Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında elektrik işleri taahhüdünün ihlali, muvazaalı taşınmaz devri ve tapu tescili ile ihtiyati tedbir talebi.
Özet: Davacı şirket, bir elektrik iş sözleşmesi gereği sözleşme bedeli karşılığında davalıya devrettiği taşınmazın, davalının edimlerini ifa etmemesi ve basiretli bir iş insanı gibi davranmaması üzerine sözleşmeden dönme hakkını kullanması akabinde, davalının bu taşınmazı davacının hakkını engellemek amacıyla kötü niyetli ve muvazaalı olarak üçüncü kişilere devrettiği iddiasıyla, söz konusu taşınmazın tapusunun kendi adına tescilini ve olası devirlerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep etmektedir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye YetkiliANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2025YAZIM TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket yetkilisi ..... arasında ''Elektrik İş Sözleşmesi'' başlıklı sözleşme akdedildiği, söz konusu sözleşmeye göre ..... Parselde yapılan projenin her iki bloğunun dış hat elektrik tesisatının projeye ve ... standartlarına uygun malzeme kullanılarak çekilmesi ve abonelik işlerinin yapılması yine ..... Parselde yapılan projenin ..... bloklarının Elektrik tesisatlarının projeye ve ... standartlarına uygun olarak sözleşmede belirtilen şartname doğrultusunda malzeme dahil yapılması üzerine anlaşıldığı, anılan sözleşmede ..... Parselde yapılan projenin her iki bloğunun dış hat elektrik kablolarının çekilip aboneliklerinin yapılması için 210.000.00 TL, ..... Parselde yapılan projenin A Blok elektrik tesisatının sözleşmede belirtilen şartlarda yapılması için 210.000.00 TL ve ..... Parselde yapılan projenin B Blok elektrik tesisatının sözleşmede belirtilen şartlarda yapılması için 280.000.00 TL bedel belirlendiği, belirtilen işlerin toplam bedeli olarak 700.000.00 TL belirlendiği, sözleşme bedelinin 50.000.00 TL'si davacı şirket tarafından ödendiği, kalan 650.000.00 TL için ise davacı şirket ..... Parselde yapılan projenin ..... No'lu bağımsız bölümün tapusunu ...'ya devretmiş olduğu, devam eden süreçte ..., sözleşme konusu ..... Parselde bulunan A Bloktaki edimlerini çok az, B Bloktaki edimlerini ise hiç ifa etmediği, davacı, ...'dan sözleşme konusu edimlerini ifa etmesini talep etmiş, aksi halde sözleşme kapsamında devrettiği taşınmazın iadesini istemiştir. ... basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ederek ne sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa etmiştir ne de taşınmazı davacıya iade etmiştir. Sürecin devamında ise davacı, ...'nın işi bitiremeyeceğine yönelik izlenimleri ve kaçma şüphesi nedeniyle ...'ya dönme hakkını kullandığını beyan etmiş, sözleşme kapsamında verdiği taşınmazın iadesini istemiştir. Ancak ..., adresinde bulunan ... isimli iş yerini 11.09.2022 tarihinde boşaltarak ..... terk etmiş ve gitmeden evvel davacıdan aldığı taşınmazı muvazaalı olarak ... ve ...'e devretmiştir. davacının dönme hakkını kullanmasının akabinde ...'nın sürekli elektrik işi yaptığı ve ticari bağlantılarının çok yüksek olduğu davalılara taşınmazı devretmesi, devrin devamında ...'nın iş yerini tamamen boşaltıp kaçması ...'nın ve davalıların kötü niyetli davranışını göstermekte olduğu, anılan devir işlemi tamamen davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasını engellemek için muvazaalı olarak gerçekleştirildiği, TBK'nın 19. Maddesinde sözleşmenin yorumu, muvazaalı işlemler başlıklı düzenlemede “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Denmiştir. davacının sözleşmeden dönmeden önce ...'ya devrettiği taşınmazın sözleşmenin tarafınca devredilmemesi halinde Medeni Kanunu'nun 716. Maddesinde güvence altına alınan haklarının kullanılması davalılarca kötü niyetli olarak engellenmiş olduğu, ..... No'lu bağımsız bölüme ihtiyaten tedbir konması gerekmekte olduğu, anılan taşınmaz açıklandığı üzere davalılar tarafından kötüniyetle devrediği, yargılama esnasında da anılan taşınmazın devri ihtimali mevcut olduğu, olası devir ihtimaline binaen davacının hakkını elde etmesinin imkansız hale geleceği açık olduğu, Anılan sebeplerden ve davacı şirketin zararlarından ötürü işbu davanın açılması ve anılan taşınmaza ihtiyati tedbir konması zarureti hasıl olduğu, yukarıda açıklanan ve re'sen öngörülecek hususlarla birlikte, fazlaya ilişkin haklar da saklı tutmak kaydıyla, dava konusu taşınmazın 3. kişilere devir ve temliki ile tapu kaydı üzerine herhangi bir takyidatın konulmasını önlemek için işbu davamız kesinleşene kadar taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, ..... Parselde yapılan projenin ..... No'lu bağımsız bölümün tapusunun ...'ya adına tesciline, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ...'a usulüne uygun, davalı ... hakkında adres yetersizliğinden ilgili kolluk birimine yazı yazılmış olup, davalı belli bir adresinin olmadığı, devamlı bir yerde kalmadığını beyan ederek adresinin tespit edilememesi sebebiyle ilanen tebligat yapılmış olup, cevap dilekçesi sunulmamıştır.Davalı ... vekili tarafından █████/2022 tarihinde cevap dilekçesi sunulmuş olup, cevap dilekçesinde; Davaya karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davaya karşı yetki itirazında bulunduklarını, davalının adresi ..... olup iş bu davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkeme “..... Mahkemesi”dir. ... Mahkemelerinin yetkisi bulunmamakta olduğu, davacı şirket ile davalı ... arasında herhangi bir şekilde sözleşmesel ilişki mevcut olmadığı, davalı, davacının davaya konu ettiği sözleşmenin tarafı olmadığı gibi davacı şirket ile diğer davalı ... arasındaki hukuki ilişkiyi, alacak-borç durumunu bilebilecek durumda olmadığı, Davalı dava konusu taşınmazı 26.01.2022 tarihinde satın almış olup bahsi geçen satış işlemi gerçek bir satış olduğu, taşınmazın tapudaki satım bedeli, Belediyece bildirilen rayiç bedel üzerinden gösterilmiş olduğu, davacının hiç bir iddiasını kabul etmemekle birlikte, tasarrufun iptali davasının şartları gerçekleşmemiş olduğu, davacı taraf iddiasını ispatla mükellef olup dava dilekçesinde iddia ettiği sürece ilişkin olarak iddialarını ispatlamaya elverişli bir belge/delil dosyaya sunamadığı, davacı tarafın muvazaa iddiası gerçeği yansıtmamakta olduğu, dava dilekçesinde bahsi geçen Elektrik İş Sözleşmesi örneği tarafımıza tebliğ edilmemiş olup dosyanın UYAP kaydında yaptığımız incelemeye göre; bahsi geçen sözleşme, davacı şirket ile davalı ... arasında 20.01.2022 tarihinde akdedilmiş olup davaya konu taşınmaz, davalı ...'ya, sözleşme akdedildikten sadece 1 gün sonra yani 21.01.2022 tarihinde devredildiği, davalı ... ise, davaya konu taşınmazı -5 gün sonra- 26.01.2022 tarihinde satın aldığı, davacının; davalı ...'nın işyerini terkettiğini belirttiği tarih 11.09.2022 olup bu tarih, taşınmazın davalı tarafından satın alınmasından yaklaşık 8 ay sonra olduğu, bu durum dahi, davacının "taşınmazın muvazaalı devredildiği ve devrin hemen sonrasında işyerinin boşaltılarak ...'nın terkedildiği" iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, esasen davacı şirket ile 20.01.2022 tarihinde sözleşme imzalayan diğer davalı ...'nın devraldığı taşınmazı, sözleşmenin akdedilmesinden 6 gün sonra satması; sözleşme ile üstlendiği işi taşınmazın satışından elde ettiği gelir ile yapmak gayesinde olduğunu açıkça göstermekte olduğu, Zira davacının dava dilekçesindeki kabulüne göre; dava konusu taşınmazı davalıya satan diğer davalı ..., bu satış işleminden sonra en az 8 ay daha çalışmaya devam ettiği, buradan açıkça anlaşılacağı üzere; bizzat davalı ...'nın dahi taşınmazın satışı sırasında alacaklılarından mal kaçırma gibi bir gayesi bulunmamakta olduğu, aksi halde davalı ...'nın taşınmazı devrettikten sonra aylarca çalışmaya devam etmesi yerine; satış sonrası hemen işi bırakarak gitmesi gerektiği, davalı ...'nın sözleşmeyle üstlendiği işi yarım bıraktığı yönündeki davacı iddiasının gerçeği yansıtıp yansıtmadığı tarafımızca bilinmemekle birlikte, böyle bir durum varsa dahi bunun ülkemizde gelişen ekonomik koşullar sebebiyle gerçekleşmiş olabileceği muhtemel olduğu, davacı taraf, ticari hayatta aldığı risk kapsamında uğradığını iddia ettiği zararı, gerçek dışı iddialarla muvazaa müessesine bağlayarak 3.kişilerden tahsil etmeye çalışmakta olduğu, Kaldı ki; tasarrufun iptali davasının ön şartı, davacının devir tarihinden önce muaccel bir alacağının bulunmasıdır. Dava konusu taşınmazın davalıya devir tarihi, 26.01.2022 olup bu tarih zaten davacı ile diğer davalı ... arasındaki sözleşmenin akdedilmesinden 6 gün sonra olduğu, davacının alacak iddiası halen tartışmalı olmakla birlikte, devrin gerçekleştiği tarihte henüz sözleşmeden dönme iradesi dahi bulunmamakta olduğu, davacının iddia ve kabulüne göre de; zaten satışın gerçekleştiği tarihte davacının muaccel bir alacağı olmadığı, bu nedenle davalı, varsa bile diğer davalının alacaklılarından mal kaçırma gayesi ile hareket ettiğini bilecek durumda olmadığı, burada muvazaanın varlığından bahsedilemeceği, müsebbibin sebepten şikayet etme hakkı olmadığı, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte, bir an için davacının iddialarının gerçek oluğu kabul edilse dahi; basiretli tacir olan davacının diğer davalı ile arasındaki sözleşmeyi akdettikten sonra tapuyu devrederken hem kendi için hem de 3.kişileri koruyacak şekilde gerekli koruyucu tedbirleri (dava konusu taşınmazı mülkiyeti muhafaza kaydıyla devretmek, iddia ettiği alacağınının tahsili sağlayacak şekilde teminat almak vs. gibi) alması gerekeceği, tapu siciline güven esas olup taşınmazı devrederken kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen, hem tarafları hem de 3.kişileri mağdur etmeyecek ve hem de mahkemeleri meşgul etmeyecek şekilde gerekli önlemleri almayan ve tedbirsiz davranan davacının, uğradığını iddia ettiği zarardan gerçeğe aykırı iddialarla davalıyı sorumlu tutmaya çalışması kabul edilemeyeceği, kaldı ki, davacının hiç bir iddiasını kabul etmemekle birlikte; davacının diğer davalı ... ile akdettiğini belirttiği sözleşmenin koşulları, sözleşmeden dönme şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının diğer davalı ...'dan herhangi bir talepte bulunup bulunamayacağı, bulunabilecekse miktarı, diğer davalı ...'nın adına başka kayıtlı taşınır-taşınmaz olup olmadığı, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca dava konusu satış işleminin diğer davalı ...'nın mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı, satış işleminin alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla yapılıp yapılmadığı dahi belirsiz olduğu, ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde; "davaya konu taşınmazın 650.000-TL için verildiği" iddia edilmişse de, bu konuda davaya konu taşınmazın davalı ... 'ya devrine ilişkin resmi senetin dosyaya celbini talep ettiklerini, tapudan celp edilecek resmi kayıtlar neticesinde davacının taşınmazın satış bedelinde muvazaası bulunması halinde davacının kendi muvazaasına dayanamayacağını belirttiklerini, sunulan nedenlerle; davalı hakkındaki haksız davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:█████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Değerleme konusu taşınmazın konumu, çevresel özellikleri, yasal ve güncel durumu, günün geçerli piyasa rayiç fiyatlarına göre oluşturulan satış kabiliyeti ve emsal fiyatları göz önüne alınarak değerlendirme yapılmıştır. Dava konusu taşınmaza yaş ve özellik olarak yakın olan ve yakın zamanda satışa söz konusu olmuş konutlar seçilmiştir. Değerleme konusu meskenin fiziksel durumu, yasal ve güncel durumu, günün geçerli piyasa rayiç fiyatlarına göre oluşturulan satış kabiliyeti ve emsal fiyatları göz önüne alınarak değerlendirme yapılarak günümüz rayiç değeri bulunmuş ve ... endeksi oranlanarak dava tarihine indirgenerek dava tarihi ve güncel tarihe ait değere ulaşılmış olduğunu, Taşınmazın keşif tarihi itibari ile inşaat seviyesi %67,75 olarak tespit edilmiş,Taşınmazın dava tarihi itibariyle %67,75 inşaat seviyesindeki (█████/2022) değerinin 913.274,26 TL olduğu hesaplanmış olup Sonuç ve kanaatine varıldığını, iş bu rapor sayın mahkemenin takdirin yüksek mahkemede olacağını belirtmişlerdir.█████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: Dava konusu taşınmazla ilgili imar durumu, konumu ,emsaller ve değerlendirmeler bilirkişi raporunda ifade edildiğinden ek raporda yer verilmemiştir. Dava konusu taşınmaza yaş ve özellik olarak yakın olan ve yakın zamanda satışa söz konusu olmuş konutlar seçilmiştir. Değerleme konusu meskenin fiziksel durumu, yasal ve güncel durumu, günün geçerli piyasa rayiç fiyatlarına göre oluşturulan satış kabiliyeti ve emsal fiyatları göz önüne alınarak değerlendirme yapılarak günümüz rayiç değeri bulunmuş ve ..... endeksi oranlanarak dava tarihine indirgenerek tasarruf tarihi , dava tarihi ve güncel tarihe ait değere ulaşılmıştır.Taşınmaz değerleme günü %70 inşaat seviyelidir.Taşınmazın tasamuf tarihi itibariyle ( Ocak 2022 ) değerinin 785.000,00 TL değerlendirilmiş olup, Sonuç ve kanaatine varıldığını, iş bu rapor sayın mahkemenin takdirin yüksek mahkemede olacağını belirtmişlerdir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL:Dava eser sözleşmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine yönelik olup ..... Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, █████/2024 tarihinde ..... Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi, görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin █████/2025 tarihinde kesinleşmesi ve gönderme istemi üzerine mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır. Davanın davacısının ......Ltd.Şti., davalıların ..., ... ve ... olduğu görülmekle █████/2025 tarihli tensip ile davalıların gerçek kişi tacir kayıtlarının bulunup bulunmadığı ve Vergi Usul Kanununun 176. ve 177. maddeleri gereğince tacir sayılan kimselerden olup olmadıkları hususunda ... ve Vergi İdarelerine müzekkere yazılmakla dava tarihi olan █████/2022 tarihi itibari ile davalıların tacir sayılmasını gerektirecek gerçek kişi tacir kayıtları veya vergi kayıtları bulunmadığı yazı cevaplarından tespit edilmiştir. 6102 sayılı TTK.'nun 5. maddesinde █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki daha önce iş bölümü şeklinde mevcut olan ilişki görev ilişkisine dönüştürüldüğü için artık █████/2012 tarihinden sonra açılan davalarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olup olmadığını kendiliğinden değerlendirmesi yasal zorunluluk haline dönüşmüştür.Özel hukuk alanında yapılacak yargılamalar sırasında uyulması gereken genel görev kuralları 6100 sayılı HMK 'da yer almaktadır. Bu yasanın 1. maddesi ile “Mahkemelerin görevlerinin ancak yasa ile düzenlenebileceği ve bu düzenlemenin de kamu düzenine ilişkin sayılması gerektiği” öngörülmüştür. Bunun doğal sonucu olarak taraflar ileri sürmese de mahkemelerin yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadıklarını kendiliklerinden değerlendirmesi gerekmektedir. Bu genel düzenlemenin yanında bir de ticari hayatla ilgili düzenlemeler içen 6102 sayılı TTK mevcuttur. Ticaret yasamızın 3. maddesinde ticari işin tanımı yapılmış, 4. maddesinde ticari davaların neler olduğu sınırlı olarak sayıldıktan sonra, 5. maddesinde ise aksi kararlaştırılmadığı sürece tüm ticari davalar ile ilgili olarak Ticaret Mahkemelerinin görevli oldukları belirtilmiştir.Ticaret Mahkemelerinin görev alanını ticari davalar oluşturuyor ise, ticari davaların hangileri olduğunu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine bakarak belirlemek zorunluluğu vardır. Bu madde de ise ticari dava;1)Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri,2-)Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın,a)Ticaret Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları,b)Türk Medeni Kanunu'nun rehin karşılığı ödünç verme ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 maddelerinde,c)6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun;-Mal varlığının veya işletmenin devir alınması ile işletmelerin birleştirilmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203 maddelerinde,-Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447. maddelerinde,-Yayın sözleşmesine ilişkin 515 ve 519. maddelerinde,-Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545. maddelerinde,-Ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ve 554. maddelerinde,-Havale hakkındaki 555. ve 560. maddelerinde,-Saklama sözleşmesini düzenleyen 561. ila 580. maddelerinde,d)Fikri Mülkiyet Hukukuna dair mevzuatta,e)Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,f)Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen konulardan doğan hukuk davalarının TİCARİ DAVA ve ticari nitelikli çekişmesiz yargı işi sayılır, ancak hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ve vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır şeklinde düzenlenmiştir.Ticaret yasanın 5. maddesi ile “aksine hüküm olmayan hallerde, dava olunan şeyin değerine bakılmaksızın ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakması düzenlemesi getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereği TTK'nın 4. maddesinde düzenlenen ve ticari dava kapsamında sayılan uyuşmazlıkların ticaret mahkemelerinin görev alanını oluşturduğunu kabul etmek gerekir. Bu genel kuralın yanında uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemenin yer aldığı metinde bu konu ile ilgili uyuşmazlığın açıkça ticaret mahkemelerinde çözüleceği öngörülmüş ise (örneğin İİK'nun 171/4) ya da yasa ile bu yasa kapsamındaki işlerin ticari dava sayılacağı öngörülmüş ise (1163 sayılı yasanın 99. maddesi vb. gibi) bu yasadan kaynaklanan davaların da ticaret mahkemelerinin görev alanında olduklarını kabul etmek gerekecektir. Somut olaya gelince; Davanın Ticaret Mahkemelerinin görev alanındaki ticari dava olarak kabul edilebilmeleri için yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanması veya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir.Davacı şirket ile davalı gerçek kişiler arasındaki sözleşme TTK'da düzenlenmeyip, Borçlar Yasasında düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olması nedeni ile uyuşmazlığın Ticaret Kanununda düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın ticari dava olabilmesi için TTK nun 4/1 maddesi uyarınca davanın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın da tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekir. Davacı şirketin tacir olduğu tartışmasız olup, sözleşmenin karşı tarafı olan davalı gerçek kişinin ise tacir olduğu tartışmalıdır.Tacir olduğu kabul edilen davacı şirket ile sözleşme imzalayan davalının tacir olması halinde uyuşmazlığın ticari dava olduğunu kabul etmek gerekecektir. Kimlerin tacir kimlerin esnaf ve kimlerin tüketici olduklarının yasal düzenlemeler dikkate alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının belirlenmesi için ..... █████/2025 tarihli cevabında davalı ...'nın faaliyetini █████/2022 tarihinde sonlandırdığı belirtilmiştir. Bu durumda davalının tacir sayılabilmesi için VUK nun 177 maddesinde belirtilen ve her yıl ... kararı ile belirlenen alış satış ve iş hasılat tutarlarının bu miktar üzerinde olması gerekir. Davalının gerek sözleşme gerek dava tarihinde vergi mükellefi olmadığı, gerçek kişi tacir kaydı da bulunmadığı tespit edilmekle tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, bu hali ile uyuşmazlığın bir tarafını oluşturan davalı tacir olmadığı için TTK nun 4/1 maddesi koşulları oluşmadığı, bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadıkları kabul edilip, mahkememizin görevsizliğine ilişkin kararı verilmesi gerektiği kabul edilip, ..... Mahkemesi ile mahkememiz arasında görev uyuşmazlığı çıktığı anlaşılmakla aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, Görevli mahkemenin ..... Mahkemesi olduğunun tespitine,..... Mahkemesi kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği, Mahkememiz ile ..... Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğu anlaşılmakla görevli mahkemenin belirlenmesi (merci tayini) için dosyanın resen ..... Dairesine gönderilmesine,Yargılama giderinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,Dair, davacı vekili Av. ..... , davalı ..... vekili Av. ..... 'nın yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip ..... ¸e-imzalıdır. Hakim ..... ¸e-imzalıdır.