Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin, bankanın taşınmaza müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil talepli davasında zorunlu arabuluculuk eksikliği nedeniyle verilen usulden ret kararına yönelik istinaf incelemesi.
Özet: Davacı bankanın, borçludan alacağına mahsuben edindiği gayrimenkulü haksız şekilde işgal eden davalıdan müdahalenin önlenmesi, tahliye ve ecrimisil talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesince davanın ticari nitelikteki alacak ve tazminat talepleri nedeniyle zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddedilmesi ve tahliye talebinin taşınmazın fiilen boşaltılmasıyla konusuz kalması üzerine, davacı vekilinin tahliye davalarında zorunlu arabuluculuğun bulunmadığı ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.

T.C. BURSA BAM ....HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : .
KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .
DAVACI : ....
.
DAVA : Müdahalenin Önlenmesi ve Ecrimisil
KARAR TARİHİ :.
YAZILMA TARİHİ :.
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davasında ilk derece mahkemesince verilen karara davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili banka ve davalı ...Tic.Ltd.Şti. arasında imzalanan protokol ile müvekkil bankanın borçludan olan kredi alacağına mahsuben ...tarihinde mülkiyeti müvekkil bankaya devredilen dava konusu Bursa İli, Osmangazi İlçesi, ....nolu gayrimenkul için davalıya geri alım hakkının verildiğini, davalının sözleşme şartlarını yerine getirmediğini, söz konusu protokol kapsamındaki edimlerini süresi içinde yerine getimediğinden gayrimenkulü geri alma talebinde bulunma hakkının ortadan kalktığını, davalının dava konusu gayrimenkulü hiçbir haklı sebep olmaksızın işgal etmekte olduğunun öğrenilmiş bulunduğunu, geri alım talebinde bulunma hakkının hükümsüz kalmış olması sebebiyle davalılara ihtarname keşide edilerek gayrimenkulun tahliyesi ve ecrimisil talep edildiğini, davalı gayrimenkulü tahliye etmediği gibi işgal nedeniyle ecrimisil bedellerini müvekkil bankaya ödemediğini, bu sebeple taşınmazın müvekkil banka adına tescilinin yapıldığı 23.10.2018 tarihinden itibaren işleyen ecrimisil bedelinin ödemesinin gerektiğini, .... nolu gayrimenkul üzerindeki haksız müdahalenin kaldırılarak dava konusu gayrimenkulün tahliyesine ve müvekkil bankaya teslimine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 9.750,00 TL kullanım bedelinin ihtarname tarihi olan 25.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ve dava tarihinden itibaren işleyecek aylık 650,00-TL. kullanım bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline ve müvekkil bankaya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Öncelikle ilgili alacak bankacılık hizmetinden kaynaklandığı gibi her iki taraf açısından da ticari nitelikte olduğunu, iş bu nedenle yasal düzenleme uyarınca ticari alacak ve tazminat talepleri için dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin öngörüldüğünü, iş bu dosya kapsamında davacı tarafından dosyaya sunulan herhangi bir arabuluculuk tutanağının sunulmadığını, bu hususta dava dilekçesinde de herhangi bir ibarenin bulunmadığını, iş bu nedenle öncelikle huzurdaki davanın; dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddini talep ettiğini, davacı bankanın dayandığı sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını, taraflar arasında akdedilen geri alım sözleşmesi hukuken geçerli şekilde akdedilmediğini, tahliye için yasal şartların oluşmadığını, dava esas değerinin nasıl belirlendiğine dair bir açıklamanın bulunmadığını, cevap dilekçesinin kabulüne, davanın dava şartı eksikliği nedeni ile usulden reddine, mahkeme aksi kanaate ise dava dilekçesindeki haksız ve kötüniyetli iddia ve taleplerinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince ; Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile yasa hükümlerinin özü itibari ile arabuluculuğa tabi olması gerektiği mahkememizce değerlendirilmiş olup; davacı yanca arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğunun anlaşıldığı belirtilerek, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, davacının dava konusu taşınmazın tahliyesi talebi yönünden tahliye edilmekle konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN TARAF :
Davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf sebebi olarak; Davada arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, işbu davada, dava açılmadan önce yasal olarak zorunlu arabuluculuğun olmadığını, öncelikle, (işgal) tahliye davalarında zorunlu arabuluculuğun bulunmadığını, gerekçeli kararda belirtilen yasa hükmünde de; işgalden ve tahliyeden bahsedilmediğini, gerekçeli kararda da, tahliye talebinden bahsedilmediğini, dava konusu, tahliye talebimizin dışında, yalnızca alacak istemine dayandırıldığını, davanın ana konusu,öncelikle dava konusu gayrimenkulün işgal nedeniyle tahliyesi ve tahliyenin sonucu olarak işgal tazminatının ecrimisil olduğunu, davanın yalnızca bir alacak davası olmadığını, davada arabuluculuğa başvurulmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, işbu davada,dava açılmadan önce yasal olarak zorunlu arabuluculuğun olmadığını, öncelikle, (işgal) tahliye davalarında zorunlu arabuluculuğun olmadığını, gerekçeli kararda belirtilen yasa hükmünde de; işgalden ve tahliyeden bahsedilmediğini, gerekçeli kararda da, tahliye talebinden bahsedilmediğini, dava konusu, tahliye talebinin dışında, yalnızca alacak istemine dayandırıldığını, davanın ana konusu, öncelikle dava konusu gayrimenkulün işgal nedeniyle tahliyesi ve tahliyenin sonucu olarak işgal tazminatı olduğunu, davanın yalnızca bir alacak davası olmadığını, davanın bir tahliye ve ecrimisil davası olduğunu, kaldı ki, dava tarihi 24.01.2020 olduğunu, iddia edilen arabuluculuk nedeniyle davanın dava şartı nedeniyle reddinin karar tarihi davadan yaklaşık 9 ay sonra, 20.10.2021 tarihi olduğunu, dolayısıyla, yerel mahkemenin usule ve yasaya aykırı olarak davanın reddine karar verdiğini, gayrimenkule yapılan müdahalenin men-i (tecavüzün önlenmesi) davası, işgal tazminatı (ecrimisil) davası, ancak taraflar isterse, ihtiyari arabuluculuğa tabi olduğunu, gerekçeli karar kabul edilmemekle birlikte, dava şartı nedeniyle usulden reddedilen davada, gerekçeli kararda dava vekalet ücreti, yasal tarifenin çok üzerinde, 9.750,00 TL. olarak, fahiş belirtildiğini, yerel mahkeme, dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verdiğini, ancak, ayrıca usule ve yasaya aykırı olarak,dava konusu ecrimisil bedeli olan .... TL. olarak dava vekalet ücretine hükmettiğini ileri sürmüştür.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava; müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece; arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine, davacının dava konusu taşınmazın tahliyesi talebi yönünden tahliye edilmekle konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnız bir ticari işletme ile ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruptan oluşur.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın yasal düzenlemelerce ticari sayılan davalardır. Bu davalar TTK'nun 4(1), Kooperatifler Kanunu'nun 99, İİK'nun 154, Finansal Kiralama Kanunu'nun 31, Ticari İşletme Lehine Kanunu'nun 22. maddelerinde sayılmış olup, bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava sayılabilmesi için ilgili özel kanunlarda nitelendirilmesi ya da TTK'nun 4(1) maddesinde sayılmış olması yeterlidir.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ve tarafların tacir olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Uyuşmazlığın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki koşulun birlikte varlığı zorunludur.
Üçüncü grup ticari davalar yalnız bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirilen havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bu davalar TTK'daki yasal düzenleme gereği uyuşmazlığın bir yanı tacir olmasa dahi bir yanının tacir olması halinde ticari dava sayılmıştır.
6335 Sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun ikinci maddesi ile değişik TTK'nun 5(1) maddesi gereğince ticaret mahkemesi ticari nitelikli davalara ve çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlendirilmiş olup, buna göre Asliye Ticaret Mahkemesi ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki görev ilişkisidir.
Somut olayda; haksız elatmanın önlenmesi, 4721 sayılı TMK'nın 683. ve 995. maddeleri gereğince haksız fiil niteliğinde olup her ne kadar taraflar tacir ve çekişme konusu taşınmaz üzerinde ticari faaliyet yapıyor ya da yapacak olsalar dahi, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği açıktır. Davacı tarafça haksız fiilden kaynaklanan müdahalenin önlenmesi ve haksız işgal tazminatına (ecrimisil) yönelik bir uyuşmazlık bulunduğundan genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde davanın görülmesigerektiğinden asliye ticaret mahkemesi tarafından davanın görülmüş olması doğru görülmemiştir.(Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin █████/2024 tarihli █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Kabule göre de, 6100 sayılı HMK’nın 125/2 nci maddesi uyarınca; "Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur."
Somut olaya gelince; davanın açılmasından sonra █████/2020 tarihinde dava konusu taşınmaz davacı tarafından davada taraf olmayan...’e satılmıştır. Akabinde de ....tarafından █████/2020 tarihinde ½ payının....’a, ½ payının ...t’a satış akdi ile temlik edildiği, HMK'nın 125 inci maddesi uyarınca mahkemece, el atmanın önlenmesi davası yönünden yani malikin davacı yerine geçip geçmeyeceği hususunda yeni malike açıklamalı tebligat gönderilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, bu usulü işlemler yerine getirilmeden yazılı şekilde taşınmazın tahliye edildiği bu nedenle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, dava dilekçesinde dava değeri, ecrimisil talebi olarak belirtilen ...TL olarak belirlenmiş, tahliye suretiyle elatmanın önlenmesi istemli davada dava değeri tespit edilerek eksik harç tamamlatılarak davaya devam edilmesi gerekirken ve dava değerinin belirlenmesinin kanun yollarına başvurularda kesinlik sınırının tespiti açısından da zaruri olduğu gözetilerek, mahkemece dava değeri tespit edilmeksizin karar verilmesi isabetli değildir. O halde; görevli mahkemece Harçlar Kanunu 16. madde uyarınca elatmanın önlenmesi talebi yönünden dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin belirlenmesi ve eksik harç tamamlatılarak yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonucunda; yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK’nın 353-(1)-a/3 maddesi uyarınca kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; T.C. Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a/3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2- Görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın T.C.Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70TL.istinaf karar harcı(maktu)'nın istekleri halinde iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek esas kararda değerlendirilmesine,
5-Davacı istinaf avansının kullanılmayan kısmının iadesine,
6-Kararın taraflara tebliği ile harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27.10.2025 günü HMK'nın 353-(1)-a ve 362-(1)-g maddeleri uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!