Bakırköy Ticaret Mahkemesinde, sigorta şirketinin ürün garantisi altındaki traktörde gizli ayıptan kaynaklanan yangın sonrası üreticiye rücu davası.
Özet: Davacı sigorta şirketi, sigortaladığı traktörün gizli ayıplı yakıt kaçağı nedeniyle yanması sonucu sigortalısına ödediği 398.400 TL hasar bedelini üretici firmadan rücuen talep ederken, üretici davalı ise zamanaşımı, ayıplı mal sorumluluğunun satıcıya ait olması nedeniyle husumet yokluğu ve traktörün ticari kullanımından ötürü tüketici mahkemesinin görevsizlik kararı vermesini ileri sürerek davanın reddini istemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı sigortalı ... ile müvekkili şirket arasında traktör genişletilmiş kasko sigorta poliçesi akdedildiğini, anılan poliçe ile ... plaka araç 21.09.2022-21.09.2023 tarihleri arasında sigortalandığını, sigortalıya ait araçta gizli ayıp niteliğindeki arıza nedeniyle meydana gelen yangın neticesinde hasar meydana geldiğini, ... tarafından sigortalı ... plakalı aracın, kullanıcı ... sevk ve idaresinde, 22.10.2022 tarihinde arazisinde kullandığı esnada çıkan yangın sigortalı araca zarar verdiği, yangın başlangıç noktası ve başlama sebebinin, motor bloğu sağ kısımda olan yakıt iletim tesisat ve bileşenlerindeki yakıt kaçağı olduğu ilk tescil tarihi ve kullanım şartları gereği ürün garantisi olan aracın yakıt kaçağı sebebi ile meydana gelmiş olup konu olay yakın tarihinde ... Yetkili Servisi ...in servisinde işlem geçirmiş olduğu tespit edildiği, işbu nedenle ... tarafından sigortalı araç malikine 398.400,00-TL ödendiğini, ... tarihli uzman bilirkişi raporunda traktörün ilk tescil tarihi ve kullanım şartları gereği ürün garantisi olan aracın yakıt kaçağı sebebiyle ile konu olay yakın tarihinde işlem geçirmiş olduğu ve olay anında bu arızanın tekrarlamış olduğu, dolayısıyla ortaya çıkan maddi hasarın marka ve yetkili servis sorumluluğumda olduğu tespit edildiğini, sigortalı araçta gizli ayıp niteliğindeki arıza nedeniyle hasar meydana gelmiş olup üretici olan davalı tarafın sorumluluğu bulunduğunu, söz konusu aracın ilk tescil kaydı █████/2024 tarihinde dava dışı sigortalı ... adına yapıldığını, meydana gelen araç yangını ise █████/2022 tarihinde meydana geldiğini, hasarın tespiti için uzman eksper tarafından hasarın niteliğinin ve miktarının tespit için ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, yapılan ekspertiz incelemesi ile sigortalı araçta tam ziya halinin söz konusu olduğu ve aracın piyasa rayiç değirinin 415.000,00-TL olduğu tespit edildiği, aracın hasarlı vaziyetteki halinin ederi ise 16.600,-TL olarak belirlendiğini ve sovtaj bedelinin mahsubu ile 398.400,00-TL hasar tazminatı tespit edilerek sigortalı hesabına ödendiğini,bu nedenlerle davalının menkul gayrimenkulleri ile üçünçü kişilerdeki hak ve alacakları hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Bakırköy ....icra müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına vaki itirasın 398.400,00-TL alacak açısından iptali ile takibin █████/2023 tarihinden itibareh asıl alacağı işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, dava dilekçesi ve eklerinin davacı asile tebliğ edilmesine davalının en az %20 icra ihkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücreti vekaletinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde ileri sürülen hiçbir iddia ve talebi kabul etmediklerini, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 72.maddesi; “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmünü ihtiva ettiklerini, davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça müvekkili şirkete yöneltilen taleplerin açıkça haksız ve mesnetsiz olduğunu, gerek adi satış sözleşmeleri ve gerekse de TTK m.23/1 atfıyla ticari satış sözleşmeleri dolayısıyla uygulanacak TBK m. 219 vd. hükümlerinde düzenlenen ayıba karşı sorumluluk düzenlemeleri dolayısıyla satılanın ayıplı olduğu iddiası ile ileri sürülecek talepler bakımından husumetin sadece satıcıya karşı yönlendirilebilecek olduğunu, üreticinin alıcıya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı sigorta şirketinin de alıcının halefi olarak işbu davayı açtığı için üretici olan müvekkiline talep yönlendirme imkânı bulunmadığını, konuya ilişkin Yargıtay kararları da yerleşik halde olduğunu, aslında davacı şirketin de bu durumu bilmekte olduğunu buna rağmen "acaba" üretici sorumluluğuna gidebilir mi düşüncesiyle davayı ilk olarak Tüketici Mahkemesinde açtığını, zira uyuşmazlığı "hukuka aykırı" bir şekilde tüketicinin korunması hakkında Kanun kapsamında yürütebilmesi durumunda müvekkilinin de sorumluluğu olacağını ileri sürmek istediklerini, lakin Tüketici Mahkemesinin son derece yerinde ve çok doğru bir gerekçe ile Görevsizlik kararı verdiğini, sigortalı aracın "traktör" olduğunu, kullanım amacı ve şekli itibarıyla malikinin "tüketici olma ihtimali" bulunmadığını, aracın mesleki (zirai) faaliyet kapsamında kullanılmış olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdiğini, daha da önemlisi bu kararın davacı Sigorta Şirketi tarafından istinaf edilmeyerek kesinleştiğini, artık bu aşamadan sonra üretici olan müvekkiline karşı husumet yönlendirilme imkânı da kalmadığının açık olduğunu, traktörde ortaya çıkan arızanın kullanıcı hatasından/ dış etkenden kaynaklanmakta olduğunu, ayıpsız traktöre dair davacı sigorta şirketinin beyanlarına itiraz ettiklerini davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini istemiştir. Dava, taraflar arasında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının vaki itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay .... Hukuk Dairesi E. .... K. ... T. ...)Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin .... Dosya ve ... Karar nolu .... tarihli kararı incelenmekle, eldeki davaya konu, davacıya kasko poliçesiyle sigortalı ... plakalı traktör cinsinden aracın kullanım amacı "zirai araç- hususi" olup sigortalısı ...'ın gerçek kişi olduğu, bu itibarla, TTK'nin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasında da, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olmayan ve anılan maddenin diğer bentlerinde sayılan ticari dava niteliğini de taşımayan davaya bakma görevinin HMK'nin 2'nci maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine ait olduğu görülmekle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ..... e-imzalıdır Hakim .... e-imzalıdır