Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde, iç mimarlık şirketi ile müşteri arasındaki proje hizmet bedeli alacağı ve internet ortamındaki haksız karalamalar sebebiyle açılan manevi tazminat davası.
Özet: Davacı şirket, davalıya mimari ve dekorasyon proje hizmetleri sağladığını, ancak davalının başka bir şirket tarafından yapılan uygulama sonrası projeyi beğenmeyerek kalan ödemeyi yapmadığını ve çevrimiçi platformlarda haksız ithamlarda bulunduğunu iddia ederek bakiye alacağın tahsili ile manevi tazminat talep etmiş; davalı ise davacının sadece proje çizimi değil, kontrolörlük görevini de üstlendiğini ancak bu görevi yerine getirmediğini, projenin uygulamayla alakasız olduğunu, ödenen miktarın davacının belirttiğinden fazla olduğunu ve davacının taahhütlerini eksik yerine getirmesi nedeniyle herhangi bir borcu olmadığını, aksine ödenen bedelin iadesi gerektiğini ve davanın usulden reddi gerektiğini savunmuştur.

T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : █████/2025
...█████/2024 karar tarihli ... sayılı, Asliye Ticaret Mah. görevli olduğuna dair görevsizlik kararının istinaf edilmesi üzerine ... Dairesinin █████/2024 tarihli ... sayılı görevsizlik kararının istinafına yönelik başvurunun reddi üzerine dosya mahkememize tevzi edilmesi, üzerine yapılan yargılama sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE: ... Mahkemesine sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ile iç mimarlık faaliyeti sürdüren müvekkil şirket arasında, davalının konutuna "Mimari, dekorasyon projelerinin hazırlanması işi" ile ilgili olarak anlaşma yapıldığını, çizim ve projelendirme işinin davalının istekleri ve talepleri doğrultusunda müvekkil şirket tarafından yerine getirildiğini, müvekkil şirket tarafından üstlenilen işin kusursuz bir şekilde yerine getirilmesi ve bu hizmetin davalı tarafından beğenilmesi neticesinde davalının, bu kez iş yerinde yapacağı mimari değişiklik hususunda da müvekkil şirketten hizmet almak istediğini ve bu hususta da taraflar arasında anlaşma yapıldığını, işyerinde yapılan hizmetin de takdir ve beğeni ile karşılandığını, müvekkilinin, uhdesindeki işi, ayıpsız, eksiksiz ve zamanında teslim ettiğini, davalının da hiçbir revizyon isteğinde bulunmadığını, ihtirazi kayıt sunmadığını, tasarımı yapıldığı biçimiyle kabul ettiğini, tarafların 130.000- TL + KDV olacak şekilde ücret konusunda anlaştığını, bu miktarın 50.000- TL'sinin müvekkiline ödendiğini, kalan 110.000-TL'nin de taksitle ödenmesi konusunda anlaşma sağlandığını, iş bu anlaşmada müvekkil şirketin borcunun proje çizimi olduğunu ve bu borcun eksiksiz bir şekilde yerine getirildiğini, projenin uygulanması işinin ise müvekkil şirkete ait olmadığını, projenin uygulanması işinin davalının kendi seçtiği bir şirket tarafından yerine getirildiğini, davalının kendi seçtiği ve müvekkil şirket ile bir bağı olmayan şirketin yapmış olduğu işi beğenmemesi üzerine borcun kalanı olan 60.000-TL + KDV'nin ödenmediğini ve müvekkil şirket hakkında internet ortamında asılsız ve haksız ithamlarda bulunduğunu belirterek müvekkil şirketin ödenmeyen bakiye alacağı bakımından şimdilik 10.000-TL alacağının davalının temerrüdü (iharnamede verilen süre sonu) tarihi olan 18.06.2022 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, müvekkil hakkında davalı tarafından oluşturulan şikayetlerin ilgili platformlardan kaldırılmasına ve bu haksız şikayetler sebebiyle 10.000-TL tazminatın ilk haksız şikayet tarihi olan 12.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; ... Mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının arabuluculuk başvurusunu hizmet ve eser sözleşmesine dayalı alacak olarak yaptığını, mimarlık hizmetine ilişkin talebin hukuken hizmet ve eser sözleşmesi kapsamında olmadığından arabuluculuk başvurusunun dava şartını yerine getirmeye elverişli olmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, mimarlık sözleşmelerinin niteliği gereği vekalet sözleşmeleri kapsamında olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş herhangi bir eser sözleşmesi bulunmadığını, davacının taahhüt etmiş olduğu işleri yerine getirmediğini, sonuç olarak müvekkilinin oturamayacağı ve yeniden yaptırmak zorunda kaldığı bir evin ortaya çıktığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi yalnızca proje çizim işinin üstlenilmediğini, proje çizimi yanında kontrolörlük işinin de üstlenildiğini, taahhüt edilen kontrolörlük ve takip işinin yerine getirilmemesi nedeniyle, uygulaması olmayan ve sadece ekranda kalan bir çizimin hiçbir işe yaramayacağının herkesin malumu olduğunu, dosyaya sunulan fotoğraflarda görüldüğü üzere çizim ve uygulamanın birbiriyle alakası olmadığını; davacı şirketçe evin yapımı esnasında kontrol yapılmadığını, çizimlere uygun olup olmadığının denetlenmediğini, davacı tarafça yapılan işin müvekkil tarafından beğenildiği ifadesinin gerçek olmadığını, müvekkilinin söz konusu işi beğenmediğini, davacı şirket tarafından 130.000+KDV'ye anlaşıldığı ve müvekkili tarafından 50.000TL ödendiği ifade edilmişse de bunun sadece iddiadan ibaret olduğunu, dosyaya sunulan dekontlardan görüleceği üzere müvekkili tarafından 59.000.TL; elden de ayrıca 20.000TL ödendiğini, ödenen bedel dışında müvekkilin davacıya borcu bulunmadığı gibi yerine getirilemeyen taahhütler nedeniyle ödenen bedelin de iadesinin gerekeceğini, müvekkilinin yaptığı paylaşımlar nedeniyle davacı tarafça 10.000 TL tazminat talep edildiğini, bu talebinin maddi tazminat olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının maddi tazminat talebi hakkında arabuluculuk görüşmesi yapılmadığından işbu talebe ilişkin olarak dosyaların tefrik edilmesi ve maddi tazminat talebinin usulden reddinin gerekeceğini, tazminat koşullarının gerçekleşmediğini, davacının, avans faizi talep etmiş olduğunu, ancak müvekkilinin tüketici olduğunu, bu nedenle avans faizi talebinin de hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
... Mahkemesi tarafından İç Mimar ... ile İnşaat Mühendisi ...'ın düzenlediği █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda ; Tarafların arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığını, sözlü anlaşma yapıldığını, yapılan işin içmimarlık hizmeti “eser” kapsamında olduğundan, davacının arabuluculuk başvuru talebini “hizmet ve eser sözleşmesi” kapsamında yapmış olmasının uygun olduğunu; davacının çizim ve projelendirme işini davalının olumlu görüşü, memnuniyeti ve beğenisi ile tamamlayarak davalıya teslim ettiğini; davacının, denetim/kontrolörlük hizmetini yapmış olsa dahi imalat ve uygulama işlerinin hatalarından ve bu hataların düzeltilmemesinden sorumlu tutulamayacağını; uygulama ve imalat işlerinin koordinasyon ve kontrolü ile iletişim sorumluluğunun dava dışı Yüklenici firmanın sorumluluğunda olduğunu; uygulanan işlerin, proje çizim ve 3D görsellerinin bütününe uygun olarak gerçekleştirildiğini, oluşan hataların ve yarım kalmış işlerin ise davalının kendi sözleşme imzaladığı dava dışı uygulama firmasının sorumluluğunda olan imalat ve uygulama hatalarından kaynaklı olduğunu, davacının ise herhangi bir zarar oluşturmadığı ve uygulama hataları ve zararından sorumlu tutulamayacağını; İçmimari proje iş takibi ile kontrolörlük hizmetinin birbirinden farklı hizmetler olduğunu, davacının, davalı yararına içmimari proje işinin takibini üstlendiği ve içmimari proje işinin takibini tam olarak gerçekleştirdiğini; uygulama ve kontrolörlük hizmetlerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalı ile dava dışı uygulama firması arasında imzalanan İnşaat Sözleşmesinde davacıya ait herhangi bir imza ve yetki yer almadığından dolayı kontrolörlük hizmetinden de sorumlu tutulamayacağını, davalının, davacının dava dilekçesinde belirttiği çizim ve projelendirme hizmetine yönelik anlaşma bedelini ve bedelin yarısını ödediğini ikrar ettiğini; davalının, davacıya çizim bedeli için ara ödeme olarak 20.000TL, içmimari proje takibi için 59.000,00 TL ve toplamda KDV dahil 79.000TL ödemiş olduğunu, İçmimari proje takibi işine ait bedelin “çizim ve projelendirme hizmeti” bedeli içinde değerlendirilebileceğini; davacının içmimari çizim ve projelendirme hizmeti ile içmimari proje takibi işlerini tam olarak yerine getirdiğini, uygulama ve imalat hatalarından dolayı oluşan zarar veya memnuniyetsizlikten sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından; davalının davacıya yönelik sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği olumsuz yorumların kaldırılması gerektiğini, davalının itibarının haksız yere zadelendiğini bildirmişlerdir.
... sayılı görevsizlik kararı ile " Bu sebeple mutlak ticari davaya vücut veren haksız rekabetten kaynaklı saldırının önlenmesi, bu saldırıdan kaynaklı manevi tazminat istemi ve gerek işyeri gerekse konut için akdedilen sözleşmeden kaynaklı alacak davalarına ticaret mahkemesince bakılması gerekecektir. Burada iş sahibinin konutu ile ilgili hususun tefriki ile ayrı yargılamaya tabi tutulması da mümkün değildir. Zira talepler iç içe geçmiştir ve tefrik ile talepler arasındaki insicam bozulup çelişik, infazı kabil olmayan kararlar ortaya çıkabilecektir. Açıklanan sebeplerle mahkememizin görevsizliğine, " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
... Mahkemesinin kararını davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyasının ... Dairesine gönderildiği, ... sayılı ilamı ile " Somut uyuşmazlıkta davacı, davalının işyeri için mimari proje ve çizim yaptığını, iş bedelinin bir kısmının ödenmediğini iddia etmekte olup, tüketici işlemi söz konusu değildir. Bu nedenle tüketici mahkemesi de görevli değildir. Ne var ki, davanın taraflarından davacı gerçek kişi olup, görev hususu re'sen araştırılması gerektiğinden, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının tacir olup olmadığı vergi dairesine müzekkere yazılarak araştırılmalı ve asliye hukuk mahkemesinin mi yoksa asliye ticaret mahkemesinin mi görevli olduğu ortaya çıkarılmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme tespit edilerek görevsizlik kararı verilmelidir. Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine, " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
... 'nin kaldırma ilamı üzerine dosyanın ... Mahkemesine yeniden gönderildiği, ilgili mahkemenin ... Esas sırasına kaydının yapıldığı, yeni esas numarası üzerinden ... müzekkere yazılarak davalının tacir olup olmadığının araştırıldığı, ... tarafından verilen █████/2024 tarihli cevabi yazısında ise davalı ...'nin Bilgisayar Programlama Faaliyetler'inden dolayı ticari faaliyete başladığı ve Bilanço Esasına göre defter tuttuğu tacir olarak bildirildiği anlaşıldı.
... sayılı kararı ile "... kaldırma ilamı doğrultusunda yapılan incelemede, davacının bilanço esasına göre defter tutan tacir olduğunun anlaşılması karşısında taraflar arasındaki uyuşmazlık ile ilgili olarak görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Bu gerekçelerle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. " şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
... sayılı kararının davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... sayılı ilamı ile; " Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Tüketici mahkemesinden dosya görevsizlik ile gelmesi sonrası mahkememiz tarafından sözleşmenin yorumlanmasında nitelikli hesap uzmanı bilirkişi önceki bilirkişi heyetine eklenerek kök rapor düzenleyen bilirkişiler İç Mimar bilirkişisi ..., İnşaat Mühendisi ... Ve yine mahkememiz tarafından seçilen nitelikle hesap uzmanı bilirkişisi ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli raporda özetle; Taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi olmasa da davalı tarafın akdi ilişkiye itirazının olmadığı gibi akdi ilişkiyi de kabul ettiği anlaşıldığından, taraflar arasında sözlü sözleşme ilişkisinin kurulduğunun taraflarca kabul edildiğini, Taraflar arasındaki ihtilafın sözlşemenin kapsamına ilişkin olduğu nitekim davacı sözlü sözleşmenin kapsamının sadece çizim ve projelendirme işi olduğunu ve bu kısmı eksiksiz ve tam ifa ettiğini bu nedenle ücreti hak ettiğini iddia ederken davalı sözlü sözleşmenin kapsamının çizim ve projelendirme işi ile birlikte imalat ve uygulama kısmının denetim/kontrolörlüğünü de içerdiğini ve bu kısmın gereği gibi yerine getirilmediğini bu nedenle davacının herhangi bir ücret talebi olmadığını kabul ettiğini savunduğunu, Her ne kadar davalı tarafından Kök Rapora itiraz dilekçesinde "... davalının işi beğenmediği gibi davacının da işi beğenmediğine dair ikrarının göz önünde bulundurulmadığını" iddia etmeke ise de taraflar arasında akdedilen sözlü sözleşmenin çizim ve projelendirme aşamasının davalının olumlu görüşü, memnuniyeti ve beğenisi ile tamamlandığı ve uygulama aşamasına geçildiği, bu durumun davalının cevap dilekçesinde delil olarak sunduğu davacı ile gerçekleştirdiği WhatsApp mesaj döküm örnekleri ile davacının dava dilekçesi ekinde ve USB Flash Bellek içerisinde delil olarak sunduğu davalı ile gerçekleştirdiği detaylı WhatsApp mesaj dökümlerinden anlaşılabildiğini, Taraflar arasında akdedilen sözlü sözleşmenin çizim ve projelendirme işinin imalat ve uygulama kısmının davalı ile dava dışı firma ... arasında imzalanmış olan “İnşaat Sözleşmesi” ile dava dışı firmanın sorumluluğunda olduğu, işbu İnşaat Sözleşmesinin konusunun özetle “…konutun, işverene mimari ve kontrolörlük hizmeti veren içmimar tarafından metrajları, açıklamaları Yükleniciye (...) verilen keşife ve projeye göre yapılacak olan inşaat işlerini kapsamaktadır.” şeklinde tanımlandığını, açıkça görüldüğü üzere davalıya mimari ve kontrolörlük hizmeti veren davacının görev ve yetkisinin, uygulama işini yüklenen dava dışı ...’ya konutun projesi, keşif, metrajlar ve açıklamalarını vermekten ibaret olduğu, bu nedenle Kök Raporda teknik bilirkişiler tarafından varılan "davacının, denetim/kontrolörlük hizmetini yapmış olsa dahi imalat ve uygulama işlerinin hatalarından ve bu hataların düzeltilmemesinden sorumlu tutulamayacağı" ve "Uygulanan işlerin, proje çizim ve 3D görsellerinin bütününe uygun olarak gerçekleştirildiği, oluşan hataların ve yarım kalmış işlerin ise davalının kendi sözleşme imzaladığı dava dışı uygulama firmasının sorumluluğunda olan imalat ve uygulama hatalarından kaynaklı olduğu, davacının ise herhangi bir zarar oluşturmadığı ve uygulama hataları ve zararından sorumlu tutulamayacağı" sonuç ve kanaatine iştirak edildiğini, Kök Raporda teknik bilirkişiler tarafından "Davalının, davacıya çizim bedeli için ara ödeme olarak 20.000,00 TL, içmimari proje takibi için 59.000,00 TL ve toplamda KDV dahil 79.000,00 TL ödemiş olduğu"nun tespit edildiğini, davalı cevap dilekçesinde davacının belirttiği 130.000,00 TL anlaşma bedelinin iddiadan ibaret olduğunu belirtmekte ise de davalının davacıya çizim bedeli için 01.03.2021 tarihinde 10.000,00 TL ve 24.03.2021 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere iki defa ara ödeme yaptığı, ayrıca davalının 10.01.2022 tarihli WhatsApp dökümünde “her ay sonu 22.000TL ödeyebileceğini ve 5’e bölününce mayıs başı bitmiş olacağına” dair bilgi verdiği dikkate alındığında taraflar arasında akdedilen sözlü sözleşme bedelinin 130.000,00 TL olduğunu, Bu durumda davacının davalıdan (130.000,00 - 79.000,000=) 51.000,00 TL alacağı bulunduğu, davacının .... Noterliğinin 10.06.2022 tarih ve ... sayılı İhtarnamesi ile "Bununla birlikte müvekkilin vermiş olduğu bahse konu hizmetlerle ilgili olarak halen ödenmemiş olan 60.000-TL borcunuzun da işbu ihtarın tebliğinden itibaren 3 gün içerisinde müvekkile ait ve tarafınızca bilinen banka hesabına ödenmesini aksi takdirde bu hususlarla ilgili yasal yollara müracaat edileceğini müvekkilim adına ihtar ederim." ihtar edildiği, bu nedenle davalının temerrüdü (ihtarnamede verilen süre sonu) tarihi olan 18.06.2022 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili konusunda karar verme yetkisinin Mahmeye ait olduğunu, Davacı tarafından 10.000,00 TL manevi tazminat talep edilmekte ise de ifadelerinin davacı anonim şirket açısından manevi tazminat koşullarının oluşturup oluşturmadığı konusunda değerlendirme ve karar verme yetkisinin mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati belirtilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN SUNULAN █████/2025 TARİHLİ ISLAH DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Dosyaya kazandırılan 04.02.2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ile müvekkilinin 51.000-TL bakiye alacağı bulunduğu tespit edildiğini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak koşulu ile 41.000-TL artırdıklarını, 51.000-TL bakiye alacağın temerrüt tarihi olan 18.06.2022 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili ile ... isimli platform üzerinden müvekkili hakkında yayımlanan asılsız yorumun kaldırılmasına ve bu yorum sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu manevi zarar dolayısıyla 10.000-TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 12.05.2022 tarihinden itibaren işeyecek avans faiziyle tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmada verilen ara karar ile her ne kadar davalı vekili tarafından ıslah zaman aşımı definde bulunulmuş ise de TBK 147/6 maddesine göre eser sözleşmelerinde zaman aşımı 5 yıl olup, .... Noterliğinin █████/2022 tarihli noter ihtarıyla davalı taraf temerrüde düşürülmüş olduğundan davanın █████/2022 tarihinde açıldığı da dikkate alınarak davalı vekilinin zaman aşımı definin reddine, karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, iç mimarlık sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenmemesi nedeniyle bakiye alacak ile davalının internet ortamında yapılan şikayet yorumunun haksız olduğu iddiası ile yorumun kaldırılması ile manevi tazminat davasına ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, arabuluculuk son tutanağı, ticari defter ve kayıtlar ile birlikte toplanan tüm deliller ile dosya kapsamında alınan bilirkişilerin raporu birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişiler İç Mimar bilirkişisi ..., İnşaat Mühendisi ... Ve yine mahkememiz tarafından seçilen nitelikle hesap uzmanı bilirkişisi ... tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "davacının, denetim/ kontrolörlük hizmetini yapmış olsa dahi imalat ve uygulama işlerinin hatalarından ve bu hataların düzeltilmemesinden sorumlu tutulamayacağı" ve "Uygulanan işlerin, proje çizim ve 3D görsellerinin bütününe uygun olarak gerçekleştirildiği, oluşan hataların ve yarım kalmış işlerin ise davalının kendi sözleşme imzaladığı dava dışı uygulama firmasının sorumluluğunda olan imalat ve uygulama hatalarından kaynaklı olduğu, davacının ise herhangi bir zarar oluşturmadığı ve uygulama hataları ve zararından sorumlu tutulamayacağı" sonuç ve kanaatine iştirak edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözlü sözleşme bedelinin 130.000,00.TL olduğunu, Bu durumda yapılan ödeme düştükten sonra davacının davalıdan (130.000,00 - 79.000,000=) 51.000,00.TL alacağı bulunduğu, davacının .... Noterliğinin 10.06.2022 tarih ve ... sayılı İhtarnamesi ile ihtarnamede verilen süre sonu temerrüt tarihi olan 18.06.2022 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili konusunda karar verme yetkisinin Mahmeye ait olduğunu, Her ne kadar davacı tarafından 10.000,00 TL manevi tazminat talep edilmekte ise de ifadelerinin davacı anonim şirket açısından manevi tazminat koşullarının oluşturup oluşturmadığı konusunda değerlendirme ve karar verme yetkisinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiş olup belirtilen bu bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan rapor denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülerek, davacı tarafın, davalı taraftan iç mimari proje çiziminden dolayı bakiye 51.000,00.TL davalıdan alacaklı olup noter ihtarı ile temerrüte düşürdüğü tespit edilmiş olduğundan manevi tazminatında şartları oluşmadığından, buna göre Davanın kısmen kabulü ile, Davacının bakiye alacağı 51.000,00.TL alacağının temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
Davalı tarafından ... isimli platform üzerinden davacı hakkında yayımlanan internet yorumun kaldırılması ile internet yazı nedeniyle talep edilen manevi tazminat talebi yönünden;
Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Ticaret Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan gerçek ve tüzel kişilerin kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Her olay, kendine özgü koşullar içerisinde değerlendirilerek, çözüme bağlanmalıdır.
Bu bağlamda, gerek devamlılık kazanan yargısal kararlarda ve gerekse doktrinde ifade edilen görüşlerden hareketle, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen ilkelere göre; yayın yoluyla yapılan eylemin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığının saptanmasında, “gerçeğe uygunluk”, “kamusal ilgi ve toplumsal yarar”, “güncellik” ve “şekle uygunluk” unsurlarının bulunup bulunmadığının araştırılması zorunludur.
En önemlisi internet üzerinden şikayet hakkından ayrılıp, haber sınırını aşarak, genişletici ve yanlış yorumlarda bulunarak, yersiz şekilde onur kırıcı sözler kullanır, dürüstlük kuralına aykırı davranır ve kişisel nedenlerle salt sansasyon yaratmak için yayın yaparsa ve amaç ile kişilik haklarına saldırı arasında açık bir oransızlık varsa bu hukuka aykırı olur ve sonuçta da internet haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulması halinde bu hal tazminatı gerektirir.
Yine 6102 sayılı TTK'nın 54. maddesinde belirtildiği üzere, haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Kanunun “dürüstük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar” başlığı altında haksız rekabet hallerinin örnek mahiyetinde sayıldığı bu bağlamda, TTK ve 55-1-a’da “Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar”; aynı madde ve fıkranın b bendinde ise “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” hali haksız rekabet teşkil eden eylemlerden sayılmıştır. Ayrıca, Türk Medeni Kanunu, tüzel kişilerin sorumluluğu meselesine tüzel kişilerle ilgili hükümler arasında genel olarak değinmiştir. Türk Medeni Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrasında "Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokar" demektedir. Doktrin ve mahkeme kararları, bu hükme dayanarak, tüzel kişilerin akdi ve akit dışı sorumluluklarını kabul etmektedir.
Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; manevi tazminat isteminin dayandırıldığı davalı tarafından ... isimli platform üzerinden davacı hakkında yayımlanan yazı, davalının davacı şirkete çizdirdiği iç mimari projenin,uygulama işini yüklenen dava dışı ... olup bu belirtilen dava dışı şirketin imalat ve uygulama işlerinin hatalarından ve bu hataların düzeltilmemesi üzerine iç mimari projenin uygulanmasının zor olmasından dolayı eleştiri niteliğinde internet üzerinden şikayet yazısı yazdığı anlaşılmaktadır. Söz konusu tüketici şikayet köşesinde yazılan internet yazısı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ifade edilen beyanlar, iş memnuniyetsizlikten kaynaklı eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, haksız rekabet oluşturmadığı kanaatine ulaşılmış olup olup bu memnuniyetsizlik şikayet ifadelerinin demokratik bir toplumda “çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce” kavramları kapsamında kabul edilmiş olup, eleştiri sınırları aşılarak öz ile biçim arasındaki denge bozulmamış olduğundan, hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmemiş olduğu, bu nedenle dava konusu internette memnuniyetsizlik şikayet yazıları davacının kişilik haklarına haksız bir saldırı ile haksız rekabet oluşturacak nitelikte eylemin ve haksız rekabetin sebep olduğu zarar ispat edilemediğinden, haksız bir rekabet oluşturmadığı kanaati ile, davacı tarafın Manevi tazminat davası ile, ilgili platformlardaki yazılarının kaldırılmasına ilişkin talebinin ayrı ayrı reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1)Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
A- Davacının bakiye alacağı 51.000,00.TL alacağının temerrüt tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
B- Davacı tarafın Manevi tazminat davası ile, ilgili platformlardaki yazılarının kaldırılmasına ilişkin talebinin REDDİNE,
2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.483,81.TL karar ve ilam harcının, dava açılışında alınan 341,55.TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 701,00.TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.042,55 TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 2.441,26.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 800,00.TL arabuluculuk ücretinin, 131,15.TL.sinin DAVACIDAN, 668,85.TL.sinin DAVALIDAN alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4) Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 80,70.TL başvurma harcı, 815,50.TL tebligat ücreti, 8.400,00.TL bilirkişi ücreti, toplamı 9.296,20.TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 7.772,23.TL'si ile dava açılışında alınan 341,55.TL peşin harç ve yargılama sırasında yatırılan 701,00.TL ıslah harcı toplamından oluşan 8.814,78.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5) Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından kabul edilen bakiye alacak için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından red edilen manevi tazminat için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin e-duruşmada yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!