İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, havale ile gönderilen 72.200 TLnin döviz satışıyla ilgili olduğu savunulan alacak davasında, satım sözleşmesinden kaynaklı aynen ifa talebini kabul etti.
Özet: Davacı, davalı şirkete gönderdiği 72.200 TLnin karşılığında mal veya hizmet alamadığını iddia ederek bu bedelin iadesini veya davalının döviz satışı karşılığı ödediğini belirttiği 39.269 doların tahsilini talep etmiş, davalı ise davanın ticari nitelikte olmadığını, kötü niyetli açıldığını, önceki davaların reddedildiğini, bilirkişi raporunun eksik olduğunu ve davacıya döviz teslim edildiğini savunmuş ancak mahkeme, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve aynen ifa talebine ilişkin davayı kabul etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:████████ Esas
KARAR NO :████████ Karar
DAVA:Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:█████/2020
KARAR TARİHİ:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin █████/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, davalı şirkete iki parça halinde toplam 72.200,00 TL para gönderdiğini, bu paraya karşılık kendisine herhangi bir mal ya da hizmet verilmediğini müvekkil tarafından .... Noterliğinin █████/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ödemenin talep edildiğini, davalı şirket tarafından .... Noterliğinin 19/0+9/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname gönderildiğini, davalı şirket verdiği cevapta bu ödemelere karşılık döviz satım işlemi yapıldığını, davacı müvekkil ile döviz alım satımı hususunda anlaşıldığını ve müvekkile toplam 39.269 dolar ödeme yaptığını iddia ettiğini, davalı şirket göndermiş olduğu ihtarnamede parayı aldığını ikrar etmiş ve gerekçe sunduğunu, müvekkil tarafından döviz alındığı iddiası gerçek dışı olduğunu, davalı tarafın bu ödemeyi ispatı gerektiğini, davalı şirket ödemeyi aldığını ihtarname ile açıkça kabul ettiğini ancak ödeme yaptığına ilişkin hiçbir belge sunmadığını, işbu konuyla ilgili arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalı şirkete ait taşınır, taşınmaz, hak ve alacakları için dava değeri olan 72.200,00 TL'lik ihtiyati haciz talep ettiğini belirterek 39.269,00 TL doların temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline verilmesine, müvekkilince davalı şirkete gönderilen 72.200,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin █████/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın ticari iş niteliği taşımadığı, bu nedenle Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevli olmadığını, dava konusu işlemler yönünden ticari iş bulunduğuna dair dosyada somut bir tespit yer almadığını, buna rağmen ticari faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu edilen faiz talebinin dosyanın yıllarca bekletilmesi hâlinde müvekkili aleyhine haksız sonuçlar doğuracağını, müvekkili tarafından dava konusu ödemelerin 2012 yılında gerçekleştiğini, buna rağmen aradan yaklaşık altı yıl geçtikten sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğu iddia edildiğini, aynı konuda daha önce farklı taraflara karşı dava açıldığını ve bu davanın reddedildiğini, ilgili istinaf kararlarında dekontların tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli görülmediğini, borcu ikrar eden imzalı bir belge veya resmi nitelikte bir evrak bulunmadığının tespit edildiğini, döviz alım-satım işlemlerinin niteliği gereği banka yoluyla gönderilen paranın karşılığı olan döviz veya altının aynı gün içinde teslim edilmesinin mevzuat gereği zorunlu olduğunu, bu hususun Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve ilgili tebliğ hükümleriyle düzenlendiğini, bu nedenle banka dekontları ile döviz tesliminin ayrıca ispatlanmasının beklenemeyeceğini, davacı tarafından müvekkili şirkete doğrudan gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığını, ihtarnamenin farklı bir unvana sahip “...Döviz” firmasına yönelik olduğunu, bu durumun bilirkişi raporunda yeterince değerlendirilmediğini, müvekkilinin döviz satım belgelerinin mevcut olduğunu, bu belgelerde yer alan tutarların davacının talep ettiği rakamlarla örtüştüğünü, bilirkişi raporunda davacı tarafından gönderilen bedellere ilişkin açıklamaların dikkate alınmadığını, müvekkilinin alacaklı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dosyanın yeniden bilirkişi incelemesine gönderilmesi gerektiğini, yemin deliline yer verilmesi hâlinde, bu hakkın Müvekkile de tanınması gerektiğini, davanın reddine, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu gerekçesiyle yeniden inceleme yapılmasına, aksi kanaatte olunması hâlinde dosyanın ek rapor alınmak üzere bilirkişiye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
-Mali Müşavir Prof. Dr. ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan █████/2021 tarihli bilirkişi raporu.
-Mali Müşavir ... ve Nitelikli Hesap Uzmanı ... tarafından hazırlanan █████/2026 tarihli bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklı aynen ifa alacak talebine ilişkindir.
Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının, davalılar adına ayrı ayrı ....Noterliği'nin █████/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı, .... Noterliği'nin █████/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderdiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin ... sayılı kararı ile davanın Kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı █████/2025 tarihli kararı ile Mahkememiz kararı "...Gönderilen önceki iki tebligat zarfında dava dilekçesi ve eklerinin bulunduğu yazılmasına rağmen, son gönderilen tebligat zarfında, tebligatın içeriği hakkında bir bilgi bulunmadığı görülmüştür. İncelenen tebligatın içinde bir belge bulunmadığı ve tebligatın sadece ön inceleme duruşmasına çağrı için gönderildiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilerek hukuki dinlenilme hakkının ve savunma hakkının sağlandığından söz edilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesi kararının öncelikle bu yönden kaldırılması gerekmektedir..." gerekçesiyle kaldırılmış ve yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkememize gönderilmiştir.
Usulsüz tebligat nedeniyle Mahkememiz kararı kaldırıldığından, usulüne uygun davetiyenin tebliğine karar verişmiş ve dilekçeler teatisi tamamlanarak yargılamaya sil baltan başlanmış ve Mahkememizce verilen █████/2025 tarihli celse ara kararı gereğince dosyanın Bozma öncesi bilirkişilerinden farklı bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce re'sen görevlendirilen Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesap Uzmanı ...'ın sunduğu █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davalı tarafın iddiaya dayanak olarak sunduğu döviz satım belgelerinin fotokopi olduğu, belge üzerindeki tarih ve tutar bilgilerinin okunamadığı, dolayısıyla bu belgelerin ispat gücüne sahip somut delil niteliği taşımadığı tespit edilmiştir, dosya kapsamında davacı tarafından sunulan deliller; ... Türk ...A.Ş. tarafından düzenlenmiş banka hesap ekstresi kayıtları ile banka havale dekontu asıllarından oluşmaktadır ,bu deliller birlikte değerlendirilerek davacının davalı şirkete yaptığı ödemelerin kapsamı ve mahiyeti incelenmiştir, davalı şirkete yönelik olarak; █████/2012 tarihinde 40.000 TL, █████/2012 tarihinde 91.415 TL, █████/2012 tarihinde 32.200 TL olmak üzere, toplam 163.615 TL tutarında banka havalesi gerçekleştirildiği banka kayıtları ve dekontlarla belgelenmiş olduğu tespit edilmiştir, sonuç olarak, davacıya ait banka hesap ekstresi kayıtları ile dekont asılları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu havale işlemlerinin banka kayıtlarına dayalı, tarihli ve maddi delillerle ispatlandığı, delillerin birbiriyle uyumlu ve bütünlük arz ettiği; ödeme tutarları ve işlem tarihleri bakımından teknik olarak doğrulanabilir nitelik taşıdığı tespit edilmiştir ..." yönünde kanaat bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iki parça halinde göndermiş olduğu 72.200,00TL karşılığında o günkü kur karşılığı olan 39.269USD'nin satın alınmasına yönelik satış sözleşmesi ilişkisinin kurulup kurulmadığı, bu durumun davalıyı bağlayıp bağlamadığı noktasında toplanmaktadır.
Satış sözleşmesi, TBK'nın 207. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satım sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması, ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında, bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. Kural olarak satış sözleşmelerinde satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti satıcı tarafa düşmektedir.
Davacı tarafından iki parça halinde davalı hesabına yapılan ödeme ile sözleşmenin ifa safhasına geçtiklerini göstermekte olup, davalının karşılığında satın alınan doları teslim borcu altına girdiğini göstermektedir.
Dosyada mevcut ihtarnameler incelendiğinde; davacının göndermiş olduğu TL karşılığında Dolar istediği, davalının istemiş olduğu doları yönünden ifayı yerine getirdiğini iddia ettiği görülmektedir. Başka bir ifadeyle; işbu davada aynen ifa isteminin mevcut olduğu, davalının ifa yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin ispat sorunu ortaya çıkmaktadır.
Somut deliller, alınan raporlar incelendiğinde davacının o günkü kur karşılığında TL ödemesi yaptığı yönünde taraflar arsında bir ihtilafın bulunmadığı ancak, davalının Dolar ödemesine yönelik bir ödeme belgesi sunamadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş, davalının cevap ihtarnamesini düzenlediği tarihte temerrüde düştüğü kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜ ile,
39.269,00USD'nin temerrüt tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işleyen faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-)Alınması gerekli 4.931,98TL harçtan dava açılırken peşin alınan 1.233,00TL harcın mahsubu ile bakiye 3.698,98TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-)Davacı tarafça yapılan 54,40TL başvurma harcı, 1.233,00TL peşin harç, 17.600,00TL bilirkişi ücreti, 350,00TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 19.237,40TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-)Davacı yargılamada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre tespit olunan 45.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-)Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-)Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00TL nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
7-)6100 sayılı HMK.nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
█████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!