Hırsızlık suçunda kesinleşen hükme rağmen lehe kanun uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılma ihtimalinin değerlendirilmemesi nedeniyle itirazın reddi kararının kanun yararına bozulması.
Özet: Bu karar, hırsızlık suçundan verilen kesinleşmiş bir hükümle ilgili olarak, mahkemenin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun kesinleşmiş kararlara dahi fail lehine uygulanabileceği ve adli sicil kayıtlarında yer almaması nedeniyle cezanın sonuçları açısından lehe olduğu yönündeki yasal düzenlemeleri ve Yargıtay içtihadını göz ardı ederek, uyarlama yargılaması sonucunda HAGBnin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması zorunluluğunu dikkate almaksızın, yetersiz gerekçeyle itirazın reddine karar vermesinin kanuna aykırı bulunması sebebiyle kanun yararına bozulmasına ilişkindir.

K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : ███████ D. İşSUÇ : HırsızlıkİNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddiKANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.02.2026 tarihli ve KYB-█████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenlemeler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/2009 tarihli ve ███████-250 esas, ███████ karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş, infaz edilmekte olan veya hukukî yararı bulunması koşuluyla infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği öngörüldüğünden, hükmü veren mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin hükümlü hakkında kesinleşen ceza miktarına göre uygulanması söz konusu olabileceği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının adlî sicil kayıtlarında yer almayacağından cezanın sonuçları yönünden lehe olduğu gözetilerek, uyarlama yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunlu olduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesinde "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklinde yer alan düzenlemeler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve ███████-250 Esas, ███████ Karar sayılı ilâmında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş, infaz edilmekte olan veya hukukî yararın bulunması koşuluyla infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceğinin belirtilmesi karşısında; hükmü veren mahkemece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin hükümlü hakkında kesinleşen ceza miktarına göre uygulanmasının söz konusu olabileceği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının adlî sicil kayıtlarında yer almayacağından cezanın sonuçları yönünden lehe olduğu gözetilerek, uyarlama yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmasının zorunlu olduğu dikkate alınmadan "şartları oluşmadığından" biçimindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hükümlü müdafiinin bu yöndeki talebinin reddine karar verildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.01.2025 tarihli ve ███████ Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.