Uzman çavuşun görev sırasında yaralanarak vazife malulü olması nedeniyle idareden talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasında temyiz incelemesi.
Özet: Uzman çavuş olarak görev yaparken 2016 yılında denetleme sırasında düşerek yaralanıp vazife malulü sayılan davacı, idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince uğradığı zararlar karşılığında maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmış; ilk derece mahkemesi maddi tazminat istemini kabul ederek 555.715,00 TL, manevi tazminat istemini ise kısmen kabul ederek 25.000,00 TL ödenmesine karar vermiş, bu karar bölge idare mahkemesi tarafından maddi tazminat yönünden onanmış ancak manevi tazminat 5.000,00 TLye düşürülmüş olup, her iki taraf da tazminat miktarlarının yetersizliği/fazlalığı ve faiz başlangıcı gibi konular nedeniyle kararı temyiz etmiştir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Çankırı 4. Mekanize Piyade Tugayı 1. Mekanize Piyade Bölük Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmaktayken, █████/2016 tarihinde muhabere hazırlık denetlemeleri sırasında düşerek sağ diz bölgesinden sakatlandığı, söz konusu olayın görevi nedeniyle gerçekleştiği ve olayda kusuru bulunmadığı, olay sebebiyle vazife malulü sayıldığı, idarenin kusursuz sorumluluğu olduğu ileri sürülerek, uğradığı iddia edilen zararlara karşılık 1.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 555.715,00 TL) maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olay nedeniyle uğranılan zararların tazmininde idarenin meslekî risk ilkesi gereğince kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, maddi tazminat istemi yönünden, davacının zararlarının tespit edilebilmesi için yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunda davacının maddi zararının 555.715,00 TL olduğunun belirtildiği, manevi tazminat istemi yönünden, olayın, hizmetin ifası sırasında, bu hizmete bağlı olarak meydana gelmesi, olay nedeniyle vazife malulü olarak emekli edilmesi nedeniyle duyulan acı ve üzüntü dikkate alındığında takdiren 25.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacının idare mahkemesi kararının manevi tazminatın reddine ilişkin kısmı ile maddi tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin reddine, davalı idarenin maddi tazminatın kabulüne ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısmı yönünden istinaf isteminin kabulüne Mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına, manevi tazminat isteminin 5.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, maddi tazminatın tamamına idareye başvuru tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu olay nedeniyle idarelerine atfedilebilecek herhangi bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk halinin bulunmadığı, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın çok yüksek olduğu, kabul edilen manevi tazminata ayrıca faiz yürütülecek ise karar tarihinden itibaren işletilmesi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının aleyhine olan kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından; Çankırı 28. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken, █████/2016 tarihinde muhabere hazırlık denetlemeleri sırasında düşerek sağ diz bölgesinden sakatlandığı, davalı idarece TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı Sağlık Yönetmeliği hükümlerine göre TSK nezdinde sağlık yönüyle görev yapıp yapamayacağının tespiti amacıyla sağlık kurulu raporu aldırılması üzerine Çankırı Devlet Hastanesinin ... tarih ve ... işlem numaralı sağlık raporunda askerlik vazifesine devam edemeyeceğinin belirtildiği, akabinde 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi uyarınca vazife malulü olarak emekliye ayrıldığı ve 6. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, meydana gelen olay nedeniyle uğradığı iddia edilen zararların tazmini talebiyle █████/2018 tarihinde idareye yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kabulüne ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kısmının incelenmesi:
Davacının görevinin neden ve tesiriyle yaralandığı ve meydana gelen olayda herhangi bir kusuru bulunmadığı anlaşıldığından, davacının dava dilekçesinde talep ettiği efor kaybından kaynaklanan zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır.
İdare hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının (patrimuanın) aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan toplam zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise, kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade etmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu yaralanma olayının █████/2016 tarihinde gerçekleştiği ve davacının olay tarihinde kamu görevlisi olduğu dikkate alındığında, davacının çalışma gücü kaybı oranının █████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte bulunan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği uyarınca belirlenmesi gerekirken, Mahkemece hükme esas alınan Gazi Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı raporunda, davacının çalışma gücü kaybı oranının █████/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik esas alınmak suretiyle %16 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı raporu, yanlış mevzuatın esas alınması sebebiyle hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığından, dava konusu olay nedeniyle davacıda meydana gelen çalışma gücü kaybı oranının █████/2013 tarih ve 28727 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre yukarıda belirtilen Yönetmeliğe göre düzenlenecek söz konusu rapor ile sürekli ve kalıcı maluliyet oranının tespit edilmesi halinde davacının dava konusu olay nedeniyle bedensel güç kaybına uğradığı, bu nedenle günlük yaşamını emsallerine ve eskiye nazaran daha fazla güç (efor) sarfederek sürdüreceği açıktır.
Bu doğrultuda, davacının güç (efor) kaybından doğan zararı;
Aktif dönemde, zarara uğranılan tarihten itibaren yasal emeklilik yaşının sonuna kadar asgari geçim indirimi (AGİ) dahil net asgari ücrete (2022 yılına kadar AGİ dahil, 2022 yılından sonra AGİ hariç olmak üzere) yukarıda anılan Yönetmeliğe göre yeniden alınacak rapor ile belirlenecek çalışma gücü kaybı oranının uygulanması; pasif dönemde ise, davacının emeklilik yaşını ikmalinden TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için -bir çalışmanın karşılığı olmaması nedeniyle- AGİ hariç net asgari ücrete yine çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle ortaya çıkacak miktarlar toplanarak hesaplanmalıdır.
Söz konusu hesaplamada, gelecek yılların asgari ücretlerinin bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarının her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca varsa davacıya ödenen nakdi tazminatın ve 5434 sayılı Kanun'un Ek 79. maddesi kapsamında ödenen tütün ikramiyesinin olay nedeniyle sağlanan yarar niteliğinde olduğu kabul edilerek, hesaplanan maddi zarar tutarından, rapor tarihindeki yasal faiz uygulanarak güncellenmiş değerlerinin mahsup edilmesi; vazife malullüğünü gerektiren olay olmasaydı davacının kamu görevlisi olmanın doğal ve olağan sonucu olarak almaya devam edeceği aylıkları vazife malullüğü aylığı olarak almaya devam ettiği ve emekli ikramiyesinin de 18 tam hizmet yılına karşılık olarak farkları ile birlikte ödendiği dikkate alındığında vazife malullüğü aylıkları ile emekli ikramiyesinin hesaplanacak efor/güç kaybı tazminatından mahsup edilmemesi gerekmektedir.
Bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle yeniden hesaplanması gerektiği açıktır.
Ayrıca, Bölge İdare Mahkemesince, işbu bozma kararına uyulması halinde yeniden yapılacak yargılama sonucunda hükmedilecek tazminata işletilecek yasal faizin, artırılan miktar açısından da Dairemizin içtihadı ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun █████/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararı gereği idareye başvuru tarihinden itibaren işletilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, medeni yargılama hukukuna ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve idari yargılama hukukuna ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda, 5271 sayılı Kanun'da olduğu gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte, "Aleyhe Bozma Yasağı" gerek hukuk yargılamasında, gerekse idari yargı alanında uygulanan temel prensiplerden biridir.
Bir hüküm, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz edilirse, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna dar anlamda aleyhe bozma yasağı denilmektedir.
Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde ya da taraflardan yalnız birinin lehine olarak verilen bozma kararında, bozma kararına uyan ilk derece mahkemesi artık temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karardan daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna, geniş anlamda aleyhe bozma yasağı ya da aleyhe hüküm verme yasağı denilmektedir.
Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, bozulan karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm verememesi ilkesi, usule dair kazanılmış hak müessesesi ile yakından ilgilidir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince maddi tazminata ilişkin olarak verilen karara karşı davacı tarafından istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulmadığı için yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde Bölge İdare Mahkemesince yaptırılacak olan hesaplama neticesinde, davacı lehine hükmedilecek olan maddi tazminat tutarının, aleyhe bozma ve hüküm verme yasağı gereği, İdare Mahkemesi kararı ile davacıya ödenmesine karar verilen tutarı aşamayacağı ve kabulüne karar verilen maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmı da dahil olmak üzere tamamına idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği açıktır.
B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. Kendisinin veya yakınlarının uğradığı tecavüz, saldırı veya meydana gelen bir ölüm olayı sonucunda; fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir.
Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi ve tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerekmektedir.
Manevi tazminatın yukarıda aktarılan amaç ve niteliği esas alındığında, davacının görevinin neden ve tesiriyle meydana gelen yaralanma olayında takdir edilen manevi tazminat miktarının, yaşanılan olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı karşılayacak nitelikte olmadığı görülmediğinden yukarıda belirtilen ölçütlere göre, olayın oluş şekli ve niteliği, olay nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı da dikkate alınarak davacının manevi tazminat istemi yönünden yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!