Şirket yöneticisinin usulsüz hisse devri, alacak aktarımı ve marka hakkı kullanımıyla şirketi zarara uğratması nedeniyle açılan tazminat davası.
Özet: Davacı, %99 pay sahibi olduğu şirketin yönetim kurulu üyesi davalının, şirkete ait varlıkları usulsüz hisse devirleri, alacak temlikleri ve marka kullanım hakkı aktarımlarıyla kendi kontrolündeki şirketlere aktararak şirketin içini boşalttığını, SGK ve vergi borçları dahil yaklaşık 7.500.000 TL borçla bıraktığını ve vergi incelemesinde defterleri ibraz etmeyerek şirketi zarara uğrattığını iddia ederek tazminat talep etmiş; davalı ise arabuluculuk tutanağının usulsüz olduğunu, borçlardan hukuken sorumlu olmadığını, davanın aile içi intikam amacı taşıdığını ve dava şartları eksikliği gibi usul nedenleriyle reddi gerektiğini savunmuştur.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davacı ----- %99 pay sahibi bulunduğu; ---- yönetim kurulu üyesi olarak hareket eden davalının 20.03.2017 tarihli ana sözleşme ile ----kurdurduğu; kuruluşta --'in paylarının %100'ünün ---- ait bulunduğu; fakat 15.05.2018'de bu hisselerin tamamının davalıya ait ---adlı şirkete devredildiği; sermayenin korunması ilkesine aykırı düşen bu devir ile --- %99 pay sahibi olduğu ----- malvarlığının eksiltildiği; bu nedenle, davalının sorumluluğunun bulunduğu; davalının hem temlik eden hem temlik alan yetkilisi olarak imzaladığı bir sözleşme ile ---- 1.403.924,76.-TLlik alacağını 31.05.2017 itibariyle kendi kontrolünde olan ----'e devrettiği ve böylece ---- zararına sebep olduğu; bu nedenle de sorumluluğu bulunduğu; “--” markasının Türkiye'deki kullanım hakkı ---- verilmiş iken, davalının işbu kullanım hakkının ---- devredilmesini sağladığı; bu hususta marka sahibi --- 04.10.2017 tarihli belge düzenlediği; böylece -- marka kullanım hakkı kapsamında elde ettiği franchise gelirlerinin de davalının kontrolündeki şirkete aktarıldığı; davalının bu nedenle de sorumluluğu bulunduğu; davalının yukarıda belirtilen işlemlerle şirketin içini boşaltmakla kalmayıp ---- ilişkin ödemeleri yapmayarak ---- SGK'ya, vergi dairelerine ve üçüncü kişilere olmak üzere yaklaşık 7.500.000.-TL bir borç ile başbaşa bıraktığı; ayrıca, davalının usulsüz işlemleri nedeniyle Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nca ---- hakkında vergi incelemesi başlatıldığı ve 2016 yılı ticari defterlerinin talep edildiği fakat defter ve belgeler davalı tarafından ---- teslim edilmediğinden vergi denetmenine ibraz edilemediği ve ----- ile yöneticilerinin vergi cezası kesilmesi/VUK'na muhalefetten dava açılması riski ile karşı karşıya kaldıkları ileri sürülerek, HMK md.107 kapsamında şimdilik 10.000.-TL olmak üzere şirket tüzel kişiliği yönünden tazmini gereken tüm zararın tespiti ve zararın oluştuğu tarihten itibaren ---- ödenmek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; Dosyaya alınan arabuluculuk tutanağı usulsüz olduğunu, arabuluculuk tutanağına davalının iradesi yansımadığı gibi davacı şirketin iradesi de yansımadığı orataya çıkmıştır. davacı şirket yk üyelerinin kişisel çıkarlarına hizmet eden arabuluculuk tutanağına dayanara karar verilemeyeceğini, Davacı, davalının zaman zaman vekillerine ücret ödemediğini, vekillerinin istifa ettiğini, hatta vekillerinin fetö teror örgütü mensubu olduğundan yurt dışına kaçtıklarını bu nedenle de mütemadiyen vekillerini değiştirdiğini beyan ederek aslında arabuluculuk tutanağını davalının vekillerinden Av.---- ile birlikte kurgulayarak davalının da hiç haberi olmaksızın imzaladıklarını da bir nevi itiraf etmiş durumda olduklarını, Davacı taraf madem ki, davalının sık sık vekil değiştirdiğini biliyor neden arabuluculuk aşamasında davalıya tebligat yapılmasını sağlamamıştır? Davalıya tebligat yapılmadan davalının bir çok vekili arasında birini ikna ederek, vekalet görevini kötüye kullanma teşkil edecek nitelikte tutanak düzenlediğini, davacının iddia ettiği borçların, sgk ve vergi borçlarının ödenmesinden davalının sorumlu tutulmasına hukuken imkan olmadığını, davacı tarafın iddialarının yerinde olmadığını , davalı taraf dava dışı şirketin SGK ve Vergi borçlarını kasten ödemeyerek şirkete zarar verilmediğini, davalı tarafın temsilci sıfatıyla yönetmiş olduğu dava dışı şirketi, yönettiği dönemde herhangi bir SGK veya Vergi borcu olmadığını, dava dışı şirketin SGK, vergi ve borçlarını ödeyecek maddi gücü olup da davalı tarafın kasten engellemiş olması halinde sorumluluğuna gidilebileceğini, davacının bu yönde bir iddiası olmadığı tartışmasız olduğunu, dava dışı şirketin tüm borçlarından davalıyı sorumlu tutmaya çalışmasının da aile üyeleri arasındaki kişisel ihtilaflar nedeniyle olsa olsa intikam almaya yönelik olduğu açık olduğunu, --- Ticaret Mahkemesi'nin -- sayılı dosyasının sonuçlanmasının bekletici mesele yapılmasına ve davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılmış olduğundan usulden reddine, Davanın açılması bakımından dava dışı ----Genel kurulundan sorumluluk davası açılması için dava şartı olan Genel kurul kararı alınmadan açılmış olması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, Davanın, davalı Yönetim kurlu temsilcisine yöneltilmiş olduğundan pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davanın hak düşürücü süre içinde açılmamış olması nedeniyle reddine,Davacı tarafın ----- zarara uratıldığı taleplerinin, ---- hissedarı olmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davacı tarafın davalı YK temsilcisinin dava dışı şirketi zarara uğrattığı iddiasını ispat edemediğinden, davacının iddia ettiği eylemlerin zarar niteliği olmadığı gibi, davalının eylemleri ile zarar arasında bir illiyet bağının kurulmadığı davalının kasti zararlandırıcı davranışının bulunmadığından haksız davanın esastan reddine, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin kötü niyetli davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE:
Dava hukuki niteliği itibariyle ; davalının, dava dışı----fiili/ örtülü yönetim kurulu üyesi olarak hareket ettiği, bu kapsamda ----- zararlandırıcı eylemleri olduğu, yönetimde keyfi davrandığı, özen ve bağlılık yükümüne aykırı davrandığı, bu çerçevede davalının; --- %100 hissedarı olarak kurduğu ---- hisselerini kendine ait ---Şirketine devrederek şirketi zarara uğrattığı, --- 1.403.924,76 TL alacağını kendi kontrolüne aldığı, ----- usulsüz olarak temlik sözleşmesiyle devrettiği, Davacı şirketin kullanım hakkına sahip olduğu belirtilen --- markasının kullanım hakkını kendi kontrolüne aldığı,--- usulsüz olarak devrettiği, Şirkete ilişkin borçları ödemeyerek davacı şirketi yaklaşık 7.500.000 TL borçla baş başa bıraktığı, SGK ve vergi borçları bulunduğu, Davacı şirketin 40 icra dosyasında yaklaşık 2.100.000 TL borçlu göründüğü, ---- şirketi hakkında başlatılan vergi incelemesi sürecinde davalının defter ve belgeleri ---- şirketine teslim etmemesi nedeniyle vergi denetimine ibraz edilmediği, vergi cezasına sebep olabileceği iddiaları yönünden davalıya atfı kabil kusur, meydana gelen zarar ve illiyet bağı prensipleri çerçevesinde davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, varsa miktarına ilişkindir.
Dosya konusunda uzman bilirkişiye verilerek, rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda ;İşbu davanın 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı yolundaki davalı savunmasının, işbu davanın açıldığı 19.03.2021 itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'da böyle bir hak düşürücü süre düzenlenmediği için dayanaklı görülemediği; Dava dışı----08.04.2015 tarihli genel kurul kararı uyarınca ---- yıllığına görev yapmak üzere tek başına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği; davalı ----- gerçek kişi temsilcisi olarak faaliyet gösterdiği; ticaret sicili kayıtlarından ---- ve onun gerçek kişi temsilcisi olan ---- 08.04.2018 sonrasında da ----- görevlerine -yeni yönetim kurulu seçimi yapılmaması nedeniyle- devam ettikleri; ancak, 13.08.2020 tarihli genel kurul kararı uyarınca ----- yönetim kurulu üyeliklerine başka kişilerin seçildiği ve bu sebeple --- ile temsilcisi ----- önceki görevlerinin sona erdiği; 13.08.2020 tarihli genel kurul kararında önceki yönetim kurulu üyesi hakkında açık veya örtülü bir ibra kararı alınmadığı; Davalı -, görev yaptığı dönemde ---- şirketinin tek yönetim kurulu üyesinin temsilcisi olarak faaliyet göstererek, fiilen tek başına ----- şirketinin yönetim organının iradesini oluşturduğu; yönetim kurulu üyesi --- ait olduğu ve --- iradesinin ---- tarafından belirlendiği ortaya konulduğu takdirde (davacı bunu iddia etmiş ise de dava dosyasında bu iddianın delili görülememiştir) davalının "----direktifleri doğrultusunda hareket ettiği” savunmasının dayanaksız kalacağı; çünkü,----iradesini belirleyen ---- ise, onun kendi kendisine direktif vermiş durumda bulunacağı ve ---- yönetim organının iradesini fiilen tek başına oluşturduğunun teyit edileceği; bu koşullarda davalı --- şirketinde “olgu/fonksiyonel organ” olarak kabul edilebileceği; ---- 2016-2017 itibariyle ticari alacaklarının takriben 9622 ilâ 9632'sine denk düşen tutarda 1.403.924,76 TL'lik alacağın faiz, vs. tüm fer'leri ile birlikte yavru şirket ----'e temlikinin TTK md.408 uyarınca “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” kapsamına girip girmediği ve bu temlikin genel kurulun izni alınmaksızın gerçekleştirilmesinin yönetim kurulu üyesi ----ve olgu/fonksiyonel organ olduğu kabul edildiği takdirde davalı --- sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği noktasında takdirin Muhterem Mahkemenize ait bulunduğu;--- 08.04.2015 tarihli genel kurul kararında yönetim kurulu üyesi seçilen --- TTK md.395 kapsamında herhangi bir izin verilmediği; hal bu iken, ---- ait ---- hisselerinin kendisine devri için konuyu ---- genel kurulunun gündemine getirmeksizin ve peşinen verilmiş bir izin de bulunmaksızın 15.05.2018'de sözleşme yapmasının hukuka aykırı düştüğü; bu hukuka aykırılığın yönetim kurulu üyesi---- ve olgu/fonksiyonel organ olduğu kabul edildiği takdirde davalı--- sorumluluğunu gerektirebileceği; 08.04.2015 tarihli --- genel kurul kararında --- TTK md.396 kapsamında herhangi bir izin verilmediği;---- sahip olduğu hisselerin 15.05.2018'de -- devri sonrasında, ---ve gerçek - temsil ----uhdesindeki --- marka kullanım ve franchise haklarının ---- geçişini sağlayacak 13.03.2019 tarihli sözleşmeyi ---- adına -yabancı marka sahibi ile- akdetmelerinin, o sırada hâlâ görev yaptıkları ---- yönelik özen/sadakat (TTK md.369) ve rekabet yasağı (TTK md.396) yükümlülüklerir lali mahiyetinde olduğu; bu hukuka aykırılığın yönetim kurulu üyesi sıfatıyla --- ve olgu/fonksiyonel organ kabul edildiği takdirde davalı --- sorumluluğunu gerektirebileceği;--- ve ---- Vergi Dairesi Müdürlükleri ile ----- Sosyal Güvenlik Merkezi'nin dava dosyasına gönderdikleri vergi ve sigorta borç dökümleri, ayrıca 2014-2015-2016-2017 hesap yıllarına ilişkin Kurumlar Vergisi Beyannameleri ışığında; — ---- yıllar içinde azalarak da olsa zarar eden, epeyce borçlu ve nakit akışı sıkıntılı bir şirket olarak gözüktüğü ve başarılı bir şekilde yönetildiğinden söz edilemeyeceği; ---- kasasına girecek ve borçlarının ödenmesine kısmen dahi olsa yardım edecek 1.403.924,76 TL'lik alacağın ----temlikinin ve -davacının iddiasına göre- ---- tek gelir kaynağı olan ----- markasının kullanım ve franchise haklarının Mart 2019 itibariyle -----geçmesinin ----- ekonomik anlamda yararı bulunmadığı; Fakat, ------ ticari defterlerini ve sair kayıtlarını inceleme imkânı bulunmadığından (bkz. Rapor'un ----nolu başlığı altındaki vakalar) örneğin icra takibine konu borçların neden ödenmediği, ödenmemesi için nakit sıkıntısı dışında herhangi bir geçerli/haklı sebep olup olmadığı, ---- hangi yönetimsel kararlar neticesinde 2014'ten itibaren ard arda yıllar boyu zarar ettiği, ----- markasının kullanım ve franchise hakları kendisinde iken bile nakit akışında neden sıkıntı yaşadığı ve tüm bu tabloda şirketin 2015'ten itibaren tek yönetim kurulu üyesi olan --- ile gerçek kişi temsilcisi ---- -varsa- yaptıkları sair kusurlu eylemler/işlemler/kararların bilinmediği; bu sebeple, --- tüm borcundan ----- sorumlu tutulabilip tutulamayacağı noktasında delillere dayalı bir kanaat oluşturulamadığı ,şeklinde raporunu sunmuştur.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde ; davacı ---- ŞİRKETİ █████/2019 tarihli genel kurul kararı uyarınca █████/2022 tarihine kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliklerine seçilen ---- tarafından idare edildiği █████/2022 tarihli genel kurul kararı uyarınca --- █████/2025 tarihine kadar görev yapmak üzere tekrar yönetim kurulu üyesi seçildikleri, --- █████/2015 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulunun tek üyeli olmasına karar verilmiş olup, yönetim kurulu üyeliğine üç yıllığına --- Şirketi seçilmiş, tüzel kişi yönetim kurulu üyesinin temsilcisi olarak ---- tayin edilmiş ,█████/2020 tarihli genel kurul kararı uyarınca █████/2023 tarihine kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliklerine ----seçilmiş olup --- Şirketinin önceki üyeliğinin sona erdiği █████/2020 tarihli -- gazetesi ile ilan edilmiştir, --- şirketi █████/2017 tarihinde tescil edilmiş, kuruluştan itibaren 3 yıllığına görev yapmak üzere seçilen ilk yönetim kurulu üyesi ----olup, gerçek kişi temsilcisi ----, █████/2018 ticaret siciline kayıt edilip, █████/2018 tarihli ----ilan edilen pay devri ortaklık bildirimine göre ---- sahip olduğu % 100 oranında 1000 adet hissenin tamamı ---- Şirketinin█████/2018 tarihinde satılıp devir edildiği, ----- 69 adet borçlusu olan 1.403.924.76-TL alacağının tamamının faiz ve sair tüm ferileri ile birlikte ---- şirketi temlik edildiği, temlik edenin temlik konusu alacaklar , temlik alana ödeninceye kadar bunlardan sorumlu olmaya devam edeceği ve temlik edilen alacakların temlik alana ödenmemesi halinde temlik alanın temlik edene rucu edebileceğinin kabul ve taahhüt edildiği, ---- vergi dairesi başkanlığı ---- vergi dairesine gelen müzekkere cevabına göre ---- █████/2024 tarihi itibariyle toplamda 4.056.395.66-TL vergi borcu bulunduğu, ---- vergi dairesinden gelen █████/2024 tarihli müzekkere cevabına göre, █████/2020 tarihi itibari ile toplamda 25.536.84-TL vergi borcu bulunduğu, Hisar veraset ve harçlar vergi dairesi müdürlüğünün █████/2024 tarihli yazısına göre █████/2020 tarihi itibariyle 389.49-TL borç kaydı bulunduğu, ---- vergi dairesi müdürlüğünden gelen müzekkere cevabına göre █████/2020 tarihi itibari itibariyle 1.675.141.35-TL vergi borcunun bulunduğu, --- Sosyal güvenlik il müdürlüğü ---- gelen █████/2024 tarihli yazı içeriğine göre, -- şirketinin █████/2020 tarihi itibari ile 264.479.84-TL borcunun bulunduğu, ---- sosyal güvenlik merkezinden gelen █████/2024 tarihli müzekkere cevabına göre █████/2020 tarihi itibari ile borç miktarının 240.000-TL olarak bildirilmiş olduğu, dava dışı -/-- ticari defterleri incelendiğinde; ---- bünyesinde kalması makul bir gider yapısı ile yürütülmesi halinde 2017-2018-2019 döneminde toplam 604.635.12-TL tutarında faaliyet karı elde edilmesinin mümkün olduğu, söz konusu faaliyetin ---- hisselerinin -----Şirketine devir edilmesi sonucunda --- herhangi bir menfaat elde edilmediği 2017-2018-2019 yıllarına ilişkin 604.635.12-TL lik makul faaliyet karı tutarından mahrum kaldığı, ----temlik edilen ---- alacakları konusunda 2016-2017 bilançoları incelendiğinde şüpheli ticari alacaklar kaleminin her iki bilanço da görüldüğü ve bu temlik sözleşmesi ile ---- 1.403.924,76-TL alacağının -- -- temlik edilmesi ile ----- verilmiş bir zarar olarak değerlendirildiği, davalı ---- fiili olarak ---- yönettiği süre içerisinde yapılan bilirkişi incelemesindeki vergi ve sgk borçlarını zamanında ödememesi , ---- maliye ve sgk tarafından takibe alınmasına yol açmasına, ---- tedbirli bir yönetici ile yönetilmediğini gösterdiği, bu hali ile TTK 553 maddesine göre " kurulucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri kusurları ile ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahipleri hem de şirket alacaklarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları şeklinde düzenlenmiş olup, TTK 369/1 maddesine göre yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeni ve dürüstlük kuralı ile yerine getirmelidirler ve bu madde metni sadece yönetim kurulu üyelerini değil yönetim ile görevli herkesi kapsamakla olup, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan bir zarar meydana geldiğinde yöneticinin sorumluluğu ve yöneticinin bu zarardan sorumlu olacağı, kanatine varılmıştır. Somut uyuşmazlıkta da davalı---- görev yaptığı süre içerisinde şirketin mali borçlarını zamanında ödememesi ve yapılan temlik sözleşmeleri nedeniyle şirketin zarara uğradığı gözetilerek yöneticinin uymakla yükümlü olduğu özen yükümlülüğü yerine getirmediği bu anlamda TTK 553 ve TTK 369 madde hükümlerine göre şirket zararlarından sorumlu olacağı ve tespit edilen alacağı kanaatine varılarak, bilirkişi raporu ile tespit edilen zararın dava dışı şirkete ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda yazılacağı üzere;
Davanın kabulü ile 6.817.195.16-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile dava dışı ----- ödenmesine,
2-Alınması gerekli karar harcı 465.682,60- TL’den peşin olarak yatırılan 116.420,78- TL'nin mahsubu ile 349.261,82- TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 16.420,78- TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 21.169,75- TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 821.375,61 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.360,00- TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, Davacı Vekilinin ve Davalı Vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!