İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan ayıplı ürün iadesi sonrası ödenmeyen bedelin tahsili amaçlı icra takibine itirazın iptali davası kararı incelemesi.
Özet: Davacı şirket, davalıdan satın alıp üçüncü bir firmaya sattığı üründe gizli ayıp çıkması üzerine, bu ayıbı davalıya bildirerek onarım amacıyla iade ettiğini ancak davalının ürünü onarmayıp bedelini de iade etmemesi nedeniyle uğradığı zararı tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep ederken; davalı taraf, ayıp bildiriminin süresinde olmadığını ve malın kendisine iade edilmediğini iddia ederek davanın reddini savunmuş, ilk derece mahkemesi ise taraflar arasındaki ticari defter kayıtlarındaki farklılıklar ile iade faturasındaki malların davalıya teslim edildiğinin ve teslim belgesindeki imzanın şirkete ait olup olmadığının ispatlanması gerektiği noktalarına dikkat çekmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ███████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : █████████ Esas - ████████ Karar TARİH: █████/2023DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin, ticari ilişki içinde bulunduğu davalıdan 19.10.2020 tarihinde düzenlenen fatura ile '...' adlı ürünü satın aldığı, satın alma bedelinin 30.10.2020 tarihinde davacı şirket tarafından davalı borçluya ödendiğini, ... davalı borçludan alımının hemen akabinde davacı şirket tarafından 23.10.2020 tarihli fatura ile ...AŞ'ye satıldığını, davadışı ...AŞ'ye satımı gerçekleştirilen '...' adlı üründe gizli kusur ve ayıpların çıkmasının tarafımıza bildirilmesi üzerine bu ayıbın derhal davalıya bildirildiğini, Dava konusu ürünlerin ayıplı ve kusurlu olduğunun davalı borçluya bildirilmesi ile birlikte davalı borçlu şirketin üründeki ayıbı kabul ettiğini, üründeki ayıbın giderilmesi amacıyla 26.12.2020 tarih, ... numaralı teslim fişi ile dava konusu ürünlerin .... Ltd. Şti tarafından gerçekleştirilen taşıma işlemi ile davalı şirkete imza ve kaşe karşılığı teslim edildiği, Davalı şirketin teslim edilen dava konusu ayıplı üründeki sorunu dört ay gibi uzun bir sürede giderememesi ve oyalamaları ile tamirinin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine dava dışı ... AŞ'den davacı şirkete 28.04.2021 tarihinde, davacı şirket tarafından, davalı şirkete 07.05.2021 tarihinde iade faturası düzenlendiğini, davalı şirket tarafından dava konusu ürünün tamirinin mümkün olmadığının anlaşılması, iade edilen malın bedelinin de ödenmeyerek, söz konusu ürünlere haksız olarak el koyulması üzerine davacı şirket tarafından davalı borçlu şirkete ödenmiş bulunan 2.360 USD satış bedelinin ödenmesi ihtaren bildirildiğini, davalı şirket, tarafından keşide edilen 18.05.2021 tarihli ihtarname ile dava konusu ...'nün ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini ve devamında iş bu dava konusu ürünlerin kendilerine iade ve teslim edilmediğini iddia ettiğini, ilgili ürünün teslim edildiğine ilişkin kargo fişinde davalı şirketin imzası ve kaşesi de bulunduğunu, davalı yan tarafından bedel iadesi gerçekleştirilmediğini, ödemenin yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğü‟nün ... E. sayılı dosyası üzerinden yasal takibe geçildiğini, davalının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu belirterek, davanın kabulüne, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkile 10.05.2021 gönderilen ihtarname ve iade faturasına davalı tarafından itiraz edildiğini, Dava konusu konveyörün tüm incelemeleri yapılarak aylar öncesinde davacı firmaya teslim edildiğini, ayıp iddiasının süresinde olmayıp, gerçeği yansıtmadığını, Dava dilekçesi ek'inde bir kısım kargo evraklarının ve teslim belgesinin yer aldığını, dava konusu malın hiçbir şekilde davalı şirket yetkilisi veya çalışanları tarafından iade alınmadığını, gerekirse bu hususta imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, Dava dilekçesi ek'inde yer alan watsapp yazışmalarının hangi dönem, ne hususta ve müvekkile ait olup-olmadığının belli olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; davacı tarafından davalı aleyhine Küçükçekmece 2.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 2.360,00-USD cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu, alınan mali bilirkişi raporunda; davacının yasal defterlerinde davalıdan 18.596,80-TL alacaklı olarak göründüğü, davalının defterlerinde ise davacıya borç veya alacak bakiyesi görünmediği, defterler arasındaki farkın davacının davalıya kestiği 07.05.2021 tarihli ... nolu 18.596,80-TL tutarlı iade faturasının davacı yasal defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, iade faturasına davalı tarafından Bakırköy 54. Noterliğinin 18.05.202021 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile itiraz edildiği, faturanın defterlere kaydedilmediği, fatura muhteviyatı malların davalı şirkete teslim edildiği hususu ispata muhtaç olduğu, ambar tesellüm fişinde malları teslim alan kısmında imzası olan kişinin şirket çalışanı veya yetkilisi olup olmadığının tespit edilmesi gerektiği kanaatinin bildirildiği, dosyanın bu kez mali müşavir ve makine mühendisinden oluşan heyete tevdii edildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, yolluk ayrıma konveyörü adlı ürünün davalı tarafından yerinde çalıştırılıp alıcıya teslim edilmediği, çalışmayan ürünün ayıplı olduğu, ancak davalının ayıplı ürünü bilerek satmadığı, ürünün üretim hatasından kaynaklanan bir durum olabileceği, davalının hatalı ürünü değiştirmek zorunda olduğu kanaatinin bildirildiği, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalara, davalının yasal süre içerisinde itiraz etmediği, tüm dosya kapsamına göre; dinlenen tanık beyanları ile konveyörün teslim hususunun ispatlandığı, alınan bilirkişi raporuna göre toplam alacağın 2.360,00-USD olduğu, ürünün üretim hatasından kaynaklanan bir durum olabileceği, davalının hatalı ürünü değiştirmek zorunda olduğu; gerekçesi ile; davanın kabulü ile davalının dava konusu takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin 2.360,00-USD asıl alacak üzerinden devamına, 2.360,00 USD nin %20'si oranındaki inka icra inkar tazminatının tahsil tarihindeki TC Merkez Bankası USD cinsinden döviz efektif kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın açık şekilde hukuka aykırı olduğunu; teslim olgusunun tanık beyanı ile ispat edilemeyeceğini, davacı tarafça gönderilen iade faturasına itiraz dosyada mevcut ve bu husus raporlarda belirtmiş iken, faturaya itiraz edilmediğine yönelik gerekçe yazıldığını, davacının ayıp iddiası ve iade faturasına karşı Bakırköy 54.Noterliğinin 18.05.2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, dava konusu konveyörün tüm incelemeleri yapılarak aylar öncesinde davacı firmaya teslim edildiğini; ayıp iddiası süresinde olmayıp, gerçeği de yansıtmadığını, dosyaya sunulan kargo fişlerinin müvekkili şirket tarafından düzenlenmediğini, mahkemenin önce teslim hususunu netleştirmesi, sonra mal üzerinde inceleme yapması gerekirken, davacı tanıklarının beyanları ile teslimin gerçekleştiği sonucuna ulaşmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının teslim fişinin taraflarınca imzalandığını ispatlaması gerektiğini; gerekirse bu hususta imza incelemesi yapılmasının talep edildiğini, █████/2023 tarihli ek raporda ayıp hususunun mal üzerinde inceleme yapılmaksızın değerlendirildiğini, kararda kök raporun ve fatura içeriğinin aksine alacağın dolar olarak belirlenmesinin de hukuka aykırı olduğunu; yine % 20 inkar tazminata likit bir alacak olmamasına rağmen hükmedilmesinin, bu tazminat için de dolar cinsinden karar verilmesinin hatalı olduğunu; yargı makamınca davacının haklı olduğu düşünülse dahi alacağa ve inkar tazminatına TL cinsinden hükmedilmesi gerektiğini, gerekçeli karar ile hükmedilen vekalet ücreti hesabının da anlaşılamadığını; dolar kuru üzerinden olsa dahi dava tarihinde dolar kuru dikkate alınarak alacağın 18-19 Bin TL. civarında olduğunu; bu noktada 17.900 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ileri sürerek, açıklanan ve re’sen gözetilecek hususlar dikkate alınarak, tehiri icra talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, dava masraf ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu konveyörün ayıplı olduğundan bahisle satış bedelinin iadesi amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan, davalıdan satın alınan konveyörün üçüncü kişiye satıldığını, konveyörde ayıp çıktığını, durumun davalıya bildirildiğini, davalının ayıbı kabul edip ürünü tamir etmek üzere iade aldığını, ancak dört ay gibi uzun bir süre ürünü tamir ve iade etmediğini, uzayan süreç sonunda davacının ürünü sattığı üçüncü kişinin davacıya iade faturası düzenlediğini, davacının da davalıya kendi aralarındaki satış sözleşmesine istinaden iade faturası düzenlediğini, ürünü uhdesinde tuttuğu gibi, satış bedelini de iade etmeyen davalı aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürmüş; davalı yan, davacıya makinenin ayıpsız ve çalışır halde teslim edildiğini, davacı iddiasının aksine davalıya herhangi bir ayıp bildiriminde bulunulmadığını, davalıya iade edilmiş bir makine de olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan teslim fişinde bulunan ve davalıya ait olduğu iddia olunan imzanın davalıya ait olmadığını, davacının gönderdiği iade faturasına noter kanalı ile itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, yine dava dilekçesi ekindeki whatsapp yazışmalarının da kimler arasında olduğunun belli olmadığını savunmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine, ayıplı mal bedeli açıklamasıyla 2.360,00-USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Mahkemece takip dosyası, davalı şirketin ba-bs formları, satış ve iade faturaları, davacı ve davalı tarafından gönderilen ihtarnameler dosya arasına alınmış, davacı tanıkları dinlenilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, akabinde dosya bilirkişiye tevdii edilerek makine mühendisi bilirkişiden dosyadaki belgelerle sınırlı şekilde bilirkişi raporu aldırılmış, tahkikat bitirilmiş ve yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kabulünün aksine davalı tarafından ticari defter ve kayıtların incelemeye ibraz edildiği, mali bilirkişi tarfaından her iki tarafın defterlerinin incelendiği, buna göre davacı ile davalı arasındaki konveyör satışına ilişkin █████/2020 tarihli KDV dahil 18.596,80-TL bedelli faturanın davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıya konveyör için önce █████/2020 tarihinde 7.500,00-TL ön ödeme yapıldığı, akabinde davalının faturayı tanzim ettiği ve bakiye 11.096,80-TL'nin █████/2020 tarihinde davalıya ödendiği, her iki ödemeye ilişkin dekontun da dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulu olduğu, 2020 yılı itibariyle taraf defterlerinde hem fatura hem de ödemelerin karşılıklı kayıtlı olduğu, borç alacak bakiyesi bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya █████/2021 tarihli KDV dahil 2.360,00-USD bedelli iade faturası düzenlenerek Büyükçekmece 14 Noterliği'nin █████/2021 tarihli ihtarnamesi ile gönderildiği, ihtarnamede davalıdan satın alınan konveyörün ayıplı çıkması nedeniyle davalıya iade edildiğinin, bu nedenle █████/2021 tarihli iade faturasının düzenlendiğinin, davacıya ödenen 2.360,00-USD satış bedelinin derhal iadesi gerektiği hususlarının ihtar edildiği anlaşılmıştır. Mahkeme kabulünün aksine davalı tarafından TTK'nun 21 maddesindeki 8 günlük yasal süre içerisinde Bakırköy 50 Noterliği'nin █████/2021 tarihli ihtarnamesi ile iade faturasına itiraz edilmiş ve ayrıca ayıp iddiası ile malın kendilerine teslim edildiği hususlarının kabul edilmediği belirtilmiştir. Nitekim bu iade faturası davalı defterlerinde kayıt altına alınmamış, vergi dairesine de beyan edilmemiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 99/1 fıkrası uyarınca konusu para olan borç Ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/2 fıkrasına göre borcun yabancı para birimi ile ödenmesi kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç değer üzerinden ülke parası ile ödenir. Maddenin 99/3 fıkrası uyarınca yabancı para alacaklısı, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen başka bir ifade bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde, alacağının aynen, veya vade tarihinde yahut fiili ödeme tarihinde rayiç olan kur üzerinden ülke parası ile ödenmesini talep edebilir. Bu halde yabancı para alacaklısına seçimlik bir yetki tanınmıştır. Bu seçimlik yetki kullanılmakla tükenir (Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ██████████ esas, █████████ karar sayılı █████/2018 tarihli; █████████ esas, █████████ karar sayılı, █████/2018 tarihli ilamları). İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı, alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurul unun ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı). Usulüne uygun bir takibin varlığı itirazın iptali davaları bakımından dava şartı olduğundan, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin ████████ esas, █████████ karar sayılı █████/2023 tarihli kararında da belirtildiği üzere, Türk Lirası cinsinden bir alacağın yabancı para üzerinden takibe konulması halinde, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığından söz edilemez. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde; davacının davalı ile dava konusu konveyörün USD karşılığında satışına ilişkin bir sözleşme yapıldığını ortaya koyamadığı, aksine hem satış faturasının TL cinsinden tanzim edildiğinin, hem de ödemenin TL cinsinden yapıldığının davacı tarafından dosyaya sunulan satış faturası, dekontlar ve taraf defterlerindeki kayıtlar ile sabit olduğu, davacının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönmekte haklı olduğunu, makinenin davalıya iade edildiğini ispatlaması ihtimalinde dahi, davalıdan ancak TL cinsinden yaptığı satış bedeli ödemesinin iadesini talep edebileceği, ayıp nedeniyle düzenlendiği iddia olunan 2.360,00-USD bedelli iade faturasının yabancı para cinsinden düzenlenmesini haklı gösterir sözleşmesel veya yasal bir dayanağın ortaya konulamadığı, Türk Lirası cinsinden bir alacağın yabancı para üzerinden takibe konulması halinde, usulüne uygun olarak başlatılmış bir takibin varlığından söz edilemeyeceği, buna göre mahkemece davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kamu düzenine ilişkin olduğu gibi, davalı yanca da ileri sürülen istinaf sebebinin haklı olduğu anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine, davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın özel dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,3- Davalının yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:4-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak ödenen 471,97-TL'den mahsubu ile bakiye 260,03-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davalı taraf vekille temsil edildiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 13/2 fıkraları gereği hesap ve takdir olunan 33.562,26 TL -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 9-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 11-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 179,00-TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş harcı toplamı olan 917,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 12-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 13-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.