Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, medikal malzeme bayilik feshi nedeniyle ticari haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında yoksun kalınan kar ve menfi zarar talepleri.
Özet: Davacı medikal malzeme satıcısı şirket, davalı üretici/ithalatçı firmalarla Ulusal Bilgi Bankası (UBB) üzerinden yürütülen bayilik sözleşmesinin haksız ve tek taraflı feshedilmesi nedeniyle yoksun kalınan kar, müşteri tazminatı ve menfi zarar talebinde bulunurken; davalılar ise taraflar arasında münhasır bir bayilik anlaşması olmadığını, davacının rakip firmaların ürünlerini satması gibi ticari kurallara aykırı davranışları nedeniyle feshin haklı olduğunu savunarak, açılan tazminat davasının reddini talep etmektedir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ... - ...VEKİLİ : DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... 3- ... - ... VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARAR YAZMA TARİHİ : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Konya ve havalisinde UBB kaydı olan medikal malzemelerin satışını yaptığını, davalıların da bu malzemelerin üretici ve ithalatçısı olduklarını, medikal malzemelerin satışının yapılabilmesi için Ulusal Bilgi Bankasına kayıt yapılması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun da bu sistemi kullandığını, davalıların müvekkilini Konya ve havalisinde tek satıcı olarak tayin ettiklerini ve UBB'na bildirdikten sonra 4 senedir davalılar adına kendi nam ve hesabına medikal malzemelerin satışını, tanıtımını ve sürümünü yaptığını, davalılardan UBB kodu bulunan medikal malzemeleri satın aldığını ve tüm kamu kurum ve özel hastanelerin düzenlediği ihalelere katılıp doğrudan temin ile talep edilen tüm medikal malzemeleri sattığını, bu bağlamda müvekkilinin 2015 yılında davalılardan bir takım malzemeleri satın aldığını ve █████/2016 tarihinde Konya Numune Hastanesinin yaptığı ihaleye katılmak üzereyken █████/2016 tarihinde ihtarname göndermeden müvekkili şirketin UBB ortamında bayiliğini bitimine daha 13 ay 20 gün kalmasına rağmen haklı bir nedene dayanmadan tek taraflı fesih ettiklerini ve müvekkilinin satın aldığı ürünleri satamaz ve ihalelere giremez hale geldiğini ve belirtilen ihaleye kendilerinin girdiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00TL yoksun kalınan kar, 5.000,00TL müşteri tazminatı, 5.000,00TL menfi zararın dava tarihinden itib&ren işleyecek değişen oranlarda işleyecek avans faizi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gider ve ücreti vekaletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinden özetle; Müvekkili davalılardan ... ve ...'un üretici ve ithalatçı firmalar, ...'un ise diğer iki firmanın Türkiye Baş Bayisi olduğunu, davacının tüm alımlarını ...'dan yaptığını, diğer iki firma ile ticari ilişkisinin olmadığını, ...'un bayilere mal sattığı gibi Türkiye genelinde Hastanelere de tıbbi malzeme satışı yaptığını, diğer iki şirketinde bayii satışı veya hastanelere tıbbi malzeme satışı bulunduğunu, davacının ... ve ... ile arasındaki tek ilişkinin UBB kaydı adına olan tıbbi malzemeler için TİTUBB kayıtlarında davacının Konya, Eskişehir, Afyon, Antalya, Karaman, Aksaray, Niğde, Nevşehir illerinde bayi olarak kaydının yapılmasından ibaret olduğunu, davacı ile müvekkili şirketler arasında davacının Konya'da tek yetkili bayi olduğuna ilişkin bir sözleşmenin olmadığını, davacının Konya veya başka illerde ... ile birlikte ihalelere birlikte katıldığını, bu ihalelerden bazılarının ...'un uhdesinde, bazılarının da iki firmanın uhdesinde kaldığını, davacının bazı ihalelere müvekkilini firmaların rakibi olan muhtelif firmaların UBB kodlu tıbbi malzemeleri ile ihaleye iştirak ettiğini, bayilerin faturalarında UBB kodlu ürünün kimin ürünü olduğunun anlaşılacağını, yani davacının müvekkili firmaların ürünlerinin dışında rakibi olan firmaların da bayiliğini yapıp onlarında ürünlerini sattığını, davacının bayi olarak tanımını yapmadığını, bununla ilgili harcama yapmadığını, davacının stok oluşturmaya zorlanmadığını, 2016 yılında toplu alımının olmadığını, önceki yıllarda toplu alımlarının olduğunu, davacının iddia ettiği Konya Numune Hastanesinin ihalesine başka firmaların Ürünleri ile teklif verdiğini, müvekkili firmaların ürünleriyle teklif vermediğini, ayrıca fason üretim yapan yerlerden ürün alması, rakip firmalardan ürün alması nedeniyle bayilik sözleşmesinin sona erdirildiğini, davacının Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin . ... Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, bu davada; davacının elinde iadeye konu malzemelerin müvekkili firmalara ait malzemeler olmadığı, devlet ve özel hastanelerden celp edilen faturalardan elinde iadeye konu malzeme kalmadığının ayrıntılı olarak açıklandığını, tüm bunların defter ve kayıtlar incelendiğinde ortaya çıkacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmektedir.ÇEKİŞMELİ HUSUSLAR, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının talep etmiş olduğu ve taraflar aasında iddia olunan bir bayilik sözleşmesi olup olmadığı, tek satıcılığın bulunup bulunmadığı ve talep olunan menfi zararın yoksun kalınan karın ve müşteri tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında olduğu anlaşılmıştır. Talimat Mahkemesi aracılığıyla SMM bilirkişisi ...'ın █████/2017 tarihli sunmuş olduğu bilirkişi raporunda özetle; Davalı Şirketlerin Bilanço usulüne tabi olduğu ve bu duruma göre de T.T.K. 64 Maddesi gereği Yevmiye defteri Envanter defteri, Kebir defteri tutmakla mükellef olduğu ve incelenen defterlerden Yevmiye, Kebir ve Envanter defterinin T.T.K ve V.U.K usulüne uygun olarak açılış ve kapanış (Yevmiye Defteri ) tasdiklerini yaptırdığı, ... Tıbbı Aletler Ltd. Şti 2016 yılı ise E-Defter mükellefi olduğu tespit edilmiş zorunlu aylık beratların zamanında beyan edildiği tespit edildiğini, diğer taraftan, davalı tarafça ibraz edilen, sair vesaikin, muhasebe fişleri ve muhasebe kayıtları, muhasebe fişlerine ekli müsbit evrakların, fatura ve irsaliyelerin (V.U.K. m.229-232) hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği ve davalı lehine delil niteliğinde bulunduğu tespit edildiğini, dosya içeriği irdelendiğinde taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığından, tarafların yasal hak ve sorumlulukları dolayısı ile dava konusu yapılan unsurların taraflar nezdinde ki hak ve sorumluluklarının da tespit edilemediğini, diğer taraftan dosyaya içeriğinde sözleşme olamadığından davacının Konya ve havalesinde tek satıcı olup olmadığı da tespit edilemediğini, davacı ile diğer davalılar ... Aş. ve ... Kesici Hır. Tıb. Ltd. Şti arasında ticari bir ilişki tespit edilmemiş olup davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelememeler neticesinde, davacı ile ... Ltd.Şti. arasında ticari mal alış verişin olduğu incelenen davalı defterlerinin 2013- 2014- 2015-2016 yıllarına ait tespit edildiğini, davacının 320.01.276 ... Sağ. İnş Tic. LTd. Şti. Alt hesabında işlem gördüğü, 2015 yılı cari kapanış bakiyesinin 577.696,39 TL borç bakiye verdiğini, 2016 yılında 728.483,85 TL borç bakiye verdiği tespit edilmiş olup davacının davalıya 728.483,85 TL borcunun olduğu tespit edildiğini, söz konusu ihalelere davalılardan ... Tıb. Alet San. Tic. LTd. Şti'nin girdiği iddiası var olup ayrıca davacının iddiasında yer alan iş bu ihale şartnamesinde yer alan SUT Kod lu ürünlerin davacı stoklarında yer alıp almadığı gibi ayrıca bu defa davalı iddiasında göre de söz konusu stokların davalı firma ürünleri mi rakip firma ürünleri mi olduğu davacı ticari defter incelemesi neticesinde ortaya çıkabileceğini bildirir rapor sunmuştur.SMM bilirkişisi . ... 'ın █████/2019 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... ... TİC.LTD.ŞTİ. e ait incelenen 2013, 2014, 2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikinin süresinde yapıldığını, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yılı yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin de süresinde yapıldığını, 2013 yılına ait envanter defterinin yazdırılmadığı, bunun dışında ticari defterlerin kendi içinde birbirini teyit eder nitelikte olduğu ve muhasebe usul ve esaslarına uygun şekilde tutulduğu tespit edildiğini, davacı ... TİC.LTD.ŞTİ. 2014, 2015 ve 2016 yılı ticari defterlerinde, taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin var olduğu, davacı ... TİC.LTD.ŞTİ. 2015 yılı yevmiye defterinde, dava tarihi (07.03.2016) itibari ile davalının davacıya cari hesaptan kaynaklanan 1.457.028,34 TL (663.130,43 * 793.897,91 - 1.457.028,34 TL) tutarında bakiye borcunun bulunduğunu, bunun dışında davacı ticari defterlerinde, davacılar ile diğer davalılar ... San.Tic.Ltd.Şti. İle ... Mak.Medikat Oto Hayv.San.Tic. A.Ş. arasında herhangi bir ticari ilişki tespit edilemediğini, davacı vekili, 17.02.2016 tarihinde kamu hastanelerinin yaptığı ihaleye, müvekkilinin girmesi gerekirken, taraflar arasında yapılan sözleşmenin davalılar tarafından 16.02.2016 tarihinde feshedilmesi nedenmi ile davalıların kendilerinin girdiğini, bu nedenle kar kayıplarının bulunduğunu iddia ettiklerini, davacının, 17.02.2016 tarihinde kamu hastanelerinin yaptığı ihaleye girememesinden dolayı ne kadar kar kaybının olduğu hususunun tespit edilmesini isterse; davalıların 17.02.2016 tarihinde yapılan ihaleyle ilgili olarak, kuruma kestikleri fatura toplamı ile söz konusu ürünleri davacıya satma fiyatlarının, davalıların ticari defterlerinden tespit edilmesinin gerektiğini, davacı ile davalılar arasındaki sözleşmenin, davalılar tarafından haksız olarak feshedildiğini ve davacının müspet zararı olduğu kanaatinde olursa; sözleşmenin fesih tarihi olan 16.02.2016 tarihinden dava tarihi olan 07.03.2016 tarihine kadar, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği, davacının satış yaptığı bölgelere davalıların yaptığı satışların tespit edilerek davacının bu satışları kendisi yapması halinde elde edebileceği karın hesaplanmasının gerektiğini, söz konusu hesaplamanın yapılması için davalı şirket ticari defterlerinin incelenmesi ve taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre davacının satım yapması gereken bölgelere davalıların ne kadar satım yaptıklarının tespit edilmesinin gerekeceğini, bu hesaplama aynı zamanda yukarıda belirtilen kar mahrumiyeti talebini de kapsadığını, davacı vekili 6102 sayılı TTK'nın 122/5 maddesi gereğince portföy tazminatı talep ettiğini, davacının yıllar itibari ile brüt satış tutarlarının rapor ayrıntısında yer aldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 16.02.2016 tarihinde fesh edildiği anlaşılmakta olup bu kapsamda davacının portföy tazminatını hak edip etmediğini bildirir rapor sunmuştur.SMM Prof. Dr. ...'nın █████/2022 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi raporunda özetle; Dosya ekinde Mahkemece tarafınca sunulan defterler . ... ait olup, davacı şirkete ait olmadığını, bu nedenle, defterler üzerinde bir inceleme yapılamadığını, bu durumda, davacı şirkete ait defterlerin (dosyada yer alan 03.04.2019 tarihli yazıdan defterlerin Konya . Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği anlaşılmaktadır) temini hususunun mahkemenizce değerlendirileceğini, tarafların dosyaya sunulan beyanları ve talepleri dikkate alındığında, sağlıklı bir tespit ve değerlendirme yapabilmek için, (satın alınan malzemelerin tespiti, ihalelere sunulan malzemelerin kime ait olduğu, davacı şirket stokunda kalan malzemelerin tespiti ve nereden temin edildiğini, davalının iddia ettiği gibi başka şirketlere fason ürettirilen malzeme olup olmadığı vb hususlarda tespit için) dosyaya medikal malzeme bilirkişisi ve taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesi ve diğer hususlarla ilgili tespit ve değerlendirme yapmak üzere nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişinin görevlendirilmesi hususu mahkemenin takdirine ait olduğunu bildirir rapor sunmuştur.Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişisi Prof. Dr. . ... ve Eczacı bilirkişisi . ... █████/2022 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi HEYET raporunda özetle; Davacının talep ettiği tazminatlar bakımından değerlendirme davacı 10.000,00 TL yoksun kalınan kâr; 5.000.-TL müşteri tazminatı ve 5.000.-TL menfi zarar talep ettiğini, yoksun kalınan kâr ve menfi zarar yönünden davacı şirket, Konya Numune Hastanesinin 17.02.2016 tarihinde düzenlediği ihaleye katılmak üzereyken, davalı şirket tarafından 16.02.2016 tarihinde davacının UBB kaydının silindiğini, böylelikle 17.02.2016 tarihindeki ihaleye davacının katılamadığı ve elde edeceği kârdan mahrum kaldığını ileri sürdüğünü, davalı ise, sözleşmenin feshi sebebi olarak, davacının söz konusu ihaleye rakip firmaların ürünleri ile gireceği iddiasında bulunduğu, ... medikal LTD. Şti.'nin Konya Numune Hastanesi tarafından düzenlenen █████/2016 tarihli ihalelere ilişkin teklif mektupları incelendiğinde 14 kalem medikal malzemenin ... Medikal tarafından karşılandığı, medikal malzemelerin ağırlıklı otarak . ... Tic. Lmt. Şti ve . ... . Tic. Ltd. Şti'nin ürünlerinden oluştuğunu, sadece davalı şirket ... TIBBİ ALETLER SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. firmasının iştiraki olduğunu, ... Tıbbi Aletler Ltd. Şti'nin üretmiş olduğu bir kalem ürünün teklif mektubunda yer aldığını, bu medikal malzemeter ile Konya Numune Hastanesi'nin ihalesine katıldığı ve bu malzemelerin 379.530,00 TL bedelinde olduğunu, ancak dava, tedarik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olduğunu, davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, 50.000 TL. maddi tazminat ve 50.000 TL. kar kaybı tazminatının reeskont faiziyle birlikte tahsili istendiğini, 10.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebi 5.050.000 TL'ne, kâr kaybı talebi de 10.050.000 TL'ne yükseltildiğini, ayrıca 2.250.000 TL portföy tazminatı talebinde bulunulduğunu, anılan miktarların da yasal faiziyle birlikte tahsili istendiğini, Yerel mahkemece davacının maddi tazminat ve portföy tazminatı taleplerinin reddine, kar kaybı. tazminatının ise 18.255.411,79 TL üzerinden kabulüne karar verildiğini, anılan meblağa da avans faiz yürütüldüğünü, oysa yukarıda da belirtildiği üzere, ıslah dilekçesi ile 10.050.000 TL kar kaybı tazminatı talebinde bulunulduğu gibi 15.09.2009 dava tarihi itibariyle reeskont faizi talebi, yasal faizi aşan ancak avans faizinden daha düşük oranda bir faiz türünü ifade ettiğini, ayrıca ıslah dilekçesinde de açıkça yasal faiz talebinde bulunulduğunu, bu durum karşısında mahkemece, hem kar kaybı tazminatının miktarı hem de uygulanan temerrüt faizinin türü itibariyle talepten fazlasına karar verilmesinin doğru görülmediğini, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasının gerektiğini, müşteri tazminatı bakımından Davacının müşteri tazminatı altında talep ettiği tazminat TTK m. 122'de denkleştirme tazminatı olarak düzenlendiğini, Kanun maddesinin;Denkleştirme istemiMADDE 122- (1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra;a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.(3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz.(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.(5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır.Mahkemeniz, taraflar arasında münhasır bayi sözleşmesi oturduğu kanaatinde ise, Kanunun 5.fıkrasına göre davacı denkleştirme isteyebilecek; Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte olursa diğer bir ifade ile taraflar arasında münhasır olmayan bir bayilik sözleşmesi olduğunu değerlendirmesi hâlinde davacı denkleştirme tazminatı isteyemeyeceğini, denkleştirme tazminatının hesaplanması Heyetin uzmanlık alanı dışında olduğu için bir değerlendirme yapılmadığını bildirir rapor sunmuşlardır.Tıbbi Biyomedikal bilirkişisi ...'in █████/2023 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... Sağlık Med. İnş. Mak. İth. İhr. San. Tic. Ltd. ile Davalı ... Mak. Medikal Oto Hayv. San. Tic. A.Ş. ve Davalı ... Kesici Takım Hırdavat Tıbbi Alet San. Tic. Ltd. Şti firmaları arasında yazılı bir bayilik sözleşmesi olmadığını, ancak davalıların TİTCK' nın TİTUBB sistemine davacıyı bayisi olarak bildirdiklerini, bunun resmi bir ikrar olduğunu, bu ikrara dayalı bayilik sözleşmesi varlığı mahkemenin takdirine bırakıldığını, TİTUBB bayilik bildiriminin Tek Satıcılık Sözleşmesi ile bir alakasının olmadığını, davalı ... Tıbbi Aletler San. Tic. Ltd. Şti firmasının sadece bayi olduğu UBB kaydı yapma veya kaldırma yetkisi olmadığını, davacı ile aralarında sadece ürün satışı ilişkisi olduğunu, davacının 2014-2015 yılları satış faturaları incelendiğinde Davalı ... Mak. Medikal Oto Hayv. San. Tic. A.Ş. firmasının rakiplerinin ürünlerini az sayıda da olsa satışını yaptığınını, 17.02.2016 tarihli Numune Devlet Hastanesi 22f alımlarında yine Davalı ... Kesici Takım Hırdavat Tıbbi Alet San. Tic. Ltd. Şti firmalarının rakiplerinin ürünleri ile teklif vermiş olduğunu, üretici - bayi arasında farklı firmaların ürünlerinin satılması ile ilgili durumun sözleşme hükümlerine bağlandığı ancak burada yazılı bir sözleşme bulunmadığından durumun mahkemenin takdirine bırakıldığını, davacının fason ürün satışı yaptığı ile ilgili iddiaların yapmış olduğu alış satış işlemleri ile kesin olarak kanıtlanmasının mümkün olmadığını, ancak kesmiş olduğu fatura ve hastanelere teslim etmiş olduğu ürünlerin maddi olarak karşılaştırılarak incelenmesi ile kesin bir sonuca varılabileceğini, davacının alış ve satış faturaları arasında miktar farkının anlamlı sonuçlar vermeyeceğini, 17.02.2016 tarihli Numune Devlet Hastanesi 22f doğrudan temin alımları ... Medikal ve ... firmalarının uhdesinde kaldığını, iki firma aynı şahısa ait firmalar ise kar kaybı konusu mahkemenin takdirine bırakıldığını, Mahkemenin kararına göre davacı tarafından kesinleştirilmiş olarak istenen Numune Devlet Hastanesi alımlarından mahrum kalınan karının dava tarihi itibari ile 79.080,00 TL (Yetmiş Dokuz Bin Seksen Türk Lirası) olduğunu bildirir rapor sunmuştur.Hesap bilirkişisi Av. . ... mahkememize sunmuş olduğu █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketim medikal malzemeler alım satımı yapan şirket olduğunu, davalı şirketlerden ... A.Ş. ve ... Ltd.Şti nin Konya ve Çevresindeki İllerin bayisi olduğunu, UBB kaydı olan medikal malzemelerini Konya ve Çevresindeki illere satışı yaptığını, davalı şirketlerden ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. medikal ürünlerin üretici ve imalatçısının bulunduğunu, bu şirketlerin davacı şirkete UBB ( Ulusal Bilgi Bankası)na Bayi olarak bildirildiğini, UBB özelliği Tıbbi Cihaz sınıfına giren ürünelrin UBB veri tabanına kaydı olmadan alım satım ve diğer ticari işlemler için kullanılması mümkün olmadığını, bu nedenle UBB kayıtlı olmayan ürünler için SGK geri ödemeleri yapılamayacağını, kayıtsız ürünlerin Devlet kurumları tarafından alım satımının söz konusu olamayacağını, bu sebeple Sağlık Bakanlığı ve diğer devlet kurumlarının iç tüzük ve yönetmelikleri UBB kaydı yaptırılmayarak ürünlerin satın alma işlemlerinin yasak olduğunu, davada, davalı ... A.Ş. ve ... Ltd. Şti. leri davacı şirketi Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Ulusal Bilgi Bankası (TİTUBB) bayi olarak yaptırdıklarını, bu şekilde davalı ...: ... Ltd.Şti. ile davacı şirket arasında bayilik sözleşmesinin kurulduğu ve davalılardan ... ve ... firmasının üretici ithalatçı firmalar olduğunu, davalı tarafın tüm alımlarını davalı ... firmasından temin ettiğini, bu nedenle ... ve ... şirketleri ile davacının bir ticari ilişkinin olmadığını, davalı ... firmasının tüm illerde bayi olduğunu, Davacının Konya ve çevresindeki illerde bayi olarak kaydının yapıldığını beyan ve kabul ettiğini, ancak taraflar arasında yazılı veya sözlü bir tek satıcılık sözleşmesinin bulunmadığını, davacı şirketin ihalelere ... ve ... adına UBB kodu olan tıbbi malzemelerle kimi ip firmaların UBB kodlu tıbbi malzemeleriyle iştirak ettiğini, fason üretim yapan firmalardan ürün alması gibi sebeplerle 16.02.2016 tarihinde bayiliklerin haklı olarak iptal edildiğini beyan ettiğini, bir firmanın bayi olarak sisteme kaydedilmesi tek satıcı olduğu anlamına gelmeyeceğini, firma, aynı ürünler için birden fazla bayi atayabileceği bu sebeple davacı şirketin UBB sisteminde bayi olarak gözükmesi, münhasıran ( tek satıcı) bayi olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacı şirketin davalı ... şirketi ile birlikte ihalelere katıldığı ve ihaleler davacı ve davalı ... şirketi uhdesinde kaldığını, böylece taraflar arasında tek yetkili satıcılık konusunda bir sözleşmenin bulunmadığını, bu yönde de dosyada başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığının belirlendiğini, tek satıcılık sözleşmesi yapımcı firma ve tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde sürekli öyle bir sözleşmedir ki bununla sözleşme konusu malların satış tekeli hakkını belirli bir bölgede sadece tek satıcıya devretmekle yükümlü olup buna karşılık tek satıcıda kendine bırakılan bölgede malın sürünü artırıp hızlandırmak borcu altına gireceğini, yapımcı malı tek satıcıya teslim etme borcu ile tek satıcının da malı teslim alma ve bedelini yapımcıya ödeme borcu doğacağını, dosyada davacı şirketin başka firmaların ürünlerini de pazarladığı ve sattığının anlaşıldığını, bu nedenle tek satıcılık sözleşmesinde alıcı bayi olduğu firmanın malları dışında bir başka malı pazarlayamayacağını, TİTUBB davacı şirket davalı ... Ltd. Şti. bayi olarak kaydedilmemiş ve aralarında yazılı bir sözleşmede dosyaya sunulmadığını, diğer davalı şirketler adına kayıtlı olan ve davacının sattığı bütün ürünlerin davacı şirkete satışını ... şirketi gerçekleştirdiğini, aynı grup içinde Yer aldığı illeri sorulmuş ise de bağ) olduğu yönünde bir bilgi ve belge de dosya içinde görülemediğini, davacı şirket Konya Numune Hastanesinin açmış olduğu ihalede vermiş olduğu ihale teklifinde davalı Şirketlerin Medikal malzemeleri ile değil farklı şirketlerin ürünleri ile katıldığını, yani rakip firmaların ürettiği ürünlerin bayiliği ve pazarlamasını yaptığı sistemde görülmekle, bayilik sözleşmesinin haklı olarak fesh edildiğinin kabulü hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğunu, davacı şirketin stogunda davalı şirkete ait ürünler bulunduğu ve bunları satamadığı için kar kaybı oluştuğu iddiası Konya . Asliye Tic. Mah. . ... Esas sayılı dosyası ile . ... birleşen dosya ile incelendiği ve karara bağlandığı davacının stoğunda ürün olmadığı yönündeki hükmün kesinleştiği de nazara alındığında davacının taleplerinin kabul veya reddi hususunun mahkemenin takdirinde olacağını, ancak 17.02.2016 tarihli Konya Numune Hastanesinin 222f Doğrudan temin alacaklarının davalı ... Medikal ve ... ortaklığında kaldığını, davacı ... Medikal firmasının uhdesinde kalan 1. Kalem ( Torak Olumber Anteri orvide) UBB kayıt sisteminden silinmesi nedeniyle malı temin edemeyeceğinden Mali Müşavir ve Medikal bilirkişinin 06.04.2023 tarihli raporlarında mahrum kalınan kar hesap edildiğini, ancak davacı firmanın rakip firmaların verilmesiyle ihaleye katılması nedeniyle bayilik sözleşmesinin haklı olarak fesh edildiği kabul edilecek olur ise, davacı firmanın ürettiği mallarda kar kaybı oluşmasının söz konusu olmayacağını bildirir rapor sunmuştur.SMM bilirkişisi Prof. Dr. ...'nın █████/2023 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi EK raporunda özetle; Davacının giremediği ihaleler, satamadığı mallar için uğradığı zararlarını talep ettiğini, dava konusu zararlar “medikal malzeme” ile ilgili olduğunu, heyette yer alan Eczacı bilirkişi bu konunun kendi alanı olmadığını belirttiğini, bu durumda, heyete eklenecek medikal malzeme bilirkişisi tarafından; Her bir davalıya ait ayrı ayrı olmak üzere; davacının talep konusunu oluşturan ihale ve/veya satış bazında ürünler ile bu ürünlerin alış ve satış fiyatlarının ne olduğunun tespiti halinde tarafınca bir hesaplama yapılabileceğini bildirir EK rapor sunmuştur.Tıbbi Biyomedikal bilirkişisi ... ile SMM bilirkişisi Prof. Dr. ...'nın █████/2023 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi EK raporunda özetle; Davacı ... Sağlık Med. İnş. Mak. İth. İhr. San. Tic. Ltd. ile Davalı ... Mak. Medikal Oto Hayv. San. Tic. A.Ş. ve Davalı ... Kesici Takım Hırdavat Tıbbi Alet San. Tic. Ltd. Şti firmaları arasında yazılı bir bayilik sözleşmesinin olmadığını, ancak davalıların TİTCK' nın TİTUBB sistemine davacıyı bayisi olarak bildirmiş olduğu bunun resmi bir ikrarı olduğunu, bu ikrara dayalı bayilik sözleşmesi varlığının mahkemenin takdirine bırakıldığını, TİTUBB bayilik bildiriminin Tek Satıcılık Sözleşmesi ile bir ilgisinin olmadığını, davalı ... Tıbbi Aletler San. Tic. Ltd. Şti firmasının sadece bayi olduğu UBB kaydı yapma veya kaldırma yetkisi olmadığını, davacı ile aralarında sadece ürün satışı ilişkisinin olduğunu, davacı ... firmasının 2014-2015 yılları satış faturaları incelendiğinde davalı ... Mak. Medikal Oto Hayv. San. Tic. A.Ş. firmasının rakiplerinin ürünlerini az sayıda da olsa satışını yaptığını, davacı ... firmasının 17.02.2016 tarihli Konya Numune Devlet Hastanesi 22f alımlarında davalı ... Kesici Takım Hırdavat Tıbbi Alet San. Tic. Ltd. Şti firmasının rakiplerinin ürünleri ile teklif vermiş olduğunu, Üretici - bayi arasında rakip firmaların ürünlerinin satılması ile ilgili durumun sözleşme hükümlerine bağlandığını, ancak burada yazılı bir sözleşme bulunmadığından durumun mahkemenin takdirine bırakıldığını, davacının fason ürün satışı yaptığı ile ilgili iddiaların yapmış olduğu alış satış işlemleri ile kesin olarak kanıtlanmasının mümkün olmadığını, ancak kesmiş olduğu fatura ve hastanelere teslim etmiş olduğu ürünlerin maddi olarak karşılaştırılarak incelenmesi ile kesin bir sonuca varılabileceğini, davacının alış ve satış faturaları arasında miktar farkının anlamlı sonu060çlar vermeyeceğini, 17.02.2016 tarihli Konya Numune Devlet Hastanesi 22f doğrudan temin alımlarının Davacı ... Medikal ve Davadışı ... firmalarının uhdesinde kaldığı, ... ve ... firmalarının aynı şahısa ait olması durumun da kar kaybı konusunun mahkemenin takdirine bırakıldığını, Mahkemenin kararına göre Davacı tarafından kesinleştirilmiş olarak istenen Konya Numune Devlet Hastanesi alımlarından mahrum kalınan karının dava tarihi itibari ile 79.080,00 TL (Yetmiş Dokuz Bin Seksen Türk Lirası) olduğunu, Mali müşavir bilirkişi tarafından bu aşamada tespit edilecek farklı bir husus bulunmadığını bildirir EK rapor sunmuşlardır.Tıbbi Biyomedikal bilirkişisi ... ile SMM bilirkişisi Prof. Dr. ...'nın █████/2023 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi 2.EK raporunda özetle; Davacı ve davalı itiraz dilekçelerinin okunarak değerlendirildiğini, bilirkişi raporu hazırlanırken dosya kapsamında delilleri NET bir şekilde sunulmuş durumların değerlendirildiğini, davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ısrarla davalıların grup şirketi olduğunu beyan ettiğini, ancak dava dosyasında T.C. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün vermiş olduğu belgede; ... Firma Yetkilisi: ...... Firma Yetkilisi: ...... Firma Yetkilisi: ... olarak belirtildiğini, Yani dosya dahilinde bayi olan ... firmasının ... ve ... firmaları ile bağlantılı olduğunu gösterir herhangi bir belgenin bulunmadığını, davacının yine ısrarla olmayan yazılı sözleşme hükümlerini sıralamakta ve bununla ilgili değerlendirme yapılmasının istendiğini, davalıların davacı firmayı UBB sisteminde bayi olarak göstermesinin bir bayilik ikrarı olduğu daha önceki bilirkişi raporunda da belirtildiğini, ancak firmaların UBB sistemine başka bir firmayı bayisi olarak tanımlamasının TEK SATICILIK ile bir ilgisinin olmadığını, aynı firmalar ... ve ... tüm illerde yetkili olarak ... firmasını da bayi olarak tanımladığını, Ekte ... ve ... firmalarının güncel olarak ÜTS sisteminden (Yeni UBB sistemi) bayisi olarak aynı ilde birden fazla firma tanımlaması yaptığının açıkça görüldüğünü, yani ÜTS veya eski adıyla UBB sisteminde bir firmanın başka bir firmayı herhangi bir ilde bayisi olarak göstermesi onu o ilde Tek Yetkili Satıcı yaptığı anlamına gelmeyeceğini, sadece kamu kurum ve kuruluşları için bu firmaların bu illerde orijinal/ güvenilir ürünler sattığının kanıtı olduğunu, davacı, ... ve ... firmaları ile aralarında Tek Satıcılık Sözleşmesi olduğunu iddia ediyorsa taraflar arasında imzalanmış olan Yazılı Tek Satıcılık Sözleşmesini dava dosyasına sunmasının gerektiğini, sözleşme hükümlerine bakılarak davalıların sözleşme süresi bitiminden önce mi yoksa zamanında mı UBB kaydını sildiğini, yine sözleşme hükümlerinde rakip firmaların ürünlerinin satışı durumunda bayilik iptalinin yapılıp yapılamayacağı veya diğer cezai müeyyideler hakkında değerlendirme yapılabileceğini, yazılı sözleşme yokluğunda yapılması gereken değerlendirme alanı dışında olduğunu, yazılı sözleşmelerde her iki tarafında kendi haklarını koruyacak hükümler yer alacağından, yazılı sözleşmenin olmadığı durumda tek taraflı iddialara dayanılarak değerlendirilme yapılması mümkün olmadığını, davacı tek satıcı olduğunu iddia etmektedir ancak bayisi olduğu ... ve ... firmalarından tek bir ürün bile satın almadığını, tüm alımlarını diğer bir bayi olan ... şirketinden yaptığını, yani davacının kendisininde itiraz dilekçesinde belirtmiş olduğu bayi olarak asgari alım taahhütünü gerçekleştirdiğini kanıtlayacak herhangi bir evrak sunmadığını, davacı tüm alımları ... şirketinden yapmış olmasına rağmen ... ve ... firmasının UBB kaydının iptali sonucunda ürünleri satamadığı için stoğundaki malzemelerin geri iadesi konusu abesle iştigal olduğunu, çünkü ürünleri ... şirketinden satın almış, ancak eylemi hiçbir alış satış işlemi gerçekleştirmediği ... ve ... firmalarının yaptığını, sadece stoğunda bulunan malzemeleri UBB kaydı iptali nedeniyle kamu hastanelerine satamayacağından liste şeklinde stoğunda kalmış ürünleri mahkemeye sunar ise yerinde tespit edilerek tek tek sayılarak kontrol edilebileceğini, zira davacının alış ve satış faturalarında düzensizlik ve tutarsızlık olduğu buradan doğru bir sonuca ulaşılamayacağı daha önceki raporlarında da belirtildiğini, davacının sadece sözel olarak malzeme stokladığını ve satamadığını belirtmekte hiçbir delil sunmadığını, davacı hem malzeme stoğu yaptığını hemde anlaşma yaptığı yerlere malzeme temin edemediğini belirterek kendisi ile çeliştiğini, davacının hastaneler ile anlaşma yapmadan önce malzeme temini yaptığı firmalarla karşılıklı sözleşme imzalaması ve kendi haklarının korumasının gerektiğini, bayilik sözleşmesi sadece davacının haklarını korumayacak aynı zamanda yıllık asgari alım miktarı, rakip firmaların ürünlerini satamama gibi birçok sorumluluğu da beraberinde getireceğini, davacı bu tür sorumluluklardan kaçınarak bayilik sözleşmesi imzalamamasına rağmen tüm durumların kendi lehine değerlendirilmesini talep ettiğini, davacı █████/2016 tarihinde UBB kaydının silinmesiyle Kamu Hastaneleri Birliğinin yaptığı ihaleyi kazanamadığını ... Şirketinin ihaleye katılarak ihaleyi aldığını belirttiğini, dava dosyasında █████/2016 tarihli tek alım Numune Hastanesine ait olan alım olduğunu, bu alım da yine daha önce belirtildiği üzere ... ve ... Firmalarında kaldığını, bir ürünün tanıtılması ve burdan kazanılacak haklar uzmanlık alanım ile ilgili olmayıp, davacının rakip firmanın ürünlerini satmış olduğu ve rakip firmaların ürünleri ile ihalelere teklif vermiş olduğunun değerlendirilmesinin gerektiğini, tüm bunların ışığında bir önceki raporların aynen geçerli olduğunu bildirir rapor sunmuşlardır.Tıbbi Biyomedikal bilirkişisi ...'in █████/2024 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi raporunda özetle; Bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinin incelendiğini, uzmanlık alanın ve dava konusu ile ilgili herhangi bir itirazının bulunmadığını, kök ve ek raporunda belirtmiş olduğu açıklamaların aynen geçerli olduğunu, yeni bilirkişi atanması konusunun mahkemenizin takdirine bırakıldığını bildirir EK rapor sunmuştur.SMM Prof. Dr. ...'nın █████/2024 tarihli mahkememize sunmuş olduğu bilirkişi EK raporunda özetle; Tarafından yapılacak değerlendirmeler, hesap bilirkişisi ve medikal bilirkişi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmelere dayalı olarak yapılacağını, bu noktada, söz konusu bilirkişiler tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, tarafından yeni bir değerlendirme gerektiren hususun bulunmadığını bildirir EK rapor sunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dosya kapsamı, taraf ticari defterleri, TİTUBB/UBB kayıtları, hastanelerden gelen müzekkere cevapları, ihale belgeleri, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davacının TİTUBB sisteminde davalı şirketler adına bayi olarak tanımlandığı, bayilik kaydının █████/2016 tarihinde sistemden kaldırıldığı, █████/2016 tarihli Konya Numune Hastanesi ihalesine davalı grup şirketi ... Ltdç Şti.'nin katıldığı, davacının önceki yıllarda Konya ve çevresindeki hastanelere davalı ürünlerinin satışını gerçekleştirdiği, taraflar arasında uzun süreli ticari ilişki bulunduğu, ancak yazılı münhasır bayilik/tek satıcılık sözleşmesinin dosyaya sunulmadığı, davacının başka firmaların ürünlerini de sattığı, davalı şirketlerin de başka firmalar aracılığıyla satış yaptığı, davacının davalı şirkete cari hesap borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.GEREKÇE:Dava, haksız şekilde sona erdirildiği ileri sürülen bayilik/tek satıcılık ilişkisi nedeniyle menfi zarar, müşteri (denkleştirme) tazminatı ve yoksun kalınan kar istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, taraflar arasında hukuken korunabilir nitelikte münhasır bayilik/tek satıcılık ilişkisinin bulunup bulunmadığı, davalılarca gerçekleştirilen fesih işleminin hukuka aykırı olup olmadığı ve davacının talep ettiği zarar kalemlerinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türk hukukunda tek satıcılık ve bayilik ilişkileri kural olarak şekle tabi değildir. Ancak böyle bir ilişkinin varlığının kabulü için taraflara arasında süreklilik arz eden , belirli bir bölgede tekel niteliği sağlayan, üretici veya sağlayıcının satış organizasyonuna entegre olmuş, sadakat ve koruma yükümlülüğü içeren hukuki ilişkinin açık ve tereddütsüz biçimde ispatı gerekir.Dosya kapsamındaki delillerden taraflar arasında yazılı bir münhasır bayilik veya tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığı sabittir. Davacı taraf her ne kadar fiili münhasır bayilik ilişkisinin varlığını ileri sürmüş ise de; dosyada bu iddiayı doğrulayan yeterli, kesin, inandırıcı delil mevcut değildir.Nitekim dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporlarında da açıkça belirtildiği üzere; taraflar arasında yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davacının yalnızca davalı ... şirketinden ürün satın aldığı, davacının başka üretici ve ithalatçı firmaların ürünlerini de sattığı, davalı şirketlerin farklı bölgelerde başka firmalar aracılığı ile de satış faaliyetinde bulunduğu, davacının Konya ve çevresine "tek yetkili satıcı" olduğunun objektif ve kesin delillerle ortaya konulamadığı, TİTUBB kayıtlarının tek başına münhasır bayilik ilişkisini kanıtlamadığı tespit edilmiştir.Davacı tarafın dayandığı TİTUBB/UBB kayıtları yalnızca ürünlerin kamu sağlık sistemi içerisindeki izlenebilirliğine ilişkin idari kayıt niteliğinde olup, bu kayıtların taraflara arasında tek satıcılık ilişkisi doğurduğunun kabulü mümkün değildir.Kaldı ki dosya kapsamındaki ihale evrakları ve müzekkere cevaplarından; davacının başka firmaların ürünleriyle de ihalelere katıldığı, davalı ürünlerinin ise başka şirketlerce de pazarlanabildiği anlaşılmıştır. Bu durum taraflar arasında mutlak münhasırlık ilişkisi bulunduğu yönündeki iddiayı zayıflatmaktadır.TTK 18/2.maddesi uyarınca tacirlerin tüm faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü vardır. Davacı şirketin de yazılı güvenceye dayanmayan, süresi ve kapsamı belirlenmemiş ticari ilişkinin her zaman sona erebileceğini öngörmesi gerekir.Davacı taraf, ilişkinin haksız şekilde sona erdirildiğini ileri sürmüş ise de; mevcut delillere göre davalıların davacıya sürekli ve değişmez biçimde münhasır yetki verdiğini göstermemektedir. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin sona erdirilmesinin "tek satıcılık sözleşmesinin haksız feshi" olarak nitelendirilmesi mümkün görülmemiştir.Taraflar arasındaki mevcut ticari ilişkinin hukuki mahiyeti dikkate alındığında bu işlemin tek başına sözleşmeye aykırı ve tazminat sorumluluğu gerektiren bir fesih işlemi olarak kabulü mümkün değildir.Türk hukukunda belirsiz süreli sürekli borç ilişkilerinin haklı sebep bulunmasa dahi ileriye etkili olarak sona erdirilmesi kural olarak mümkündür. Özellikle davacının başka firmaların ürünleri ile de faaliyet göstermesi, münhasır bölge korumasının bulunmaması, taraflar arasında belirli süreli veya feshi sınırlayan bir sözleşmenin mevcut olmaması karşısında davacının ilişkinin süresiz biçimde devam edeceğine yönelik hukuken korunabilir bir beklenti içinde bulunduğu kabul edilemez.Kaldı ki yargıtayın yerleşik uygulamalarında da; yazılı münhasırlık içermeyen ve taraflara sürekli çalışma zorunluluğu yüklemeyen ticari ilişkilerde, taraflardan birinin ticari ilişkiyi sona erdirmesinin tek başına haksız fesih olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. Özellikle münhasır yetki, bölge koruması ve sadakat yükümlülüğünün açık biçimde ispat edilemediği durumlarda, ilişkinin sona erdirilmesi ticari takdir yetkisi kapsamında değerlendirilmektedir.Bu kapsamda davalıların davacı ile olan ticari ilişkiyi sona erdirmelerinin tek başına hukuka aykırı fesih niteliğinde olmadığı, davacının sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği yönündeki iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle ispat edemediği kanaatine varılmıştır.Öte yandan davacı tarafça talep edilen zarar kalemleri yönünden de ispat yükü yerine getirilememiştir. Yoksun kalınan kar istemi bakımından; kamu ihalelerine teklif verilmiş olması tek başına ihalenin kesin olarak kazanılacağını göstermeyeceği gibi elde edileceği varsayılan kazanç da belirsizdir. Kar kaybı hesabına esas hesaplamalar varsayımsal ve ihtimal dayalıdır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre yoksun kalınan karın hüküm altına alınabilmesi için zararın kesin, somut ve objektif verilere dayanması gerekir. Varsayımsal ve muhtemel kazanç kayıpları tazminata konu edilemez.Müşteri tazminatı bakımından; denkleştirme istemi esasen acentelik ilişkisine özgü olup, kıyasen uygulanabilmesi için tek satıcılık ilişkisinin münhasır ve sürekli nitelikte olduğunun ispatı gerekir. Somut olayda tek satıcılık olmadığından talebin yasal dayanağı yoktur.Ayrıca davacının oluşturduğu müşteri çevresinin davalılara devredildiği, davalıların bu müşteri çevresinden fesih sonrasında önemli menfaatler elde etmeye devam ettiği de somut verilerle ortaya konulamamıştır. Menfi zarar talebi yönünden ise; davacının davalıların yönlendirmesiyle özel ve olağanüstü yatırım yaptığı, yalnızca bu ilişkiye güvenerek geri dönüşü olmayan ekonomik yükümlülükler altına girdiği hususu da ispat edilememiştir.Son olarak; davacının davalı şirkete cari hesap borcunun bulunduğu anlaşılmakla bu husus da taraflar arasındaki ilişkinin davacının ileri sürdüğü şekilde tek taraflı koruma altındaki münhasır bir yapı arz etmediğini göstermektedir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının iddialarının kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilemediği, taraflara arasında hukuken korunabilir nitelikte münhasır bayilik ilişkisinin varlığının kanıtlanamadığı, davacının talep ettiği zarar kalemlerinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından dava açılırken alınan 341,55-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 390,45- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı ... tarafından yapılan 100,00- TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'ne verilmesine, 5-Davalı ... tarafından yapılan 100,00- TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... 'ne verilmesine, 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden dolayı karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6-6100 Sayılı HMK'nın 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde davacının sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra var ise karar kesinleştiğinde; Kullanılamayan ve bakiye kalan gider avansının Hukuk Muhakemeleri Kanunun Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra talep eden tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle, talep eden tarafından hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak İADESİNE,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Konya Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere yapılan yargılama sonunda karar verildi. █████/2026Katip ... Hakim ...