İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, çevrimiçi oyunun izinsiz private server kullanımıyla fikri ve sınai haklar ihlaline ilişkin ihtiyati tedbir kararına itirazı değerlendirdi.
Özet: Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi, bir şirketin oyununun ve içindeki verilerin izinsiz kullanılarak private serverlar aracılığıyla ticari kazanç sağlanması, fikri ve sınai haklar ile ticari itibarın ihlali ve haksız rekabet oluşturması iddiaları üzerine, bilirkişi raporları doğrultusunda, markasal kullanımı tespit ederek ve 300.000 TL teminat karşılığında ilgili web sitesine erişim engeli ve ihtiyati tedbir konulmasına karar vermiş olup, bu karara karşı tarafça yapılan itirazın istinaf mahkemesince incelenmesi söz konusudur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07.04.2026
NUMARASI : ████████ D.İş ████████ K.
DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz
KARAR TARİHİ : 29.06.2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 29.06.2026
İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin tarih ████████ D.İş ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
TALEP : İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili şirketin mülkiyet hakkı kapsamında bulunan ... oyununun ve oyunda kullanılan item ve diğer oyun verilerinin, .... adresinde izinsiz ele geçirildiğini, bu verilerden ticari kaynak sağlayan private serverların reklam yapılması suretiyle hak ihlaline neden olunduğunu, karşı taraf ...'nın private server kurulum ve dağıtımını ilgililere internet sitesi üzerinden temin ettiğini ve bu site içeriğinde ortaklaşa çalıştığı private server paneli dahil reklamını yaptırdığını, oyun dosyalarını sattığını, private site sahiplerinin de, oyun oynattıkları siteden satılan oyun içi hizmetlerle oyun dosyaları üzerinden kar sağladıklarını, “.... adresli site üzerinden gelen paraların da aracı kurumun hesaplarına yatırıldığını, bu şekilde paraların yattığı asıl şahıs ve firmaların gizli tutulduğunu, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 71, 72. Maddelerine aykırı olarak müvekkili şirketin izni icazeti olmadan “...” açık url adresli internet sitesinin içeriklerinde "...." isimli oyunun alt metin dosyaları çalınarak veya sanal korsanlıkla ele geçirilerek müvekkili şirkete ait oyunun sahte bir sürümünün yayınlandığını, müvekkilinin oyuncularını kaybettiğini, 5651 sayılı yasanın 9. maddesi kapsamında müvekkilinin kişilik haklarından olan mülkiyet hakkı ve ticari saygınlığına zarar gelmesi hasebiyle pozitif statü haklarının ihlal edildiğini, TTK m.62/1-a bendinde TTK 55. maddeye atıf yapılarak, TTK 55. Ve TTK 62. maddelerindeki fiillerin de haksız rekabet suçu kapsamına alındığını, ayrıca TCK kapsamındasuç teşkil ettiğini iddia ederek, öncelikle dava konusu internet sitesinde marka hakkına tecavüzün tespiti, internet sitesi ve para tahsil usulü incelenerek FSEK anlamında telif ihlali teşkil eden içeriklerin tespiti, .... sitesinin ana sayfası veya uygunluk halinde ihlal içerikli diğer tüm altsayfalarına ilgili kuruma (Erişim Sağlayıcıları Birliği) müzekkere yazılarak erişim engeli kararının verilmesi, erişim engeli kararının verilmesinin ilgili merciinden istenmesiyle servis sağlayıcının hizmetini durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, bilgisayar mühendisi ve marka patent uzmanı bilirkişilerden bilirkişi rapor ve ek raporu alınmış, dosya üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda, 20.03.2025 tarihli ek karar ile, bilirkişi raporunda yer alan maddi olguların tespit edildiği gerekçesiyle, "..." markasının aleyhine ihtiyati tedbir istenen tarafından markasal olarak fiilen kullanıldığının tespitine, tescilin varlığı konusunda sunulan kanıtlar ile ön kanaat edinilmekle, 300.000 TL nakit veya kesin banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde ihtiyati tedbir isteminin kabulüne, ....url ".... " ... isimli davalının, kullanımlarını içeren web sitesi üzerine ihtiyati tedbirin konulmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince 08.04.2025 tarihli ek karar ile; 20.03.2025 tarihli tedbir kararı gereği İnternet Erişim Sağlayıcıları Birliğine erişim engeli konulması için yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda mahkeme kararında erişimin engellenmesine / içeriğin kaldırılmasına yönelik bir hüküm yer almadığından herhangi bir işlem yapılamadığının bildirildiği gerekçesiyle, "...." markasının davalı tarafından markasal tarafından fiilen kullanıldığının tespitine, ihtiyati tedbir isteminin 300.000,00 TL nakit veya kesin banka teminat mektubunu ibraz etmesi halinde kabulüne, ... isimli web sitesine erişimin engellenmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince 11.09.2025 tarihli ek karar ile; .... Yolu, ... Cad. No:.... adresindeki markasının markasal tarafından fiilen kullanıldığının tespitine, 300.000,00 TL nakit veya kesin banka teminat mektubunu ibraz etmesi halinde ihtiyati tedbir isteminin kabulüne, talep eden adına tescilli olan ve karşı tarafın internet adreslerinde .... sitesinde kategoriler bölümünde "...." ve .... "...." URL adreslerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir.
Aleyhine ihtiyati tedbir karar verilen ... vekili tarafından ihtiyati tedbir kararına itiraz edilmtir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 24.10.2025 tarihli karar ile ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 27.02.2026 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı kararı ile, HMK'nın 397. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararından sonra yasal süre içerisinde dava açıldığı takdirde, ihtiyati tedbire itirazın esas davaya bakan mahkeme tarafından incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği gibi, değişik iş kararı ile verilen ihtiyati tedbir kararı sonrası yasal süre içerisinde asıl dava açılmadığı takdirde, ihtiyati tedbir kararının da kendiliğinden kalmış sayılacağı; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir kararlarının verildiği 20.03.2025, 08.04.2025 ve 11.09.2025 tarihlerinden itibaren geçen süre de gözetilerek, öncelikle davacı tarafından esas hakkında davanın süresi içinde açılıp açılmadığı araştırılarak, esas hakkında dava açıldığının anlaşılması halinde itirazın esas davanın açıldığı mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinin düşünülmesi, davacı tarafça süresinde dava açılmamış olması halinde ise HMK'nın 397. maddesi uyarınca tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın reddine dair 24.10.2025 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, 07.04.2026 tarihli ek karar ile, ihtiyati tedbir talep eden tarafça iki haftalık süre içerisinde esas hakkında dava açılmadığı gerekçesiyle .... isimli sitedeki uygulanan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen ... vekili, 15.04.2026 tarihli dilekçesi ile müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bu yönden tamamlanmasını talep etmiş, ilk derece mahkemesinin 17.04.2026 tarihli ek kararı ile talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Aleyhine ihtiyati tedbir talep edilen vekili, mahkemece 07.04.2026 tarihli ek kararda isabetli olarak ihtiyati tedbire itirazın kabulüyle erişim engelinin kaldırılmasına karar verildiğini, ancak teminatın mahkeme bünyesinde tutulmaya devam edilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, HMK'nın 392/II maddesinde "Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir." şeklinde hüküm bulunduğunu, ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren 1 ay içinde ve ayrıca tazminat davasının açılmaması üzerine teminatın iade edileceğinin emredici şekilde belirlendiğini, henüz 1 aylık süre dahi geçmediğini, müvekkilinin tazminat hakkının güvencesi olan ve HMK m. 392/II maddesinde iadesi için öngörülen 1 aylık sürenin geçip geçmediğine ve karşı yana tazminat davası açılıp açılmadığına bakılmaksızın 300.000,00 TL'lik teminat mektubunun kesinleşmeyle karşı yana iadesine karar verilmesinin hatalı olduğunu; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölüm başlığında ve "Yargı Yerlerinde, İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olsa veya Para ile Değerlendirilebilse Bile Maktu Ücrete Bağlı Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret" alt başlığı altında 1. nolu kısımda "Görülmekte olan bir dava içinde olmamak koşuluyla ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, delillerin tespiti, icranın geri bırakılması, ödeme ve tevdi yeri belirlenmesi işleri için" denilerek duruşmasız ise 10.000,00 TL, duruşmalı ise 12.000,00 TL vekalet ücreti belirlendiğini, müvekkili yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın bu yönlerden kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Talep, ihtiyati tedbire itiraza ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nın 341. maddesinde ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiş, İİK’nun 258 ve 265. maddelerinde de ihtiyati haciz isteminin reddi halinde alacaklının, ihtiyati hacze itiraz sonucu verilen kararlara karşı ise tarafların istinaf hakkının bulunduğu belirtilmiştir. Somut olayda ihtiyati tedbir kararının kaldırılması üzerine HMK'nın 392/II maddesi gereğince ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminatın iade edilmesine karar verilmesi gerekirken, istinaf konusu ek kararın kesinleşmesi halinde teminatın iadesine dair karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup yukarıda yazılı kanun maddelerinden de anlaşılacağı üzere teminatın ne zaman iade edileceğine ilişkin kararlara ve ayrıca ihtiyati tedbirin kaldırılması kararına karşı kanunda istinaf yasa yolu öngörülmediğinden bu sebebe dair istinaf dilekçesinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11. HD █████████ E. - 4236 K., █████████ E. - 5865 K.)
Bu durumda, istinafa konu edilen ihtiyati tedbirin kaldırılması kararının istinaf yoluyla incelenmesi HMK'nın 396. maddesi kapsamında istinafı kabil bir karar niteliğinde olmamakla, istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-İhtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik mahkeme kararının HMK'nın 396. maddesi uyarınca istinafı mümkün olmadığından davacının istinaf dilekçesinin REDDİNE,
2-İstinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!