Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde görülen, ticari alım satımdan kaynaklanan alacak ve ayıplı mal iddialı itirazın iptali davasının istinaf kararı.
Özet: Davacı, ticari alım satım ilişkisinden doğan cari alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptalini ve takibin devamını talep ederken, davalı taraf ise satın alınan malların gizli ayıplı olduğunu, emaye kaplamaya uygun olmadığını, bu durumun mahkeme tespitiyle de doğrulandığını, ayıplı malları iade etmeye hazır olduğunu ve sözleşmeden döndüğünü ileri sürerek davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemektedir.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026 KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında gerçekleşen alım satıma dayalı ticari ilişki sebebiyle müvekkilinin cari alacağının oluştuğunu, bu alacağın tahsili hususunda defaten talepte bulunulmuş ise de davalı tarafça ödeme yapılmadığını, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafın haksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, cari kayıtların incelenmesi halinde müvekkilinin alacağının sabit olduğunun anlaşılacağını, █████/2021 tarihinde yapılan mutabakat sonrası cari kayıt işleme devam edilerek sonraki tarihte yapılan ...alım-satım faturasının daha eklendiğini ve nihayetinde icra takibine konu edilen 367.994,54-TL'lik alacaklarının oluştuğunu, müvekkili tarafından davalı tarafa ayıplı ürün satışı yapılmadığını, davalının kendi kusuruna dayanan işlemi sebebiyle borçtan kurtulmasının mümkün olmadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını, davalı tarafın ödeme emrine itiraz dilekçesinde belirtilen hurda ve ayıplı malzemeler iddiasının kabul etmediklerini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespitin yokluklarında yapıldığını, hangi numunenin, hangi alet ve ölçüm şart ve teknikleri ile incelemeye alındığının bilinmediğini, müvekkilinin yalnızca davalı firmaya değil aynı sektörde bir çok firmaya aynı ürünü sattığını ancak hiç birinden ayıplı ürün şikayeti almadığını, değişik iş dosyasında alınan raporların bilimsel dayanak ve gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkili tarafından karbon oranının ne olacağı yönünde davalıya verilmiş taahhüt bulunmadığını, öncelikle davalı şirketin menkul, gayrimenkul ve 3. kişilerde bulunan bulunan hak ve alacakları ile ilgili olarak ihtiyati haciz - ihtiyati tedbir kararı verilmesini, akabinde bahisle davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın likit olması dikkate alınarak %20'den az olmamak üzere borçlu şirketin icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacının ödeme talebinde bulunduğu mallarda gizli ayıp olduğunun ortaya çıktığını, bu durumun mahkeme kanalı ile de tespit edildiğini, müvekkili tarafından satın alınarak amacına uygun şekilde bükülerek emaye kaplandıktan sonra ve ocak teli haline getirilerek müşterilerine satılan ürünlerin müvekkiline iade edildiğini, davacı tarafından sevkedilen mallar ile ilgili karbon oranının %... olduğunu gösteren kalite belgelerinin de sunulması nedeniyle müvekkili tarafından satın alınan ürünün emaye kaplamaya uygun olmadığını, kalite belgesinde belirtilen karbon oranlarında da olmadığını, müvekkilinin gizli ayıp olduğunun anlaşılması üzerine kaplama ve satış işlemlerini durdurduğunu, akabinde müvekkilinin süresi içerisinde davacı firmaya ulaşılarak ayıp bildirimde bulunduğunu, davacının bunun üzerine müvekkilinin bekleyen ve iade olduğu için derhal yenilenmesi gereken siparişleri de olduğundan yeni malzeme gönderdiğini ve yeni gönderilen malzeme bedellerini de zaten ödediğini, ayıplı çıkan malzemeler ile ilgili olarak ise inceleme yapacaklarını söyleyerek müvekkilini oyaladıklarını, aradan zaman geçtikten sonra üründe kendilerinden kaynaklanan bir problem olmadığını ileri sürdüklerini, mahkeme kanalı ile yapılan tespit sonrasında da davacıdan alınan ürünlerin emaye kaplamaya uygun olmadığı ve ...isimli üründe gizli ayıp olduğu şeklinde rapor tanzim edildiğini, tespite konu mallarda ayıp olduğunu, davacının ayıplı çıkan malları ile ilgili müvekkilinden haksız şekilde ödeme talep ettiğini, davacının alacak iddiasına dayanak gösterdiği faturaya ilişkin olarak iade faturası düzenlendiğini, ayrıca müvekkilinin davacı tarafından satılan ve gizli ayıplı olduğu anlaşılan malları geri vermeye hazır olduğunu da bildirirek sözleşmeden döndüğünü, müvekkili tarafından yapılan bildirim sonrasında da davacı firma yetkililerinden gelerek inceleme yapıldığını ancak ayıplı malzemelerin teslim alınmasından imtina edildiğini, izah edilen nedenlerle haksız davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Somut olayda davacı tarafça sunulan herhangi bir ihtar olmadığından takip tarihinden önce temerrüt gerçekleşmemiş olmakla davacının işlemiş faize ait istemi reddedilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen fatura içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir.Mahkememizce kurulan kısa kararda icra dosya numarası sehven yetkisiz Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesi'nin ... Esas olarak yazılmış ise de bu husus maddi hatadan kaynaklı olup HMK 304/1 maddesi uyarınca icra dosya numarasının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası olduğuna ilişkin kararın altına tashih şerhi işlenmiştir. Davanın kısmen kabulü ile, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 367.994,54-TL asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, fazlaya dair istemin reddine, İİK'nın 67. maddesi uyarınca alacağın %20'si tutarında (73.598,90-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Reddedilen kısım açısından şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı taraflarca yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dosyada, yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerin tamamen hatalı değerlendirildiğini, bir kısım delil ve talepleri ile ilgili değerlendirme yapılmaksızın eksik incele ve değerlendirme sonucunda hakkaniyete , gerçek duruma uygun olmayacak bir hüküm tesis edildiğini, müvekkili ve davacı arasında geçmişe dayanan ticari bir ilişki bulunduğunu, davacı tarafından satılan ürünlerin, müvekkili tarafından alınıp amacına uygun şekilde işlenerek ocak teli haline getirildiğini, alınan ürünlerin emaye kaplamaya uygun olmasının esaslı bir unsur olduğunu, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile müvekkiline satılan ve dava konusu faturaya konu olan ürünlerin karbon oranının düşük olduğu , bu hali ile emaye kusuruna sebebiyet vereceği kısaca ürünlerin ayıplı olduğu ortaya çıkmış olmasına rağmen müvekkili aleyhine hatalı ve eksik değerlendirme yapılarak hüküm tesis edildiğini, mahkeme her ne kadar gerekçesinde " Davalı ...firmasından aldığı ürünleri sattığını düşünerek davacıdan mal aldıklarını savunmuş ise de davacının bu yönde bir taahhüdü olmadığı" şeklinde bir açıklama getirmiş ise de dosya kapsamındaki sipariş formlarındaki açık ifadelerin mahkeme tarafından göz ardı edildiğinin görüldüğünü, sektörü bilen bir bilirkişi tarafından da dosya incelenmiş olsa idi sipariş formlarına ilave olarak sevkiyat öncesi sunulan bu kalite belgelerinin ne anlama geldiği de , sipariş formunda ...kısmında yazan ...ifadesinin ne ifade ettiğinin de daha iyi anlaşılabileceğini ve mahkemenin ...ürünü satma konusunda davacının taahhüdü olmadığı yönündeki tespitinin ne kadar hatalı ve dosyadaki delillere de aykırı bir tespit olduğunun görülebileceğini, mahkemenin bu yönü ile eksik incelemeye dayalı hatalı bir değerlendirme yaptığını, dosyada dinlenen tanık... "Bizim şirketin davacı...firmasından alışveriş yapmasının sebebi davacı şirketin ham maddeyi ... firmasından almasıdır," şeklinde beyanı ile iddialarını ve yazılı belgelerde de yer alan hususu desteklemiş ...ürününün teslim edilmesinin sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olduğunun da ortaya konulduğunu, müvekkilinin gerek davacıdan ürün alırken gerek ...den ürün alırken karbon oranları ile ilgili kalite belgesini talep ettiğini, uygulamanın da bu çerçevede yürütüldüğünü, davacının rapora karşı beyanlarında da ürünlerdeki karbon oranının... olmadığı ortaya çıkınca bu oranın sağlanmamasının ürünleri ayıplı hale getirmeyeceğini iddia etmeye başladığını,yerel mahkeme kararının gerekçesinin hiç bir açıklama getirmediğinin görüldüğünü, ayıp ihbarının davacıya ne zaman yapıldığına dair esasen davacı ile müvekkili arasında bir ihtilaf dahi bulunmadığını, ayıbın 14.12.2021 tarihinden çok önce davacıya bildirildiği davacının da zaten kabulünded olduğunu, ancak yerel mahkemenin davacının kabülünde olan hususları bile yok saydığını, karşı tarafça kendilerine ürünlerdeki hatanın bildirildiğinin kabul edildiğini gösteren yazışmalar sunulmuşken , ayıp ihbarının yapılması konusunda herhangi bir şekil şartı yokken yerel mahkemenin maile dair getirdiği açıklamanın hukuken hatalı olduğu gibi tanık beyanlarının neden dikkate alınmadığı da açıklanmadığını, kaldı ki ortada yazılı belgenin, davacı tanıkları da dahil tanık beyanları varken müvekkillinin yemin deliline dayanmasını istemenin , yemin deliline dayanmamış olmasını da müvekkili aleyhine hüküm gerekçesi yapmanın hatalı olduğunu, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporunu yorumlarken hata yapmakla birlikte taraflarınca sunulan delillere dikkat edilmemiş gizli ayıbın varlığı önemsenmediğini, dosya kapsamındaki belgeler , dinlene tanıklar ile de sabittir ki müvekkil firmaya müşterilerden gelen şikayetler sonrası durum hemen davacı firmaya bildirildiğini, davacı firmadan ... isimli kişi müvekkili firmadan satılan ürünlere ilişkin numune almaya gelerek ürünleri kendisi bizzat gördüğünü ve incelediğini, daha sonra davacı firmanın test yaptırılması gerektiğini belirtmesi üzerine müvekkili tarafından Ana tamir bakım merkezinde karbon oranının tespiti için test yaptırıldığını, davacının buna rağmen ürünlerin karbon oranının...olduğunu iddia etmeye devam etmiş yeni testler yaptırmasının istendiğini, müvekkilinin ısrarlı talepleri üzerine de durumun firma yetkilileri ve üst yönetime iletildiği söylendiğini, müvekkilinin yaptığı ayıp bildirimi ile ilgili bir türlü davacıdan somut bir dönüş alamadığını, sürekli oyalandığını, davacının sürekli çelişkili beyanlarda bulunmuş olmasının yerel mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmadığını, davacının bile kabulünde olan hususların mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve 08.04.2026 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine, %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde, müvekkili ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin, ticari defter kayıtları ve bilirkişi incelemeleri ile asıl alacak yönünden sübut bulduğunu, mahkemenin, 367.994,54-TL asıl alacak miktarını likit ve belirlenebilir bularak bu yöndeki taleplerini kabul ettiğini, ancak takip öncesi işlemiş faiz taleplerini "ihtarname eksikliği" gerekçesiyle reddettiğini, kararın gerekçesinde Türk Borçlar Kanunu’nun 117. maddesine atıf yapılarak, muaccel bir borcun borçlusunun ancak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği, somut olayda ise takip öncesi bir ihtarın bulunmadığının belirtildiğini, yerel mahkemenin bu değerlendirmesinin, tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığın bir mal tedariki sözleşmesinden kaynaklandığı gerçeğini göz ardı eden, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) emredici özel hükümlerine aykırı bir değerlendirme olduğunu, ticari hayatta ödemelerin zamanında yapılmasını teminat altına alan ve ... müktesebatıyla uyumlu olarak hukukumuza giren TTK m. 1530 düzenlemesinin, bu tür uyuşmazlıklarda ihtar şartını bertaraf ederek temerrüdü otomatik hale getirdiğini, Türk Ticaret Kanunu’nun 1530. maddesi, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki sözleşmelerinde geç ödemenin sonuçlarını, genel hükümlerden ayrılan özel ve sert bir rejimle düzenlediğini, Kanun koyucunun, ticari hayatın dinamizmini korumak ve küçük-orta ölçekli işletmelerin finansal darboğaza girmesini engellemek amacıyla, tedarik borcunu ifa eden alacaklıya, borçlunun ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği bir koruma kalkanı sağladığını, TTK m. 1530/2 hükmü açıkça; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." düzenlemesini içerdiğini, somut olayda müvekkili şirket, üzerine düşen tel çekme ve transmisyon ürünlerinin teslimi borcunu eksiksiz yerine getirdiğini, bu durumun mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporları ve davalının ticari defterlerine kaydedilen faturalarla kesinleştiğini, davalı tarafın "..." savunmasının da mahkemece yerinde görülmeyerek reddedildiğine göre, müvekkilinin tedarik borcunu yerine getirdiği ve alacağın muaccel olduğu hususunda bir tereddüt kalmadığını, bu noktada temerrüt için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 117. maddesindeki genel ihtar şartına gidilmesinin, "özel hüküm genel hükmü ilga eder" (...) ilkesine açıkça aykırı olduğunu, ticari satışlarda faturanın tebliği ve bu faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi, içeriğinin kabul edildiği anlamına geldiği gibi (TTK m. 21/2), faturada belirtilen veya yasal sürelerle sınırlanan ödeme vadelerinin de temerrüt başlangıcı için esas alınması gerektiğini, TTK m. 1530/4-a bendinde, sözleşmede ödeme günü veya süresinin belirtilmediği durumlarda, faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda borçlunun ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağı ve alacaklının faize hak kazanacağı hükme bağlandığını, yerel mahkemenin dosyada bir ihtarname bulunmadığını tespit etmiş olsa da, faturaların davalıya ulaştığı ve defterlerine kaydedildiği tarihten itibaren işleyecek olan bu yasal 30 günlük süreyi ve sonrasındaki temerrüt olgusunu tamamen görmezden geldiğini, ticari uyuşmazlıklarda ispat hukukunun en temel ve güçlü enstrümanlarından biri olan ticari defterlerin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca belirli şartların varlığı halinde sahibi lehine kesin delil teşkil ettiğini, somut olayda, müvekkili ... A.Ş.’nin ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin, bu defterlerin ... formatında, beratlarının süresinde gönderildiğini, açılış ve kapanış onaylarının tam ve usulüne uygun olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, HMK m. 222/2 hükmü; "Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğunu, açılış ve kapanış onayları yaptırıldığını ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır." düzenlemesini içerdiğini, müvekkilinin defterlerinin bu şartları kümülatif olarak karşıladığını, yerel mahkemenin, alacağın varlığını bu defterlere dayanarak kabul edip, aynı defterlerin işaret ettiği muacceliyet ve temerrüt olgusunu faiz yönünden görmezden gelmesi kendi içinde çelişkili bir yaklaşım olduğunu, ticari defterlerin bir bütün olduğunu, alacağın aslına delil teşkil eden kayıtların, o alacağın fer'isi olan faizin başlangıcına esas teşkil eden vade ve teslim tarihlerine de delil teşkil ettiğini, hukukumuzda likit alacağın, tutarı belirli veya borçlu tarafından basit bir aritmetik işlemle belirlenebilir olan alacak olduğunu, somut olayda müvekkilinin alacağının, faturaya dayandığını ve bu faturaların davalının ticari defterlerine işlendiğini, vergi dairesine BA formları ile bildirildiğini, bu veriler ışığında alacağın likit olduğu hususunda hiçbir tereddüt bulunmadığını, yerel mahkemenin de asıl alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmederken alacağın likit olduğunu bizzat kabul ettiğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E. ████████, K. ████████, T. 16.09.2025 tarihli kararında belirtildiği üzere; "davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 216.163,63 TL davalıdan alacaklı olduğu sabittir." denilerek alacağın likit ve muayyen niteliği vurgulandığını, alacağın likit olması, borçlunun borcun miktarını ve vadesini tam olarak bildiği anlamına geldiğini, borcun miktarını ve vadesini bilen bir borçlunun, ticari bir satışta ödeme yapmaması durumunda, alacaklının ayrıca bir ihtarname ile borcu hatırlatmasını beklemenin ticari hayatın hızına ve güvenliğine aykırı olduğunu, alacağın likitliğinin, temerrüt faizinin hesaplanabilirliğini de beraberinde getirdiğini, borçlunun ödemesi gereken miktarı bildiği andan itibaren, bu miktarı ödemediği her gün için alacaklının uğrayacağı zararı (faizi) de öngörebilir durumda olduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde, müvekkili şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, fatura konusu malların teslim edildiği ve davalı tarafın "..." savunmalarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu tespit edilerek 367.994,54-TL tutarındaki asıl alacağın tamamı yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, ancak mahkemenin, takip öncesi işlemiş faiz taleplerini davalının icra takibinden önce usulüne uygun bir ihtarname ile temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle reddettiğini, bu kısmi red kararının, beraberinde davacı müvekkili aleyhine reddedilen faiz miktarı üzerinden 43.773,71-TL tutarında maktu olmayan, nispi bir vekalet ücretine hükmedilmesine sebebiyet verdiğini, davanın esasını oluşturan ve taraflar arasındaki ticari defter kayıtlarıyla miktarı net bir şekilde sabit olan asıl alacak yönünden haklılığı tescil edilen müvekkilinin, yalnızca fer’i nitelikteki faiz alacağının hukuki nitelendirme farkından dolayı reddedilmesi nedeniyle bu denli yüksek bir yargılama gideri baskısı altında bırakılmasının, hak arama hürriyetini ve davanın sonucundaki ekonomik menfaati zedelediğini, ticari uyuşmazlıklarda asıl alacağın likit olduğu ve borçlunun bu borcu bildiği durumlarda, faiz talebinin reddi sadece bir alacak kaleminden mahrumiyet değil, aynı zamanda karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücreti nedeniyle davacı taraf için cezalandırıcı bir mali yüke dönüştüğünü, yerel mahkemenin faiz taleplerini reddederek müvekkilinin yüksek bir vekalet ücreti ödemeye mahkum etmesinin, davanın kazanılmasına rağmen neticede elde edilen tutarın önemli bir kısmının yargılama giderlerine gitmesine neden olduğunu, yerel mahkeme kararının faiz yönünden hatalı olmasının yalnızca faiz alacağından mahrumiyet değil, aynı zamanda davanın kabul-red oranına göre belirlenen tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin de hatalı hesaplanmasına yol açtığını, istinaf incelemesi sonucunda, TTK m. 1530 ve yerleşik içtihatlar uyarınca takip öncesi faiz taleplerinin kabulü gerektiğinin sabit olduğunu, davanın tam kabulüne karar verilmesi halinde, davalı lehine hükmedilen 43.773,71-TL tutarındaki vekalet ücreti tamamen ortadan kalkacağını ve müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin asıl alacak ve faiz toplamı üzerinden yeniden hesaplanacağını, mevcut durumda müvekkilininin, asıl alacağını kazandığı halde reddedilen faiz nedeniyle davalıya yüksek bir meblağ ödemekle karşı karşıya olduğunu, bu durumun düzeltilmesinin, ancak Bölge Adliye Mahkemesi’nin faiz başlangıcı ve temerrüt konusundaki hatalı yorumu düzelterek takibin toplam miktar üzerinden devamına karar vermesiyle mümkün olduğunu, bu nedenle, yerel mahkeme kararının faize ilişkin reddedilen kısmının kaldırılarak, davanın tam kabulü yönünde hüküm kurulması ve yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin bu doğrultuda revize edilmesini beyan ederek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin █████/2026 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamının, sadece ve sadece takip öncesi işlemiş faiz talebimizin reddine ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle müvekkili lehine kaldırılmasına, davanın faiz talebi yönünden de tam kabulüne, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasına vaki itirazın takip öncesi işlemiş faiz kalemleri yönünden de iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, reddedilen faiz miktarı üzerinden davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin iptaline, davanın tam kabulü nedeniyle tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Temerrüt ihtarı bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddi bakımından davacı tarafın itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, 01.01.███████.12.2022 cari hesap dönemi ile ilgili olarak mutabık olunmadığına dair belge davacıya da bildirildiğini, davacının e-posta veya şifahi yazışmalara dayalı temerrüt iddialarının geçersiz olduğunu, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddi ile istinaf dilekçelerinde ayrıntılı şekilde açıklamış oldukları üzere eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde hüküm tesis edilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava itirazın iptali davasıdır.Davacı davalı ile cari hesap şeklinde çalıştıklarını, 24.06.2021 tarihinde yapılan mutabakat sonrası cari kayıt işleme devam ettiğini sonraki tarihte yapılan... alım-satım faturası daha cariye eklenmiş ve nihayetinde icra takibiyle konu edilen 367.994,54 TL alacağımız oluştuğunu belirterek eldeki davayı açmıştır.Kayseri Genel İcra Dairesi ...Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde davacı tarafından davalı aleyhine 367.994,54 TL Asıl Alacak, 15.402,84 TL faiz, 28.370,87 TL faiz olmak üzere toplam 411.768,25 TL üzerinden ilamsız takip başlattığı takip dayanağı olarak"Cari Hesap Alacağı" gösterildiği davalı tarafından " satışı yapılan ürünlerin ayıplı olduğu ve taahhüt edilen özelliklerde olmadığı mahkeme kanalı ile yaptırılan tespit ile de sabit olup kullanılamaz durumdaki hurda ve ayıplı malzemeler ile ilgili olarak da zaten müvekkil şirket tarafından KDV dahil 391.517,78 TL meblağlı iade faturası (...) düzenlenmiştir. Yine alacaklı olduğunu iddia eden şirket aleyhine menfi tespit , malların ayıplı çıkması nedeniyle sözleşmeden dönme ve ayıplı mallar nedeniyle uğranılan zararın tazmini için takip öncesinde yasal süreç de başlatılmıştır." şeklinde itiraz edildiği görülmüştür.Davalı davacı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, sipariş teklif formunda bizzat ... uygun ibaresi bulunduğunu ve her satış sırasında davacı tarafından sevkedilen mallar ile ilgili karbon oranının %... olduğunu gösteren kalite belgelerinin de sunulduğunu ancak takibe konu edilen ürünlerin emaye kaplamaya uygun olmadığı , kalite belgesinde belirtilen karbon oranlarında olmadığını akabinde süresi içerisinde davacı firmaya ulaşılarak ayıp bildirimde bulunulduğunu, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ D.İş sayılı dosyası ile ürünlerdeki karbon değerlerinin davacının taahhüt ettiği ve iddia ettiği değerlerde olmadığına dair tespit yaptırıldığını, 01.01.███████.12.2022 cari hesap dönemi ile ilgili olarak mutabık olunmadığına dair belge davacıya da bildirildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davacının ticari defterlerine göre 17.07.2021 tarihi itibarı ile 367.994,54 TL alacak bakiyesi bulunduğu, taraflarına kesilen iade faturası bulunmadığı, davalının yevmiye defterinden 31.12.2021 dönemi itibariyle davacının davalıdan alacağının 367.319,54 TL olduğu, davalının 2022 yılına ait cari hesap eksteresinden, davalının 12.01.2022 Tarih ...numaralı 391.517,78 TL fatura ile borç kaydını oluşturduğu, bu kayda istinaden davalının davacıdan alacağının 24.198,24 TL olduğu tespit edildiğinin belirtildiği görülmüştür.Somut olayda taraflar arasında 17.07.2021 tarihi itibarı ile 367.994,54 TL alacak bakiyesi bulunduğu hususunda uyuşmazlık bulunmayıp uyuşmazlık davacı tarafından satılan ürünlerin " emaye kaplamaya uygun ve karbon oranının %... olduğu şeklinde taahütte bulunulup bulunmadığı davacı tarafça taahütte bulunulmuş ise davalı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafından davalıya gönderilen 01.10.2022 tarihli cari ekstresinde "mutabakat ve ibrazını ... gün içinde bildirmediği takdirde TTK 92 maddesi gereği bizdeki adet ve tutarda mutabık kalmış sayılacağımızı bildiririz." şeklinde ibarelerin olduğu davalı tarafça 2.01.2022 tarihli cevabi yazıda "mutabık olmadığımızı bildiririz" şeklinde cevap verildiği, bununla birlikte dosyaya sunulan Kayseri 7. Noterliğinin... tarih ... numaralı cevabi ihtarnamesinde; davacının davalıya Bakırköy 44.Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... tarih ile ... seri numaralı KDV dahil 391.517,78 TL meblağlı fatura turanın iadesinin kabul edilmediği yönünde ihtar gönderdiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafından 31.5.2022 sonu itibariyle bakiyeniz 23.523,24 TL ... alacaklardır şeklinde cevap verildiği görülmüştür.6102 sayılı yasanın TTK m.18/3 maddesindeki; "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. " şeklinde düzenlenen tacirler arasındaki bildirim usulleri geçerlilik şartı değil ispat şartıdır. Kaldı ki ayıp ihbarı TTK 18. maddesinde sayılan işlemlerden değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ Esas █████████ Karar;HGK ███████-861 Esas ████████ Karar )Davacı tarafça davalıya ... tarihinde mail yoluyla ... tarih ...tarih ... ve ...tarih ürünlerin sorunlu çıktığından bahisle ihbarda bulunulduğu, davacı tarafından davalıya ... tarihinde gönderilen mailde davalıya ...gün süre verildiği, davalının 02.10.2021 tarihli cevabi yazısında "mutabık olmadığını" belirtiği akabinde davacının Bakırköy 44. Noterliğinin... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... tarih ile ... seri numaralı KDV dahil 391.517,78 TL meblağlı fatura turanın iadesini kabul etmediğini belirtiği görülmüştür.Bu durumda davacının takip konusu ettiğini belirtiği 24.06.2021 tarihi sonrası yapılan ... alım-satım işlemine konu ürünler için " emaye kaplamaya uygun ve karbon oranının %... olduğu şeklinde taahütte bulunulup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerekmektedir. Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Değişik iş dosyasında aldırılan ... tarihli raporda; karbon oranı taahhüt edilen %... üzerinde olduğu analiz sonucu belirlenmiş olup emaye dökülmesi olabilir." şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür.Davalı tarafından davacıya ... tarihinde gönderilen mailde "ürünlerin ... Değer çıktığı Daha önce tarafınızdan gönderilen çelik raporuna ... olduğu görülmekte yani ... konusunda tezata düştüğü görülmekte " şeklinde ibarelerin olduğu davacının bu maile karşılık ...tarihli cevabi mailde ; "tarafınızdan gelen numune ...tarafından test edilmiştir ve size giden malzemenin... olduğu netleşmiştir ekte de görebileceğiniz üzere sizin ölçüm yaptığınız kurumda bir hata söz konusu olabilir sizden ricam farklı bir kuruma tekrar bir test yaptırmanızdır." şeklinde cevap verildiği görülmüştür. Bu durumda davacının davalıya ... Değer (...) değerinde mal satmayı taahüt ettiğinin kabülü gerekmektedir.O halde mahkemece ayıp ihbarına konu ... tarih ... tarih ... ve ... tarihli ürünlerin karbon değerinin belirlenmesi amacıyla bilirkişi heyeti marifetiyle gerektiğinde tekrar keşif yapılıp sipariş formları kalite belgeleri incelenerek ürünlerin test ve analiz edilmesi gerekiyorsa bu hususta analiz ve test yaptırılıp ürünlerin %... karbon değerine sahip olup olmadıkları belirlenerek oluşacak duruma göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.Açıklamalar ışığında davacının ve davalının istinaf taleplerinin HMK 353/1-a-6 md uyarınca ayrı ayrı kabulüne karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine ayrı ayrı iadesine , 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2026