Danıştay 13. Daire, Amasra Belediyesinin iletişim altyapısı geçiş hakkı ücret tarifesini iptal ederken, ticari altyapı kullanımına ilişkin yönetmeliği hukuka uygun buldu.
Özet: İdare mahkemesi, iletişim hizmetleri şirketinin mevcut bir altyapı geçiş hakkı sözleşmesi olmaksızın belirlenen geçiş hakkı ücret tarifesi ile bu tarifenin dayanağı meclis kararını hukuka aykırı bularak iptal etmiş; ancak, belediyenin sınırları içerisindeki kamusal alanlarda ticari faaliyet gösteren şirketlerin altyapı tesislerini kurması ve kullanması karşılığında katılım ve güzergah bakım bedelleri ile geçiş hakkı talep etmesini düzenleyen yönetmeliği, bu bedellerin vergi niteliğinde olmaması ve belediyelerin kamusal alanlarını ticari kullanıma açarken ücretlendirme yetkisi bulunması nedeniyle hukuka uygun bulmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:█████████Karar No:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İletişim Hizmetleri A.Ş.VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediyesi VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Amasra Belediye Başkanlığı Mali Hizmetler Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bildirilen, ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararıyla kabul edilen Amasra Belediyesi Altyapı Tesislerinin Kurulması ve Bu Tesislerin Ortak Kullandırılması İçin Katılım ve Güzergah Bakım Bedellerinin Tespiti ile Geçiş Hakkına İlişkin Yönetmelik ile Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Dava konusu Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararı yönünden yapılan incelemede; Mahkemelerinin █████/2020 tarihli ara kararıyla davalı idareden, davacı şirketin altyapı geçiş hakkına ilişkin başvuru dosyası ile davacı şirket ile imzalanan altyapı geçiş hakkı sözleşmesinin istenildiği, davalı idare tarafından sunulan █████/2020 tarihli cevabi yazıda, davacı şirket tarafından Belediyeye bugüne dek herhangi bir geçiş hakkı talebinin olmadığı, dolayısıyla taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmenin de bulunmadığının belirtildiği, taraflar arasında geçiş hakkına ilişkin herhangi bir sözleşme yapılmadan Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesinin belirlenmesi mümkün olmadığından dava konusu Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesi ile bu tarifenin dayanağı ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararının Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesinin kabul edilmesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Dava konusu Amasra Belediyesi Altyapı Tesislerinin Kurulması ve Bu Tesislerin Ortak Kullandırılması İçin Katılım ve Güzergah Bakım Bedellerinin Tespiti ile Geçiş Hakkına İlişkin Yönetmeliğe yönelik yapılan incelemede; 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca, belediye sınırları içerisindeki planlı ve plansız alanlar için ne surette alan kullanım kararları verileceğini belirleme, yine bu Kanuna göre, imar planlarında meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlere rastlayan alanların kamunun kullanımına sunulabilmesi için, mülkiyeti kamuda ise belediyelere tahsis, özel mülkiyete konu ise belediyece bu yerin kamulaştırılması veya aynı Kanun'un 18. maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı gibi yollardan kamuya aktarılması, ayrıca, belediye sınırları içerisinde bulunan yol, yeşil alan, alt ve üst yapı gibi alanları umumun hizmetine ayırarak, bu amaca uygun surette hazır bulundurması yetki ve görevinin belediyelere ait olduğu;Ayrıca, kamunun gelirleriyle elde edilerek, kullanımının kanunlarda belirtilen umumun hizmetine özgülenen söz konusu taşınmazların, piyasada ticari faaliyet göstermekle fiskal finansmana tabi olmayan şirketlerin kullanımına bedelsiz verilmesi yükümlülüğünün bulunmadığı, kanunlarda bu teşekküllerin umuma ait yollarda hizmet taşıyıcı hatlarını bedelsiz geçirebilmeleri yolunun bulunmadığı, yani bedelsiz geçirebileceklerine ilişkin açık kanuni kural olması gerektiği, bu bakımdan, bir "umumi kullanım kapsamında olmayan" özel bir "ticari geçişin" bedellendirilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı;Uyuşmazlık belediye fiskal gelirleri açısından incelendiğinde, Yönetmelikte, belediye sınırları içerisinde kamunun genel kullanımına ayrılan alanların, piyasada belirli bir hizmeti üretip ve/veya dağıtmakla görevli teşekküllerin bu yeri kullanmaları veya iletişim tesislerini kurmalarının usul ve esaslarıyla bedellerinin belirlenmesi kriterlerinin düzenlendiği anlaşıldığından, Yönetmelikte öngörülen bedellerin bir vergi tarifesi olarak nitelendirilmesine de imkan bulunmadığı;Bu itibarla, Yönetmeliğe dayanak alınan Kanunlar ve Yönetmelikler de dikkate alındığında, Belediye hizmet sınırları içinde her türlü elektronik alt yapı ve şebeke tesisinin kurulması, denetlenmesinin bu yönetmeliğe tabi olduğu, bu yönetmeliğin, ilgili mevzuat çerçevesinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile görev sözleşmesi, imtiyaz sözleşmesi ve/veya Kurumdan alınan ruhsat ya da lisans uyarınca Amasra Belediyesi sınırları içerisinde hizmet veren ve/veya vermek isteyen işletmecilerin Belediyeye ait taşınmazlar da dahil olmak üzere, Belediye hizmet sınırları içindeki ana arterler, durak yerleri, karayolu, meydan, bulvar, cadde, sokak, yol, tünel, raylı sistemler, teleferik güzergahları, iskele, polietilen boru hatları, aydınlatma direkleri, parklar, kapalı ve açık otoparklar, sosyal donatı alanları, kuleler, bölge parkları, dolgu alanları, atık, yağmur ve içme suyu kanalları, mezarlıklar, sosyal, kültürel, eğitim, sportif, idari vb. amaçlı her türlü tesis, bina, köprü vb. gibi alt ve üst yapı tesislerinin içinden, altından, üstünden altyapı geçirilmesi ve/veya kurulması, münferiden ya da ortak kullanımıyla ilgili her türlü düzenlemeler, hak ve yükümlülükler ile geçiş hakkına ilişkin usul ve esasları kapsadığı; dolayısıyla kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip olan davalı Belediye'nin, 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin kendisine tanıdığı görev ve yetkilerle sınırlı olarak davaya konu edilen Yönetmeliği çıkarma yetkisinin bulunduğu;Öte yandan, her ne kadar, 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan hüküm ile, sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo ve benzeri gerecin taşınmazlardan geçirilmesiyle ilgili geçiş hakkına ilişkin usul ve esaslar ile bunların taşınmazlardan geçirilmesi için uygulanacak ücret tarifelerini belirlemek ve denetlemek görevi, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın görevleri arasında sayılmış ise de, anılan Bakanlık tarafından konuya ilişkin ilk düzenlemenin, 655 sayılı KHK'nın 13/h, 28, 33, 34. maddelerine dayanılarak hazırlanıp █████/2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik ile yapıldığı; başka bir anlatımla, dava konusu yönetmeliğin onaylanarak yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlığın konuya ilişkin herhangi bir düzenlemesinin bulunmadığı;Dava konusu Yönetmeliğin "Anlaşma" başlıklı 13. maddesinde, "işletmeciler ile belediyeler arasındaki sözleşme Belediye Meclisince belirlenerek kabul edilen bedeller üzerinden ilgili mevzuatlara aykırı olmamak üzere yapılır" hükmüne yer verildiği, maddede taraflar arasında yapılacak bir sözleşmeden bahsedildiği, dolayısıyla Yönetmeliğin bu yönüyle yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, ayrıca davacı tarafından ileri sürülen Yönetmeliğin bazı maddelerinin üst normlara aykırılık teşkil ettiği yönündeki iddiaların yerinde olmadığı;Bu itibarla, umumun hizmetine hazır halde bulundurulması gereken ve kullanım hakkı kamuya, ihdası ve bakımı kamu adına belediyelere ait olan alanlarda, ticari hizmet akışı sağlayan tesislerin kurulması, mevcut tesislerin kullandırılması ve düzenlenmesi ile geçiş hakkına ilişkin genel düzenleyici kurallar koyma yetkisi bulunan Belediyenin çıkardığı Yönetmelikte ve ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararı'nın Yönetmeliğin kabul edilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle, Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesi ile bu işlemin dayanağı olan ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararı'nın Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesinin kabul edilmesine ilişkin kısmının iptaline, Amasra Belediyesi Altyapı Tesislerinin Kurulması ve Bu Tesislerin Ortak Kullandırılması İçin Katılım ve Güzergah Bakım Bedellerinin Tespiti ile Geçiş Hakkına İlişkin Yönetmelik ile ... tarih ve ... karar sayılı Meclis Kararı'nın Yönetmeliğin kabul edilmesine ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ilk derece mahkemesince yalnızca davalı idarenin yönetmelik çıkarma yetkisinin olup olmadığı yönünden değerlendirme yapıldığı, idarenin yetkisini aşar şekilde yaptığı düzenlemelere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Yönetmeliğin içeriğinin hukuka uygunluğunun denetlenmediği, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından █████/2012 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmeliğe aykırı olarak yönetmelik hazırlandığı, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin h, ı, i fıkralarının, 9., 12., 18., 19., 20. ve 21 maddelerinin Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmeliğe aykırı hükümler içerdiği, idarenin Bakanlık tarafından zaten düzenlenmiş olan hususlara ilişkin yeni usuller benimsenmesinin mümkün olmadığı, Yönetmeliğin 22., 23. ve 25. maddelerinde davalı idarenin yetkisi olmadığı halde tesis paylaşımı hakkında düzenleme yaptığı, bu hususların zaten Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca yayımlanan usul ve esaslarda detaylıca düzenlendiği, bu usul ve esaslara uygun olmayan düzenleme yapıldığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü ve Sekizinci Dairesince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Amasra Belediyesinin ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararıyla, Amasra Belediyesi Altyapı Tesislerinin Kurulması ve Bu Tesislerin Ortak Kullandırılması İçin Katılım ve Güzergah Bakım Bedellerinin Tespiti ile Geçiş Hakkına İlişkin Yönetmelik kabul edilmiş ayrıca Altyapı Tesisleri Geçiş Hakkı Ücret Tarifesi belirlenmiştir. Anılan işlemlerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercîleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile âdil yargılanma hakkına sahiptir.”; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” kuralları yer almış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanunu'nun 24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde, kararın dayandığı hukukî sebepler ile gerekçenin, kararlarda bulunması gerektiği belirtilmiştir. HUKUKÎ DEĞERLENDİRME: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, adil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makul bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin yasal olup olmadığı, yeterli ve makûl olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin makûl sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa adil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlal gerçekleşebilmektedir. Soyut, genel ve belirsiz kavramların veya kanunda yer alan ifadelerin tekrarından ibaret olan, maddi ve hukuki unsurların yüzeysel olarak ele alındığı gerekçelendirme şekli, yetersiz gerekçelendirme olarak ifade edilir. Buna örnek olarak, kararda yalnız yasal ifadelere atıf yapılması, başka bir anlatımla kanunda yer alan terim ve kavramların tekrarlanması hali gösterilebilir. Dolayısıyla, soyut yasal anlatımların tekrarlanması başlı başına yeterli olarak görülmemekte olup, yasadaki soyut kavramların gerekçe aracılığıyla analiz edilerek somutlaştırılması gerekmektedir. Yetersiz gerekçeyle verilmiş bu kararlarda da, aslında gerekçe bulunmakla birlikte, bu gerekçelendirme içerik ve format bakımından tatmin edici düzeyde olmamaktadır. Bu durum ise, tek başına hükmün etkinliğini ve saygınlığını zedelemektedir. (SUNAY Dr. Zühal Aysun, Gerekçeli Karar Hakkı ve Temel İlkeleri, Danıştay Dergisi, 2016, sayı 143, s.24-26) Anayasa Mahkemesi'nin █████/2013 tarih ve Başvuru No: █████████ sayılı kararında da, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi halinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemeyeceği; makul gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuki düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesi içeriğinden, davacı tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin (h), (ı), (i) fıkraları ile 9., 12., 18., 19., 20., 21., 22., 23. ve 25. maddelerinin hukuka aykırı olduğu iddiasında bulunulduğu görülmektedir. Temyize konu Mahkeme kararında ise, Belediyenin dava konusu Yönetmeliği çıkarma yetkisi bulunduğunun kabul edildiği görülmekle birlikte, dava dilekçesinde iptali istenen Yönetmelik maddelerinin tek tek incelenmesi ve değerlendirmesinin yapılmadığı; sadece mevzuat hükümlerinden alıntılar yapıldığı; hangi maddenin nasıl incelendiğinin belirtilmediği, dolayısıyla dava konusu Yönetmelik maddelerine ilişkin olarak yeterli gerekçeye yer verilmediği; halbuki Anayasa, 2577 sayılı Kanun ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği; bu bağlamda, dava konusu Yönetmeliğin iptali istenen her bir maddesi bakımından ayrı ayrı hukuki değerlendirme yapılarak aktarılan kıstaslara uygun gerekçelere dayalı hüküm kurulması gerekirken yetersiz gerekçeyle verilen hükmün adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkına aykırı olduğu sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.Öte yandan, Mahkeme kararında dava konusu yönetmeliğin onaylanarak yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlığın konuya ilişkin herhangi bir düzenlemesinin bulunmadığı belirtilmekte ise de, Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmeliğin █████/2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği anlaşıldığından, yeniden yapılacak yargılamada belirtilen husus da dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.