Endüstri bölgeleri adı altında kamu arazileri ve teşviklerle haksız kazanç sağlandığı iddialarını içeren yayınlarla kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalının internet sitesi ve televizyon programında müvekkili şirketleri ‘yandaş’ olarak gösteren, kamu arazilerini bedelsiz edindikleri, vergi ve damga vergisi muafiyetleri ile özel teşvikler sayesinde devlet kaynaklarını akrabalık ilişkileriyle yasa dışı kullandıkları, bu yolla haksız menfaat sağladıkları iddialarıyla, kamuoyunda infial uyandırarak kişilik haklarına ağır saldırıda bulunulduğunu, şeref ve saygınlıklarının zedelendiğini, amacın haber yapma değil karalama ve iftira olduğunu belirterek haksız fiilden kaynaklanan tazminat talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI : ████████ Esas-████████ Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 352. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekil dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Anonim Şirketi'nin ....com.te/gundem/yandas-sirketlere-endustri bolgesi-adi-altinda-arazi-770290h linki üzerinden yayınlanan “... Şirketlere, "..." Adı Altında Arazi" başlıklı haber içeriğinde müvekkilleri hakkında aşağıdaki ifadelerin kullanıldığını," ... Şirketlere, '...' Adı Altında Arazi!"“...” adı altında ... şirketlere kamu arazileri bedelsiz olarak tahsis ediliyor. vergi muafiyetinden teşviklere varana dek her türlü “kolaylık” sağlanıyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın verilerine göre, ... döneminde toplam 22 hin 319 hektar arazi büyüklüğüne yahip 37 ... kuruldu. Bu 37 endüstri bölgesinin 35' inin ise son 9 yıl içerisinde kurulduğu açıklandı.
...'den ...' nın haberine göre, “Endüseri bölgesi” adı altında ... şirketlere Hazine arazileri 49 yıllığına tahsis ediliyor, yurttaşlara ait araziler de devlet eliyle kamulaştırılıyor. Atıyapı ve proje giderleri de kamu bütçesinden karşılanırken şirketler ruhsat, emlak ve damga vergilerinden muaf tutuluor. Tüm bunların üstüne bir de Cumhurbaşkanı kararıyla ek teşvikler veriliyor
İktidarın her türlü kıyağı sağladığı, kamu arazilerini bedelsiz olarak tahsis edip vergi almadığı bazı ... şirketler ise şöyle:Adana'daki ... Bölgesi'nin yönetici şirketi Cumhurbaşkanlığı saraylarını inşa edip şehir hüstmeleri işleten ... ....-Konya ... Enerji ...'ni ... 'de yer alan ... ... kurdu.-Zonguldak taki ... Bölgesi Cumhurbaşkanı ...'ın arkadaşı ... ...'nın sahip olduğu ... ...'in yönetiminde.-.... yine ...'den ... 'un kontrolünde.-... Bölgesi de ...'ın yakın arkadaşı ... ...ve ailesinin sahihi olduğu .... şirketi tarafından işletiliyor. Aynı zamanda ... ...gazetesinin de sahihi olan ...ailesi, özelleştirmeler ile devletin fahrikalarını aldı ve ... dönemimde köşeyi döndü.-... ... ile de ...'ın damadı ... ile ailesinin suhibi olduğu ... Şirketi' ne kıyak sağlandı.
-... ... Şirketi tarafından işlerilip yönetiliyor. Kıyak sağlanan ... ...'ın yeğeni ...'a ait-... Bölgesi de yine ... ...ailesinin sahibi olduğu ...Şirketi tarafından kuruldu.-Hatay, Adana ve Osmaniye'de bulunun ... ... ... de yine ... ... ...'in yönetiminde.Endüstri bölgesiyle sağlanan ayrıcalıklar.
-Altyapı masraflarını bakanlık karşılıyor.
-Devlet, şirketler için yurttaşların arazilerini kamulaştırıyar.
-Plan ve projeter bakanlıkça onaylanıyor.
-Ruhsat ve izinler bakanlık tarafından veriliyor. şirketler harç bedeli ödemiyor.
-Hazine arazileri 49 yıllığına tahsis ediliyor.
-Bölge içerisinde yer atan bütün binalar emlak vergisinden muaf.
-Damga vergisinden de muaflar.
-Tüm bunların yanında Cumhurbaşkanı ek teşvikler belirleyebilir.
ifadelerinin kullanıldığını, davalının aynı tarihte ... adlı televizyon kanalında ... ile ... isimli programda benzer ifadeleri kullanarak müvekkillerinin kişilik haklarına saldırıları teşkil eden eylemlerine devam ettiğini, davalının herhangi bir yasal dayanağı, delili olmaksızın gerçeğe aykırı şekilde müvekkillerine devletin taşınmaz mallarının, parasının ve kaynaklarının hukuksuz olarak aktarıldığı, bunu yaparken Türkiye Cumhuriyeti' nde hiç kimseye yapılmayan ayrıcalıkların akrabalık sebebi ile tanındığı, devlet kaynaklarının akrabalık ilişkisi kullanılarak çalındığı, müvekkillerinin devlete vergi ödemediği algısı oluşturarak toplumda müvekkillerine karşı infial uyandırıldığını, yaptığı projeler ve sonucundaki başarıları ile halkın guru kaynağı olmuş müvekkillerinin onur ve saygınlığına saldırıldığını, dava konusu haberdeki beyanlar ile hedeflenen unsurun müvekkilleri hakkında bilgi vermek ya da ifade özgürlüğü kapsamında haber yapmak olmayıp, yaptıkları ile devlete, millete ne kadar katkı sağlamış olursa olsun adını yurt içi ve yurt dışında yaptığı başarılı işlerle halkın gözünde ne kadar yüceltmiş olursa olsun dikkate alınmaksızın yalan ifadelerle halkın gözünden düşürmenin amaçlandığını, yazı içeriğindeki iftira ve karalama kastının açıklığının hiçbir şüpheye yer vermeyecek ve herhangi bir özgürlük biçimi ile açıklanamayacak kadar aşikâr olduğunu, davalı tarafından yapılan haber içeriğinde ...Kanunu dışında, kanuna aykırı şekilde sadece müvekkillerine özgü, bugüne kadar herhangi bir şirkete yapılmamış hakların tanındığı, akrabalık ilişkisine dayalı olarak, kanunda yer almayan ayrıcalıklar yapılarak devletin kaynaklarının, parasının aktarıldığı, arazilerinin karşılıksız verildiği ve bu şekilde müvekkilinin buradan gayriyasal bir menfaat edindiği algısı oluşturularak yayınlandığını, müvekkiline akrabalık ilişkisi sebebi ile herhangi bir ayrıcalık, iltimas tanınmadığını, kıyak yapılmadığını, müvekkillerin vergi ödememe gibi bir durumunun da kesinlikle yalan ve iftiradan ibaret olduğunu, müvekkili ... gibi Türkiye'de kanun tarafından belirlenmiş kriterleri sağlayan yerli ve yabancı şirketlerin proje bazlı destek başvuru haklarının bulunduğunu, müvekkili ... dışında bugüne kadar içlerinde ...gibi yabancı şirketlerinde olduğu yerli ve yabancı 36 şirketin yatırım yapacağı alanların ... ilan edildiğini, bu bilgilerin aleni bir şekilde Resmi Gazete ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı internet sitesinde yayınlanmasma rağmen davalıların haberde belirtilenler dışında diğer şirketlerden hiç bahsetmeksizin konuyu adeta kamu kaynaklarında soygun yapıldığı içeriği ile haber yaptıklarını, haberin salt müvekkillerin kişilik haklarına saldırı amacı ile yayınlandığını, davalı gibi müvekkilinin fabrikasının bulunduğu alanın ... ilan edilmesi ve proje bazlı teşvik karamamesi gereğince destek verilmesi sebebi ile devletten teşvik verildiğini, devletin kaynaklarının aktarıldığını belirten haberlere karşı açılan manevi tazminat davalarında mahkemelerce, müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesi ile manevi tazminata hükmedildiğini, bu ve benzer ifadelerin gerçeğe aykırı olduğunun mahkeme kararları ile tescillendiğini, bu kararların kısa özetlerini emsal olarak sunduklarını, ... şirketinin projelerine başladığı günden bu yana sürekli kendi kaynaklarını kullandığını, sivil ve askeri bürokrasi tarafından uçakları uçurmama tehditleri ve benzeri her türlü zorlukla mücadele ettiğini, önüne çıkartılan engelleri aşarak projelerini hayata geçirdiğini, şirket Genel Müdürü ...'ı tutuklatmaya varan, yapılan otomatik inişleri reddederek tutanak düzenletmeyen, bir gecede ihale kuralını değiştirerek kazanan ...'ın haklarını kısıtlayan ve ihaleye dair taahhütlerini yerine getirmeyen, aksine yabancı menşeili projelere öncelik vererek ... ile sözleşmeyi 2,5 yıl bekleten devlet bürokrasisi gerçekleri bir tarafta dururken; müvekkilleri çete olarak nitelendirilerek devletin kaynaklarını aldıkları, kendilerine kıyak yapıldığı iddialarının tamamen kötü niyetli olduğunu, yerli ve milli vizyonuyla büyüyen savunma sanayisinde dışa bağımlılığın daha da azaldığını, ihracatın artmasının sağlandığını ve bu artışın ülke ekonomisine katkı sağladığını, bununla birlikte müvekkili tarafından tamamen kendi kaynakları ile milli ve özgün bir şekilde üretimi gerçekleştirilen ... sistemlerinin bu alanda dünyadaki rakiplerinin önüne geçtiğini, şu anda ... TB2' nin dünyanın en çok tercih edilen insansız hava aracı haline geldiğini, ... şirketinin, hâlihazırda ... ... için 32 ülke, ... için 8 ülke ile ihracat sözleşmesi imzaladığını ve bu alanda toplam 33 ülkeye ihracat gerçekleştirerek dünyanın en büyük ihracatçı firması haline geldiğini, müvekkilinin üretimini yaptığı ... sistemlerinin gösterdiği başarı ve ulaştığı seviye Türkiye sınırlarını aşmış yabancı politikacılar ve ünlü siyaset bilimcilerin gündemlerinde yerini aldığını, yapılan haber ile müvekkillerinin kişilik haklarının çiğnendiğini, toplumdaki saygınlığına zarar verildiğini, davalının haber yapma ve basın özgürlüğü sınırlarını aşar şekilde gerçeğe aykırı haber ile İnsansız Hava Araçlarını halkın gözünden düşürme kastı taşıyarak, siyasi saiklerle müvekkillerinin kişilik haklarını zedelediğini, davalının yalan ve iftiraya dayalı beyanlarının ağırlığı göz önüne alınarak, kendisinin ciddi bir tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, istenilen tazminat bedeli ile davalıların ifadelerinin sürekliliği ağırlığı, yalan ve iftira dolu beyanları, mahkeme kararlarını tanımazlığı karşılaştırıldığında; Türkiye'nin ... Hamlesinde müvekkilinin ortaya koyduğu başarıları, ...'ların tüm özellik ve etkinliğinin dünyaca kabul gördüğü gerçeği karşısında çok düşük kaldığını, bu tazminatların müvekkili açısından asla zenginleşme aracı olmayacağını, zira müvekkilinin bugüne kadar bu tip iftira ve karalamalardan elde ettiği tüm tazminatları ve bu davada karar verilmesi halinde elde edeceği tazminatı da şehit ailelerinin çocuklarına burs olarak verdiğini beyan ederek, davalının gerçeğe aykırı ifadeleri ile kişilik hakları zedelenen ve hakarete uğrayan müvekkili ... A.Ş için 1.000.000,00- TL, ... için 1.000.000,00-TL almak üzere toplam 2.000.000,00-TL manevi tazminatın haberin yayınlandığı 17.09.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsil edilerek ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... ile müvekkili şirket arasında husumet yokluğu söz konusu olması sebebiyle ikame edilen işbu davanın reddini talep ettiklerini, aktif husumetin usul hukukuna ilişkin olmakla beraber maddi hukuk kapsamında sonuçlar doğurduğunu, müvekkili yayın kuruluşu tarafından yapılan haber içeriğinde "iktidara yakın şirketlere ... olarak arazi tahsis edildiği" hususunun yer aldığını, bu bağlamda müvekkili yayın kuruluşu tarafından yapılan haberin ... Anonim Şirketi'nin içerinde bulunduğu ticari faaliyete ilişkin olup davacı ...'ın kişilik haklarının zedelendiğine yönelik iddiasının taraflarından kabulünün mümkün olmadığını, işbu sebeple davacı ... ile müvekkili yayın kuruluşu arasında husumet yokluğunun söz konusu olduğunu, müvekkili şirket tarafından yayınlanan haberde davacı ... Anonim Şirketi'nin de içerisinde bulunduğu birtakım şirketlere ... olarak arazi tahsis edildiği ve işbu şirketlerin ticari faaliyetlerine ilişkin bilgi verildiği hususu göz önünde bulundurulduğunda; yargılama konusu haberde davacının adı dahi geçmemesine rağmen kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia etmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili ... A.Ş.' nin basın yayın organı olarak faaliyet göstermekte olduğunu, ülkedeki ve dünya çapındaki ekonomik, siyasal ve kültürel olaylar hakkında şeffaf bir şekilde bilgi verdiğini, dava konusu haberin yayımlandığı internet sitesinin de siyasi, güncel ve yaşam haberlerinin yer aldığı dijital platform olduğunu, müvekkili yayın kuruluşu tarafından █████/2023 tarihinde www...com.tr adlı internet sitesinde yayımlanan dava konusu "... Şirketlere, '...' Adı Altında Arazi!" başlıklı haber içeriğinde 'İktidara yakın şirketlere hazine arazilerinin ... adı altında 49 yıllığına tahsis edildiğinin ortaya çıktığı, kamu arazilerinin bedelsiz olarak tahsis edildiği, vergi muafiyetinden teşviklere kadar her türlü kolaylığın sağlandığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın verilerine göre, ... döneminde toplam 22 bin 519 hektar arazi büyüklüğüne sahip 37 endüstri bölgesinin kurulduğu, 37 endüstri bölgesinin 35’inin ise son 9 yıl içerisinde kurulduğu açıklandığı, ...'den ...'nın haberine göre, ... adı altında ... şirketlere Hazine arazileri 49 yıllığına tahsis edildiği, yurttaşlara ait araziler de devlet eliyle kamulaştırılıdığı, altyapı ve proje giderleri de kamu bütçesinden karşılanırken şirketler ruhsat, emlak ve damga vergilerinden muaf tutulduğu, Cumhurbaşkanı kararıyla ek teşvikler verildiği, iktidarın her türlü kıyağı sağladığı, kamu arazilerini bedelsiz olarak tahsis edip vergi almadığı, bazı ... şirketlerin isimleri, endüstri bölgesiyle sağlanan ayrıcalıklara' ilişkin hususların yer aldığını, müvekkili yayın kuruluşu tarafından yayınlanan dava konusu haberde devletin taşınmaz mallarının, parasının ve kaynaklarının hukuksuz olarak aktarıldığı anlamına gelecek herhangi bir husus bulunmadığını, yargılama konusu haberde bazı şirketlere ... olarak kamu arazilerinin bedelsiz olarak tahsis edildiği, vergi muafiyetinden teşviklere kadar birtakım kolaylıkların sağlandığnın belirtildiğini, dolayısıyla davacı tarafından geniş yorumlamalar neticesinde ortaya atılan iddiaların soyut ve mesnetsiz beyanlardan ibaret olduğunu, müvekkili yayın kuruluşu tarafından yayınlanan haberde yer alan diğer şirketlerin; ... ..., ... ..., ... ..., ...., ... Şirketi, ...Şirketi olduğunu, bu bağlamda davacı tarafın " akrabalık ilişkisi kullanılarak devlet kaynaklarının çalındığı" yönündeki iddiasının huzurdaki davaya gerekçe oluşturmak için suni bir şekilde elde edildiğinin aşikar olduğunu, yargılama konusu haberde gerçekle bağdaşmayan herhangi bir gerçeğe aykırılık olmadığını, bu doğrultuda görünen gerçekliğe uygun olan bir haber dolayısıyla basının sorumlu tutulamayacağının Yargıtay' ın yerleşik içtihatları ile de sabit olduğunu, farklı mahkeme kararlarının yargılama konusu olayı bağlayıcı nitelikte olmadığını, her haberin kendine özgü niteliğe sahip olduğunu, bu bağlamda haberler arasında benzer konular dahi işlense de söz konusu haberler gerek nitelik gerek ise içerik itibariyle farklılık içerdiğini, dolayısıyla yargılama konusu habere ilişkin herhangi bir mahkeme kararı olmamasına rağmen davacı tarafın müvekkili yayın kuruluşunun mahkeme kararlarına aykırı davrandığı ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşıdığına dair beyanının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili yayın kuruluşunun basın özgürlüğü kapsamında kamuoyunu bilgilendirme amacı ile haber yapmakta olup hiçbir surette herhangi bir kimsenin kişilik haklarına yönelik saldırı mahiyetinde bir kastının söz konusu olmadığını, müvekkili yayın kuruluşu tarafından yapılan haberde kişilik haklarına saldırı niteliğinde herhangi bir ibare yer almadığını, davacı taraf her ne kadar kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia etse de müvekkili tarafından yapılan dava konusu haberin sanayi sektörünü yakından ilgilendirmekte olup işbu hususun her zaman Türkiye gündeminde olduğunun açık olduğunu,dava konusu haberin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ... olarak bazı şirketlere tahsis edilen arazilere ilişkin olduğunu, müvekkili tarafından yapılan dava konusu haberde hiçbir surette davacının kişilik haklarına saldırma kastı ile hareket edilmemiş olup müvekkilinin tek amacının kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu, yasalar aracılığıyla basına sağlanan güvencenin yani basın özgürlüğünün amacının, toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirdiğini, bu durum ise halkın dünya ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen konularda bilgi sahibi olması ile olanaklı olduğunu, müvekkili tarafından yapılan dava konusu haberin; objektif, haber sınırları çerçevesinde, görünen gerçekliğe uygun, dürüstlük kurallarına uygun, onur kırıcı sözler ve yanlış yorumlar içermeyen bir haber olduğunu, Yargıtay' ın yerleşik uygulamaları; bir olayın verildiği andaki durum ve iddialara uygun olarak yansıtılmış olması halinde bu haberde gerçeklik öğesinin bulunduğu kabul edilmekte olup, bu haberin somut maddi gerçeğe uygun olması aranmadığını, bir takım haksız ve gerçek dışı gerekçeler ile müvekkili davalı tarafından yayımlanan haberde davacının kişilik değerlerinde objektif eksilmeye yol açacak, davacının toplumdaki itibarını sarsacak herhangi bir husus bulunmadığının açık ve net olduğunu, davacının yaşadığını iddia ettiği itibar sarsıntısı yönündeki soyut beyanının somut hiçbir delille desteklenmediğini beyanlarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava; basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının: davalı tarafından yayınlanan dava konusu haber içeriğinde davacıların kişilik hakkını zedeleyen içerikler olup olmadığı, yapılan haberin basın özgürlüğü kapsamsında kalıp kalmadığı, davacıların talep ettiği tazminat miktarının yerinde olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşıldı.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. (Emsal kabul edilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4 . HD' nin 2023/ 2465 esas, █████████ karar sayılı kararı)
Somut olayda; " ... Şirketlere, '...' Adı Altında Arazi!" -... ... ile de ...'ın damadı ... ile ailesinin sahibi olduğu ... Şirketi' ne kıyak sağlandı." başlık ve ifadeleriyle verilen haberde, davacılar hakkında sarf edilen ifadelerle düşünceyi açıklama ve eleştiri hakkı sınırlarının aşıldığı, kıyak sağlandığı yönündeki ibare ile haberin objektif sınırlar içinde yapılmadığı, haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, haberin davacılar hakkında kuşku ve husumet yaratıcı nitelikte olduğu, sonuç itibariyle davaya konu yayının basın ve ifade özgürlüğü sınırlarını aştığı anlaşılmakla TBK 58. maddesi kapsamında davacıların davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile; her bir davacı için 50.000.'er TL toplamda 100.000,00.-TL manevi tazminatın █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davlıdan alınarak davacılara verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ███████████ sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan ... tarafından arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden, tarafların arabuluculuk oturumuna katıldıkları gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde arabulucuya ödenecek olan bedelin davanın kısmen kabulüne karar verildiği dikkate alınarak taraflar aleyhine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
-Davacıların davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile;
-Her bir davacı için 50.000.'er TL toplamda 100.000,00.-TL manevi tazminatın █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Manevi tazminat miktarının az olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Manevi tazminat koşullarının oluşmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Davacı vekilinin açmış olduğu Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında, mahkememizce açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı Davalı vekili tarafından istinaf dilekçesi verilmiştir.
Mahkememizce, HMK 344. maddesinde belirtilen hususlarla ilgili olarak usulüne uygun muhtıra düzenlenmiş ve istinaf eden Davalı vekiline █████/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir.
HMK nın 344. maddesine göre, "İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dahil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği ya da eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu kararın da istinaf edilmesi halinde 346. nci maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanır." hükmü getirilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde, istinaf eden Davalı vekiline usulüne uygun yapılan tebligata rağmen, eksik istinaf karar harcını tamamlamadığı anlaşıldığından mahkememiz kararının istinaf edilmemiş sayılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf dilekçesinin reddi ile, mahkememiz ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamının Davalı tarafca İstinaf edilmemiş sayılmasına,
Ek kararın taraflara tebliğine, ..." karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talebine ilişkindir.
6100 sayılı yasanın başvurma hakkından feragat başlıklı 349. maddesine göre; "Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat sebebiyle reddolunur."
Davacılar vekilinin █████/2025 tarihli dilekçe ile istinaftan feragat ettiği anlaşıldığından 6100 Sayılı HMK'nın 349/2. ve 352. maddeleri gereğince istinaf başvurusunun feragat sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacının istinaftan feragat etmesi sebebiyle, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ████████ Esas ████████ Karar sayılı mahkeme kararına karşı davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 349/2. ve 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2- Peşin yatırılan istinaf karar ve başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf talebinde bulunan davalıya iadesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!