Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satıştan kaynaklı alacak ve ayıplı boya hammaddesi iddiasıyla açılan karşı davada, borulardaki renk solmasının nedeni ve bilirkişi incelemesiyle alacak ihtilafının çözümlenmesi.
Özet: Bu ticari davada davacı, sattığı boya hammaddelerinin fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalı ise aldığı hammaddeden ürettiği borularda meydana gelen renk bozukluğunun gizli ayıp nedeniyle oluştuğunu iddia ederek sözleşmeden dönme hakkını kullandığını belirtip, uğradığı zararın tazminine ilişkin karşı dava açmış, mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak ihtilafın boyadaki ayıptan mı yoksa üretim hatasından mı kaynaklandığı araştırılmıştır.

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye YetkiliT.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ KARAR NO: ████████HAKİM : KATİP : DAVACI-KARŞI DAVALIVEKİLİ : DAVALI-KARŞI DAVACI VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026G.K. YAZIM TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; DAVACI TARAFINDAN satışı ve teslimi gerçekleşen ürünlere ilişkin davacı tarafından █████/2024 tarihli ve 275.877,00 TL bedelli ve █████/2024 tarihli 186.839,02 TL bedelli faturalar kesildiğini, davalı tarafından söz konusu faturalara ilişkin bedellerin ödenmemesi üzerine, █████/2024 tarihli ve 275.877,00 TL bedelli fatura için Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün ...... E sayılı, █████/2024 tarihli 186.839,02 TL bedelli fatura için de Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün ...... e sayılı dosyalarında takip başlatıldığını, davalının söz konusu icra takiplerine haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğinden bahisle numaraları belirtilen dosyalarda vaki davalı itirazlarının reddine ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle;davalı kendisinin boru üretim firması olduğunu, davacıdan söz konusu boruların üretiminde kullanılan ve borulara renk veren boya ham maddesini sipariş edip teslim aldığını, sonrasında üretime başladığını, sevkiyat için boruları depoya koyduğunu, kısa bir süre sonra boruların renginde meydana gelen bozukluktan ötürü boruları satamadığını, Ankara Batı 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde delil tespiti yaptırdığını, gizli ayıp ihbarı yaptığını, █████/2025 ve █████/2024 tarihlerinde davacının taleplerini reddettiğini, bu nedenle sözleşmeden dönme hakkını kullandığını beyanla davanın reddini, değişik iş dosyasında yapılan tespit neticesinde davacının ayıplı ürün satması nedeniyle uğradığı zararının tazminine ilişkin karşı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya verdiği cevap dilekçesinde özetle; karşı davacı tarafından yokluklarında yapılan tespitleri kabul etmediklerini, söz konusu üretimde müvekkili tarafından satılan boyaların kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, bunun yanı sıra söz konusu renk solmalarının boya kalitesinden mi, yoksa imalat süresinde önerilen boya oranının doğru ayarlanamamasından kaynaklandığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, renklerdeki solmaların boya kalitesinden kaynaklığı yönünde dosyada objektif ve bilimsel bir veri bulunmadığından bahisle karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TOPLANAN DELİLLER:-Ankara Batı İcra Dairesinin ..... ve ....... takip sayılı dosyaları Uyap üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.-İlgili Vergi Dairelerine yazı yazılarak tarafların BA&BS formları celp edilmiştir. -Ankara Batı ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...... D.İş sayılı dosyası Uyap üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. -Mahallinde keşif yapılmış ve taraflarca bildirilen tanıklar keşif mahallinde dinlenmiştir. -Davaya konu uyuşmazlık konusu bakımından Kimya Mühendisi ve SMM Bilirkişiden alınan rapor dosya arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Asıl dava faturaya dayalı alacaktan kaynaklı itirazın iptaline ilişkin olup karşı dava, asıl dava davacısının ayıplı ürün sattığı iddiası ile uğranılan zararın tazmini için açılmış alacak davasıdır. Davacı tarafından davalıya boya ham maddesi satıldığı ve davalının bu ürünleri kendi bünyesinde işleyerek ürettiği boruları renklendirdiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilafın temel sebebi davalının davacının kendisine sattığı ürünler ile renklendirdiği boruların renklerinde meydana gelen solmanın boya ham maddesindeki bir ayıptan dolayı mı, yoksa üretim aşamasında doğru oranlarda kullanılmamasından dolayı mı olduğu hususundadır. Mahkememizce davaya konu edilen ürünler yerinde incelenmek üzere keşif icra edilmiş ve taraflarca bildirilen tanıklar keşif mahallinde dinlenmişlerdir. Akabinde dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, kimya mühendisi bilirkişiden özellikle ürünlerdeki ayıbın ham maddeden mi üretimden mi kaynaklandığı hususunu aydınlatılması istenmiştir. Dosyaya sunulan █████/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Tarafların ticari defter tasdik işlemlerinin yasada belirlenen usul ve esaslara uygun olarak süresinde yaptırılmış olduğu, Tarafların birbiriyle ve Vergi Dairesi kayıtlarıyla da uyumlu olan ticari defter kayıtlarına göre 09.05.2025 icra takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 513.217,71 TL alacaklı olduğu, Olayımızda masterbatchın % 1.5 dolayında kullanıldığını, keşifte davacı tarafın mühendisinin de söylediği gibi eğer geri dönüştürülmüş plastik hammaddesi kullanılıyorsa bu dozaj en az % 2 ve yukarısı olmalı, dava konusu olayda da görüleceği üzere geri dönüştürülmüş hammadde ile düşük dozajda masterbatch kullanılması sonucu üretilen borularda bir müddet sonra renk solması ve renk kayması olmuş olduğunu, bilirkişi heyeti olarak kullanılan masterbatchın ayıplı ya da gizli ayıplı olmadığı kanaatine ulaşıldığı, sorunun üretim ve üretimin bileşimi kaynaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. " şeklinde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1,c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/I hükmü de uygulanacaktır.Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” denilmektedir.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 23’de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz. Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 23/c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. (Ankara BAM 22. HD. █████████ E, ███████ K sayılı ilamı)Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda, davacı taraf, davalıya mal sattığını, bu satış işlemine ilişkin fatura kestiğini ancak davalı tarafından ödeme yapılmadığını iddia etmiştir. Davalı ise ödeme yapmadığını çünkü davacı tarafından kendisine satılan ve teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu, süresi içinde ayıp ihbarında bulunduklarını beyan etmiştir. Söz konusu ayıp zaman içerisinde güneş ışığına maruz kalınması sonucunda ortaya çıktığından gizli ayıp olarak değerlendirileceğinden ayıp ihbarının süresinde yapıldığının kabulü gerekmiştir. Bu durumda icra takibine konu faturaların içeriğindeki malların ayıplı olduğunu ispat yükü davalıdadır. Dosyada yapılan inceleme ve değerlendirmelerde; davalı tarafından her ne kadar değişik iş dosyası ile zararının tespit edildiği iddia edilmiş ise de değişik iş dosyasında alınan raporda sadece borulardaki solmaların tespit edildiği, herhangi bir numune incelemesi yapılmadığı, soluk renkli boruların fiyatlandırmasının yapıldığı tespit edilmiş olup ayıba ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Gerçekten de davalı tarafça herhangi bir numune ayrılmaksızın tüm ürünün kullanıldığı dosya kapsamında sabit ve davalının da kabulündedir. Dosyada dinlenilen davacı tanıklarınca davalıya kullanılacak ürünün %2 oranında kullanılması gerektiğinin bildirildiği beyan edilmiştir. Davalı-karşı davacı tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalının söz konusu ürünü %1,5 oranında kullandığını beyan ettiği görülmüştür. Dosyaya sunulan davacı yanca düzenlenen ürün teknik özelliklerini gösterir belgede de minimum kullanım oranının %2 olduğu belirtilmiştir. Mahkememiz dosyasında alınan bilirkişi raporunda söz konusu üretim neticesinde meydana gelen solmaların boya kalitesinden değil üretimden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Dolayısı ile davalı tarafından davaya konu ürünlerin ham madde olarak ayıplı olduğu usulünce ispatlanamamıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmelerde de; tarafların ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, dosyaya sunulan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takiplerine konu faturalar içeriğindeki ürünlerin ayıplı olduğunun ispat edilememesi nedeniyle davalı tarafından yapılan itirazların haksız olduğunun kabulü ile itirazların iptali ve davacının icra inkar tazminatı taleplerini kabulüne, yine yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere davalı- karşı davacının ayıbı ispat edememesi göz önünde bulundurularak karşı davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; A-)Asıl Davanın KABULÜ ile;Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... E. Sayılı ve ........ E sayılı dosyalarına yaptığı İTİRAZLARININ İPTALİNE,1- Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ........ E. Sayılı takibin 275.877,00-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA,Kabul edilen asıl alacak (275.877,00-TL)miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (55.175,40-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2- Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı takibin 186.839,02-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA,Kabul edilen asıl alacak (186.839,02-TL)miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (37.367,80-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 3-Asıl dava yönünden; Alınması gereken 31.608,13-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harç ve ıslah ile alınan 7.560,50-TL olmak üzere toplam 8.175,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23.432,23-TL harcın davalı/karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 8.175,90-TL harcın davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı/karşı davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 74.034,56 TL vekalet ücretinin davalı/karşı davacıdan alınarak davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalı/karşı davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,B-)Karşı davanın REDDİNE, 1-Alınması gereken 732,00-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin karşı davacıdan alınarak karşı davalıya VERİLMESİNE, 3-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00 TL arabuluculuk giderinin karşı davacıda tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı/karşı davalı tarafça yapılan 18.500,00-TL yargılama giderinin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalı/karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip ...... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır