Danıştay, Türk Eczacıları Birliğinin tedarikçi firmalara yönelik boykot eylemleriyle Rekabet Kanununu ihlal ettiği idari para cezasını hukuka uygun buldu.
Özet: Davacı birlik, tedarikçi firmalara yönelik karar ve kolektif boykot niteliğindeki uygulamalarıyla rekabet hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle Rekabet Kurumu tarafından verilen idari para cezasının iptalini talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, birliğin eylemlerinin kanuni görevleri kapsamında olmadığı ve rekabetin korunması hakkında kanuna aykırılık teşkil ettiğini, özellikle eczaneler dışında ürün satan firmalara karşı sipariş durdurma ve boykot tehditleri gibi uygulamaların rekabeti bozucu nitelikte olduğunu belirterek, idari para cezasının hukuka uygun olduğuna karar vermiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:█████████Karar No:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... BirliğiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı Birliğin, tedarikçi firmalara yönelik karar ve kolektif boykot niteliğindeki uygulamalar yoluyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğinden bahisle Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile █████/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik'in ilgili maddeleri uyarınca 192.718,47-TL idari para ceza verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından, Türk Eczacıları Birliğinin herhangi bir teşebbüs iradesini temsil etmediği, birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu olan eczanelerin ise bir teşebbüs olmadığı, rekabet soruşturmasına konu olan davranışların Birliğin 6643 sayılı Türk Eczacılar Birliği Kanunu'nundan kaynaklanan görev ve yetkilerinin kullanımına ilişkin olduğu, bu davranışların 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı iddia edildiğinden öncelikle bu iddianın irdelenmesi gerektiği, Türk Eczacıları Birliğinin soruşturma konusu olan sağlayıcı firmaların kollektif olarak boykot edilmesine yönelik karar ve uygulamalarının 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu'nun 39. maddesinde yer alan herhangi bir görevinin kapsamında olmadığı, dolayısıyla davacı Birliğin söz konusu karar ve uygulamalarının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında rekabetin ihlali sonucunu doğurup doğurmadığının incelenerek Rekabet Kurulunca bir işlem tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı;Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, İstanbul Eczacı Odası başkanına ait olduğu iddia edilen yazışmada, "Oda olarak mücadele yöntemi belirlenene kadar şimdilik sadece sipariş vermeyerek tepki oluşturalım. Odamız Teb ile görüşmeleri davam etmekte daha sonrası için ayrıntılı bilgilendirme gelecektir." ifadelerinin kullanıldığı, soruşturma kapsamında tedarikçi firmalardan temin edilen bilgilerden teşebbüslerin ürün portföylerinin tamamına yakınının gıda takviyesi ürünlerinden oluştuğu, ürünlerinin neredeyse tamamının eczaneler aracılığıyla satıldığı, bu durumunda davacı Türk Eczacılar Birliğini tedarikçi firmalar nezdinde önemli bir konuma getirdiği, davacı Birliğin gerek doğrudan gerekse bağlı eczacı odası vasıtasıyla "Sağlıklı Yaşıyoruz" platformu üzerinde ürünleri bulunan tedarikçiler fiilen boykot edilmemekle birlikte, bu teşebbüslerin boykot tehdidi ile disipline edildiği, davacı Birliğin internet sitesinde yayınlanan "... markalı ürünleriniz hakkında" konulu yazısında, ... Kimya Sanayi Ltd. Şti. (...) ürünlerinin elektronik ticaret sitelerinden satılmasından duyulan rahatsızlığın dile getirildiği, davacı Birlikte yerinde yapılan incelemelerde bilgisayarlardan elde edilen belgelerde, davacı Birlik bünyesinde yapılan toplantılarda, eczane dışında satışları yapılan ürünlerle ilgili sürecin değerlendirildiği ve bu konuda kararlar alındığı, ... firmasına ve ürünlerine yönelik gerçekleştirilecek eylemlerin, uygulanacak müdahalenin ayrıntılarına yer verilerek, "Yapılacak Genel Müdahale" ve "Ürün Bazında Müdahale" başlıklarını içeren belgede yer alan ifadelerden ...'e karşı yürütülmek istenen boykotun içeriğine yer verildiği, belgede firmaya ait tüm ürün ve işaretlerin teşhir alanlarından çıkarılacağı, mümessil ziyaretlerinin kabul edilmeyeceği, firmanın hiçbir ürününün tavsiye edilmeyeceği vurgulandığı, ...'e ait ilaçlar arasında yer alan bazı ilaç statüsündeki ürünlerin iade edileceği, bunlar için yeni sipariş verilmeyeceği, müşterilere bu ilaçlar yerine muadillerinin verileceği, gıda takviyesi ürünleri için de yeni sipariş verilmeyeceği ifade edildiği, söz konusu belgenin altında yer alan, "24 Eylül Pazartesi Günü Başlanacak, Sonuç Alınana Kadar Devam Edecek" şeklinde ifadeye yer verildiği, yerinde yapılan incelemede, "Sayın Başkanım ... firmasına uyguladığımız boykota tüm gücümle destek veriyorum(...)" şeklinde belge elde edildiği, ... ürünlerinin internet ortamında satılıyor olması nedeniyle bu teşebbüse karşı boykot uyguladığı, dava konusu Kurul kararının dayandığı deliller ve analizler değerlendirildiğinde, davacı Türk Eczacılar Birliğinin, firmalara yönelik karar ve kolektif boykot niteliğindeki uygulamalar yoluyla 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği anlaşıldığından, davacıya idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan, davacı tarafından verilen idari para cezasının yüksek olduğu, indirim yapılmamasının yerinde olmadığı iddia edilmiş ise de, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde; Kanun'un 4., 6. ve 7. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verileceği, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliği'nin 5.maddesinde, temel para cezası hesaplanırken, Kanun'un 4. ve 6. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü, arasında bir oran esas alınacağı, yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınacağı düzenlendiği, dava konusu Kurul kararında da, davacıya %2 oranı üzerinden ceza verilmesinin hukuki ve maddi sebebinin "ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı" olduğu göz önüne alındığında, davacının anılan iddiasının yerinde görülmediği belirtilmiştir.Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, eczacıların mesleklerini icra ederken meslek deontolojisine uygun davranmalarını sağlamanın ve halk sağlığını korumanın Birliğin görevleri arasında yer aldığı, Birliğin halk sağlığını korumak ile mesleğin itibarını zedeleyici eylem ve işlemleri önlemek amacıyla hareket ettiği, dosyada yer alan belgelerde gıda takviyesi ürünlerinin sağlayıcısı şirketler ile görüşme ya da yazışma yapıldığını veya bu şirketlere yönelik boykot çağrısında bulunulduğunu gösteren herhangi bir bilginin yer almadığı, ...'e karşı da herhangi bir boykotun söz konusu olmadığı, gerçekleştirilen yerinde incelemelere yardımcı olmaya çalışılmasına rağmen idari para cezasında indirime gidlmediği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu eylemlerin 6643 sayılı Kanun kapsamında Birliğe tanınan görev ve yetkilerden kaynaklanmadığı, dava konusu Kurul kararında boykot eylemine yönelik rekabeti kısıtlayıcı amacın yanında piyasada oluşan etkilerin de elde edilen verilerle açıkça ortaya konulduğu, yerinde incelemeye yardımcı olmanın hafifletici unsur olarak kabulü için yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde yerinde incelemeye yardımcı olunması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerine aykırı davranışlar yönünden verilecek idari para cezalarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenleyen mülga ve yeni Yönetmeliğin temel ceza oranı belirlenirken ihlalin süresine bağlı olarak yapılacak artırım bakımından farklı düzenlemeler içerdiği, 1 yıldan uzun 3 yıldan kısa olan ihlaller bakımından temel ceza oranı belirlenirken ihlalin süresi yönünden yapılacak artırımın azaltıldığı, dolayısıyla yeni Yönetmeliğin ihlalin süresine bağlı olarak yapılacak artırım bakımından lehe düzenleme niteliği taşıdığı, bununla birlikte, yeni Yönetmelikle baz ceza oranına ilişkin önceden belirlenmiş olan alt sınırlar kaldırılmış olsa da, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca belirlenen yüzde on oranında üst sınırda herhangi bir değişiklik yapılmadığı, mülga Yönetmeliğe karşı açılan davalarda Yönetmelikle belirlenen alt ve üst sınırların, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile 4054 sayılı Kanun'un idari para cezası miktarının belirlenmesinde kullanılacağı öngörülen kriterler göz önüne alınarak, Kanun’da öngörülen yüzde onluk oranının belirlenmesine yönelik olarak ve Kanun’un verdiği takdir yetkisinin objektifleştirilmesi amacıyla düzenlendiği yönünde Dairemiz kararları da gözetildiğinde, yeni Yönetmelikle baz ceza oranına ilişkin önceden belirlenmiş olan ve Kanun'da öngörülen yüzde onluk orana yönelik takdir yetkisinin objektifleştirilmesi anlamı taşıyan alt ve üst sınırların kaldırılmasının lehe bir düzenleme sonucu doğurmayacağı, dava konusu uyuşmazlıkta, ihlal süresinin 1 ila 3 yıl arasında sürmediği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı Birliğin karar ve uygulamaları ile 4054 sayılı Kanun'u ihlal ettiği iddiasıyla yapılan şikayet üzerine gerçekleştirilen önaraştırma ve daha sonra açılan soruşturma sonucunda, davacı Birliğin, tedarikçi firmalara yönelik karar ve kolektif boykot niteliğindeki uygulamalar yoluyla 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiğinden bahisle aynı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile █████/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 2. fıkrası uyarınca 192.718,47-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararının alınması üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: █████/2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin "Temel para cezası" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin; a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü, b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü, arasında bir oran esas alınır. (2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır. (3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı; a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında, b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında, arttırılır."; "Ağırlaştırıcı unsurlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Temel para cezası, a) İhlalin tekerrürü halinde, her bir tekrar için, b) Soruşturma kararının tebliğinden sonra kartele devam edilmesi halinde, yarısından bir katına kadar arttırılır. (2) Temel para cezası, a) Kanunun 4 üncü veya 6 ncı maddeleri kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarının giderilmesine yönelik olarak verilen taahhütlere uyulmaması halinde, yarısından bir katına kadar, b) İncelemeye yardımcı olunmaması halinde yarısına kadar, c) Diğer teşebbüslerin ihlale zorlanması gibi hallerde dörtte bire kadar, arttırılabilir."; "Hafifletici unsurlar" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Temel para cezası, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanırsa, dörtte bir ile beşte üç arasında indirilebilir. (2) Yürütülen bir soruşturmada Aktif İşbirliği Yönetmeliğindeki para cezası verilmemesine ilişkin düzenlemeden yararlanamayan bir teşebbüse verilecek ceza, başka bir kartele ilişkin olarak Kurulun önaraştırma yapmaya karar vermesinden önce, Aktif İşbirliği Yönetmeliğinin 6 ncı maddesinde belirlenen bilgi ve belgeleri sunması halinde, dörtte bir oranında indirilir. Aktif İşbirliği Yönetmeliğinin para cezası verilmemesine ve verilecek cezalarda indirim yapılmasına ilişkin hükümleri saklıdır. (3) Diğer ihlalleri gerçekleştiren teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin ihlallerini kabul ederek, aktif işbirliğinde bulunmaları halinde, para cezası altıda bir ile dörtte bir arasında indirilir."; kuralları yer almıştır. █████/2024 tarih ve 32765 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin "Temel ceza oranı" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Temel ceza oranı, başlangıç ceza oranına, koşulları bulunuyorsa, ihlalin süresi nedeniyle artırım yapılarak tespit edilir. (2) Başlangıç ceza oranı, özellikle, ihlal dolayısıyla gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı ile ihlalin niteliğinin açık ve/veya ağır olup olmadığı gözetilmek suretiyle belirlenir. (3) Başlangıç ceza oranı; a) Bir yıldan uzun, iki yıldan kısa süren ihlallerde beşte biri oranında, b) İki yıldan uzun, üç yıldan kısa süren ihlallerde beşte ikisi oranında, c) Üç yıldan uzun, dört yıldan kısa süren ihlallerde beşte üçü oranında, ç) Dört yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde beşte dördü oranında, d) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında, artırılır."; "Ağırlaştırıcı unsurlar" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Kanunun 4 üncü ve/veya 6 ncı maddesinin ihlal edildiğinin Kurul tarafından tespit edilmesinden sonra aynı teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından Kanunun 4 üncü ve/veya 6 ncı maddesinin tekrar ihlal edilmesi halinde temel ceza oranı bir katına kadar artırılır. (2) Soruşturma kararının tebliğinden sonra ihlale devam edilmesi, ihlalde belirleyici etkinin bulunması, Uzlaşma Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan gizlilik yükümlülüğünün ihlal edilmesi halinde temel ceza oranı bir katına kadar artırılabilir. (3) Birinci ve ikinci fıkralarda sayılan ağırlaştırıcı unsurların birlikte bulunması halinde, her bir fıkra kapsamında belirlenen artırım oranı toplanarak temel ceza oranına uygulanır."; "Hafifletici unsurlar" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Temel ceza oranı veya 6 ncı madde uyarınca hesaplanan ağırlaştırılmış ceza oranı; a) Yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde, yerinde incelemenin daha kısa sürede tamamlanmasını veya daha etkin şekilde gerçekleştirilmesini sağlayan fiziksel ve/veya teknik imkânların sunulması suretiyle ya da yerinde inceleme esnasında inceleme konusuyla bağlantılı olan ilave bilgi veya belgelerin incelenen tarafça kendiliğinden sunulması suretiyle yerinde incelemeye yardımcı olunması, b) İhlalde diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, c) İhlale katılımın sınırlı olması, ç) İhlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının düşük olması, d) İdari para cezasına esas alınan yıllık gayri safi gelirler içinde yurt dışı satış gelirlerinin bulunması, gibi hallerin ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanması halinde indirilebilir." kuralları yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1. Dava konusu Kurul kararında tespit edilen rekabete aykırılığın incelenmesi; 1.1. Yerinde İnceleme Yönünden Kararın İncelenmesi Anayasa Mahkemesinin █████/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: ██████████ sayılı ... Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin █████/2023 tarih ve E:█████████ sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri █████/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlık bakımından yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. 1.2. Kurulun Davacı Derneğin Davranışlarını 4054 Sayılı Kanun Kapsamında İnceleme ve Bu Alanda İşlem Tesis Etme Yetkisi Bakımından İnceleme; Davacı tarafından, eczacıların mesleklerini icra ederken meslek deontolojisine uygun davranmalarını sağlamanın ve halk sağlığını korumanın Birliğin görevleri arasında yer aldığı, Birliğin halk sağlığını korumak ile mesleğin itibarını zedeleyici eylem ve işlemleri önlemek amacıyla hareket ettiği ileri sürülmektedir. Teşebbüs birliklerinin 4054 sayılı Kanun'a tabi olabilmesi için özel hukuk veya kamu hukuku tüzel kişisi olmaları ya da kanunla veya iradi olarak kurulmuş olmalarının önem taşımadığı, kanunla kurulmuş olan oda veya birlik gibi kamu tüzel kişiliğine sahip olan teşebbüs birliklerinin, kanunla verilmiş herhangi bir yetkiye dayanmayan karar ve uygulamalarının 4054 sayılı Kanun kapsamında olduğu açıktır. Davacı Birliğin soruşturma konusu olan, tedarikçi firmaların kollektif olarak boykot tehdidi altında karar almaya zorlanması ve boykot edilmesine yönelik karar ve uygulamalarının 6643 sayılı Kanun'un 39. maddesinde yer alan herhangi bir görevinin kapsamında olmadığı, dolayısıyla davacı Birliğin söz konusu karar ve uygulamalarının 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında rekabetin ihlali sonucunu doğurup doğurmadığının incelenerek Rekabet Kurulunca bir işlem tesis edilmesinde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. 1.3. Birliğin Tedarikçi Firmaların Kollektif Olarak Boykot Tehdidi Altında Karar Almaya Zorlanması ve Boykot Edilmesine Yönelik Karar ve Uygulamaları Yönelik Fiiller Bakımından İnceleme; Olayda, davacı Birliğin gıda takviyesi ürünlerinin tedarikçisi şirketleri boykot tehdidi ile disipline ettiğinin, tedarikçi şirketler tarafından verilen cevabi yazılardan ve anılan şirketlerin ilgili eczanelerle Birlikle yaptıkları toplantılar sonrasında çalışmayı bırakmasından anlaşıldığı, ...'e yönelik kollektif boykotun ise gerek dosya kapsamında yer alan belgeler gerek de ürünlerin iade edilmesi ve yeni sipariş verilmemesi şeklinde ilgili pazarda ortaya konulan etkisi göz önüne alındığında mevcut olduğunun anlaşıldığı, anılan teşebbüs birliği karar ve uygulamalarının rekabet koşullarını piyasa dışında belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edilmesine yol açtığı sonucuna varılmıştır. 2. Dava konusu Kurul kararında idari para cezası oranının belirlenmesine esas alınan mevzuattaki değişikliğin lehe düzenleme teşkil edip etmediğinin incelenmesi; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinde, █████/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır. 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Lehe olan hükümlerin uygulanmasında usûl" başlıklı 9. maddesinin üçüncü fıkrasında, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği kurala bağlanmıştır.Öğretide de, lehe kanunun tespitinde önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin dikkate alınacağı ve lehe olduğu belirlenen kanunun olaya bütün olarak uygulanacağı kabul edilmiştir. Somut olayda tesiri olacak tüm hükümler analiz edilerek neticeye varılmalıdır (EREM Faruk, Ümanist Doktrin Açısından Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, C. I, 1976, s. 136). 4054 sayılı Kanun'un 4. ve 6. maddelerine aykırı davranışlar yönünden verilecek idari para cezalarının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenleyen mülga ve yeni yönetmeliğin aktarılan kurallarından, önceden karteller ve diğer ihlaller ayrımı yapılarak, bunlar için belirlenecek baz ceza oranlarının alt ve üst sınırları belirlenmişken, yeni durumda "kartel - diğer ihlal" ayrımı bulunmadığı gibi, bunlara ilişkin herhangi bir alt sınıra da yer verilmediği, baz ceza oranının belirlenmesi bakımından önceden ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü dikkate alınmaktayken, artık ihlalin niteliğinin açık ve/veya ağır olup olmadığının gözetileceğinin belirtildiği, temel ceza oranı belirlenirken ihlalin süresine bağlı olarak yapılacak artırım bakımından, önceden "1-5 yıl" süren ihlaller için yarısı oranında artırım yapılacağı belirtilmişken, artık "1-2 yıl" için 1/5, "2-3 yıl" için 2/5, "3-4 yıl" için 3/5 ve "4-5 yıl" için 4/5 oranında kademeli artırım yapılacağı, yeni Ceza Yönetmeliği'nde bazı ağırlaştırıcı unsurların kaldırıldığı, ayrıca hafifletici yeni unsurların eklendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, baz ceza oranına ilişkin önceden belirlenmiş olan alt sınırların kaldırılmış olduğu, 1 yıldan uzun 3 yıldan kısa olan ihlaller bakımından temel ceza oranı belirlenirken ihlalin süresi yönünden yapılacak artırımın azaltıldığı, ağırlaştırıcı bazı unsurların kaldırıldığı ve hafifletici yeni unsurlara yer verildiği, Mülga Ceza Yönetmeliği ile yeni Ceza Yönetmeliği'nin bir bütün olarak karşılaştırılmasından, yeni Ceza Yönetmeliği'nin, Mülga Ceza Yönetmeliği'ne kıyasen lehe olabilecek düzenlemeler içerdiği, Rekabet Kurulunca her iki Yönetmelik dikkate alınmak ve kıyaslanmak suretiyle (temel ve sonuç) aleyhe karar verme yasağını ihlal etmeyecek şekilde idari para cezası oranlarının yeniden belirlenmesi ve lehe düzenleme niteliği taşıyan kuralların davacıya da uygulanabilmesi için dava konusu Kurul kararının iptali gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim, Rekabet Kurulunun da bu temel yaptırım hukuku ilkesine riayet ettiği, önceki yönetmelik döneminde gerçekleşen rekabete aykırı fiiller bakımından yeni yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra verdiği kararlarında, Mülga Ceza Yönetmeliği ile yeni Ceza Yönetmeliği'ni kıyasladığı ve idari para cezası oranının belirlenmesinde teşebbüsler yönünden lehe olduğunu tespit ettiği yönetmeliği uyguladığı görülmüştür. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.