Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası: Davacı tarafın proje hizmeti bedelinin davalılarca ödenmemesi ve kredi başvurusunun reddi üzerine açılan uyuşmazlık.
Özet: Davacı şirket, davalı firma ile şahsi kefaletli eser sözleşmesi kapsamında, 5.000.000 TLlik kredi başvurusuna yönelik hazırladığı dosyanın, davalıların finansal yetersizlikleri ve bankacılıkta takibe düşmeleri nedeniyle reddedilmesine rağmen, tüm sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini; ancak davalıların sözleşmenin 10%’u olan 500.000 TL danışmanlık bedeli ile diğer masrafları ödemediğini, hatta müvekkilini finansör nezdinde yetkisiz bıraktığını ve haksız şikayette bulunduğunu belirterek, alacağın tahsilini talep etmektedir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ
T.CB U R S ABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ....HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ...KARAR NO : ..T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .NUMARASI .DAVACI :.DAVALILAR : .DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ :..KARAR YAZIM TARİHİ : ..Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili firma ile davalı firma arasında diğer davalıların şahsi kefaletlerini ortaya koyduğu bir eser sözleşmesi akdedilmiş olup davalıların müvekkilinin vermiş olduğu proje hizmet bedelini ödemediklerini, müvekkil şirketin zirai teknik yetkilisi ve danışmanı ile davalı şirket yetkilisi ve öncü temsilcileri davalılar ... ve ... arasında telefon, mail, whatsapp vb. araçlar aracılığıyla ve yüz yüze yapılan görüşmeler neticesinde sözleşme akdedildiğini, bugüne kadar sözleşmenin feshi için talepte bulunulmadığını, sözleşmenin 5.maddesi uyarınca davalı tarafın sorumlulukları kapsamında dosyanın tamamlanabilmesi için gerekli bilgi ve belge akışını gerçekleştirdiğini ve dosyanın amaca uygun şekilde hazırlandığını, ancak müvekkilinin finansör taraf huzurunda tam söz sahibi olabilmesi, davalı tarafın hak ve menfaatlerini oluşturabilmesi ve koruyabilmesi için gerekli vekaleti davalı tarafın vermediğini ve müvekkilini finansör taraf önünde zayıf ve yetkisiz duruma düşürdüğünü, ayrıca sözleşme gereği geliş gidiş masrafını davalı tarafın karşılaması gerekirken müvekkilince karşılandığını, finansör taraf dosyada herhangi bir eksik ve kusur beyan etmediği gibi davalı tarafın da bugüne kadar hiçbir iddia ileri şürmediğini, danışmanın hibe/kredi/teşvik vb. finansman sağlayacağına dair bir vaadi bulunmadığını, davalı tarafın kredi, hibe ve teşvik kullanabilmek için gereken her türlü temel niteliği taşıdığını beyan ettiğini, ancak finansör bankalarla yapılan görüşmelerde davalı tarafın kredi kullanamayacak nitelikte olduğunun ve bankacılıkta takibe düştüğünün beyan edilmesi nedeniyle kredi talebinin reddedildiğini, davalı tarafın kredi kullanma ve yatırım yapma talebinden vazgeçtiğini, müvekkili tüm yükümlülüğünü yerine getirmiş ve kredi çıkması hususunda hiçbir taahhütte bulunmamış olmasına rağmen davalı tarafın müvekkiline yapılan ödemeyi talep ettiğini ve müvekkili şirket yetkilisini kamuya şikâyet ederek ceza almasına neden olduğunu, dosyanın davalı tarafın ilettiği bilgi ve belgeler doğrultusunda hazırlandığını, dolayısıyla dosyada yer alan bilgiler ve yatırım perspektifinin kendi izah ve beklentilerine aykırı olduğunu ileri süremeyeceğini, bu kapsamda sorumluluklarından imtina edemeyeceğini, ancak davalı tarafın bu konuda hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, sözleşmenin 13.maddesi gereği kredi, hibe, teşvik ve inşaat projeleri olmak üzere 4 konu kapsamında mutabakata varılmış olduğunu ve ilk aşamada kredi çalışmasına karar verilmiş olduğunu, davalı tarafın talebi üzerine 5.000.000 TL kredi için dosya hazırlanmış olup sözleşme gereği bu kapsamda kredinin %10'u olan 500.000 TL danışmanlık bedelinin ödemesi gerektiğini, müvekkilince dosya hazırlandığı halde davalı tarafın gereken nitelikleri taşımaması nedeniyle kurumlar tarafından kabul edilmediğini, sözleşmenin 18.maddesi uyarınca mücbir sebep haricindeki bir sebeple iş talebinden vazgeçerse veya iş sürecini engelleyici bir davranış içine girerse işin tamamlanmış sayılacağını ve iş bedelinin danışmana ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin 19.maddesinde sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi hâlinde, tarafların o aşamaya kadar ifa etmesi gereken sorumluluklarını ifa etmek şartıyla, sözleşmeye son verebileceklerini, ancak bu hükümler uyarınca davalı tarafın sorumluluğunu ifadan kaçınması için hiçbir haklı sebep gerçekleşmemiş olup her türlü edimini eksiksiz ifa etmesi gerektiğini, yazılı metne dayalı sözleşme ilişkisi, tarafların birbirine uzak şehirlerde bulunması ve zamanın çok kısıtlı olması nedenleriyle, davalı firmanın ortağı olduğunu bildiren ve şahsi kefaletini ortaya koyan ... ve ... ile kurulmuş olup sözleşme ilişkisinin de yine bu şahıslar ile müvekkil firma arasında güven ilişkisine ve iyi niyete dayalı olarak gerçekleştirildiğini, müvekkili firmanın hiçbir taahhüt gösterilmesini istemeksizin piyasadaki emsal ücretlerden daha aşağıda olan ücretlerle ve şartlarla işi üstlendiğini, davalı tarafından müvekkiline teslim edilmek üzere müvekkil firma sahibi hesabına banka aracılığıyla 3.000 TL yatırıldığını, ilgili dekont, taraflar arasında gelen giden belgeler, davalı tarafın Tarım ve Orman Bakanlığına yaptığı şikâyette iddia ve kabulleri incelendiğinde sabit hale geleceği üzere, taraflar arasında bir eser sözleşmesi imzalandığının ortada olduğunu, davalılara sözleşme ile ödemeyi üstlendikleri bedeli ödemeleri yönünde ihtarname gönderilmiş ise de ödeme yapılmadığını, hizmet bedelinin ödenmesine yönelik şahsi kefaletini ortaya koyarak işin müvekkilince üstlenilmesine ve yapılmasına vesile olan davalıların yükümlülüklerine aykırı davranarak kefaletlerinin gereğini de yerine getirmediklerini, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin hazırladığı eser karşılığında davalılara sağlamış olduğu faydanın miktarı şu aşamada taraflarınca tespit edilemediğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını ileri sürerek bilirkişi incelemesiyle tespit edildiğinde talep hakları ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL'nin ihtarnamenin davalı yana tebliği tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili █████/2023 tarihli dilekçesinde taleplerini 481.390,21 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir. Davalı ..., arkadaşı olan davalı ...’nin kendisine ait çiftlik ile ilgili bankadan kredi çekmek istediğini, kendisinin Ankara İl Tarım Müdürlüğü'nde çalışan .... isimli kişiye kredi çekme konusunda çiftliğin eksiklerinin olup olmadığı konusunda kendilerine bilgi vermesi için çiftliğin resimlerini gönderdiğini, yüz yüze de görüştüğünü, kesinlikle davacı tarafla proje çizilmesi hususunda bir konuşma veya anlaşma yapmadıklarını, kendisinin ...’e 3.000 TL para gönderdiğini, ancak bu paranın proje için değil borç olarak gönderildiğini, dekontta da borç açıklaması olduğunu, kendisinin davalı şirketin temsilcisi olmadığını, bu şirketin kime ait olduğunu bilmediğini, ...’e borç olarak gönderdiği parayı almak istediğinde kendisini sürekli oyaladığını, kendisinin de CİMER’e şikayet ettiğini ve söz konusu şikayet nedeniyle bu davanın açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.(davalı ... duruşmada, “...' i ben Tanık Recep Boyraz aracılığı ile tanıdım, davalı ...' a kredi lazımdı, çiftliğini ipotek karşılğında verip kredi başvurusunda bulunacaktı, ... ile iletişime geçtik, ... gelin görüşelim dedi, biz kendisi ile makamında görüştük aradan iki üç geçtikden sonra ... trafik kazası geçirdiğini, hanımın yoğun bakımda olduğunu söyledi, benden borç para istedi bende olmadığını söyledim, ertesi gün yine arayınca 3.000,00TL kendisine bankamatikden kaza-hastane masrafları için verdim, kendisi bizi yanına çağırdı davalı ...' a kredinin çıkacağını söyledi, benim maddi sıkıntılarım var ben zaten Ercan' dan para alacağım dedi, ben elden 2.000,00TL verdim bu hususta dekontum yoktur, kredinin hazır olduğunu ve Bursadaki Üçevler Vakıfbanktan alabileceğimizi söyledi, .... bankaya girdiler banka müdürü Ercan' ın çeklerinin yazıldığını çiftliğe dayalı olarak kredi alamayacağını söyledi, kendisine verdiğim 5.000,00TL' yi istedim, kendisi elinde olmadığını sonraki aylarda vereceğini söyledi, kendisi süreci uzattıkça ödemiyeceksen söyle diye beyanda bulundum, Ufuk' da bana sizin gibi bana müşteri bul ben sana parayı iade edeyim dedi, bende bu hususu kabul etmedim, savcılığa şikayette bulunacağımı söyledim, Ufuk ' da bana istediğin yere başvur getir dilekçenide ben yazayım dedi, ben kendisini Cimer' e şikayet ettim, Cimer şikayettinden sonra bana ödeme yapmak istedi ve davadan vazgeçmemi istedi, bu hususları şahidimde bilmektedir, davayı kabul etmiyorum, benim davacı şirket ile herhangibir bağlantım ve imzam yoktur, ayrıca mahkeme dosyasına Ziraat Bankasından göndermiş olduğum 3.000,00TL' lik dekontu sunuyorum,” demiştir.) Diğer davalılar, yasal sürede davaya cevap vermemişlerdir. (davalı ... ön inceleme duruşmasında “Ben ....'i Ankarada bir arkadaş vesilesi ile gördüm, proje yapıp bana tarım krediden 2 sene ödemesiz 7 sene vadeli faizsiz tarım kredisi çıkaracaklarını söylediler ondan sonra bir sefer de bursaya geldi ben bir daha .... ile hiç bir irtibatım olmadı, benim kendisi ile hiçbir ticari alışverişim olmamıştır, diğer davalı ... Arslan Ufuk'a miktarını bilmediğim bir para vermiş, sonrasında da iş yapılmadı iddiası ile ufuktan parasını geri istemiş, davayı kabul etmiyorum, davanın reddine karar verilsin, aramızda ticari bir ilişki yoktur,” demiştir.)İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafça proje kapsamında yapılan işin bedelinin tespiti amacıyla ziraat mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen kök raporda özetle; davacı tarafça hazırlanan projenin bedelinin TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Serbest Ziraat Mühendisliği Hizmetleri 2017 Yılı Asgari Ücret Tarifesinin 19. maddesine uygun olarak belirlendiği, davacı danışman şirkete ödenecek ücretin, ilgili sözleşmenin 13. maddesine göre; kredi, hibe, teşvik ve inşaat başlıklarında toplam 175.000,00 TL olduğu, ek olarak finans miktarının kredi ve hibe için finansman onaylanmasının bildirilmesinde 1/2'si, ara ödemede 1/4'ü ve nihai raporda 1/4'ünün ödeneceği yer aldığı, kredi başvurusunun dışında hibe, teşvik ve inşaatın başladığına ilişkin bilgi ve belge olmadığı, bu nedenle danışmanlık ücretinin sadece bankaya kredi başvurusu için teknik proje hazırlanmasıyla sınırlı olduğu, davacı tarafından fizibilitenin hazırlandığının ve dosyanın kuruma teslim edildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacıya iş tesliminde 10.000,00 TL ve kuruma dosya tesliminde 20.000,00 TL ve olmak üzere toplam 30.000,00 TL ödenmesi gerektiği, bunun 3.000,00 TL’sinin davacı firma sahibine ödendiği, davacının kalan alacağının 27.000,00 TL olduğu hususlarının bildirildiği, ek raporda ise davacının Bursa'ya geliş gidiş ücreti ve %18 KDV dikkate alındığı, davacıya kredi başvurusu için ödenecek ücretin, ilgili sözleşmenin 13. Maddesine göre; davacıya iş tesliminde 10.000,00 TL ve kuruma dosya tesliminde 20.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL olduğu, bu tutara %18 KDV ve Bursa'ya geliş gidiş bedeli olan 1000 TL eklendiğinde toplam 36.400,00 TL olarak belirlendiği, 3.000 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında kalan alacağın 33.400,00 TL olduğunun bildirildiği, davalı tarafından yapılan 3.000 TL ödemenin ne amaçla yapıldığının mahkemenin takdiri olduğu, ayrıca Ziraat Mühendisliği ücret tarifesine göre bu projenin en düşük hizmet bedeli, %18 KDV ile birlikte hesaplanan bu tutara benzer olduğu, davacının gerek dava dilekçesinde gerek itiraz dilekçesinde davalıların kredi onaylanmasa bile istisna nedenler oluşmadan işten çekildiğinde hizmet bedelinin tamamını ödemekle yükümlü olduğunu ifade ettiği, sözleşmenin akdedilmiş sayılıp sayılmayacağı, kredinin tahsis edilemediği dikkate alındığında talep edilen kredi miktarı üzerinden değerlendirme yapılıp yapılamayacağı ve davalıların söz konusu yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hususundaki takdir mahkemeye ait olmak üzere, danışmana ödenecek ücretin hesaplanmasında sözleşmenin 13. maddesinde verilen çizelgeden yararlanılarak değerlendirme de yapıldığı, fizibilite dosyasına göre yabancı finansman kaynağının (kredi talebinin) 4.020.256,00 TL olacağı belirlendiği, buna göre finans miktarının %10'u 402.025,60 TL olduğu, kredi onayında 1/2'si olan 201.012,80 TL ara ödemede 1/4'ü olan 100.506,40 TL ve nihai raporda 1/4'ü olan 100.506,40 TL'nin ödeneceği hesaplanabileceği, toplam tutara %18 KDV olan 72.364,61 ve Bursa'ya geliş gidiş bedeli 1000,00 TL eklendiği ve buna karşın 3.000 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında kalan alacağın 481.390,21 TL olduğu hususlarının bildirildiği, bilirkişi tarafından tanzim edilen kök ve ek raporda davaya konu hususların gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklanmış olduğu, raporların mahkemece hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılarak, bilirkişinin kök raporunun sonuç kısmında belirtmiş olduğu ''danışmanlık ücretinin sadece bankaya kredi başvurusu için teknik proje hazırlanmasıyla sınırlı olduğunun tespit edildiği'' tespiti hükme esas alınarak, ek raporda belirtilen ; davacının bakiye 33.400,00 TL alacağa hak kazandığı kanaatine varıldığı, davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulü gerektiği, tanzim edilen █████/2018 tarihli danışmanlık sözleşmesinde yatırımcının davalı şirket olduğu, dolayısıyla proje hizmetinin davalı şirket adına tanzim edildiği, buna göre davalılar ... ve ...’a husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın davalılar ... ve davalı ... yönünden pasif husumet nedeniyle REDDİNE, davanın davalı şirket yönünden KISMEN KABULÜNE, buna göre 33.400,00 TL’nin davalı şirketin temerrüde düşürülme tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte işbu davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemenin davalılar ... ve ... yönünden davanın reddi kararının hatalı olduğunu, davalı şirketin her türlü bilgi ve belgesini müvekkiline teslim etmesi ve hazırlanan dosya çerçevesinde müvekkili ile birlikte bankalarda kredi arayışında bulunduğunu ikrar etmesi nedeniyle, müvekkilinden iş isteyen esas müşteri olduğunu, davalı ...’nin şirketin noter onaylı vekili olarak ve aynen ... gibi şahsî kefaletini ortaya koymak suretiyle, davalı şirket adına sözleşme imzalanmadan dosyanın hazırlanmasını isteyen ve yapılmasını sağlayan, davalı şirket adına bankacılık işlemlerini şirketin vekili sıfatıyla yürüten taraf olduğunu, kendisinin bankacılık açısından sorunu olduğu için, kredinin çıkmasına engel olmaması açısından hem müvekkil ile hem de bankalar ile herhangi bir yazılı işlem tesis etmediğini, ancak davalı şirket adına görüştüğünü, yetkili olmasa bu görüşmeyi yapamayacak olduğunu, bu nedenle sözleşme esasları konusunda müvekkil ile her konuda mutabakata vardığı hâlde müvekkil ile sözleşmeyi Ankara’da yapmadığını ve şirketin müdürü olan oğlu ile Bursa’da yapılmasını istediğini, aynı şekilde kredi talebinin kabul görmesi hâlinde, bankacılık işlemlerinin şirketin müdürü olan oğlu Köksal Köse tarafından yapılacak olduğunu, davalı ...’ın şahsî kefaletini ortaya koyup davalı şirket adına sözleşme imzalanmadan dosyanın hazırlanmasını isteyen ve yapılmasını sağlayan, kendi kızının özel hesabından müvekkiline para gönderen, gönderdiği parayı müvekkilinden isteyen ve iade edilmediği için müvekkilini idari disipline şikâyet edip ceza almasını sağlayan taraf olarak bir aracıdan daha öte yatırımın kayıt dışı diğer sahibi/ortağı olduğunu, müvekkilinin ıslak imza ile sözleşme imzalamadan ve işin sahibini tanımadan işi amaca en uygun şekilde yaptığını, bunun sebebinin davalılar ... ve ...’ın davalı şirket lehine şahsen kefil olmaları, sözleşme hükümlerinde müvekkil ile mutabık kalmaları olduğunu, mahkemece hükmedilen tutarın kabul edilemeyeceğini, kredi talep dosyası amaca uygun şekilde hazırlandığı hâlde, davalı şirketin bankacılık itibarının kötü olması sebebiyle işin gerçekleşmediğini, davalı yanın itibarında sorun olmasa ve işe devam etmiş olsaydı; hem işin gerçekleşmiş ve davalı yanın kredi kullanmış olacağını hem de müvekkilinin kredi kullanma kapsamında hazırlaması gereken en fazla 2’şer sayfadan oluşan 2 adet raporu da yatırımcıya ve bankaya teslim etmiş olacağını, dolayısıyla işin devam etmemesinin sebebi davalı yan olduğundan, kalan iş kapsamında işin devamında müvekkilin yapacağı raporlamalar yapılmadığı için müvekkilin alacak hakkının danışmanlık ücretinin sadece bankaya kredi başvurusu için teknik proje hazırlanması şeklinde sınırlandırılmasının hatalı bir yaklaşım olduğunu, taraflar arasında sözleşme imzalandığı tespit edilmiş olup, ziraat mühendisleri ücret tarifesinde yer alan hükümlere yer verilmesi veya atıfta bulunulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, kaldı ki, oradaki hizmet bedeli bile yalın hizmet bedeli olup oradaki hesaplamaya göre çıkan bedele göre bile KDV eklenmesi gerektiğini, sözleşmede yer alan “talep edilen kredi bedeli*%10+KDV” nin hizmet bedeli olarak dikkate alınması gerektiğini, buna göre hak edilen ücretin 474.389,50 TL olduğunu, ayrıca 5. maddede yer alan hüküm gereği, Bursa'ya geliş gidiş masrafı 1.000,00 TL’nin de davalı yan tarafından karşılanması gerektiğini, buna göre toplam ödenmesi gereken tutar 475.389,50 TL olup daha önce yapılan 3.000,00 TL ödeme düşüldüğünde kalan ödeme tutarının 472.389,50 TL olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. Davalı şirket yetkilisi, kendilerinin davacı şirketi ve Ufuk Erdem’i tanımadıklarını, şirket yetkilisi olarak hiç bir zaman böyle bir talebim olmadığını, kendisi adına yapılan bu başvurudan ancak hakkında dava açılıp tarafına tebligat yapıldığında haberdar olduğunu, şirket yetkilisi olarak imzası ve olurunu taşıyan hiçbir resmi belgeye dayanmayan bir dava açıldığını, dava süreci içerisinde davalı olan babası ...'ye bu durumu sorduğunda babasının; 2018 yılında Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı’nda çalışmakta olan Ufuk Erdem'i arkadaşı olan ... aracılığıyla tanıdığını, bu kişinin Tarım Hayvancılık Bakanlığı’ndan hibeli kredi çıkartacağını söylemesi üzerine kendisi, davalı ... ve Ufuk Erdem arasında sözlü bir görüşme yapıldığını söylediğini, fakat bu sözlü olarak yapılan anlaşmadan ve görüşmeden şirket sahibi olarak kendisinin haberinin olmadığı halde böyle bir işlem başlatıldığını, babası olan Ercan Köksal’ın başlatılan işlemle ilgili olarak hiçbir başvuru yapılmadığı halde davacı şirketi temsilen Ercan Ufuk Erdem'in istemiş olduğu 5000 TL’yi davalı ...’a vermiş olduğunu, Ufuk Erdem sözlü olarak konuşmanın gereğini yerine getirmediği için ...’ın Ufuk Erdem'den babasının vermiş olduğu 5.000.TL’yi geri istemiş olduğunu, ancak geri verilmeyince ...’ın Ufuk Erdem'i JİMERE şikayet etmiş olduğunu, davalılar ... ve Ercan Köksal ve Ufuk Erdem arasında geçen bu olayın 2018 yılında yaşanmış olduğunu, davacı şirketin Ufuk Erdem ile hukuki bağlantısının ne olduğunu bilmediğini, ayrıca davacı şirket ile davalı şirket arasında bu güne kadar herhangi bir hukuki bağlantı olmadığını, davacı şirketin kötüniyetli davranarak kendisinin sahibi olduğu şirketinin adını kullanmak suretiyle maddi kazanç elde etmek adına böyle bir girişimde bulunduğunu, mahkemenin sanki kendisinin davacı şirketle bir yazılı sözleşmesi varmış gibi kabul edip şirketi hakkında yazılı eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın kabul yönüne gittiğini, bu durumun yeterli araştırma yapılmadan adil olmayan bir karar verildiğini göstermekte olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı, kendileri ile davalı firma arasında diğer davalıların şahsi kefaletlerini ortaya koyduğu bir eser sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, sözleşmenin davalı şirket yetkilisi ve öncü temsilcileri davalılar ... ve ... arasında telefon, mail, whatsapp vb. araçlar aracılığıyla ve yüz yüze yapılan görüşmeler neticesinde akdedildiğini, yazılı metne dayalı sözleşme ilişkisinin tarafların birbirine uzak şehirlerde bulunması ve zamanın çok kısıtlı olması nedenleriyle davalı firmanın ortağı olduğunu bildiren ve şahsi kefaletini ortaya koyan davalılar ... ve ... ile kurulmuş olduğunu, davalı tarafın proje dosyasının tamamlanabilmesi için gerekli bilgi ve belgeleri verdiğini ve dosyanın amaca uygun şekilde hazırlandığını, ancak krediye ilişkin işlemlerin yapılabilmesi için gerekli vekaletnamenin verilmediğini, ayrıca davalı tarafın bankalarla yapılan görüşmelerinde kredi kullanamayacak nitelikte olduğu ve bankacılıkta takibe düştüğü beyan edilerek kredi talebinin reddedildiğini, davalı tarafın da kredi kullanma ve yatırım yapma talebinden vazgeçtiğini, kendileri tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmalarına ve kredi çıkması hususunda hiçbir taahhütte bulunmamış olmalarına rağmen davalı tarafın yapılan iş bedelini ödemediğini, üstelik yazılı sözleşme uyarınca mücbir sebep olmadığı halde sözleşmeden dönen davalı tarafın kararlaştırılan tüm iş bedelinden sorumlu olduğunu, davalı şahısların şahsi kefaletlerini ortaya koymuş olmaları nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürmüş, bilahare sunduğu █████/2023 tarihli beyan dilekçesinde ise, yazılı sözleşmenin imzalanmadığı belirtilmiştir. Davalı ..., arkadaşı olan davalı ...’nin kendisine ait çiftlik ile ilgili bankadan kredi çekmek istediğini, kendisinin de ...Tarım Müdürlüğü'nde çalışan ... isimli kişiye kredi çekme konusunda çiftliğin eksiklerinin olup olmadığı konusunda kendilerine bilgi vermesi için çiftliğin resimlerini gönderdiğini, yüz yüze de görüştüğünü, kesinlikle davacı tarafla proje çizilmesi hususunda bir konuşma veya anlaşma yapmadıklarını, kendisinin Ufuk Erdem’e 3.000 TL para gönderdiğini, ancak bu paranın proje için değil borç olarak gönderildiğini, kendisinin davalı şirketin temsilcisi olmadığını, bu şirketin kime ait olduğunu bilmediğini savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalılar yasal sürede davaya cevap vermemiş olmakla birlikte, davalı ... dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde, davacı taraf ile herhangi bir sözleşme yapılmadığını, bu görüşmelerin yapıldığı tarih itibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda görevli olan Ufuk Erdem ile yalnızca ön görüşme yapıldığını, kendisinin gelip çiftliği incelediğini, kendisine kredi borçları olduğundan bahsettiğini, ancak kendisinin adı geçen bakanlıkta çalıştığını ve krediyi çıkartabileceğini söylediğini, kendisi ile kredinin onaylanması durumunda ödeme yapılacağı konusunda şifai olarak anlaştıklarını, ancak herhangi bir sözleşme imzalamadıklarını, Ufuk Erdem ile olan görüşmelerinde birlikte bankaya gittiklerinde kendisine kredi çıkmayacağı yönünde bilgi verilmesi üzerine fikirlerinden vazgeçtiğini, ...'ya döndüğünü, akabinde hiçbir şekilde proje ve kredi alma amaçlı dosya hazırlanmadığını savunmuş, davalı şirket yetkilisi de dosyaya sunduğu beyan dilekçesinde, sözleşme ilişkisini inkar etmiş, yetkilisi olduğu şirket için herhangi bir çalışma yapılmadığını, davacı şirketi ve yetkililerini tanımadığını savunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Keza Anayasanın 141. maddesinin 3. fıkrası hükmü de mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğini düzenlemektedir. “Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi,yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan kişinin veya onun adına hareket eden kişinin imzasını taşıyan teslim belgesi, irsaliyeli fatura ile de sözleşme ilişkisinin ispatı mümkündür. Yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ticari defterler, ikrar veya yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Yemin delili 6100 sayılı HMK'nın 225 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Yemin kesin delillerdendir. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlüdür. Şu durumda kural olarak, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.”(Yargıtay-kapatılan-15 HD █████/2018 tarih ████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı) Bununla birlikte, taraflar arasında usulüne uygun olarak kurulmuş bir sözleşme ilişkisi bulunmamasına rağmen iş sahibi yararına yapılan işler mevcut ise, bu işlerin bedelinin TBK 526 vd.m. uyarınca vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca talep edilebileceği açık olup, bu durumda iş bedeli de işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayicine göre tespit edilecektir. (Yargıtay-kapatılan-15 HD █████/2019 tarih ████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı) Somut olayda davalı şirket davaya yasal sürede cevap vermemiş olmakla davayı inkâr etmiş sayılmalıdır, kaldı ki yargılama sırasında da açıkça akdi ilişkiyi inkâr etmiştir. Davacı tarafça delil olarak dayanılan ve tarafları davacı şirket ile davalı şirket olarak gösterilen yazılı sözleşmenin taraflarınca imzalanmamış olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, davacı tarafça sözleşmeye ilişkin görüşmelerin davalı şirket temsilcileri olan diğer davalılar ile yapıldığı ve yine şifahi anlaşmanın yine şirket adına bu davalılarla yapıldığı ileri sürülmüştür. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi ile davalıların şirketi temsile yetkili olup olmadıklarının tespiti, ayrıca davacı taraftan davalı şahısların davalı şirketi temsile yetkili olduklarına dair vekaletname vb. belge var ise sunmasının istenilmesi, dosya kapsamında mevcut yazışmalar, tanık delili(yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge mevcut ise), ödemeler, proje dosyası ve diğer tüm deliller de(yemin delili de dikkate alınarak) değerlendirilmek suretiyle akdi ilişki kurulup kurulmadığının, kurulmuş ise kimler arasında kurulduğunun ve buna göre sorumluluklarının tespiti, ayrıca akdi ilişki ispat edilememekle birlikte davalı şirketin yararlandığı bir iş yapılmış ise vekaletsiz iş görme hükümlerinin de değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde bilirkişiden ek rapor da alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, iddia ve savunmaya konu bu hususlarda herhangi bir değerlendirme yapılmadan sadece bilirkişi raporunun sonuç kısmına atıfta bulunularak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalı şirket yetkilisinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK 353/1-a/4-6 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve yukarıda açıklanan şekilde yargılama yapılarak bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile; 1-Davacı vekilinin ve davalı şirket yetkilisinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile; Bursa... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...karar sayılı KARARIN KALDIRILMASINA, Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-Davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,3-Taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talepleri halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan...¸e-imzalıdır ...Üye...¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Katip... ¸e-imzalıdır