İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan, ödenmesine rağmen hizmet alınamayan bedellerle ilgili sebepsiz zenginleşme iddiasıyla açılan itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacının, davalı şahıslar aracılığıyla dava dışı bir şirkete ödenen ancak alınamayan bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin bedeller üzerinden bu şahısların haksız zenginleştiği iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebine karşılık, davalı şahısların davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, hizmetin alınmadığı iddiasının ispatlanamadığını ve kendilerinin borç ilişkisinin tarafı olmadığını ileri sürerek davanın reddini istediği, dava dışı şirket ise kendi yönünden husumet yokluğu itirazında bulunarak davanın reddini talep ettiği bir uyuşmazlıktır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:████████ KARAR NO:████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2021NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Davalılardan ...'nin dava dışı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış olup, davacı şirket nezdinde sigortalı olarak çalıştığını, bu dönemde davacı ile davalı ...'nin aracılığı neticesinde şirketin ihtiyacı olan bakım ve onarım işleri için hizmet alınmasının kararlaştırıldığını ve dava dışı ... A.Ş. tarafından bu kapsamda bir faturanın düzenlendiğini, ancak fatura bedelinin ödenmiş olmasına rağmen hizmet alınamadığından esasen keşide edilen çeklerin iade alınması ve kısmen nakit ödemeye de onay verilmemesi gerekirken, bu gerekliliğin davalı şahıslar tarafından yerine getirilmediğini ve böylece davalıların sebepsiz zenginleştiğini, dava dışı ... A.Ş. tarafından düzenlenen █████/2015 tarihli faturanın o günkü Euro kuru üzerinden tanzim edildiğini ve davacı şirketin █████/2015 tarihinde 35.000 Euro, █████/2015 tarihinde 13.000 Euro, █████/2015 tarihinde 90.000 TL, █████/2015 tarihinde 36.400 TL ödeme yaparak bütün edimini ifa ettiğini, alınamayan hizmet nedeni ile dava dışı ... A.Ş.'ye iade faturası düzenlendiğini ve bu faturanın kabul edilmemesi üzerine İstanbul 31.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, davalıların takibe borçları olmadığını bildirerek itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalıların itirazlarının haksız olduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir Davalılar ... ve ... vekili; Davacının talebinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak istirdat talebinde bulunmuş olup, söz konusu davanın 2 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, davacının bu büre içinde alacak talebinde bulunmadığı gibi herhangi bir takip de başlatmadığını, yani davanın süresinde açılmadığını, zaman aşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacını tarafın işbu davasına mesnet teşkil edebilmek için tamamen hukuka aykırı olarak diğer davalı firmaya iade faturası gönderdiğini, davacı taraf fatura konusu hizmetin alınmadığını beyan etmiş ise de, fatura içeriklerine davacı firma tarafından herhangi bir itiraz edilmediğini, tarafların tacir olduğu ve yapılan işin de ticari bir iş olduğu dikkate alındığında, davacı tarafın mesnetsiz iddialarla alacak oluşturmaya çalıştığını, ayrıca iddiasını ispatla mükellef olduğunu, bu nedenle hizmetin alınmadığı iddiasını, davacının fatura konusu hizmetlerin kendisinde oluşturduğu eksiklik, zarar ya da hizmetlerin üçüncü kişilerden alındı ise ne gibi bedeller ödendiği hususları ile ispat etmek zorunda olduğunu, mal ve hizmet teslim edilmeden fatura düzenlenmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davalıların gerçek kişi olup, söz konusu davada bir dönem ... A.Ş.'nin ortakları olmaları haricinde dava konusu alacak- borç iddialarının tarafı olmadıklarını, davalıların ... A.Ş.'ye yapılan ödeme talimatı iddiasının ise davacının kendi ticari ve ödeme kayıtlarıyla açıkça çeliştiğini, söz konusu fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin davalıların herhangi bir onayı bulunmadığını, ... şirketinde 4 tane imza yetkilisi olmasına rağmen davacı tarafın sadece yetkililerden 2 tanesine dava açmış olmasının bile davacının kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, davalılardan ... tarafından davacı şirketin de içinde bulunduğu ... A.Ş. ile bu şirketlerin hukuki anlamda sorumlusu, fiilen de büyük hissedarı olan... arasındaki dava ve soruşturma dosyaları celp edildiğinde davacının mevcut davayı açmasındaki menfaati ve kötü niyetinin ortaya çıkacağını, davacının tüm iddialarının haksız olduğunu beyanla, haksız davanın reddini, icra takibinin iptalini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili; Davanın davalı şirket yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iddiasını diğer davalıların alınmayan hizmet nedeniyle yapılan ödemeler suretiyle diğer davalıların sebepsiz zenginleştiğine dair olduğunu, söz konusu bedel nedeniyle davalı şirket ve ... açısından bir iddianın söz konusu olmadığını, ... hisselerinin tamamının davalı tarafından devralındığı tarihte ...'nın aktifinde bir naktin mevcut olmadığını, sözleşmelerden de görüleceği üzere davacı ile imzalanmış olan sözleşmenin yürürlükte kalmasının sözleşmenin esaslı hükmü haline getirildiğini, sözleşmenin 3.4.maddesi ile ...'nın borçlarının olduğunun ortaya çıkması halinde hisse devri öncesi tüm sorumluluk ve yükümlülüklerin devredenlere ait olduğu hükmünün getirildiğini, gerek ... gerekse diğer şirket/projelerin devri ile ilgili tüm sözleşme ve gelişmelerin davacının bilgisi ve kontrolünde olup, davacı ve ... hissedarlarının çoğunun aynı kişiler olduğundan, ... hisselerini devredenler içinde aynı zamanda davacıyı temsil ve ilzama yetkili kişiler olduğundan hisse devrine ilişkin sözleşme hükümlerinin davacı tarafından bilinmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere, şayet davacının diğer davalılar ile ilgili iddiaları doğru ise davacının organik/ticari ilişki içinde bulunduğu, aynı topluluk içinde birlikte hareket ettiği diğer davalılar ile aralarındaki ihtilaflardan davalı şirketin sorumlu olmadığını, ayrıca davacı ile ... arasında bedeli ödendiği halde hizmet alınmadığı iddia edilen fatura/ticari ilişkiden kaynaklanan alacak iddiasının zaman aşımına uğradığını, davacı ile diğer davalılar arasında geçmişten bugüne kadar organik, hukuki ticari ilişkiler mevcut olup, esasında tamamının aynı grup yapısı altında birlikte hareket eden kişiler olduğunu, davalılardan sadece ...'ın davacının yönetim kurulu üyesi olup, onun da tek imza ile işlem yapma yetkisi bulunduğunu, ...'nin ise davacının yöneticisi olmadığını, davacı ile ... arasındaki ticari ilişkinin ticari defter ve belgelerle sabit olduğunu beyanla, davanın reddine, icra takibinin iptaline, davacının kötü niyetli olduğu dikkate alınarak aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Davacı şirket ile şirketin ihtiyacı olan bakım ve onarım işleri için hizmet alınmasının kararlaştırıldığı ve dava dışı ...A.Ş. tarafından bu kapsamlı bir fatura düzenlendiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafından fatura karşılığı hizmetin verilmediği ve dava dışı ... A.Ş.'nin yetkililerinden olan davalı ..., ...'nin ve ... A.Ş.'yi devir alan davalı ...'nin sorumlu olduğu belirtilerek, işbu faturadan kaynaklı alacağın tahsiline yönelik başlatılan icra takibine davalıların itirazı noktasında toplandığı, davaya konu icra takibine dayanak teşkil eden faturanın davacı tarafından davalıya kesildiği ve faturanın niteliği gereği iade faturası olduğu, iadeye konu faturanın davalı tarafından davacıya verilen hizmet karşılığı kesilen █████/2015 tarih ... nolu faturanın iadesine yönelik olduğu, gerek mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi, gerekse tarafların beyan ve savunmaları dikkate alındığında, ayrıca her iki tarafın ticari defterlerine göre, davalı tarafından davacıya verilen hizmet karşılığında davalı tarafından davacıya █████/2015 tarih ve ... nolu fatura kesildiği, bu fatura hem davacı hem de davalı tarafın ticari defter ve belgelerine işlendiği, davacı tarafından bu fatura bedelinin nakit ödemeler ve davacı tarafından keşide edilen çekler vasıtası ile ödendiği, bu hususun taraflar arasında ihtilafsız olduğu, iade faturasının hukuki niteliği dikkate alındığında amacının alıcının bir kısım veya tüm malları satıcıya iade ettiğini ispatlamaya yarayan bir fatura türü olduğu, her ne kadar menfi tespit davalarında genel kural olarak ispat külfeti davalı alacaklıda ise de davanın bir menfi tespit davası olmadığı, davanın: iade faturasına dayalı alacaklı olduğu iddiası ile açılmış icra takibine yapılan itirazın iptaline yönelik itirazın iptali davası olduğu, dolayısıyla burada davacı borçlunun alacağın varlığını bizzat kendisinin ispatlaması gerektiği, esasen davacının 2015 tarihli ilk faturayı ticari defter ve belgelerine işlediği, ödemesini de yaptığı ve taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişkinin sonlandığı, üstelik ödeme yapılan çeklerdeki imzalar ile davacının iddia ettiği gibi diğer davalı gerçek kişiler (davacı şirketin eski yetkilisi ve çalışanı olduğu iddia edilen şahıslar olmayıp, hali hazırda söz konusu davayı açan şirket yetkilileri tarafından keşide edilen çeklerle ödenmiştir) dolayısıyla hem davanın menfi tespit davası olmaması, itirazın iptaline konu icra takibinin davacı tarafça davalıya kesilen iade faturasına yönelik olması, ilk faturaya konu olan ve davalı tarafından davacıya kesilen faturanın davacının ticari defterlerine kayıt edilmiş ve ödenmiş oluşu, söz konusu faturaların davacı şirket tarafından BA-BS formlarının verilmiş oluşu, bu kapsamda ispat külfetinin iade faturasını düzenleyen ve alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa ait olması, bu doğrultuda ispat külfetinin davacıda olması sebebiyle hizmetin verilmediğine ilişkin iddiaların davacı tarafça yazılı belgelerle ispatlanamamış oluşu, uyuşmazlık miktarı dikkate alındığında bu hususta tanık deliline de başvurulamayacak oluşu gözönünde tutularak davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın esastan reddine karar vermek gerektiği, yine davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine de davalıların davacı şirketin eski çalışanı ve yetkilisi oldukları, onların yönlendirmesi sebebiyle söz konusu borcun ödenmiş olduğu iddia edilmiş ise de taraflar arasındaki ilişkinin davacı şirket ile davalı şirket arasında bulunduğu, bu nedenle bu davalıların pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından bunlar yönünden açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... hakkında açılan davanın esastan reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında;1-)Alınan bilirkişi raporlarının uyuşmazlığın esasını aydınlatmaya yeterli olmadığını, davalı şirketin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede dava konusu faturanın davalı tarafından ne zaman teslim alındığı ve iade ihtarnamesinin süresinde iade edilip edilmediği hususlarının tespit edilmediğini, bilirkişilerin yalnızca muhasebe kayıtları üzerinden inceleme yaptığını, ancak dava konusu hizmetin gerçekte verilip verilmediği konusunda herhangi bir değerlendirme yapmadıklarını, 94.400 Euro bedelli faturanın gerçek bir hizmet ilişkisine dayanıp dayanmadığının araştırılmadığını, hizmetin kapsamı, içeriği ve fiilen yerine getirilip getirilmediği hususlarında inceleme yapılmadığını, tarafların ticari kayıtları incelenmiş olsa da uyuşmazlığın esasını oluşturan vakıaların tespiti bakımından bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğunu, tanıklar dinlendikten ve diğer deliller toplandıktan sonra, tüm dosya kapsamını değerlendirecek yeni ve uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken bunun yapılmadığını,2-)Davalı şirketin ikinci cevap dilekçesinde dava konusu hizmetin .... Şti.’ne taşere edildiğinin ileri sürüldüğünü, bu savunma karşısında ...’ın ticari defter ve kayıtlarının incelenerek hizmetin gerçekten verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, davacı tarafın, ...’ın uyuşmazlıktaki rolünü ancak davalının ikinci cevap dilekçesiyle öğrendiğini, bu nedenle ilk delil listesinde bu şirkete yer verilmemesinin doğal olduğunu, HMK m.145 uyarınca yeni delil sunulmasına izin verilmesi gerektiğini, ayrıca hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında bu hususun resen araştırılması gerektiğini, yerel mahkemenin üçüncü kişi şirket kayıtlarının incelenmesi yönündeki talebi reddetmesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu,3-)Tanık dinletme talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın tanık deliline dayanmasına rağmen mahkemece dava değerinin tanıkla ispat sınırını aşması gerekçesiyle tanık dinletme talebinin reddedildiğini, davanın sebepsiz zenginleşme iddiasına dayandığını ve davalıların işlem süreçlerindeki rollerinin her türlü delille ispatlanabileceğini, çeklerin düzenlenmesi, devri ve tahsiline ilişkin süreçleri bilen kişilerin tanıklıklarının uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşıdığını,4-)Dava konusu çeklerin ciro ve tahsil süreçlerinde yer aldığı ileri sürülen ...’nin isticvap edilmesi gerektiğini, özellikle çeklerin kim tarafından ve hangi hukuki ilişki kapsamında tahsil edildiği hususlarının açıklığa kavuşturulabilmesi için isticvap yoluna başvurulması gerektiğini, Mahkemenin bu yönde herhangi bir araştırma yapmadan hüküm kurduğunu,5-)Yemin teklif etme hakkının hatırlatılmamasının usule aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığını, buna rağmen mahkemece davacıya karşı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğinin sorulmadığını ve bu hakkın hatırlatılmadığını,6-)Yerel mahkemenin uyuşmazlığın esasını yanlış belirlediğini, uyuşmazlığın temel konusunun, dava konusu 94.400 Euro bedelli faturaya konu hizmetin gerçekten verilip verilmediği olduğunu, Mahkemenin uyuşmazlığı yalnızca ticari kayıtlar ve faturanın muhasebeleştirilmiş olması üzerinden değerlendirdiğini, hizmetin fiilen yerine getirilip getirilmediğini araştırmadığını, faturada yalnızca “tadilat ve bakım onarım işleri” ibaresinin yer aldığını, hizmetin kapsamı, nerede ve nasıl ifa edildiği konusunda herhangi bir açıklamanın bulunmadığını, hizmete ilişkin ayrıntılı sözleşme, iş programı veya benzeri belgelerin de mevcut olmadığını, davanın, ödenmiş ancak alınmamış olduğu iddia edilen hizmet bedelinin iadesine yönelik sebepsiz zenginleşme davası olduğunu,7-)Menfi vakıanın ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, alınmadığı iddia edilen bir hizmetin alınmadığını ispatlamanın mümkün olmadığını, bu nedenle hizmetin verildiğini ispat yükünün davalı tarafa ait olduğunu, davalının hizmetin ifa edildiğini gösteren herhangi bir sözleşme, proje, rapor, fotoğraf, malzeme faturası, teslim belgesi veya benzeri delil sunamadığını, davalının ikinci cevap dilekçesinde hizmetin ...’a taşere edildiğini ileri sürmek suretiyle hizmeti bizzat vermediğini kabul ettiğini, bu nedenle ispat yükünün tamamen davalıya geçtiğini, Mahkemenin yazılı belge ile hizmet alınmadığının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu,8-)Davalı ... ve ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararının hatalı olduğunu, dava konusu işlemlerde her iki davalının da aktif şekilde rol aldığını,...’nin ilgili dönemde davalı şirkette ortak ve münferit imza yetkilisi olduğunu, aynı zamanda davacı şirkette mali işler müdürü olarak görev yaptığını, şirket ödeme süreçlerinin ve çek işlemlerinin onun kontrolünde yürütüldüğünü, çeklerin tahsili sürecinde de rol aldığını, davacı şirket kayıtlarında bulunan çek fotokopilerinde imzasının bulunduğunu ve işlemlerin onayıyla gerçekleştirildiğinin görülebileceğini,...’ın ise hem davacı şirkette yönetim kurulu üyesi hem de davalı şirkette ortak ve yönetici olduğunu, çeklerin düzenlenmesi, ciro edilmesi ve tahsili süreçlerinde bu kişilerin birlikte hareket ederek davacı şirketi zarara uğrattıklarını, ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen bir soruşturma bulunduğunu, bu dosyanın getirtilip incelenmesi gerektiğini, Çeklerin önce davalı şirkete, ardından ...’a ve sonrasında gerçek kişilere ciro edilerek tahsil edildiğini, bu nedenle gerçek kişi davalıların da uyuşmazlık bakımından sorumluluklarının bulunduğunu, Mahkemenin bu kişiler yönünden gerekli araştırmaları yapmadan pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna ulaşmasının hatalı olduğunu,9-)Çeklerin tahsil şeklinin ve ciro zincirinin araştırılmamasının hatalı olduğunu, dava konusu fatura karşılığında verilen çeklerin hangi hukuki ilişki kapsamında ve kimler tarafından tahsil edildiğinin araştırılmadığını, özellikle ...’nin veya onun talimatı altında çalışan kişiler aracılığıyla çeklerin tahsil edilmiş olabileceğini, çeklerin ciro zinciri ile tahsil sürecinin incelenmesi halinde davalıların birlikte hareket ederek haksız kazanç sağladıklarının ortaya çıkacağını, Mahkemenin bu hususlarda herhangi bir araştırma yapmaksızın davayı reddetmesinin eksik inceleme niteliğinde olduğunu belirterek,yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, eksik kalan delillerin toplanmasını, .... Şti.’nin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesini, gerekirse yeni ve uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını, davalı gerçek kişilerin dava konusu fatura bedelini hangi şekilde tahsil ettiklerinin araştırılmasını, yapılacak inceleme sonucunda davanın tüm davalılar yönünden kabulüne ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Dava, TBK'nın 470 vd. Maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayalı olarak, davacı tarafça, davalı şirket tarafından devralınan ... A.Ş.'ye kesilen "█████/2018 tarihli ... nolu 94.400,00 Euro bedelli iade faturasına" dayalı olarak İstanbul 31.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden davalılar ..., ... ve ... aleyhine 94.400 Euro (482.742,72 TL) üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Davalılar ... ve ... vekili, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu faturalara süresinde itiraz etmediğini ve ticari defterlerine işlediğini, davalıların gerçek kişi olup dava konusu alacak-borç ilişkisinin tarafı olmadıklarını, yalnızca ... A.Ş.’nin ortağı konumunda bulunduklarını, müvekkilleri tarafından ödeme talimatı verildiği iddiasının davacının kendi kayıtlarıyla çeliştiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. Vekili, davalı şirket yönünden husumet bulunmadığını, ... A.Ş. hisselerinin devri sırasında şirket aktiflerinde nakit bulunmadığını, hisse devir sözleşmelerinde hisse devrinden önceki borç ve yükümlülüklerin devredenlere ait olduğunun düzenlendiğini, davacının söz konusu sözleşmelerden ve şirket yapısından haberdar olduğunu, davacı ile diğer davalılar arasında uzun süredir devam eden ticari ve organik ilişki bulunduğunu, davaya konu alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu ticari ilişkinin ticari defter ve belgelerle sabit olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında; "Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır." şeklinde,Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamında; " Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf faturaların davalı tarafa tebliği edildiğini ve iade edilmediğini bildirmiş ve tebliğ belgeleri sunmuştur.Davalı tarafın beyanları ise faturaların tebliğ edildiğini ortaya koymakta ancak teslim edilmeyen malların faturalarının iade edildiğini savunmaktadır. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, tebliğ edildiği anlaşılan faturalara itiraz edildiği veya süresi içinde iade edildiği olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olarak ispat yükü altında olan davalı bunu kanıtlayamamış ve fatura içerikleri kesinleşmiştir. Bu nedenle davanın kabulü gerekirken kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır." şeklinde belirtildiği üzere, itiraz edilmeksizin ticari defterleri kaydedilen faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılır.Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporları, BA-BS formları, ödeme belgeleri ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, davalı şirket tarafından devralınan ... A.Ş.'ye yapılan bakım ve onarım işleri için düzenlenen "█████/2015 tarihli ... nolu 256.679,36TL bedelli faturanın" davacı ticari defterlerine işlendiği, ilgili dönem BA-BS kayıtlarına yansıtıldığı, fatura bedelinin çek ve nakit ödemeler yoluyla ödendiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacının kendi ticari kayıtlarıyla da doğrulandığı, buna karşılık davacı tarafından yaklaşık 3 yıl sonra düzenlenen "█████/2018 tarihli ... nolu 94.400,00 Euro bedelli iade faturasının" davalı kayıtlarına intikal etmediği ve tek başına hizmet alınmadığını ispata elverişli bulunmadığı, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre tacirler arasında düzenlenen ve süresinde itiraz edilmeyerek ticari defterlere kaydedilen faturaların hukuki sonuç doğuracağı, sonradan düzenlenen iade faturasının ise tek başına alacağın mevcut olmadığını veya hizmetin hiç verilmediğini ispata yeterli olmayacağı, ticari defterlere kaydedilen ve vergi kayıtlarına yansıtılan faturalar yönünden faturadaki iş bedeli ve hukuki ilişkinin kabul edilmiş sayılması gerektiği gözetildiğinde, hizmet alınmadığı ve yapılan ödemenin sebepsiz olduğu iddiasını ileri süren davacının bu iddiasını güçlü ve yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamındaki mevcut deliller itibarıyla bu ispat yükünün yerine getirilemediği, bu itibarla davacı vekilinin; bilirkişi incelemesinin yetersiz olduğu, hizmetin fiilen yerine getirilip getirilmediğinin araştırılmadığı, dava dışı .... Şti.'nin kayıtlarının incelenmesi gerektiği, tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin ve isticvap yoluna başvurulmamasının hatalı olduğu, uyuşmazlığın yanlış nitelendirildiği, ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu ve çeklerin ciro ile tahsil süreçlerinin ayrıca araştırılması gerektiği yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı,Ayrıca, davacı tarafça gerçek kişi davalılar ... ve ...'nin dava konusu işlemlerde aktif rol aldıkları, ödeme ve çek süreçlerini yönettikleri, bu nedenle dava konusu alacaktan şahsen sorumlu oldukları ileri sürülmüş ise de, dosya kapsamından uyuşmazlığa konu faturaların ve ödemelerin davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkiye dayandığı, davacının ileri sürdüğü alacak talebinin de bu ticari ilişkiden kaynaklandığı, borçlar hukukunun temel ilkelerinden olan sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, mevcut delil durumu itibarıyla gerçek kişi davalıların ortak, yönetici veya çalışan sıfatlarının tek başına şahsi sorumluluk doğurmayacağı gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin davalılar ... ve ... bakımından yapmış olduğu pasif husumet değerlendirmesinin de yerinde olduğu,Ancak, davacı taraf dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış olup, HMK'nın 31. ve 225. vd. maddeleri uyarınca tarafın açıkça dayandığı yemin delili bakımından ilgili tarafa bu hakkın hatırlatılmasının zorunlu olduğu, yemin delili kullandırılmaksızın hüküm kurulmasının hukuki dinlenilme hakkı ile delillerin ikamesine ilişkin usul hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, buna göre mahkemece davacı tarafa, söz konusu fatura kapsamında bir iş yapılmadığı iddiası ile gerçek kişi davalıların dava konusu işlemlerde şahsen rol aldıkları, dava konusu alacaktan kişisel olarak sorumlu oldukları ve bu nedenle husumetin kendilerine yöneltilebileceği yönündeki iddiasının ispatı bakımından yemin teklif etme hakkının hatırlatılması ve bu delilin kullanılıp kullanılmama durumuna göre oluşacak sonuçlar dairesinde esas hakkında yeniden bir değerlendirme yapılması gerekiken, bu yönde bir uygulamaya gidilmeksizin mevcut gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi, yemin deliline ilişkin istinaf sebebinin ise kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca bu yönden kaldırılarak, davacıya yukarıda belirtilen hususlarda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.