Taraflar arasında sözleşme mevcut olup olmadığı tartışmalı 600 adet özel tasarım katalog satışından kaynaklanan itirazın iptali davasına ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıya 600 adet kitap katalogu satışına dair anlaşıldığını, katalogların davalının onayı ve logosuyla hazırlandığını ancak davalının teslim adresi bildirmemesi ve ödeme yapmaması üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı şirket, taraflar arasında katalog alım satım sözleşmesi olmadığını, asıl ticari faaliyet planının davacının kendi bayilerinden alınacak siparişlere göre üretim yapması üzerine kurulu olduğunu, bu nedenle katalog bedellerinden sorumlu olmadığını ve davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:████████ KARAR NO:████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2021NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında ..., ... ve ... koleksiyonlarına ait ..., ... ve... isimli toplam 600 adet kitap katalogun 415,- TL + KDV (adet fiyatı) bedel karşılığında davalıya satılması konusunda anlaşmaya varıldığını, dosyaya sunulu e-posta yazışmalarında sipariş konusu ürünlerin hazırlanmasının tüm aşamalarında davalı tarafın onayına başvurulduğunu ve davalının isteğine uygun şekilde davalının logosunu içeren 600 adet kitap katalog teslime hazır hale getirildiğini, müvekkili tarafından 15.08.2018 tarihinde teslime hazır hale getirilen katalogların nerede teslim edileceğine ilişkin adres bildirmesi için e-posta gönderildiğini, cevap olarak Çin'de yapılacak olan fuar sonrasında katalogların teslim alınacağı ve teslim edilecek adresin bildirileceğinin söylendiğini, davalı tarafından bildirilen tarihin geçmesine rağmen herhangi bir girişimde bulunulmaması üzerine davalıya 31.08.2018 tarihli Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye no.lu ihtarname gönderilerek teslim yerinin bildirilmesi ve ödeme yapılması konulu bildirimde bulunulduğunu, ihtarnamenin 04.09.2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından tebliğ alınmış ihtarnameye 20.09.2018 tarihinde verilen cevapta borç bulunmadığı, üstelik müvekkilin davalıya borcu olduğu söylenerek herhangi bir ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, bunun üzerine alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, ticari davalarda zorunlu hale gelmiş olan arabulucu sürecinin tamamlandığını, bu süreçte alacak tahsil edilemediği için davanın açıldığını, bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesini davalının kötü niyetli olduğunu ve %20 den az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; taraflar arasında bir katalog alım satım sözleşmesi mevcut olmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında gerçekleştirilmesi planlanan ticari faaliyetin, davacının müvekkili şirkete müvekkil bayilerinden alınacak perakende müşteri siparişlere istinaden ürün üretim yapması hususunda olduğunu, taraflar arasında katalog alım satımı konusunda bir sözleşme ya da mutabakat bulunmadığını, davacının iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu,davacının özellikle '...' hususundaki desen çalışmalarının müvekkili tarafından beğenildiğini, söz konusu desenlerle stor perdelerin üretimine ilişkin ticari faaliyet gerçekleştirilmek ve bu faaliyetleri nasıl gerçekleştirilebileceği hususunda bir sistem geliştirilmesinin mümkün olup olmayacağı hususunda davacı ile bir takım görüşmeler yapıldığını, söz konusu süreçte davacının üretim bandını kendisi kuracak ve kendisine 'ait desenlerin ve ürünlerin olduğu davaya konu kataloglarda yer alan ürünlerin müvekkili şirket bayilerinden alınacak siparişler çerçevesinde kurulacak olan imalathanede üreteceğini, bu üretimde kullanılacak ara malların müvekkili tarafından davacı tarafa satılacağını, amaçlanan sistemin bu şekilde olduğunu, müvekkili adına yada hesabına basılmış bir katalog olmadığı gibi katalog içerisinde yer alan ürün görsel ve numuneleri de davacının tasarladığı koleksiyon ve ürünlerden oluşmakla, söz konusu kataloglara ilişkin bedellerden müvekkili şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesini, davacı yanın sanki taraflar arasında kataloglara ilişkin bir görüşme ve anlaşma yapılmış gibi davranarak işbu davayı ikamet edip kötü niyetini sabit hale getirdiğini ve davacının asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; tüm dosya kapsamından, davanın 1 adet fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, takip ve dava konusu faturanın ..., ... ve... isimli 3 farklı toplamda 600 adet kataloğa ilişkin olup KDV dahil fatura bedelinin 293.820,00 TL olduğu, davacı tarafın söz konusu katalogları davalı şirketin isteği ve talebi doğrultusunda hazırlandığını, bu hususta taraflar arasında email yazışmaları olduğunu, ürün teslimi için davalı tarafın adres bildirmediğini ileri sürdüğü, davalı taraf ise taraflar arasında katalog alım satım sözleşmesi olmadığını, taraflar arasındaki anlaşmanın davacının davalı şirkete davalının bayilerinden alınacak perakende müşteri siparişlere istinaden ürün üretim yapması hususunda olduğunu, katalogların kendilerine özel üretilmediğini savunduğu, 3 adet kumaş tasarım konseptinin davacı tarafından 3. kişilerle iş birliği yapmak ve tasarımlarını üretmek için geliştirdiği davalı ile irtibat kurduğu ancak davacı tarafından davalıya katalog faturası kesildiği anda taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiği, davacı tarafından düzenlenen faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafça 2018 yılı Ekim ayı mal ve satış hizmetlerine konu BS Formunda kayıtlı olduğu, faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafça 2018 yılı Ekim ayı mal ve hizmet alımına ilişkin BA Formunda kayıtlı olmadığı, davacı taraf taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde katalog basımına ilişkin taraflar arasında anlaşma olduğunun anlaşılacağına yönelik iddiası kapsamında mahkememizce mail yazışmaları incelendiğinde; davalının dava konusu katalogun hazırlanma aşamasından haberdar olduğu, kataloğun detaylarını davacı ile konuştuğu, katalogun çalışmalarının taraflarca birlikte görüşüldüğünün anlaşıldığı, dava konusu katalog konsepti, ürün isimleri ve tasarımlarının davacı tarafından hazırlandığı perde kumaşlarının üretimi konusunda davalının davacıya destek olacağı şeklinde bir iş modeli üzerinde anlaşmaya varıldığı, davacı şirketten ... adlı şahıs tarafından █████/2018 tarihinde saat 6.21'de ...'a gönderilen e mailde; 200'er adet hazırlanacak 3 farklı katalog fiyatlarının her birinin 415,00 TL olarak belirtildiği ve işin teslim tarihinin 15 Ağustos olarak belirlendiğinin yazıldığı, ancak davalı tarafından bu e mailde belirtilen hususların kabul edildiğine veya onaylandığına yönelik davacıya gönderilen bir email bulunmadığı, sonuç olarak bu yazışmalarda davacının davalı için bir sayfa eklediği katalogları davalıya fatura edeceği, söz konusu fatura bedeli noktasında davalının onay verdiğine ilişkin doğrudan bir yazışmanın olmadığı, dava konusu bilirkişi heyetince de belirlenen hayli maliyetli, ağır ve el işçiliği ile ortaya çıkarılmış katalogların ücretinin müşteriden (davalıdan) alınıp alınmayacağı veya ne şekilde faturalandırılacağı hususunda yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek şekilde açık, net, sarih ifadelerle taraflar arasında yazılı anlaşma veya en azından usulüne uygun ve TBK md. 15 hükmünde tanımlı surette imzalanmış e-posta vs bulunmadığı, mahkememizce duruşma sırasında taraf vekillerine taraflar arasındaki ticari ilişkiye benzer ticari ilişkilerde katalog basımının genelde hangi tarafça karşılandığı, bu yönde ticari teamaül olup olmadığı hususunun sorulduğu, taraf vekillerinin bu hususta bir ticari teamül olmadığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre katalog basım ücretinin herhangi bir tarafça karşılanabileceğinin belirtildiği, taraflar arasında geçen e-posta yazışmalarında katalog konusunda davalının bilgisinin, haberinin olduğu, katalog çalışmasını davacı ile beraber hazırladıkları ancak fiyat konusunda davalının onayının olmadığı, ayrıca söz konusu katalogların sonradan sayfa eklenebilecek şekilde olması nedeniyle davacı tarafından 3. kişilere de satılmaya elverişli olduğunun anlaşıldığı,davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından yemin deliline dayanmak isteyip istemedikleri hususu davacı vekilinden sorulduğu, davacı vekilinin imzalı beyanında; davayı ispatlamaları nedeniyle yemin deliline dayanmak istemediklerini beyan ettiği, davacı şirketin açıklanan nedenlerle katalog ücretini davalıdan talep edemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davanın reddine ilişkin karar "davalı tarafından bu e mailde belirtilen hususların kabul edildiğine veya onaylandığına ilişkin bir yazışma bulunmaması" gerekçesine dayandığını, oysa gerek dosyaya mübrez 25 Haziran 2018 tarihli yazışmada davalı şirket çalışanı ...'ın müvekkile gönderdiği 25 Haziran 2018 tarihli e-postada : "... bey (Müvekkil şirket yetkilisi ...), Bütün onaylar verilmişti. Kataloglarda son durum hakkında bilgi verilmesini rica ederim. Listenin aşağıdaki şekilde doldurulmasını rica ederim" ifadesine yer verildiğini, sayın mahkemece bu sarih delil dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, esasen aşağıda da izah olunacağı üzere duruşma sırasında dinlenen davalı tanıklarının da taraflar arasındaki anlaşmanın tamamlanmış olduğuna ilişkin ikrarları mevcut olup, sayın mahkemece davalının esasen sözleşmesel sorumluluğunun doğmuş olduğu sabit olduğu gibi, bir an için sözleşmenin kurulmamış olduğu düşünülse dahi davalının dürüstlük kuralı gereği sözleşme öncesi görüşmelerden kaynaklı sorumluluğu hususu nazara alınmadığını, taraflar arasında kurulmuş bir sözleşme mevcut olup, davalının sözleşmesel sorumluluğu olduğunu, esasen dava dilekçemizin ekinde sunulan e - posta yazışmalarından taraflar arasında sözleşme yapıldığı, katalogların tamamen davalı tarafın isteği doğrultusunda hazırlandığı net bir şekilde anlaşıldığını, her ne kadar dosyaya mübrez raporda taraflar arasında tamamlanmış bir sözleşmenin bulunmadığı, özellikle sözleşmenin esaslı unsuru olan fiyat konusunda varılmış bir mutabakatın olmadığı, bu sebeple talebimizin reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiş olsa da sayın bilirkişilerce aşağıda yer verilen yazışmaların sehven gözden kaçırılmış olduğunu, nitekim tam da aşağıda yer verilen yazışmalar dava konusu olan hayli maliyetli, ağır ve el işçiliği ile ortaya çıkarılmış katalogların ücreti, mahiyeti ve teslim tarihi ile ilgili net ifadeler içerdiğini, müvekkil kataloglar ile ilgili ayrıntıları davalı şirket yetkilisi ...ve onun talimatı doğrultusunda davalı şirketin pazarlama ve ürün yönetimi departmanında çalışan ...ile görüştüğünü, dosyaya sunulan e-posta yazışmaları da ...ve ...ile yapıldığını, katalogların içeriği ve özellikleri de davalının talimatları ile oluşturulduğunu, davalı müvekkilin katalogları çok önce 3. kişiler için bastırdığı iddia etmiş ise de,katalogların içeriği ve özelliklerinin davalının talimatları ile oluşturulduğu da dosya kapsamında sabit olduğunu, taraflar arasındaki görüşmelerde kararlaştırıldığı şekilde ve davalı şirket için üretildiğini, müvekkilin 3. kişiler için bastırdığı katalogların bedelini davalı şirketten tahsil etmeye çalıştığı yönündeki iddia hayal mahsulü olduğunu, dosyaya sunduğumuz e-posta yazışmalarından görüleceği üzere müvekkil ile davalı şirket arasında katalogların ne şekilde düzenleneceği hususunda detaylı görüşmeler yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığı davalının da kabulünde olduğunu, davalı şirket gerek cevap dilekçesinde gerekse sonraki beyanlarında ile müvekkil arasındaki ilişkinin "daha komplike bir ilişki olduğu, katalogların mutabık kalınan işin küçük bir parçası olduğunu" iddia ettiğini, dosyaya sunduğumuz deliller ile taraflar arasında katalogların alım satımını konu alan bir sözleşme aktedildiği net bir şekilde anlaşılmakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için sözleşmenin kurulmamış olduğu düşünülse dahi müvekkilin imzalanacak sözleşmeye güvenerek hazırlamış olduğu katalogların bedeli sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk gereği davalının sorumluluğunu gerektireceğini, müvekkil 600 adet bu iş kapsamında 600 adet katolog üretmiş ve her bir kataloğun maliyeti dosya içeriğinde belirlendiğini, bir an için davalının bu yönde bir iradesi olmadığı kabul edilse dahi haklı beklentisi bakımından müvekkile karşı böylece bildirim, aydınlatma, boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama gibi birtakım özen yükümlülüklerini ihlal ettiğini, müvekkil ürünleri davalıya özel olarak hazırladığını,kararda katologların 3. kişilere satılmaya elverişli olduğu ifade edilmişse de üzerinde davalının ibaresi bulunan ve tamamen davalının talepleri dikkate alınarak hazırlanan ürünlerin bu hali ile ekonomik değeri de bulunmadığını,güven sorumluluğu yargıtay içtihatlarında da aşağıdaki şekilde kabul edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için taraflar arasında sözleşmenin kurulmamış olduğu düşünülse dahi; sözleşme görüşmeleri sürecinde, davalı bildirim, aydınlatma, boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama gibi özen yükümlülüklerini ihlal etmiş olması nedeni ile; müvekkilin sözleşmenin akdedileceği güveni haklı bir beklenti içinde yaptığı, doğrudan uygun illiyet bağı içerisinde olup gerekli harcamalardan doğan zararlarından sorumlu olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, davacı tarafça davanın kaybedileceği anlaşılmış olduğundan davayı uzatmak ve/veya davayı alacak davasına dönüştürerek kötüniyet tazminatı ödemek zorunda kalmamak amacıyla kötü niyetli şekilde sunmuş olduğu ıslah dilekçesinin sayın mahkemece HMK M. 182 uyarınca dikkate alınmaması gerekirken davanın sözleşmeden doğan alacak davası olarak reddine karar verilmesi ve davacı taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi isabetli olmadığını, davacı taraf haksız ve her türlü hukuki mesnetten yoksun olarak açtığı itirazın iptali davasının gidişatının, kendilerinin aleyhine olduğunu farketmiş olacak ki; ıslah dilekçesi adı altında sunduğu beyanlarıyla ile yargılamayı uzatma yoluna gittiğini, bununla beraber, davacı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedileceğini düşünmüş olacak ki, itirazın iptali olan işbu davayı alacak davası haline getirmeye çalıştığını, sayın mahkemece davacı tarafın kötüniyetli ıslah talebi dikkate alınarak davanın sözleşmeden doğan alacak davası olarak reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğunu, HMK Madde 182 "(1) Islahın davayı uzatmak veya karşı tarafı rahatsız etmek gibi kötüniyetli düşüncelerle yapıldığı deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ıslahı dikkate almadan karar verir. "hükmü uyarınca sayın mahkemece ıslah talebinin değerlendirilmeden davanın itirazın iptali davası olarak reddine karar verilmesi gerekirdi. Keza Türk Medeni Kanunu m.2/f.2 "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmünü amir olup davacı tarafça davanın kaybedileceğinin aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedileceğinin anlaşılması üzerine yargılamayı uzatmak ve/veya kötüniyet tazminatı ödemek zorunda kalmamak amacıyla davayı sözleşmeden doğan alacak davasına dönüştürmesi açıkça kötüniyetli olup, hukuk düzeninin kötüniyeti korumayacağını, davacı tarafın kötüniyetli ıslah talebinin dikkate alınmaması gerekmekte olup davacı taraf müvekkil şirket ile tüm komplike ticari iş hususunda anlaşılmadığını bilmesine rağmen sanki taraflar arasında yalnızca kataloglara ilişkin bir görüşme ve anlaşma yapılmış gibi davranarak işbu davayı ikame etmiş ve kötü niyetini sabit hale getirmiş olup davacı tarafın asıl alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davacı taraf tam ıslah dilekçesi sunarak, itirazın iptali olarak açtıkları davayı sözleşmeden doğan alacak tarafına çevirdikleri, sayın mahkemece bu husus kabul görmediği takdirde terditli olarak müvekkilin güven ilişkine dayanan sorumluluğuna giderek katalog bedellerini tahsil etmeye çalıştığını, sayın mahkemece bu husus kabul görmüş, dava sözleşmeden doğan alacak davası olarak reddine karar verildiğini, bununla beraber davacı tarafın istinaf dilekçesinde aynen geçen " kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için sözleşmenin kurulmamış olduğu düşünülse dahi müvekkilin imzalanacak sözleşmeye güvenerek hazırlamış olduğu katalogların bedeli sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk gereği davalının sorumluluğunu gerektirecektir." şeklindeki beyanları açıkça iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında olup davacının iddia ve savunmasını genişletmesine muvafakatimiz bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davada davacı, taraflar arasında toplam 600 adet katalog basımı konusunda anlaşma sağlandığını, katalogların davalının talimatları doğrultusunda hazırlanarak teslime hazır hale getirildiğini, davalının bedelin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, katalogların teslimine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından sunulan 29.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile ise dava, itirazın iptali davasından sözleşmeden doğan alacak davasına dönüştürülmüş, yine 293.820,00 TL’nin fatura tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile tahsili talep edilmiş, ayrıca bu talebin kabul edilmemesi halinde terditli olarak ... kapsamında güven sorumluluğuna dayalı alacak talebinde bulunulmuştur. Davalı, taraflar arasında katalog alım satımına ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, planlanan ticari ilişkinin davacının siparişe göre üretim yapmasına yönelik olduğunu, katalogların davalıya özel hazırlanmadığını, katalog bedeline ilişkin mutabakat sağlanmadığını, davacının önceden mevcut kataloglara ekleme yaparak bedel tahsil etmeye çalıştığını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasında katalog bedelinin davalı tarafından ödeneceğine ilişkin açık ve yazılı bir anlaşma bulunmadığı, katalogların davalıya özgü hazırlanıp hazırlanmadığının kesin olarak ispatlanamadığı, katalogların üçüncü kişilere de sunulabilecek nitelikte olduğu ve davacının alacağını usulüne uygun delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti raporunda, taraflar arasında katalog hazırlanmasına ilişkin görüşmeler yapıldığı, davacı tarafından 05.10.2018 tarihli 293.820,00 TL bedelli faturanın düzenlendiği, davacının ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olduğu, davalı ticari defterlerinde ise kayıt bulunmadığı, katalogların spiral ciltli ve sonradan sayfa eklenmesine elverişli olduğu, kataloglarda davalı şirkete ait ibarelerin yalnızca bir sayfada yer aldığı, katalogların münhasıran davalı için hazırlanıp hazırlanmadığının kesin olarak belirlenemediği, katalogların üçüncü kişilere de sunulabilecek nitelikte olduğu, katalog bedelinin rayiç değerlere uygun bulunduğu, ancak katalog bedelinin davalı tarafından karşılanacağına ilişkin açık ve yazılı bir mutabakatın bulunmadığı, taraf iradelerinin sözleşmenin esaslı unsurlarında tam olarak uyuşmadığı, bu nedenle taraflar arasında TBK 470 kapsamında kurulmuş bir eser sözleşmesinin varlığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Dosya kapsamında bulunan e posta yazışmalarında, 04.06.2018 tarihinde davacı taraf yetkilisi ... tarafından davalı taraf çalışanı ...’a katalog çalışmaları hakkında mail gönderildiği, 08.06.2018 tarihinde davacı taraf yetkilisi ... tarafından davalı taraf yetkilileri ..., ...ve ...’a gönderilen mailde ..., ... perde koleksiyonlarına ait katalogların adet fiyatının 415,00 TL olarak ve teslim tarihinin 15.08.2018 olarak bildirildiği, 12.06.2018 tarihinde davalı taraf çalışanı ...tarafından davacı taraf yetkilisi ...’dan katalog ürün fiyatlarının talep edildiği, 13.06.2018 tarihinde davacı taraf yetkilisi ... tarafından davalı taraf çalışanı ...’a gönderilen mailde ürün fiyatlarının seçim sonrasına bırakılmasının önerildiği, 18.07.2018 tarihinde davalı taraf çalışanı ...tarafından davacı taraf yetkilisi ...’a dikey perde numunesi ve üretim sürecine ilişkin mail gönderildiği, 25.06.2018 tarihinde davalı taraf çalışanı ...tarafından davacı taraf yetkilisi ...’a ve bilgi olarak davalı taraf yetkilisi ...’a gönderilen “Katalog Hakkında” konulu mailde “Bütün onaylar verilmişti, yalnızca son durum hakkında bilgi verilmesini rica ederim, listenin aşağıdaki şekilde doldurulmasını rica ederim” ifadelerine yer verildiği, 23.07.2018 tarihinde davacı taraf yetkilisi ... tarafından davalı taraf çalışanı ...’a örnek fiyat listesi gönderildiği, 26.07.2018 tarihinde davalı taraf çalışanı ...tarafından davacı taraf yetkilisi ...’a ürün isimleri, desen ayrımları ve tanım bilgilerine ilişkin yönlendirmeler yapıldığı, 30.07.2018 tarihinde davacı taraf yetkilisi ... tarafından davalı taraf çalışanı ...’a dikey perde kumaş numuneleri ve üretim sürecine ilişkin bilgi verildiği, 10.07.2018 tarihinde davacı taraf şirketi .... Şti. tarafından ... yetkililerine sipariş ve sevkiyat sürecine ilişkin mail gönderildiği, 15.08.2018 tarihinde davalı taraf yetkilisi ...tarafından davacı taraf yetkilisi ...’a gönderilen mailde katalogların faturalandırılmasının kabul edilmediğinin bildirildiği, 03.09.2018 tarihinde ise davalı taraf çalışanı ...tarafından davacı taraf yetkilisi ...’a gönderilen mailde katalog bedelinin kabul edilmediği ve faturanın iade edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Sunulan yazışma silsilesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; taraflar arasında sadece bir fiyat araştırması ya da sözleşme öncesi görüşme yapılmadığı; 08.06.2018 tarihli e-posta ile icapta bulunulduğu, 25.06.2018 tarihli "onay verildi" içerikli e-posta ile bu icabın kabul edildiği, akabinde üretime ilişkin talimatlar verilerek sözleşmenin eylemli olarak ifa edildiği anlaşılmaktadır.Davalı iş sahibinin sonradan fatura iadesi yoluna gitmesi, kurulmuş olan eser sözleşmesini geçersiz kılmayacak olup; hukuken geçerli bir eser sözleşmesinin ispatlandığı kabul edilmesi gerekmektedir. Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği, tam iki tarafa borç yükleyen ve ani edimli bir sözleşmelerdir. Sözleşmenin genel unsurları; meşru içerik, ehliyet, anlaşma ve şekildir. Bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları (icap ve kabulün gerçekleşmesi) gerekmektedir. Yerleşik mevzuat gereği irade açıklamalarının açık veya örtülü (zımni) olabileceğini kabul etmiştir.Somut olayda, davacı yüklenici tarafından gönderilen 08.06.2018 tarihli, katalog fiyatı ve teslim tarihini içeren e-posta hukuken "icap" (öneri) niteliğini haizdir. İş sahibi konumundaki davalı tarafın 25.06.2018 tarihli "Bütün onaylar verilmişti" şeklindeki e-postası ise sözleşmeyi kuran açık bir "kabul" iradesidir. Tarafların anlaşırken bedeli kararlaştırmamış olmaları dahi sözleşmenin kurulmasına engel teşkil etmez. Ayrıca, davalı tarafın süreç içerisinde katalog içeriklerine, ürün tanımlarına ve fiyat listelerine ilişkin yönlendirmeler yapması ile numune çalışmalarını yürüttürmesi, tarafların ifa hazırlıklarına başladığını ve sözleşmenin eylemli olarak yürürlük kazandığını açıkça ortaya koymaktadır.Hukuki nitelendirme gereği eser sözleşmesinin geçerliliği kural olarak hiçbir şekle bağlı değildirAncak uyuşmazlık hâlinde ispat kuralları devreye girmektedir ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 200. maddesi gereğince yasal sınırı aşan hukuki işlemlerin kural olarak senetle (kesin delille) ispatı zorunludur..Somut uyuşmazlıktaki e-posta yazışmaları, HMK'nın 202. maddesi kapsamında, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte onu muhtemel gösteren "yazılı delil başlangıcı" mahiyetindedir. Kanun, senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde yazılı delil başlangıcı bulunursa, bu hukuki ilişkinin tanıkla ispat edilebileceğini düzenlemiştir.Bu hukuki temel ışığında; yazılı delil başlangıcı sayılan e-postalar ile birlikte 600 adet katalog çalışmasının yapıldığını doğrulayan taraf tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesinin ispat kurallarına uygun olarak kanıtlandığı kabul edilmesi gerekmektedir. Güven Sorumluluğu (...) ve Dürüstlük Kuralı Çerçevesinde Nitelendirme Bir an için e-postaların ve fiili durumların eser sözleşmesini kurmak için yeterli olmadığı veya salt bir ticari hazırlık safhası olduğu varsayılsa dahi, meydana gelen hukuki durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesinde düzenlenen "dürüstlük kuralı" ekseninde değerlendirilmesi zorunludur.Sözleşme öncesi görüşmelerin başlamasıyla taraflar arasında akit benzeri bir güven ilişkisi doğar ve bu ilişki TMK madde 2'deki dürüstlük kuralına dayanır. Kendine özgü mahiyet arz eden "güven sorumluluğu", bir kişinin davranışlarıyla başkalarında yarattığı haklı beklentiler nedeniyle oluşan ve koruma yükümlülüklerine uyulmasını gerektiren bir durumdur. Davalı iş sahibinin numune ve katalog çalışmaları için talimatlar vermesi, fiyat yönlendirmesi yapması ve onayların verildiğini beyan etmesi, yüklenicide işin kendisine verildiğine ve sözleşmenin ifa edileceğine dair "haklı ve korunmaya layık bir güven" yaratmıştır. Oluşturulan bu haklı güvenin ardından haksız ve dayanaksız biçimde sözleşmeden dönülmesi ya da işin reddedilmesi, dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil edeceğinden "..." (sözleşme görüşmelerinde kusur) sorumluluğunu doğurur. Somut olayda, taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu yönündeki iddianın ispatı yönünden davacı tarafça dosyaya sunulan yazılı delil başlangıcı niteliğindeki e-posta yazışmaları (08.06.2018 ve 25.06.2018 tarihli onay içerikli e-mailler) ile dinlenen taraf tanıklarının 600 adet katalog çalışmasını doğrulayan beyanlarının değerlendirilmesi sonucu taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kurulduğunun ispatlandığı kabul edilmelidir. Mahkemece yazılı belge bulunmadığı ve yemin teklifinin kabul edilmediği gerekçesiyle sözleşme ilişkisinin kurulmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bakırköy ... Noterliği’nin 31.08.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, davacı tarafça davalıya hitaben ..., ...perde koleksiyonlarına ait ..., ... isimli toplam 600 adet katalogun adet başına 415,00 TL + KDV bedel üzerinden hazırlanması konusunda anlaşma sağlandığının, katalogların davalının bilgisi ve talepleri doğrultusunda hazırlandığının, katalogların 15.08.2018 tarihinde teslime hazır hale getirildiğinin, teslim adresinin bildirilmesi ve 249.000,00 TL + KDV katalog bedelinin ödenmesinin talep edildiğinin, aksi halde dava ve icra takibi yoluna başvurulacağının ihtar edildiği anlaşılmıştır.O halde mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 202. maddesi uyarınca davacı tarafça dosyaya sunulan e-posta yazışmalarının "yazılı delil başlangıcı" olarak kabul edilmesi ve bu kapsamda dinlenen taraf tanıklarının beyanları ile birlikte değerlendirilerek taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi kapsamında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu kabulü ile, davacı yüklenicinin keşide ettiği Bakırköy ... Noterliğinin 31.08.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme konusu 600 adet kataloğu teslime hazır ettiğini davalı iş sahibine bildirerek TBK'nın 97. maddesi uyarınca usulüne uygun "ifa önerisinde" bulunduğu, davalının bu ihtara rağmen teslim adresini bildirmeyip malları teslim almaktan kaçınarak TBK'nın 90. maddesi uyarınca haklı bir sebep olmaksızın "alacaklı temerrüdüne" düştüğü anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, basılan katalogların üzerinde yer alan ..., ... ve... şeklindeki koleksiyon isimleri ve özellikleri dikkate alınarak eser niteliğindeki bu malların davalıya özel üretilip üretilmediğinin ve 3. kişilere satılarak değerlendirilmelerinin (zararın azaltılmasının) mümkün olup olmadığının saptanması, şayet başka birine satılamayacak ürünler olduğu tespit edilirse, fiili teslim gerçekleşmemiş olsa dahi alacaklı temerrüdü nedeniyle davalı iş sahibinin bakiye eser bedelinden sorumlu olacağı hususunun gözetilmesi; hükme esas alınan önceki bilirkişi raporunda, HMK'nın 279/4. maddesindeki "Bilirkişi... hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz." emredici hükmüne açıkça aykırı biçimde "taraf iradelerinin uyuşmadığı" yönünde hukuki nitelendirme yapıldığından bu raporun hükme esas alınamayacağı dikkate alınarak; 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle, 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi gereğince işin yapıldığı yıl mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre davacının hak ettiği eser bedelinin ne kadar olduğu hususunda tarafların itirazlarını karşılayan rapor hazırlanması, TBK 97 maddesi gereğince birlikte ifa kuralı esas alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebi incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf talebi incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2021 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.