Bilirkişi raporu ve e-fatura ile sabitlenen 7.501,20 USD bedelli ayıplı ticari mal iadesine ilişkin icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalıdan satın aldığı sorunlu ürünleri iade etmesine ve davalıya 7.501,20 USD tutarında iade faturası kesmesine rağmen bedelini alamadığını iddia ederek başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını talep etmiş, davalı ise borcu olmadığını ve haksız faturalar düzenlendiğini savunmuştur; bilirkişi raporu, davacının yasal defterlerinde alacağın mevcut olduğunu, e-fatura olarak düzenlenen iade faturalarının davalının sistemine ulaştığını ve davalının yasal süresinde itiraz etmediğini, ayrıca taraflar arasındaki e-posta yazışmalarının sorunlu ürün iadesi sürecini doğruladığını belirtmiştir.

T.C.
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:████████ EsasKARAR NO :████████DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)DAVA TARİHİ:█████/2025KARAR TARİHİ:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; Müvekkili ile davalı aracındaki ticari ilişki gereği bir takım ürünlerin satın alındığını ve müvekkilinin kendi müşterilerine verdiği hizmetlerde bu ürünleri kullandığını ancak davalıdan alınan ürünlerde sorunlar yaşandığını, bunun üzerine müşterilerin bu ürünleri müvekkiline iade ettiğini, iadelerden sonra müvekkilinin davalı ile iletişime geçtiğini ve davalının bildirdiği adrese ürünlerin iade edildiğini, akabinde iade edilen ürünlerin bedellerinin iadesi için iade faturasını gönderdiğini ancak bedellerin süresinde ödenmediğini, müvekkili çalışanlarından ... ile davalı muhasebe birimi arasında 7.501,20-USD alacağın ne aman ödeneceği hususunda görüşüldüğünü ve ödemenin █████/2025 tarihinde ödeneceğinin taahhüt edildiğini, bunun üzerine davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının haksız itirazı ile takibin durdurulduğunu, iddia ederek; davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; Müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacının müvekkilinden hizmet aldığını ve bu hizmeti haksız olarak sone erdirdiğini ve haksız faturalar düzenlediğini, her durumda faturanın bir alacağı ispat etmekte tek başına yeterli bir delil olmadığını iddia ederek; davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasını talep etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. Sayılı İcra Dosyasının İncelemesinde; alacaklı tarafından borçlu aleyhine 7.501,20 Dolar asıl alacağın ödenmesi amacıyla █████/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesinde düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.Mali Müşavir Bilirkişinin █████/2026 Tarihli Raporunda Özetle; "Davacı firma tarafından incelemeye ibraz edilen 2024-2025 yılına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden dava konusu olaylar yönünden davalı tarafa ait yasal defterler üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı taraf ticari defterlerine göre icra takip tarihi 12.03.2025 tarihi itibariyle davacının davalıdan 7.501,20-USD alacaklı göründüğü, davalı tarafından 03.06.2024 ve 28.06.2025 tarihinde düzenlenen faturalara karşılık davacı tarafından ödeme yapıldığı, iş bu faturalara karşılık 17.12.2025 tarihinde iade faturası kesildiği, iade faturalarının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından düzenlenen iade faturalarının e-fatura olarak düzenlendiği, düzenlenen e-faturanın elektronik ortamda oluşturularak alıcıya Gelir İdaresi Başkanlığı üzerinden elektronik ortamda gönderildiği ve karşı tarafın sisteminde gelen fatura olarak göründüğü, alacak konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiği alacak konusu iade faturalarına davalı tarafından yasal süresinde itiraz veya iade edildiğine dair dosyada mevcut bilgi ve belge bulunmadığı, davacının yasal defter kayıtlarını yansıtan cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında sadece iadeye konu işlemler ile ilgli bir ticari ilişkinin mevcut olduğu, başka bir ticari ilişki olmadığı, davalı şirkete ait e-posta yazışmalarında yer alan kişilerden ...’in ... A.Ş. bünyesinde sigortalı çalışan olarak kayıtlı oldukları, buna karşılık yazışmalarda yer alan ...’nın ise SGK kayıtlarında ... firması sigortalı çalışanı olarak yer almadığı, ancak firmanın kurumsal e-postalarında Muhasebe Sorumlusu olarak göründüğü, söz konusu kişilerin e-posta yazışmalarını “@...” uzantılı şirket kurumsal e-posta adresleri üzerinden gerçekleştirdikleri, taraflar arasındaki mail yazışmalarının raporun 3.4 maddesinde detaylı olarak yer aldığı ama özet olarak mail yazışmalarında; 12.09.2025 tarihinde üründe sorun yaşandığımın, sürecin uzadığının davalı tarafa bildirildiği, sonuç alınamaması durumunda ürünlerin iade edileceğinin bildirilmesine rağmen sorunun çözülmediği, 17.12.2025 tarihinde davalı tarafından bildirilen adrese iadelerin yapıldığı, Sonrasında davalı tarafından açıkça iadenin alındığının, iadeye karşılık ödemenin ancak 28.03.2025 tarihinde yapılabileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından yapılan iadelere itiraz edilmediği, taraflar arasında ürünlerin sorunlu olup iade edilmesine dair dosyada sadece mail yazışmalarının olduğu ayrıca bir mutabakat bulunmadığı, davacının davalıdan 7.501,20-USD alacaklı olduğu, tarafların inkâr tazminatı taleplerinin takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.DELİLLER:-.... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... E. sayılı icra dosyası-Davacı vekili tarafından sunulan;-Davalı vekili tarafından sunulan;-Tarafların beyan ve dilekçeleri-Davacıya ait ticari defter ve kayıtlar-Bilirkişi raporu-Arabuluculuk son tutanağı-Tüm dosya kapsamıDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, davacının alıcı davalının satıcı olduğu satış sözleşmesi kapsamında ayıplı olduğu iddia edilen mutabakata rağmen davalıya iade edilen ürünlerin iade faturasına ilişkin bedellerinin ödenmemesine dayalı olarak başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK’nın 222. Maddesi ile mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceğine karar verilmiştir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır” düzenlemesi yer almaktadır.Ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davalı her ne kadar bir kısım ürünlerin kendisine iadesine dair süreçte mutabakat bulunmayıp iade edilen faturanın borç doğurmadığını iddia etse de taraflar adına yapılan yazışmalarda, davacının müşterilerinden iade geldiği belirtilen bir kısım ürünlerin sorunlu olduğundan bahisle ödemenin iadesi konusunda mutabakata varıldığı, detayları bilirkişi raporunda ortaya konan yazışmalara göre iade ve ödeme sürecinin davalı adına kabul edildiği, yazışmaların davalının aynı zamanda SGK'ya da bildirdiği ... uzantılı kurumsal hesaplardan yapıldığı, mutabakatta çek veya nakit ödeme için tarih dahi verildiği ancak davacının netice olarak ödenmeyen alacağı için takip başlattığı, SGK'dan celp edilen çalışan listesine göre yazışmaların çoğunun sigortalı davalı çalışanlarınca gerçekleştirildiği, ödeme planının davalının muhasebe sorumlusu olan çalışanının yine davalı şirket adını içeren mail uzantısına sahip adres üzerinden davalıya gönderildiği, yazışma içeriklerinden mutabakat sürecinin davalı yetkilileri ile teyit alınarak sürdürüldüğünün görüldüğü, davalı muhasebe çalışanı tarafından gönderilen yazışmaların diğer yazışma kayıtları ile bütünlük arz ettiği, davacı tarafından düzenlenen iade faturasının davalıya e-fatura sistemi üzerinden iletildiği, itiraz veya geri iadesine dair bir tespit veya savunma bulunmadığı, davalının mazeretsiz olarak ticari defterlerini ibraz etmemesi ile davacının HMK'nın 222/2. maddesine uygun tuttuğu defterlerdeki kayıtların kendi lehine delil olarak kabul edilmesinin engellenemeyeceği, davalının engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılacağı, davacının defterlerine göre takip tarihi itibariyle takipteki asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu, bu kayıtlara ve sunulan yazışmalara itibar edilerek alacağın varlığı ve miktarının ispatlandığının kabulü gerektiği anlaşılmış, davanın kabulüne ve takipteki asıl alacağa ilişkin itirazın iptali gerekmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden; Dava konusu alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, borcun varlığı ve miktarının davalının da kabulünde olduğu, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, itiraz edilen takip çıkış miktarı üzerinden %20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, takipteki yabancı paraya dair asıl alacağın dava tarihindeki Türk Lirası karşılığı 290.147,92 TL'nin, tensip tutanağı ile tamamlatılan harç da gözetilerek, dava değeri olarak ele alınması gerektiği anlaşılmakla yargılama giderleri tespit edilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına,2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan, itiraz edilen takip çıkış miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatı 54.873,07-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine3-Alınması gereken 19.820,00-TL karar ve ilam harcından 3.313,65-TL peşin harç ve 1.641,35-TL tamamlama harcı toplamı 4.955,00-TL harcın düşümü ile eksik kalan 14.865,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan; 615,40-TL başvuru harcı, 3.313,65-TL peşin harç ve 1.641,35-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.570,40-TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan toplam 6.120,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 46.423,67-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. █████/2026 Katip ... Hakim ...e-imza e-imza