye olarak faaliyet gösterecek kıymetli madenler aracı kuruluşlarına izin verilmesi ve faaliyet şartlarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla 32 Sayılı Karara dayanılarak hazırlanan Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmeliğin "Kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyetinin durdurulması ve faaliyet izninin iptali" başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında, bu Yönetmeliğin 13. maddesi ile yasaklanan faaliyetlerde bulunan veya faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izninin Bakanlıkça iptal edileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Genel Değerlendirme Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin birinci fıkrasında, faaliyetlerine kesintisiz 1 (bir) yıl süre ile ara veren kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izinlerinin Bakanlıkça iptal edileceği kurala bağlanmış, anılan düzenleyici işleme dayanılarak tesis edilen idari işlemle de davacının faaliyet izninin iptaline karar verilmiştir. Davalı idare tarafından, 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak (mülga) Bakanlar Kurulunca alınan 32 Sayılı Karar ve bu karar uyarınca Bakanlıkça tesis edilen alt düzenleyici işlemlerde yer alan kurallara istinaden faaliyet izninin iptal edildiği belirtilmekte; dolayısıyla faaliyet izninin iptaline ilişkin idari işlemlerin yasal dayanağı olarak 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesi gösterilmektedir. 1567 sayılı Kanun'un dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 1. maddesinde, kanun koyucu tarafından, Cumhurbaşkanına (mülga hükümet sisteminde Bakanlar Kuruluna), kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların ihracı veya ithalinin düzenlenmesi ve sınırlanması ile Türk parasının kıymetinin korunmasına yönelik kararlar alma yetkisi verilmiştir. Dairemizin █████/2024 tarih ve E:█████████ sayılı kararıyla, 1567 sayılı Kanun'da faaliyet izni veya yetki belgesi alınması zorunlu olan konularda gerekli izin veya belgeyi alanların faaliyet izninin iptali hususuna ilişkin olarak açık, belirli ve öngörülebilir nitelikte yasal bir düzenlemenin bulunmadığı ve bu yönüyle faaliyet izninin iptali suretiyle mülkiyet hakkına yönelik olarak ortaya çıkan müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı, bu itibarla 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yer alan düzenlemeyle Cumhurbaşkanı'na tanınan yetkinin temel ilkelerinin belirlenmediği ve çerçevesinin çizilmediğinden bahisle söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 2., 7., 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılarak Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesince verilen █████/2025 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararda, "8. Anayasa'nın 7. maddesinde 'Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.' denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesinin gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olması 'demokrasi rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum' olarak nitelendirilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasama yetkisinin devredilemezliği, esasen kanun koyma yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir. Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan, kanun yapma yetkisinin devredilmesidir (AYM, E.███████, K.███████, 9/5/2013; E.███████, K.███████, 21/4/2022, § 15; E.███████, K.███████, 8/9/2022, § 25). 9. Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi; sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin yürütme organına düzenleme yetkisi veren bir kanun kuralı ile sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasa'nın belirtilen maddesine aykırılık oluşturur. Bununla birlikte yasama organının temel ilkeleri ve çerçeveyi kanunla belirledikten sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E.███████, K.███████, 9/5/2013; E.███████, K.███████, 4/3/2021, § 57). 10. Anayasa'nın açıkça kanunla düzenlenmesini öngörmediği konularda kanunda genel ifadelerle düzenleme yapılarak ayrıntıların düzenlenmesinin yürütmenin türevsel nitelikteki düzenleyici işlemlerine bırakılması mümkündür. Anayasa'da münhasıran kanunla düzenleme yapılması öngörülmeyen konularda yasamanın asliliği ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri haricinde geçerli olan yürütmenin türevselliği ilkeleri gereği idari işlemlerin kanuna dayanması zorunluluğu vardır. Ancak bu durumda kanunda belirlenmesi gereken çerçeve, Anayasa'nın kanunla düzenlenmesini öngördüğü durumdakinden çok daha geniş olabilecektir (AYM, E.███████, K.███████, 19/2/2020, § 110). 11. Kuralla döviz, banknot, hisse senetleri ve tahvillerin alım satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan yapılmış ya da bunları içeren her türlü eşya ve kıymetlerin, ticari senetlerle ödeme sağlamak için kullanılan her türlü araç ve belgenin ülke dışına çıkarılması veya ülkeye getirilmesinin düzenlenmesi, sınırlandırılması ve Türk parasının değerinin korunması hususlarıyla ilgili olarak karar alma yetkisi Cumhurbaşkanına tanınmıştır. 12. Döviz, banknot, hisse senedi ve tahvillerin alım satımı ile bunların ve mücevheratın ya da bunlarla ilgili diğer kıymetli evrakın ülke dışına çıkarılması veya ülkeye getirilmesinin mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğüyle yakından ilgili olduğu açıktır. Zira kural kişilerin anılan haklar kapsamında, malvarlığı değerleriyle ilgili olarak borçlandırıcı ve tasarruf işlemlerinde ya da ticari faaliyetlerde bulunmalarına ilişkin hususlarda Cumhurbaşkanına düzenleme ve sınırlama yetkisi vermektedir. 13. Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanına tanınan düzenleme yetkisinin Anayasa'da münhasıran kanunla düzenlenebileceği belirtilen bir konuya ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle kural kapsamındaki karar alma yetkisi konusundaki kanuni çerçeve oluşturma yükümlülüğünün daha katı olduğu söylenebilir. 14. Kuralla Cumhurbaşkanına, ekonomik faaliyetlerin önemli bir kısmını yani döviz ve değerli malların ticaretini ve hareketini doğrudan etkileyen kararlar alabilme yetkisi verilmiştir. Bununla birlikte geniş bir düzenleme alanını kapsayan bu yetkinin nasıl kullanılacağına, hangi şartlar altında ve hangi ilkeler doğrultusunda uygulanacağına dair kanunda yeterli bir çerçeve çizilmemiştir. Kanun, yalnızca Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla kararlar alınabileceğini belirtmekte ancak bu yetkinin sınırlarını belirleyen somut ilkeleri ortaya koyamamaktadır. 15. Bu itibarla kural kapsamında döviz, banknot, hisse senetleri ve tahvillerin alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan yapılmış ya da bunları içeren her türlü eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle ödeme sağlamak için kullanılan her türlü araç ve belgenin ülke dışına çıkarılması veya ülkeye getirilmesinin düzenlenmesi, sınırlandırılması ve Türk parasının değerinin korunması hususlarıyla ilgili temel ilke ve esaslar kanunda belirlenmeksizin Cumhurbaşkanına doğrudan düzenlenme yapma yetkisi verilmesinin yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşan bir yönü bulunmamaktadır. 16. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. (...)" gerekçesine yer verilmek suretiyle 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yer alan söz konusu düzenlemenin iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra (█████/2026 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Söz konusu Anayasa Mahkemesi kararı henüz Resmî Gazete'de yayımlanmadan (█████/2025 tarih ve 33048 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.) █████/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde değişiklikler yapılmıştır. 1567 sayılı Kanun'un yeniden düzenlenen 4. maddesinin birinci fıkrasında, ticari amaçla döviz alım satımında bulunmak, Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak faaliyette bulunmak, kıymetli maden rafinaj faaliyetlerinde bulunmak ve █████/2005 tarih ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılınması kararlaştırılan Kimberley Süreci Sertifika Sistemi kapsamında faaliyette bulunmak için Hazine ve Maliye Bakanlığından izin alınmasının zorunlu olduğu; ikinci fıkrasında da bu Kanun ve bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında izin verilen anonim şirketlerin Kanun'un 5. maddesi çerçevesinde belirlenen ekonomik amaç ve konulara aykırı faaliyette bulunduğunun tespiti halinde izinlerini iptal etmeye Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkili olduğu kurala bağlanmıştır. 7555 sayılı Kanun ile 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişikliğin gerekçesinde, "İkinci fıkrada bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuat kapsamında faaliyet izni ve/veya yetki verilen anonim şirketlere ilgili düzenlenmelerde belirlenen amaç ve konulara aykırı faaliyet gösterildiğinin tespiti halinde verilen faaliyet izinlerinin iptal edilebilmesine ilişkin yetki Kanun metnine daha açık dercedilerek yasal dayanak güçlendirilmektedir." açıklamasına yer verilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; beşinci fıkrasında ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiş ise de Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da bunların belirli kısımlarının Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı; özellikle bir davaya bakmakta olan mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığı, aksi halde, Anayasa'nın 152. maddesinde düzenlenmiş olan "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi kararının 5 (beş) ay içinde gelmemesi halinde mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağına işaret edilen Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, "Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." yolundaki kural da Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, bu karardan önce açılmış bulunan ve bakılmakta olan davalarda uygulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak veya menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekeceği açıktır. Aksi halde, iptal edilen kanun kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki bu durumun Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. 1.Yönetmeliğin "Kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyetinin durdurulması ve faaliyet izninin iptali" başlıklı 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "veya faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izni Bakanlıkça iptal edilir." ibaresi yönünden; Dava konusu Yönetmeliğin asıl dayanağını teşkil eden 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesi yönünden Anayasa Mahkemesinin █████/2025 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararıyla iptal kararı verilmesi üzerine işbu uyuşmazlık kapsamında öncelikli olarak Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksinin kabulü halinde iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda belirtilen kurallar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı gibi emsali durumda olan davalarda da yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerindeki etkisi belirlenecektir. İncelenen uyuşmazlıkla ilgili olarak Anayasa Mahkemesince verilen kararla, 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinin, Anayasa'nın 7. maddesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kıymetli madenler aracı kurumlarının ve kuruluşlarının faaliyet izinlerinin iptal edilmesine ilişkin işlemlerin yasal dayanağının kalmadığı anlaşılmaktadır. Ancak anılan iptal kararı henüz yürürlüğe girmeden önce, 7555 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenerek, Borsa İstanbul Anonim Şirketi Kıymetli Madenler Piyasasında üye olarak faaliyette bulunan kıymetli madenler aracı kurumlarının ve kuruluşlarının, Kanun'un 5. maddesi çerçevesinde belirlenen ekonomik amaç ve konulara aykırı faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu şirketlere verilen faaliyet izinlerinin Hazine ve Maliye Bakanlığınca iptal edileceği kurala bağlanmıştır. Bu kapsamda, 1567 sayılı Kanun'un 7555 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi uyarınca kıymetli madenler aracı kurumlarının ve kuruluşlarının, Kanun'un 5. maddesi çerçevesinde belirlenen ekonomik amaç ve konulara aykırı faaliyette bulunduğunun tespiti halinde bu şirketlere verilen faaliyet izinlerinin Hazine ve Maliye Bakanlığınca iptal edilmesinin önünde herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, Anayasa Mahkemesince bir kanun maddesinin iptaline karar verildikten sonra yasama organınca yeni bir kanuni düzenleme yapılmak suretiyle kıymetli madenler aracı kurumlarının ve kuruluşlarının faaliyet izinlerinin iptaline imkan tanınması durumunda, uyuşmazlığın bu düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir. Aksi yaklaşım, Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilen kanun düzenlemesine dayalı olarak tesis edilen işlemlerin muhataplarınca önceki dönemde gerçekleştirilen eylemlerin yaptırımsız kalması sonucunu doğuracaktır. İşbu uyuşmazlık özelinde de Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararı henüz yürürlüğe girmeden 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesi, 7555 sayılı Kanun ile değiştirilerek kıymetli madenler aracı kurum ve kuruluşlarının Kanun'un 5. maddesi çerçevesinde belirlenen ekonomik amaç ve konulara aykırı faaliyette bulunduğunun tespiti halinde faaliyet izinlerinin iptali konusunda Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verildiğinden uyuşmazlığın yeni kanuni düzenlemeye göre çözümlenmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin birinci fıkrasında, faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara veren kıymetli madenler aracı kuruluşlarının faaliyet izninin Bakanlıkça iptal edileceği kuralına yer verilmiştir. Bu kapsamda, kıymetli madenler aracı kurum ve kuruluşlarına sadece Borsa İstanbul'a üye olarak faaliyet göstermek üzere faaliyet izni verildiğinden, 1567 sayılı Kanun'un amacına yönelik tedbirler alma, bu bağlamda bazı yükümlülüklerin ihlali durumunda yaptırımlar uygulama, buna yönelik usul ve esasların yönetmelik veya tebliğ gibi ikincil mevzuatla belirlenmesi konusunda davalı idareye verilen yetki kapsamında Borsa İstanbul'daki faaliyetlerine kesintisiz 1 yıl süre ile ara veren ilgili kurum ve kuruluşların faaliyet izinlerinin iptal edileceği yönünde ihdas edilen Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 2. Borsa İstanbul'da faaliyette bulunmak üzere davacı şirkete verilmiş faaliyet izninin iptaline ilişkin █████/2019 tarih ve 49347 sayılı Bakanlık Olur işlemi yönünden; Davalı idare tarafından, Borsa İstanbul A.Ş.'ye gönderilen █████/2019 tarih ve 5711 sayılı yazıyla, Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gereken herhangi bir şirketin bulunup bulunmadığı hususunda bilgi verilmesi talep edilmiştir. Bu çerçevede, Borsa İstanbul A.Ş. tarafından verilen █████/2019 tarih ve 2434 sayılı cevabi yazıyla, Borsa İstanbul A.Ş. Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'nda █████/2018-█████/2019 tarihleri arasında işlem gerçekleştirmemiş aracı kuruluşlara ilişkin liste gönderilmiş olup, söz konusu listede davacı şirketin de belirtilen tarihler aralığında işlem gerçekleştirmediği tespit edilmiştir. Bu itibarla, davacı şirkete Borsa İstanbul'da faaliyet göstermek üzere faaliyet izni verildiği, ancak Yönetmeliğin 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca davacı şirketin Borsa İstanbul A.Ş. Kıymetli Madenler ve Kıymetli Taşlar Piyasası'ndaki faaliyetlerine kesintisiz bir yıl süre ile ara vermesi nedeniyle faaliyet izinin iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Fazladan yatırılan ...-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi Başkan (X) KARŞI OY : 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un 1. maddesinin dava tarihinde yürürlükte olan halinde, "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Cumhurbaşkanı salahiyetlidir." kuralına yer verilmiştir. Dairemizin █████/2024 tarih ve E:█████████ sayılı kararıyla, 1567 sayılı Kanun'da faaliyet izni veya yetki belgesi alınması zorunlu olan konularda gerekli izin veya belgeyi alanların faaliyet izninin iptali hususuna ilişkin olarak açık, belirli ve öngörülebilir nitelikte yasal bir düzenlemenin bulunmadığı ve bu yönüyle faaliyet izninin iptali suretiyle mülkiyet hakkına yönelik olarak ortaya çıkan müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı, bu itibarla 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yer alan düzenlemeyle Cumhurbaşkanı'na tanınan yetkinin temel ilkelerinin belirlenmediği ve çerçevesinin çizilmediğinden bahisle söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 2., 7., 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu sonucuna varılarak Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur. Anayasa Mahkemesince verilen █████/2025 tarih ve E:████████, K:████████ sayılı kararla, 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yer alan söz konusu düzenlemenin Anayasa'nın 7. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 (dokuz) ay sonra (█████/2026 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Öte yandan, █████/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun'un 4. maddesinde değişiklikler yapılmıştır. Anayasa'nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinde, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı; Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin buna uymak zorunda olduğu; "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde ise iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararının Resmî Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceği kurala bağlanmıştır. Bu durumda, erteleme süresi içerisinde veya daha sonra kanuni düzenleme yapılması halinde görülmekte olan dava, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak mı, yoksa yeni kanun hükümleri uygulanarak mı çözülmelidir? Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralı sadece lafzi yorumlandığında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının görülmekte olan davayı etkilemeyeceği kabul edilerek, iptal kararı üzerine yeniden düzenlenen kanun hükümleri uygulanarak dava görülebilir. Ancak, Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması bazı hallerde adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine aykırı sonuçlar doğurabilecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 153. maddesindeki hükmü sadece lafzi değil, Anayasa’nın genel esasları, Anayasa’da teminat altına alınan temel hak ve özgürlükler ve Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri çerçevesinde amaçsal yorumlaması gerekmektedir. Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca mahkemelerce bir kanunun iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapabileceği ve süresinde de kanunun iptaline karar verilir ise iptal hükmü doğrultusunda davanın karara bağlanacağı hususu dikkate alındığında; “geriye yürümezlik” kuralının katı uygulanarak Anayasa Mahkemesinin iptal kararının dikkate alınmaması Anayasa 152. maddesi kapsamında itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da aykırılık oluşturacaktır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesinin temel gerekçesi hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile kazanılmış hakların korunması olup, bu ilkeler tümden göz ardı edilmemeli ancak, bu ilkeler de kişilerin temel hak ve özgürlüklerini ihlal eden, onlara telafisi imkansız zararlar veren ve Anayasa’ya aykırılığı tespit edilmiş kanunların erteleme süresince uygulanmasına da imkan vermemelidir. Temel hak ve özgürlükler ile lehe hukuki durumların korunmasının gerektirdiği hallerde, “geriye yürümezlik” kuralının katı uygulanmayarak Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının görülen davada dikkate alınması adilane bir çözüm olacaktır. Kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel ilke kanunların, yürürlüğe girdikleri tarihten sonra meydana gelen olaylara uygulanması olmakla birlikte; bazı istisnai durumlarda, haklı beklentiler ve kazanılmış haklar korunarak, geçmişi kapsayacak şekilde kanuni düzenleme yapılabilir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, █████/2025 tarih ve 32965 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7555 sayılı Kanun'un 1. ve 3. maddeleriyle 1567 sayılı Kanun'un 1. ve 4. maddelerinde yapılan değişikliklerde ise dava konusu işlemlere uygulanabileceğine ilişkin herhangi bir düzenleme yer almadığından yeni Kanun'un işbu davada uygulanmaması gerekmektedir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrasında yapılmış olan yeni kanuni düzenleme uyarınca davalı idare tarafından yeniden bir işlem tesis edilebileceği de tabiidir. Kişilerin de hak veya menfaatlerini ihlal eden bir kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde, ilgililerin iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir. Aksi durumda, Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının fiilen işlemez hale getirilmesi ve Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur, ki bu durumun da Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek kararın █████/2025 tarih ve 33048 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olması ve Anayasa'nın 38. maddesinde düzenlenen "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesinin muhatabını cezalandırma amacı taşıması halinde faaliyet izninin iptaline ilişkin işlemler bakımından da uygulanması gerektiği dikkate alındığında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş bulunan Kanun maddesi uyarınca hazırlanan Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemede ve bu düzenleme dikkate alınmak suretiyle davacı şirketin faaliyet izninin iptal edilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin dava konusu 21. maddesinin birinci fıkrasının ve davacı şirketin faaliyet izninin iptaline yönelik tesis edilen █████/2019 tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.