Adana Bölge Adliye Mahkemesinin, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında bononun teminat senedi olduğu iddiasının yazılı delille ispatlanamaması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, davalıya müşteri devri karşılığında teminat olarak verildiği iddia edilen 120.000 TL bedelli boş senedin rızası dışında doldurularak icra takibine konulduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, davalı senedin geçerli bir kambiyo evrakı olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi, senedin teminat olduğu veya anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının, senede atıf yapan yazılı bir delil ile ispatlanamadığı, müşteri devir teslim tutanağında bu yönde bir kayıt bulunmadığı ve savcılık dosyasındaki iddiaların da kesinleşen takipsizlik kararı ile ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/5/2023
NUMARASI : ███████ Esas - ████████ Karar
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :█████/2026
YAZIM TARİHİ :█████/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/5/2023 tarihli ve ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararı aleyhine davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ile müvekkilinin uzun yılardır tanıştığını, davalının, davadışı kocası ... ve çocuklarının da serbest muhasebeci ve mali müşavir olarak çalıştığını, müvekkilinin de serbest muhasebeci ve mali müşavir olduğunu, davalının, kendisine ait muhasebe ofisini ve mükelleflerini devretmek suretiyle kapatmak istediğini, davalı ile müvekkilinin devir konusunda anlaştıklarını ve aralarında 17.08.2015 tarihinde "Müşteri Devir Teslim Tutanağı" imzalanarak devir işlemlerinin gerçekleştiğini, müşteri devrinin teminatı amacıyla 120.000 TL bedelli bir teminat senedi imzalandığını, müvekkilinin de bu anlaşmayı kabul etmesiyle eski mükelleflerin doğrudan doğruya davalı ...'a ödeme yaptıklarını, aradan 5 yıl geçtikten sonra davalının işbu davanın konusu boş senedi müvekkilinin rızası dışında ve hukuka aykırı olarak doldurduğunu ve .... İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine koyduğunu, bahsigeçen kötü niyetli ve hukuka aykırı icra takibinin iptali için açılan dava sonunda ....İcra Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas- ████████ Karar sayılı ve 08.10.2020 tarihli ilamıyla usul ve yasaya aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, bunun üzerine kararın kaldırılması için istinaf başvurusu yapıldığını ve yargılamanın halen devam ettiğini, boş-bedelsiz senedin müvekkilinin rızası hilafına doldurularak icra takibi başlatıldığını, teminat olarak verilen senedin gerçeğe aykırı olarak doldurulup icraya konulması nedeniyle davalı yan hakkında bedelsiz senedi kullanma (TCK madde 156), nitelikli dolandırıcılık (TCK madde 158) ve resmi belgede sahtecilik (TCK madde 204) suçları bakımından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddia ettiği gibi dava konusu bononun teminat senedi olmadığını, davacı tarafça, dava konusu bononun teminat olduğu iddiasına delil olarak sunmuş olduğu devir-teslim tutanağının taraflarca düzenlendiğinin doğru olduğunu, ancak sözkonusu devrin bambaşka bir hukuki ilişkinin konusu olduğunu, eldeki davanın konusu bono ile ilgisi bulunmadığını, bononun kambiyo hukukunca geçerli olduğunu, bononun davacının da ifade ettiği gibi tüm geçerlilik unsurlarını içerecek şekilde davacı/keşideci tarafından düzenlenip müvekkiline verildiğini, müvekkilinin de bedeli nakden ahzolunmuş olan bonoyu yasal süresi içinde icra takibine koyduğunu, işbu davada tanık dinlenmesine muvafakat etmedikleri belirterek davanın reddine, alacağın % 20' den az olmamak üzere belirlenecek tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "...Yapılan incelemede her ne kadar davacı tarafından ... icra müdürlüğünün █████████ E sayılı dosyası ve iş bu icra dosyasında takip dayanağı olan 17.08.2015 tanzim, 15.01.2018 vade tarihli ve 120.000,00 TL bedelli bono nedeni ile davalıya borçlu olunmadığına ilişkin menfi tespit davası açılmış ise de; yukarıda değinilen Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere kambiyo senedine karşı ileri sürülen hatır çeki, teminat senedi, senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bedelsizlik gibi her türlü iddianın senede atıf yapan bir yazılı delil ile ispatlanması gerektiği, ancak somut olayda davalıya verildiği iddia edilen bononun 17.08.2015 tarihli müşteri devir teslim tutanağı nedeni ile verildiği iddiasının bu hususta bonoya atıf yapan yazılı bir belge ispatlanamadığı, müşteri devir teslim tutanağında da bu hususta herhangi bir kayıt yer almadığı, celp edilen savcılık dosyasında da davacının iddialarının ispatlanamadığı gerekçesi ile takipsizlik kararı verildiği, iş bu kararın kesinleştiği, neticede bononun teminat senedi olduğu ve sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddialarının bonoya atıf yapan bir belge ile ispatlanamadığı, ayrıca mahkememizce davacıya yemin teklif etme hakkının da hatırlatıldığı ancak bu hususta yemin teklifinde de bulunulmadığı anlaşılmakla ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusunun teminat sedeni olduğunu, gerçek borç karışlığı verilmediğini, davalı aradan yıllar geçtikten sonra boş senedi müvekkilin rızası dışında doldurarak icra takibine koyulduğunu, müvekkilin herhangi bir borcu bulunmadığını senet müşteri devri sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini, teminat seneti kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, mahkeme yazılı başlangıcı olmasına rağmen tanıkları dinlememiş olduğunu, savunma hakkını kısıtlayarak eksik inceleme ile karar verildiğini, teminat senetlerinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermeyip, kambiyo senedi vasfını haiz olmadıklarının Yargıtay'ın emsal kararıyla da teminat sabit olduğunu iddia ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Kambiyo senetleri kayıtsız ve şartsız para borcu ikrarı içermekte ve sebepten bağımsız (mücerret) senet niteliğinde olup, yerleşik Yargıtay uygulaması doğrultusunda senedin teminat senedi olduğu yahut açığa imza sonrasında senedin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu itirazlarının davacı tarafça yazılı belge ile ispatlanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı tarafça bahsi geçen iddiaların senetle yahut başkaca kesin delille ispat edilemediği, mahkemece yemin deliline dayandıkları hatırlatıldığı halde, davacı tarafça yemin teklif etmediklerinin beyan edildiği, dava konusu bono üzerindeki imzanın davacı tarafça inkar edilmediği, bu haliyle imzanın davacıya ait olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alınan 269,85.TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere█████/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Üye
...
¸
...
Katip
...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!