Reklam panosu yapım sözleşmesinde izinlerin alınamaması nedeniyle geçersizliğin müspet zarar ve kar kaybı tazminatı talebine etkisi.
Özet: Davacı, reklam panosu üretimi için yapılan ilk sözleşmenin zeyilname ile genişletildiğini, davalı yüklenicinin gerekli izinleri almaması ve panoları kaldırması sonucu fiili zarar ve kar kaybı oluştuğunu iddia ederek tazminat talep etmiş; davalı ise zeyilnamenin ilk sözleşmeyi feshedip yerine izinlerin alınması ve yer teslimine bağlı yeni bir ön sözleşme getirdiğini, bu şartlar sağlanmadığı için sözleşmenin geçerlilik kazanmadığını ve dolayısıyla müspet zarar ile kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğini savunmuş olup, mahkemece, geçersiz sözleşmeye dayalı kar kaybı talebinin reddinin doğru olduğu belirtilmiştir.

T.C. BURSA BAM ...HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO :...KARAR NO : ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : .NUMARASI :.DAVACI : ... -....47984] .VEKİLİ :.DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ : .KARAR YAZIM TARİHİ :. Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında 01.10.2017 tarihinde ilk sözleşme olan "Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret Sözleşmesi" düzenlendiğini, sözleşmenin akabinde iş sahibi tarafından davacıya işe başlaması talimatı verildiği ve davacının işe başlayarak reklam panolarının tüm üretimlerini tamamladığını, sonrasında izinleri tamamlamaya çalışan davalının zaman kazanmak ve davacıyı oyalamak için zeyilname imzalamayı teklif ettiğini ve taraflar arasında "Zeyilname ve ön sözleşme" isimli dokümanın 17.04.2018 tarihinde imzalandığını, taraflar arasında düzenlenen Zeyilnameninin hiç bir surette borç yenileme olmayıp ilk protokole ek niteliğinde bir anlaşma niteliğinde olduğunu, tabelaların yerleştirilmesi ile ilgili olarak alınması gereken tüm izinlerin işveren tarafından alınacağının kararlaştırılmış olduğunu, davacının da basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olan davalı şirketin izinleri alacağına güvenerek tüm üretim ve montajları çok zor koşullarda yaptığını ancak davalının izinleri alamadığını, izinleri alma sorumluluğunun davalı şirkette olduğunu, izinleri alamadığını dahi davacıya bildirmediğini, belirterek davacının hak ettiği ödemenin sadece bir kısmını yaparak sonrasında idare ile sorun yaşamamak için bütün reklam panolarını yükleniciye haber dahi vermeden söküp deposuna kaldırdığını, █████/2018 tarihli faturanın █████/2018 tarihli zeyilname ve ön sözleşmenin imzasından sonra kesilmiş ve davalı tarafından buna istinaden davalı tarağından 100.000,00.-TL ödeme yapıldığını, belirterek şimdilik uğranılan fiili zarar için 20.000,00.-TL, yoksun kalınan kar için 10.000,00.-TL, olmak üzere 30.000,00.-TL'nin 11.03.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.█████/2021 havale tarihli bedel ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde 20.000,00.-TL fiili zarar ve 10.000,00.-TL yoksun kalının kar olmak üzere toplamda 30.000,00.-TL olan taleplerini bilirkişi raporları uyarınca 37.760,00.-TL’ye arttırdıklarını, 30.000,00.-TL’nin dava tarihinden bakiye 7.760,00.-TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında önce 01.10.2017 tarihli "Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret Sözleşmesi" düzenlendiğini, daha sonra 17.04.2018 tarihli "Zeyilname ve ön sözleşme" imzalandığını, 17.04.2018 tarihli sözleşmede "görsel ekipmanın üretim ve kiralanması hususundaki 01.10.2017 tarihli sözleşmesini feshetmiş ve alınacak izinler doğrulusunda ön anlaşmaya varmışlardır" maddesi bulunduğunu, tarafların bu ikinci akitle 01.10.2017 tarihli sözleşmeyi açıkça fesih ettikleri ve ön sözleşmedeki kira miktarları ve diğer hususların yeniden düzenlendiğini, 17.04.2018 tarihli sözleşmenin 2.maddesinde; "işveren izinlerin alınmasını takiben en geç 1 hafta içinde yükleniciye yer teslimi yapacaktır, Yüklenici işverenden yer teslimini almadan herhangi bir üretim ve montaj işine başlamayacaktır. İşveren tarafından gerekli izinlerin alınıp, yükleniciye yer teslimi yapılması ile birlikte iş bu ön sözleşmenin sözleşme niteliği kazandığını taraflar kabul etmiş sayılır." hükmü bulunduğunu, izinler alınmadan davalının yer teslimi yapma yükümlülüğü bulunmadığı ve yer teslimi yapılmadan davacının üretim yapmış olduğu iddialarının sözleşme hükümlerine uygun olmadığı gibi sürekli denetlenen....park alanında bunun mümkün olmadığını, davalı şirketin gerekli izinlerin alınamayacağını anladığında durumu davacıya bildirdiğini, davacının ise bu arada bazı üretimler yaptığını söylemesi üzerine davalının "iyi niyet ödemesi" yaparak davacının ürettiği panoları düzenlenen fatura karşılığı satın aldığını, yer teslimi yapılmamış olduğundan geçerlilik kazanmamış ve yürürlüğe girmemiş sözleşmeye dayanılarak müspet zarar ve kar mahrumiyeti talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DAİREMİZ KALDIRMA KARARININ ÖZETİ, Dairemizin █████/2023 tarih... karar sayılı ilamı ile, geçersiz sözleşmeye dayanılarak müspet zarar talep edilemeyeceğinden mahkemece davacının kar kaybı tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğunu, mahkemece öncelikle davacıya fatura içeriği ile faturaya konu edilen ürünler ile davaya konu talebi ile █████/2018 tarihli fatura haricinde üretim yapılıp yapılmadığı, üretimin ne zaman tamamlandığı açıklattırılarak faturaya konu ürünler harici bir üretim olmadığı anlaşılıyorsa davacının fatura harici bir talebinin olamayacağı göz önünde bulundurularak █████/2018 tarihli fatura içeriği ile keşif sırasında üretildiği tespit edilen ürünlerin sözleşme kapsamında değeri tespiti yapılarak davalı tarafından fatura nedeniyle yapılan ödeme de dikkate alınarak davacının var ise alacağının tespiti içini ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında ana ve ek sözleşmeye konu işlerin tamamlanmadığı hususları tarafların kabulünde olduğu; ihtilaf istinaf kaldırma ilamında da belirtildiği üzere, davacının, 118.000,00.-TL fatura kapsamındaki işlerin dışında sözleşme kapsamında üretim yapıp yapmadığı noktasında toplandığı, bu hususta ispat yükü davacı yüklenicide olup; yapılan keşif, alınan kök ve ek bilirkişi raporları, fatura ve irsaliye içeriği ile davacının isticvabında alınan beyanına göre, davacının bu husustaki iddiasını kanıtlayamadığı, bundan ötürü ücret alacağı talebinin de reddi gerekeceği gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece fatura dışı üretimin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi, dosya kapsamındaki delillerle ve hukuki değerlendirmeyle bağdaşmadığını, keşif sırasında üretilen ürünlerin halen istiflenmiş bir şekilde bulunduğunun tespit edildiğini, bu tespit, davalının teslim aldığı ve halen elinde bulunan ürünlerin yalnızca faturada belirtilen kısmı değil, daha kapsamlı bir üretimin sonucu olduğunu ortaya koyduğunu, davacı müvekkilinin isticvap beyanından da anlaşılacağı üzere sözleşme kapsamındaki üretimin eksiksiz yerine getirildiğini, üretim gerçekleştirilmiş olmasına rağmen, işin davalı tarafından montaj aşamasında iptal edilmesi nedeniyle fatura düzenlenemediğini, bu durumun, ifa edilen edimin karşılıksız kalmasına gerekçe gösterilmesi hukuken kabul edilemeyeceğini, kaldı ki, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin içeriği ve 10.10.2018 tarihli faturada yer alan “17.03.2018 tarihli sözleşmeye binaen 1. ödeme tutarı” ibaresi, bu faturanın tüm işi kapsamadığını, yapılan üretimlerin ancak bir kısmına tekabül ettiğini açıkça gösterdiğini, işin ifa edildiği keşif ve bilirkişi raporlarıyla sabitken, salt fatura eksikliği nedeniyle davacının alacak hakkının tümden reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemenin "taraflar arasında imzalanan "zeyilname ve ön sözleşme"nin geçerlilik kazanmadığı" yönündeki tespitinin hatalı olup kar kaybının hesaplanması gerektiğini, davalı tarafından gerekli izinlerin alınmasının sözleşme kapsamında "geciktirici koşul" olarak kabulünün mümkün olmadığını, davalının müvekkiline yer teslimi yaptığını, yer teslimi yapılmadan davacı müvekkilinin kilolarca demir ve işçiler ile birlikte Uludağ gibi bir bölgede kuruluma başladığının düşünülmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafından davacı müvekkiline yer teslimi yapıldığını ve işe başlama talimatı verildiğini, bilirkişi raporunda hesaplanan iş yapım bedeli piyasa rayiçlerinin açıkça altında olarak düşük hesaplandığını, taraflar arasındaki sözleşmeler içerisinde dahi bu maliyetlerin 300.000,00.-TL'ye yaklaşabileceği açıkça belirtilmişken bilirkişi raporunda bu maliyetlerin 132.000,00.-TL hesaplanmasının tutarsızlığının açık olduğunu, izinleri alma yükümlülüğünde olan davalının kusurlu imkansızlıktan dolayı TBK. md.112 uyarınca her halükarda sorumlu olduğunu, davalı bu sebeple, müvekkili davacının müspet zararlarından fiili zarar ve kar mahrumiyetini karşılanmak zorunda olduğunu, TBK.md.485 hükmü uyarınca eserin tamamlanmasının imkansızlaşmasına iş sahibinin kusuru sebep olursa davacı müvekkilin oluşan doğrudan zararına ek olarak ayrıca tazminat talep hakkı olduğunu, TBK. Md. 485 uyarınca sözleşme kapsamında oluşan "yoksun kalınan kar" bilirkişi marifetiyle hesaplanacağını beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler nedeniyle uğradığı müspet zarar ile mahrum kalınan kar kaybı zararının tahsili talebine ilişkindir. Davacı tarafından, davalı ile █████/2017 tarihli “Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret Sözleşmesi” kapsamında reklam panolarının tüm üretimlerinin tamamlandığını, sonrasında reklam panolarının izinlerini almaya çalışan davalı ile █████/2018 tarihli Zeyilname Ve Ön Sözleşme isimli sözleşmeyi imzaladıklarını, işveren davalının taahhüt ettiği süre içerisinde gerekli izinleri alamaması nedeniyle davalının kusurlu ve sonuçtan sorumlu olduğunu, sözleşme kapsamındaki ürünlerin tüm üretim ve montajları yapılmasına rağmen idare ile sorun yaşamamak adına reklam panolarının sökülerek depoya kaldırıldığını, bu ürünler için hak ettiği bedelin sadece küçük bir kısmının kendisine ödendiğini, bu nedenle oluşan fiili zararı ile sözleşme kapsamında yoksun kalınan karını da talep etmiş, davalı taraf gerekli izinler alınmadan ve yer teslimi yapılmadan üretim yapan davacının bu zarara kendisinin katlanması gerektiğini savunmuştur. Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi ....Karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararı dairemizin... tarih ... K sayılı ilamı ile kaldırılmış, mahkemece bu kez davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunmuştur. Davacı ile davalı arasında █████/2017 tarihinde "Tabela ve Reklam Yap İşlet Devret" sözleşmesi imzalanmıştır. Çeşitli ebatlarda aydınlatmalı tabelanın üretilerek montajının yapılması ve yüklenici tarafından çeşitli reklam veren firmalara kiralanması ve kira bedellerinin Tablo-2'de gösterilen biçimde işverene ödenmesi hususu sözleşmede düzenlenmiştir. Tabelaların üretim bedellerinin üçe bölünerek 1/3 oranında kira bedelinden düşüleceği, tabelaların toplam üretim bedelinin en çok 300.000,00.-TL + KDV olacağı tabelaların yerleştirilmesi ile ilgili tüm izinlerin işveren tarafından alınacağı sözleşmede belirtilmiştir. Davacı ile davalı arasında, davacı (yüklenici) yer teslimini davalıdan (işverenden) almadan herhangi bir üretim ve montaj işine başlamayacağı sözleşmede hüküm altına alınmıştır. █████/2018 tarihli yeni sözleşme ile ilk sözleşme feshedilmiş, yapılan yeni sözleşmenin (ön sözleşmenin) geçerlilik kazanmasının "Yapılacak reklam panoları ve totem için gerekli yerlerden yapım ve kullanım izinlerinin alınması ve yer teslimim yapılması" şartına bağlandığı görülmektedir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 170/(1). maddesi uyarınca, bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur. Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder. Koşulun gerçekleşmesi tarafların iradesine, taraflarla birlikte üçüncü şahsın iradesine veya dış olaylara bağlanabilir. Geciktirici koşula bağlı sözleşme, koşulun gerçekleşmesinden önce tarafları bağlar. Ancak sözleşmenin sonuçları koşulun gerçekleşmesiyle birlikte doğar. Koşul gerçekleşinceye kadar sözleşme hükümleri askıda olup, alacaklının ifayı isteme hakkı, borçlunun da ifa yükümlülüğü yoktur. Somut olaya bakıldığında; taraflar arasında yapılan ... tarihli sözleşme daha sonra yine taraflarca düzenlenen, █████/2018 tarihli yeni sözleşme ile feshedilmiş, yapılan yeni sözleşmenin (ön sözleşmenin) geçerlilik kazanmasının "Yapılacak reklam panoları ve totem için gerekli yerlerden yapım ve kullanım izinlerinin alınması ve yer teslimim yapılması" şartına bağlandığı, gerekli izinlerin alınamadığı böylece geciktirici koşulun gerçekleşmediği anlaşıldığından geçerli bir sözleşmenin varlığından bahsedilemez. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak müspet zarar talep edilemeyeceğinden mahkemece davacının kar kaybı tazminatı talebinin reddine karar verilmesi doğrudur. Bununla beraber her ne kadar davacı asil isticvap beyanında fatura içeriğinden daha fazla ürün üretip teslim ettiğini iddia etmiş ise de, taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerde “İşin Niteliği” başlıklı maddede toplam 40 adet tabelanın üretilip montajı yapılacağı kararlaştırılmasına ve █████/2018 tarihli fatura eki olarak davacı tarafça eklenen dava dışı 3. kişi tarafından kesilen 45 adet bilbord yapımı ve montajı faturası içeriği de değerlendirilmesi halinde, █████/2018 tarihli fatura davalı tarafından da ticari defterlerine işlenmesine ve ödenmesine ve anılan faturanın zeyilname tarihinden sonra düzenlenmiş olması nedeniyle davacının ürettiği tüm ürünler için fatura kestiğinin daha fazla üretim yaptığını da ispatlayamadığını kabul etmek isabetli bulunmuş, ilgili fatura bedeli de ödendiğinden fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL’den, peşin alınan ...TL’nin mahsubu ile arda kalan ....TL harcın davacıya iadesine, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliğ, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...Başkan...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Katip...¸e-imzalıdır