Danıştayda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2500 adet uygulama bazlı taksi tahsisine dair meclis kararının ihale yöntemi belirsizliğiyle iptali üzerine temyiz davası.
Özet: Bu hukuki evrak, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin, ulaşımdaki şikayetleri azaltmak ve artan taksi ihtiyacını karşılamak amacıyla mevcut sisteme ek 2500 yeni uygulama bazlı taksi işletme hakkını gerçek kişilere 29 yıl süreyle ihale etme kararının iptali istemini ve bu iptal kararının temyiz sürecini ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, ihale edilen hakkın (işletme, imtiyaz veya kiralama) belirsizliği nedeniyle söz konusu meclis kararını hukuka aykırı bulurken, temyiz eden idare ise kararın taksi işletme hakkının ihalesi olduğunu ve ilgili kanun maddeleri ile bilimsel raporlar ışığında hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:█████████Karar No:█████████TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediyesi VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... OdasıVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezinin (UKOME) ... tarih ve ... sayılı kararıyla halihazırda faaliyet gösteren taksilere ilave olarak arttırılmasına karar verilen 2500 adet uygulama bazlı taksinin gerçek kişilere 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18/e maddesi uyarınca 29 yıl süreyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu çerçevesinde ihale yapılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu işlemde "2.500 adet taksinin gerçek kişilere 5393 sayılı Kanun'un 18/e ve 2886 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri doğrultusunda ihale yapılmasına" şeklinde karar verildiği, meclis kararında taksi işletme hakkının mı, taksi kullanımına dair imtiyaz hakkının mı yoksa taksi plakasının kiralanmasına dair hakkında mı ihale edildiğinin belirsiz olduğu, dolayısıyla hangi yöntemin seçildiği belirtilmeksizin tesis edilen dava konusu meclis kararında bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan, söz konusu eksiklik giderilmek suretiyle yeniden işlem tesis edilebileceğinin açık olduğu belirtilmiştir.Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemde taksilerin 29 yıllığına işletilmesi hakkının ihale edildiği, bu hususun Meclis kararından açıkça anlaşıldığı, █████/2019 tarihli Çalıştay raporunda taksi sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerektiği yönünde değerlendirme yapıldığı, yine İstanbul Teknik Üniversitesi Ulaştırma ve Ulaşım Araçları Uygulama-Araştırma Merkezinin █████/2020 tarihli raporunda, 2020 yılı itibarıyla İstanbul ilinde ortalama 40.000 adet taksiye ihtiyaç duyulduğuna karar verildiği, aynı şekilde Balıkesir Onyedi Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Ulaştırma Mühendisliği Bölümü Akıllı Ulaşım Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli raporda taksi sayısının 20.000 adet artırılması gerektiğinin belirtildiği, söz konusu raporlar da dikkate alınmak suretiyle ... tarih ve ... sayılı UKOME kararı alındığı, daha sonra dava konusu işlemin tesis edildiği, yargı kararları gereği de taksi taşımacılığı işinin ihale yoluyla ve süreli olarak özel kişilere verilebileceği, bu konuda karar organının belediye meclisi olduğu, büyükşehir belediyelerinde il trafik komisyonu yetkilerinin UKOME'ye verildiği, 2886 sayılı Kanun'un 64. maddesi uyarınca 29 yıl süreyle kiraya verilemeyeceğinden, söz konusu maddenin uygulanmasına imkan bulunmadığı, ihalenin konusunun taşınır mal olmadığı, taksi işletmeciliği hakkının ihaleye konu edildiği, vergi hukuku açısından taksi plakalarının gayrimaddi hak olarak nitelendirildiği, dolayısıyla dava konusu işlemle taksi işletmeciliği hakkının gayrimaddi hak gibi değerlendirilerek 5393 sayılı Kanun'un 18/e maddesi uyarınca otuz yılı geçmemek kaydıyla ihale edilebileceği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü ve Sekizinci Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : İstanbul Büyükşehir Belediyesi UKOME'nin ... tarih ve ... sayılı kararıyla, halihazırdaki ulaşım (taksi) talebinin karşılanması adına Uygulama Bazlı Taksi Sistemi’nin oluşturulmasına, ilgili raporlar dikkate alınarak mevcuttaki 20.311 sayısına ilave olarak 2.500 adet taksinin sisteme dahil edilmesine, Uygulama Bazlı Taksilerin ████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararına (5216, 5393, 2918 sayılı Kanunlarla çelişmeyen hükümleri uygulanır) göre verilmesine, taksi taşımacılığındaki şikayetlerin %53’ünü oluşturan 'Yol ve Yolcu Seçme/kısa mesafe gerekçesiyle yolcu almama' ile fazla ücret alınması, yolcunun uzak yoldan götürülmesi, kredi kartı ile ödeme şikayetleriyle birlikte toplamda şikayetlerin %70 oranında azaltılması, Ulaşımda Enerji Verimliliğinin Artırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak taksilerin trafikte boş dolaşmalarının engellenmesi için sadece Elektronik Ulaşım Yönetim Lisansı kapsamında faaliyet gösteren firmalarla hizmet verilmesi, mevcut sistemdeki şikayetleri azaltmak adına Uygulama Bazlı Taksi’lerin yoldan yolcu almaması ve tepe lambası kullanmamasına karar verilmiştir. Akabinde ... tarih ve ... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla, 2500 adet uygulama bazlı taksinin gerçek kişilere 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18/e maddesi uyarınca 29 yıl süreyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu çerçevesinde ihale edilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine anılan Meclis kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, "1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: a) İhaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemleri. (...) 2. İvedi yargılama usulünde: (...) g) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (...) i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir." kuralı yer almıştır. Devlet İhale Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür."; "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "(...) Kira: Taşınır ve taşınmaz malların ve hakların kiralanmasını veya kiraya verilmesini," kuralı bulunmaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; (...) hizmetlerini yapar veya yaptırır."; "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları" başlıklı 15. maddesinde, "Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır: (...) f) Toplu taşıma yapmak; bu amaçla otobüs, deniz ve su ulaşım araçları, tünel, raylı sistem dâhil her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmek. (...) p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. (...) Belediye, (e), (f) ve (g) bentlerinde belirtilen hizmetleri Danıştayın görüşü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kararıyla süresi kırkdokuz yılı geçmemek üzere imtiyaz yoluyla devredebilir; toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirebileceği gibi toplu taşıma hatlarını kiraya verme veya 67 nci maddedeki esaslara göre hizmet satın alma yoluyla yerine getirebilir."; "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, "Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır: (...) j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek."; "Gelecek yıllara yaygın hizmet yüklenmeleri" başlıklı 67. maddesinde, "Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile park, bahçe, sera, refüj, kaldırım ve havuz bakımı ve tamiri; araç kiralama, kontrollük, temizlik, güvenlik ve yemek hizmetleri; makine-teçhizat bakım ve onarım işleri; bilgisayar sistem ve santralleri ile elektronik bilgi erişim hizmetleri; sağlıkla ilgili destek hizmetleri; fuar, panayır ve sergi hizmetleri; baraj, arıtma ve katı atık tesislerine ilişkin hizmetler; kanal bakım ve temizleme, alt yapı ve asfalt yapım ve onarımı, trafik sinyalizasyon ve aydınlatma bakımı, sayaç okuma ve sayaç sökme-takma işleri ile ilgili hizmetler; toplu ulaşım ve taşıma hizmetleri; sosyal tesislerin işletilmesi ile ilgili işler, süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebilir." kurallarına yer verilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7. maddesinde, "Büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları şunlardır: (...) f) Büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek. (...) p) Büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gerekli tesisleri kurmak, kurdurmak, işletmek veya işlettirmek, büyükşehir sınırları içindeki kara ve denizde taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek. Büyükşehir içindeki toplu taşıma hatlarıyla ilgili olarak; şehir merkezine olan uzaklık, nüfus ve hattı kullanan sayısı kriterleri esas alınarak tespit edilecek hatlarla ilgili toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek." kuralı yer almıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde, "Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir."; 314. maddesinde, "Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür." düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Mahkeme kararının gerekçesi yönünden incelenmesi; Belediyelerin satım, hizmet, kira, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işlerinin 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca yürütüleceği kurala bağlanmıştır. Belediye Kanunu'nda belediyenin, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla ulaşım gibi kentsel alt yapı hizmetlerini yapacağı veya yaptıracağı, toplu taşıma yapmanın, her türlü toplu taşıma sistemlerini kurmak, kurdurmak, işletmek ve işlettirmenin, her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek ile toplu taşıma hizmetlerini imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirmenin, toplu taşıma hatlarını kiraya vermenin veya hizmet satın alma yoluyla yerine getirmenin belediyenin yetki ve imtiyazları arasında olduğu, belediye adına imtiyaz verilmesinin ise belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayıldığı görülmektedir. Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda büyükşehir ulaşım ana planını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak, ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini planlamak ve koordinasyonu sağlamak, her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını ve güzergahlarını belirlemek, büyükşehir içindeki toplu taşıma hizmetlerini yürütmek, taksi ve servis araçları dahil toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek, toplu taşıma hizmetlerinin işlettirilmesine karar vermek büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. İdare Mahkemesince, "taksi işletme hakkının mı, taksi kullanımına dair imtiyaz hakkının mı yoksa taksi plakasının kiralanmasının mı ihale edildiğinin belirsiz olduğu" gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Büyükşehir belediyesi sınırları dahilinde toplu taşıma hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla toplu taşıma vasıtalarının işletilmesi ve işlettirilmesi kamu hizmeti olarak münhasıran büyükşehir belediyelerine imtiyaz olarak verilmiştir. Bu kapsamda toplu taşıma vasıtalarının özel hukuk kişileri eliyle işlettirilmesi imtiyaz sözleşmesi, ruhsat verme, kiralama veya hizmet satın alma yoluyla gördürülebilecektir. Bu noktada, dava konusu işlemde 2500 adet uygulama bazlı taksi plakasının hangi usul uygulanmak suretiyle ihale edildiği ve/veya ihale yöntemine yönelik açık bir belirleme yapılmamasının, dava konusu işlemi hukuken sakatlayıp sakatlamadığının ortaya koyulması gerekmektedir. İmtiyaz, bir kamu tüzel kişisinin bir özel kişiyi, kullanıcılardan aldığı ücret karşılığında kendi kar ve zararına bir kamu hizmetini kurmak ve işletmek üzere görevlendirdiği sözleşmeler olarak tanımlanmaktadır. Bu sözleşme ile kamu idaresi, asli sahibi ve nihai sorumlusu olduğu ilgili kamu hizmetinin yürütülmesini bir bütün halinde belirli süre ve şartlarla imtiyaz sahibine devretmektedir. Öte yandan, 5393 sayılı Kanuna göre toplu taşıma hizmetinin imtiyaz yoluyla devredilmesi durumunda Danıştaydan görüş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından ise bu yönde bir karar alınması gerekmektedir. Davalı idarece 2500 adet uygulama bazlı taksi plakası ayrı ayrı ihale edilecek olup, bir bütün halinde tek bir kişiye ihale edilmeyeceğinden ve söz konusu hizmetin devri konusunda Danıştaydan görüş, Bakanlıktan ise bu yönde herhangi bir karar alındığına yönelik bilgi ve belge sunulmadığından, söz konusu hizmetin imtiyaz vermek suretiyle gördürülmek istenmediği açıktır. Toplu taşıma hizmetinin Belediye Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca hizmet alımı suretiyle ihale yoluyla verilmesi halinde ise, buradaki hizmet süresi ilk mahalli idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmeyecektir. Dava konusu işin 29 yıllığına ihale edileceği dikkate alındığında, işin hizmet alımı yöntemiyle gerçekleştirilmeyeceği anlaşılmaktadır. Kira, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, kira sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça kira bedelinin aylık dönemler halinde ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Belediye Kanunu'nda toplu taşıma hizmetinin özel kişiler tarafından ifası amacıyla gerçekleştirilecek ihalelerde kullanılacak yöntemlerden biri de toplu taşıma hatlarının kiraya verilmesi yöntemidir. Bu yöntemde imzalanacak olan kira sözleşmesinde kiralanan hat, plaka, güzergah veya bunlara yönelik hakkın aylık veya dönemsel kiralama bedeli olarak bir tutarın belirlenmesi ve bu tutarın her ayın veya dönemin belli bir gününde ödenmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemde, ihale konusu plakaların kiralanacağı yönünde bir düzenleme bulunmadığı gibi işleme istinaden gerçekleştirilen ihaleye ait İhale Şartnamesi'nde kira sözleşmesi imzalanacağına dair herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir. Ayrıca Şartnamede her bir plaka için muhammen bedel 4.250.000,00-TL olarak belirlenmiş, taksi plakasını almaya hak kazanan kişinin plaka bedelini tek seferde ödeyeceği kurala bağlanmış, aylık veya dönemler halinde ödeme yapılacağına dair belirleme de yapılmamıştır. Bu durumda, 2500 adet uygulama bazlı taksi plakası ihalesinde kiraya verme yönteminin de öngörülmediği görülmektedir. Ruhsat, kelime anlamı olarak "izin verme" olarak ifade edilmektedir. Tekel niteliğinde olmayan bir kamu hizmetinin, idare tarafından verilen izin üzerine özel kişilerce belirli bir süre için görülebilmesine ruhsat usulü adı verilmektedir. Nitekim 5393 sayılı Kanunda da toplu taşıma hizmetlerinin imtiyaz veya tekel oluşturmayacak şekilde ruhsat vermek suretiyle yerine getirilebileceği belirtilmiştir. Ruhsat tek taraflı bir işlem olup, sözleşme değildir. Sadece idarenin iradesiyle teşekkül etmektedir. Bu yönüyle kiralama yöntemi veya imtiyaz usulünden ayrılmaktadır. Dava konusu işlem incelendiğinde, 2500 adet uygulama bazlı taksi plakasının her bir plaka için ayrı ayrı gerçek kişilere verileceği görülmektedir. Dolayısıyla, taksi plakalarının tamamının tek bir kişiye ihalesine imkan bulunmaması nedeniyle söz konusu plakalar için tesis edilen işlem sonucunda plakaların tekel oluşturmayacak şekilde ihale edileceği anlaşılmaktadır. Ayrıca, dava konusu işleme dayanılarak gerçekleştirilecek ihaleye ilişkin ilanda, "150 adet Uygulama Bazlı Taksi Taşımacılığı hakkının her bir plaka için ayrı ayrı gerçek kişilere 29 yıl süreyle işletmeye verilmesi ihalesi yapılacaktır." şeklinde ifadeye yer verilmiştir. İlanda geçen "taşımacılık hakkı" ve "işletmeye verilmesi"nden anlaşılması gerekenin, gerçekleştirilecek ihale sonucunda plaka almaya hak kazanan gerçek kişilerin 29 yıl süreyle bu plakaya tanınan hakkın işletilmesine yönelik izin/ruhsat verilmesi olduğu açıktır. Öte yandan, dava konusu işlemin Mahkemece iptaline karar verilmesinden sonra davalı idarece 2500 adet uygulama bazlı taksi plakası ihalesinin yapılması yönünde tesis edilen ... tarih ve ... sayılı Meclis kararında, "(...) 29 yıllığına ruhsat verilmek suretiyle işlettirilmesine (...)" şeklinde düzenleme yapılarak dava konusu işlemde açıkça belirtilmeyen usulün ruhsat usulü olduğu ortaya koyulmuştur. Bu durumda, dava konusu Meclis kararından 2500 adet uygulama bazlı taksi plakasının 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan yöntemlerden ruhsat usulü ile ihale edileceği anlaşıldığından, dava konusu işlemin yöntem belirsizliği gerekçesiyle iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Temyize konu Mahkeme kararının, davacının diğer iddiaları yönünden incelenmesi; Dosya incelendiğinde, dava konusu işleme yönelik dava dilekçesinde, davacının dava konusu işlemin ihale kararı olduğu, bu kararın encümen tarafından alınması gerektiği, bu konuda meclisin yetkisinin bulunmadığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hukuken geçerli bir UKOME kararı bulunmadığı, 5393 sayılı Kanun'un 18/e maddesinin taşınmaz malları düzenlendiği, bu maddeye dayanılarak taşınmaz mal vasfında bulunmayan taksiler için uygulanmasına imkan bulunmadığı, tahdit getirilen ticari plakaların kazanılmış hak teşkil ettiği, dolayısıyla belirli bir süre için değil süresiz olarak verilmesi gerektiği, dava konusu işlemden önce İçişleri Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bildirilen bir rapor ve Bakanlık onayının bulunmadığı, davalı idarenin işlemi sebebiyle 717 adet 8+1 taksi mağdurunun bulunduğu, söz konusu taksi sahiplerine segment değişikliği hakkı verilmeden ihalenin yapılamayacağı iddialarını da ileri sürdüğü, ancak Mahkeme tarafından bu iddialarla ilgili olarak işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapılmadığı görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde öngörülen özel yargılama usulünde genel kural, temyiz incelemesine konu olan kararda hukuki isabet görülmediğinin temyiz mercii tarafından tespit edilmesi halinde, dosyanın kararı veren mahkeme veya daireye geri gönderilmesi yerine, uyuşmazlığın esasının bizzat çözümlenerek karara bağlanması olup, bozma ile birlikte dosyanın geri gönderilmesi sadece ilk inceleme üzerine verilen kararlarla sınırlı tutulmuştur. Bununla birlikte, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan "Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünde geçen "nihai kararlar”dan anlaşılması gereken, davaya konu edilen işlemlerin ilk derece yargı yeri olarak hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve bu konularda verilmiş nihai bir kararın varlığı olduğundan, ilk derece yargı yerince davanın konusunun yanlış nitelendirilerek uyuşmazlık ile ilgili hukuka uygunluk denetimi yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı durumlarda, ilk derecede uyuşmazlıkla ilgili verilmiş nihai bir karardan söz edilmesi mümkün olmayıp temyiz aşamasında Danıştayca, ilk derece mahkemesi tarafından işleme yönelik olarak hüküm kurulmayan hususlarda uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm kurulması halinde Kanunun öngördüğü iki aşamalı yargısal denetimin gerçekleşmeyeceği açıktır. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinde, ilk derece mahkemelerince, uyuşmazlığa konu edilen işlemlerin hukuka uygunluk denetiminin yapılmamış olması halinde, üst derece mahkemesince ne yönde bir karar verileceği hususunda açık bir kural öngörülmemiş ise de bu konunun kanun koyucu tarafından önceden öngörülmesinin mümkün olmaması ve hukuka uygun olanın, uyuşmazlığın tüm boyutuyla ele alınıp, bu çerçevede bir hüküm kurulması olduğundan, bu istisnai durumun ayrıca yasal metinlerde düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. Sonuç olarak, dava konusu uyuşmazlığın 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında ivedi yargılama usulüne tabi "ilk derece" ve "temyiz" olmak üzere iki aşamalı olarak incelenmek zorunda olunması nedeniyle, ilk derece mahkemesince uyuşmazlıkla ilgili hüküm kurulmayan bir konuda, temyiz mercii tarafından dava konusu işlemin esasına ilişkin doğrudan yargılama yapılarak bir hüküm kurulmaması gerekir. Öte yandan, ilk derece mahkemesince hüküm kurulmayan iddialarla ilgili olarak Danıştay tarafından ilk elden değerlendirme yapılmak suretiyle kesin olarak hüküm kurulması halinde, verilecek hükmü denetleyecek daha yüksek bir başka yargı mercii bulunmadığından, hak arama hürriyeti kapsamındaki hükmün denetlenmesini talep etme hakkının ihlaline sebebiyet verileceği kuşkusuzdur. Bu durumda, adil yargılanma hakkı kapsamında iki aşamalı olması gereken yargısal denetimin ilk aşaması olan ilk derece yargısal denetiminin gerçekleştirilmesi, dolayısıyla davaya konu işlemle ilgili olarak davacının dava dilekçesinde yer alan diğer iddiaları çerçevesinde bir hüküm kurulmak üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyize konu İdare Mahkemesi kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.