İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesinin, bir şirket hakkında yayımlanan hatalı web sitesi haberinin yol açtığı itibar kaybı ve haciz mağduriyeti iddiasıyla açılan haksız fiil tazminat davası istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıya ait bir haber sitesinde 2017de yayımlanan ve aslında satış sorumlusu olan bir kişiyi mağaza sahibi gibi gösteren haberin, ilgili şahsın borçlularınca şirketin ortağı sanılmasına yol açarak icra takiplerine maruz kalmalarına ve ticari itibarlarının zedelenmesine neden olduğu iddiasıyla, söz konusu içeriğe erişim engeli getirilmesini veya ilgili kişinin isminin buzlanmasını ve haksız fiilden kaynaklanan tazminat talep ederken; davalı şirket, haberin gerçeğe aykırı olmadığını, basın özgürlüğü çerçevesinde yayımlandığını, ilgili kişiyi mağaza sahibi olarak belirtmediğini ve icra takipleriyle bir sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin █████/2024 tarihli dava dilekçesinde; Davacı şirket hakkında █████/2017 tarihinde davalı şirkete ait bir web sitesinde yayınlanan haber içeriğinde adı geçen ...'un mağazanın sahibi olarak gösterildiğini, ilgili kişinin haberde yazıldığının aksine açılışı yapılan mağazanın sahibi veya ortağı değil o dönem satış sorumlusu olduğunu, söz konusu haberde özellikle eşi ile açıp ofisini bu yeni şubeye taşıdığını, söz konusu haberde yanlış yansıtılması sebebiyle ilgili kişinin borçlusu dahi olmadığı, 3. Şahıs olarak eklendiği icra takip dosyalarının alacaklıları tarafından davacı şirket ortağı sanılarak İstanbul 27. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket adresinde hacize gelindiğini ve taraflarınca istihkak davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ esas ████████ karar sayılı nihai kararıyla müvekkili şirketin haciz işleminden kendisini aklamak için halihazırda devam eden yargısal süreçler içerisine girmek zorunda kaldığını ve cebri icra baskısıyla iş yerine gidilip gelinmesinden ötürü itibar kaybına uğradığını, müvekkili ile adı geçen şahsın arasında hiçbir fiili veya organik bağ olmamasına rağmen salt söz konusu haber sebebiyle müvekkili şirketin daha fazla mağduriyet yaşamaması adına habere erişim engeli getirilmesi gerektiğini, bu hususta davalı şirkete önce haricen sonrasında İzmir 27. Noterliği'nin █████/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle haberin kaldırılması veya adı geçen kişinin isminin buzlanmasının talep edildiğini ancak olumlu bir sonuç alınamadığını, müvekkili şirketin ticari itibarına saldırının hala devam etmekte olan, haksız fiil sayılan hukuka aykırı saldırıların durdurulmasına ve ilgili kişinin adının buzlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin █████/2024 tarihli cevap dilekçesinde; Davacının iddialarının gerçeğe aykırı nitelikte olup taleplerinin reddinin gerektiğini, davacının iddialarının aksine içeriğe bakıldığında iddialara konu ilgili kişinin mağaza sahibi, ortağı olduğuna yönelik herhangi bir ibare bulunmamakta olduğunu, dava dilekçesinde adı geçen ilgili kişinin mağazada o dönem sadece satış sorumlusu olmasına rağmen mağaza sahibi olarak gösterilmesi ve bunun neticesinde ilgili kişinin 3. Şahıs olarak eklendiği icra takip dosyalarının alacakları tarafından davacı şirket ortağı sanılarak İstanbul 27. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası üzerinden davacı şirket adresinde hacze gelindiği ve bu sebeple haberin delil olarak dosyada ileri sürülmesi sebebiyle kişilik haklarının ihlaline sebebiyet verildiğinin iddia edildiğini, ancak ilgili hususlar yönünden müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu olamayacağı gibi iddiaya konu icra dosyasında ileri sürülen delil ve beyanların da müvekkili şirket ile herhangi bir bağlantısının olamayacağının açık olduğunu, davacı şirket her ne kadar ilgili kişini haber içeriğine konu olan mağazanın sahibi olarak haberde lanse edilmesinden bahsetmiş olsa da ilgili ilan haber içeriğine bakıldığında ifadelerinden böyle bir hususun anlaşılmadığının açık olduğunu, davacı şirketin ... kayıtlarına bakıldığında ilan nitelikteki haberde mağaza sahibi olarak belirtilen eşinin sermaye ortaklarından olduğunun açıkça görüldüğünü, haberin kötü niyetle çarpıtılması sebebiyle haber içeriğinin kaldırılması istenilmiş ise de davacının beyanlarına konu icra takip dosyasının müvekkil şirket ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı ve ilgili haberin dosya alacaklıları tarafından sunulmasının, müvekkil şirketin herhangi bir şekilde sorumluluğuna yol açmayacağını, müvekkil şirkete ait haber sitesinde ilan nitelikli bir haber içeriği oluşturulmuş olup basın özgürlüğü çerçevesinde ilgili haberin yayınının halen daha devam ettiğini, müvekkili şirketin sadece habercilik mesleğinin gerektirdiği şekilde haber yayınını gerçekleştirdiğini, davacı şirketin iddialarının aksine, gerçeğe aykırı bir haber yayını da söz konusu olmayıp içerikte iddialara konu ...'un, mağaza sahibi olarak da belirtilmediğinin açıkça görüleceğini, dolayısıyla davacı şirketin iddialarına konu ilgili kişinin davacı şirketin sahibi olmadığının, ilan nitelik haber içeriğinden de açıkça anlaşılmakta olduğunu belirterek davacının haksız ve hukuki yönden mesnetsiz davasının zamanaşımı ve hak düşürücü süre dahil usulden ve esastan tüm yönleriyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...,yayınlanan haber içeriğinde kişilik hakkına saldırı niteliğinde veya hukuka aykırı bir içerik bulunmadığı, davacının zarar görmesi eylemi ile haber içeriği arasında illiyet bağı bulunduğu hususunun ispat edilemediği, haber içeriğinin yanlış bilgi içermediği, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalı tarafın yayınlamış olduğu haber sebebiyle sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde objektif ve subjektif unsurları oluşmayan davanın reddine dair karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın reddine,......Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,... " karar verilmiştir. Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava konusu haber içeriğinin kamuoyunu ilgilendirecek mahiyette olmadığı, tamamen reklam amaçlı yayınlandığı da gözetilerek haber sebebiyle davacı müvekkili şirketin daha fazla mağduriyet yaşamaması adına haber içeriğine erişimin engellenmesi gerektiğini, söz konusu haber sebebiyle aralarında organik, fiili ve ortaklık olarak nitelendirilebilecek herhangi bir bağ olmadığı halde habere konu müvekkili şirket adresine haciz işlemleri için gidilmesine sebebiyet verildiğini, haberde açılışı yapılan mağazada sadece satış sorumlusu olarak bulunan ...’un mağazanın sahibi veya ortağı olarak anılmasına ve bu sebeple müvekkil şirkete haciz yapılmak suretiyle zarara uğramasına ve cebri icrayla yargılamalarla uğraşmasına sebep olunduğunu, dava konusu haberde dava dışı bir kısım borçluların şirket sahibiymiş gibi gösterilmesinden ötürü davacı tarafın cebri icra işlemlerine muhatap olduğunu ve bir kısım gereksiz dava/lar açmak zorunda kaldığını, kişilik haklarının ihlaline son verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili şirket lehine tesis edilen 1,00 TL vekalet ücret tutarının AAÜT'ye aykırı olduğunu, güncel AAÜT EK'inde (Ek-1) belirtildiği üzere, "Konusu Para olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen" hükümler için Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirterek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; TMK'nın 24 ve 25. maddeleri kapsamında saldırıya son verilmesi ve içeriğin engellenmesi talebine ilişkindir.Anayasa'nın 26 ncı maddesine göre; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24. maddesinde ise; "Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir". Aynı kanunun 25. maddesinde ise; "Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir." şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.Bu düzenlemeler çerçevesinde dava konusu haber bir bütün olarak değerlendirildiğinde;Haberde sarf edilen söz ve ifadelerle özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, haberin basın özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile yapılan haber arasında uygun illiyet bağının ispat edilemediği ve davacı şirketin kişilik haklarına ve ticari itibarına saldırının hedeflenmediği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Vekalet ücreti yönünden yapılan incelemede;Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin İkinci kısım ikinci bölümde konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen hukuki yardımlara ödenecek ücret düzenlenmiş olup buna göre ilk derece mahkemesince karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davalı lehine Asliye Hukuk Mahkemelerinde takip edilen işler için ödenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken AAÜT'nin hangi maddesi gereğince yazılı şekilde 1,00 TL avukatlık ücretine hükmedilmiş olduğu anlaşılamamıştır. İlk derece mahkemesince bu hususta gerekçe oluşturulması yönünde davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı, █████/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026