İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, sözleşmeden kaynaklı şirket payı alacağı ihtiyati haciz kararına itirazın incelenmesi.
Özet: Şirket paylarının değer tespiti ve devri sözleşmesinden doğan 2025 yılı taksitlerinin 6.250.000,00 USDlik kısmının ödenmemesi iddiasıyla açılan ihtiyati haciz davasında, ilk derece mahkemesi yaklaşık ispat koşulları oluştuğu ve borcun vadesinin geçtiği gerekçesiyle %20 teminat karşılığında ihtiyati haciz talebini kabul etmiş; borçlu şirketler ise bu karara, uyuşmazlığın sözleşme gereği İstanbul Tahkim Merkezinde çözülmesi gerektiğini, alacağın muaccel olmadığını, talep edilen borç miktarının sözleşmeye ve hesaplamalara aykırı olduğunu, müteselsil sorumluluk bulunmadığını ve ihtiyati haciz talep edenin sözleşmeyi ihlal ettiğini ileri sürerek itiraz etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ████████ D.İş - ████████TARİH: █████/2026 (Ek Karar Tarihi)DAVA: İhtiyati HacizKARAR TARİHİ: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili ile borçlu şirketler arasında 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 493 /4 kapsamında, şirket paylarının gerçek değerinin tespiti, payların devri ve müvekkilinin Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinden ve Bursa 1. ve 2. Asliye Ticaret Mahkemelerinden açmış olduğu payların gerçek değeri tespit davalarının feragat ile sona erdirilmesine ilişkin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun Madde-35/A uyarınca oluşturulduğu beyan ve taahhüt edilen 18.03.2022 tarihli sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme tahtında, karşı taraf borçluların müvekkiline, 15.04.2022, 15.10.2022, 15.04.2023, 15.10.2023, 15.04.2024, 15.10.2024 vade tarihlerindeki ilgili taksit tutarlarına ilişkin ödemelerini yaptıklarını, fakat, yine aynı sözleşme kapsamındaki 15.04.2025 vade tarihindeki 6.250.000,00USD ve 15.10.2025 vade tarihindeki 6.250.000,00USD ödeme tutarlarının yarısını kabul ve taahhüt etmiş olmalarına rağmen bugüne kadar müvekkile ödemediklerini beyanla; alacağın tamamının tahsil edileceği tarihe kadar işlemiş ve işleyecek faiz ve diğer tüm fer'ilerine, fazlaya ve özellikle 18.03.2022 tarihli sözleşmede kararlaştırılan Cezai şart tutarına ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmakla beraber; Şimdilik, borçluların ödemede temerrüde düştüğü toplam 6.250.000,00USD asıl alacak ( Talep Tarihindeki T.C Merkez Bankası Efektif Satış Kuru= 43,9222 üzerinden hesaplanan Türk Lirası Karşılığı 274.513.750,00TL.) ve ferilerinin tahsilini teminen, borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının teminat alınmaksızın ihtiyaten haczine, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin █████/2026 tarihli kararı ile; "talebin dayanağı olan belgelerin asılları ile aslına uygun fotokopilerin incelenmesi sonucunda; borcun şirket hisse satışından kaynaklı 2025 yılı taksitlerinin yarısından kaynaklandığı, borcun rehinle temin edilmediği, vadesinin geçtiği ve ödenmediği hususlarında yaklaşık ıspat şartı sağlandığından talebin kabulüne, talebin sözleşmeye dayandığı ve ilam mahiyetinde olduğunun iddia edildiği, ancak borçtan sorumluluk konusunda taraflar arasında ihtilaf olduğundan İİK'nın 259/3. Maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına karar vermek gerektiği anlaşılmakla, buna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile; "1-İhtiyati haciz talebinin kabulü ile, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 257 ile 259/3 maddeleri ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati haciz talep edenin ileride ihtiyati haciz de haksız çıkması halinde borçlular ile üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olması kaydı ile ihtiyati haciz isteyen alacaklının şimdilik talebe konu alacağın %20 (yüzde yirmi) oranınına isabet eden 54.902.750,00 TL miktarındaki nakdi teminat tutarını veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz nitelikteki teminat mektubunu mahkememize yatırdığında veya ibraz ettiğinde borçluların gerek elindeki gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmaz malları ile hak ve alacaklarının yukarıda miktarı yazılı alacağa yetecek kadar kısımlarının İHTİYATEN HACZİNE, teminat alınmaması talebinin reddine," karar verilmiş ve verilen karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenler vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati hacze itiraz edenler vekili itiraz dilekçesi özetle; Uyuşmazlığa konu sözleşmenin 18. maddesinde tüm uyuşmazlıkların çözüm merciinin "İstanbul Tahkim Merkezi" oduğu kararlaştırıldığını ve bu sebeple "ticaret mahkemelerinde" dava açılamayacağını, müvekkilleri ve ... arasında imza edilen ve ihtiyati hacze dayanak olarak sunulan sözleşmenin 18. Maddesinin açık olduğunu, bu maddeye göre "sözleşmeden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar için İstanbul Tahkim Merkezi yetkili" olduğunu, muaccel olmayan alacak için ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, sözleşmenin eki pay listesinden anlaşıldığı üzere, müvekkili 5 şirketin 2025 yılı taksit toplamı 2.443.212,85 USD iken, borç miktarı 6.250.000,00 USD olduğu iddia edilerek mahkemenin yanıltıldığını, sözleşmeye göre 7 şirketin borçlu olduğunu, müteselsil sorumluluk olmadığını, diğer iki şirketin borcun yarısından sorumlu olduğu beyanıyla kalan yarısı için müvekkilleri aleyhinde talepte bulunan ihtiyati haciz talep edenin, sözleşmenin 5. ve 6. maddesine aykırı hareket ederek, sözleşmeyi ihlal ettiğini, 25.000.000,00USD miktarlı cezai şart alacağı haklarının saklı tuttuklarını, ihtiyati haciz kararı İstanbul 31. İcra Dairesi ... E. sayılı dosya ile icra takibine konu edilmiş olduğunu ve mal kaçırma ihtimali olmayan müvekkilleri aleyhine verilen ihtiyati haciz kararının teminatsız olarak kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise makul bir teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2026 (Ek Karar Tarihi) tarih ve ███████ D.İş - ███████ Karar sayılı kararı ile; "Yapılan incelemede, taraflar arasında Avukatlık Kanunu’nun Madde-35/A uyarınca 18.03.2022 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme uyarınca davacının devre konu şirketlerdeki paylarını yine şirketlere devir edildiği, devirde her bir şirket yönünden ayrı borç belirlenmediği, toplam borç ve taksitlerin şirketlerce ödenmesinin kararlaştırıldığı, sonradan ortakların ayrılması nedeniyle ihtilaf çıktığı ve alacaklı talep edenin her bir grubu yarı oranda sorumlu tutarak eldeki talepte bulunduğu, incelenen sözleşme ve taksit sayısı, miktarı nazara alındığında borçlular arasında teselsül ilkesini ortadan kaldıracak bir düzenleme olmadığı olmadığı, ihtiyati haciz için yaklaşık ıspatın sağlandığı ve itiraz nedenlerinin yersiz olduğu, tahkim yargılamasının ihtiyati hacze engel olmadığı, bu haliyle itirazın yerinde görülmediği anlaşılmakla, itirazın reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir." gerekçesi ile,"1-İtiraz edenin itirazının REDDİNE, "karar verilmiş ve karara karşı ihtiyati hacze itiraz edenler vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz edenler vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkeme gerekçesinin aksine protokolün 1 nolu ekinde şirket payları ve ödeme sorumuluklarının belirlendiğini, Sözleşme'nin 5. maddesi ve Ek-1 Devre Konu Paylar Listesi uyarınca, 7 alıcı/borçlu şirkete ait 10 yıllık toplam ödeme yükümlülüklerinin pay miktarlarıyla orantılı şekilde ayrı ayrı belirlendiğini, tüm alıcıların 10 yıllık toplam borç dağılımının; ... A.Ş.: 103.166.666,5 adet nama yazılıpay; 100.307.471,90-USD, ...: 406.201.483 adet nama yazılı pay; 16.162.801,57-USD, ...: 49.179.960 adet nama yazılı pay; 8.211.974,03-USD, ...: 700.000 adet nama yazılı pay; 54.733,51-USD, ...: 680 adet nama yazılıpay; 1.329,25-USD, ...: 660 adet nama yazılıpay; 1.290,14-USD, ...: 5.625.000 adet nama yazılıpay; 260.399,60-USD, olmak üzere; toplam 125.000.000,00- USD şeklinde olduğunu, Karşı tarafın, ... A.Ş. ve ... .... A.Ş. aleyhine ihtiyati haciz talep etmediğini, yalnızca 5 şirkete karşı talepte bulunduğunu, bu 5 şirketin 10 yıllık toplam borcunun 24.432.128,50 USD olduğunu, bunun 2025 yılına (bir taksit dönemine) düşen kısmının ise şirket bazında; ... A.Ş.1.616.280,16-USD, ... A.Ş.821.197,40-USD, ... A.Ş.5.473,35-USD, ... 132,93-USD, ...129,01-USD olmak üzere beş şirket için toplam 2.443.212,85-TL olduğunu, buna rağmen her bir şirket için 6.250.000,00-USD üzerinden ihtiyati haciz uygulandığını, Sözleşmenin eki olan Ek-1 Devre Konu paylar listesinde hangi şirket adına kaç adet nama yazılı senet olduğunun belirlendiğini ve bu payların tüm şirketlerin ticari defterlerine işlendiğini, mahkemenin ticari defterlerde bir inceleme yapmadan sanki pay oranları belirlenmemişcesine hatalı bir karar verdiğini ve sundukları hiç bir tablo ve hesaba itibar etmediğini, gerçek borcun yaklaşık 48.000 katı oranında haciz uygulanmasının, İİK md. 257'deki orantılılık ilkesini ve "yaklaşık ispat" standardını açıkça ihlal ettiğini, gerçek borç miktarının ihtiyati haciz tutarının çok altında olduğunu, Muacceliyet koşulunun oluşmadığını, 2025 yılı taksitleri için ihtiyati haciz talep tarihi itibarıyla vade henüz gelmemiş olup muaccel olmayan bir alacak için ihtiyati haciz kararı verildiğini, aleyhine ihtiyati haciz talep edilenler arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığını, sözleşme incelendiğinde, hiçbir maddesinde "müteselsil sorumluluk" ibaresinin yer almadığının görüldüğünü, aksine, Sözleşme'nin Ek-1'inde her şirketin taşıdığı pay miktarının ayrı ayrı listelendiğini, her şirketin borcu, bu pay oranlarıyla doğrudan bağlantılı olup birbirinden bağımsız olduğunu, her bir şirketi yalnızca kendi borcundan sorumlu olduğunu, mahkemenin tüm şirketleri tek bir borçlu gibi değerlendirerek 6.250.000,00 USD üzerinden ihtiyati haciz kararı vermesinin ve bu hatayı itiraz aşamasında da sürdürmesinin ağır bir hukuka aykırılık oluşturduğunu, mal kaçırma tehlikesinin somut olarak kanıtlanmadığını, İİK md. 257 hükmü gereğince ihtiyati haciz için borçlunun mal kaçırma, ülkeyi terk etme ya da iflasın eşiğinde olduğuna dair somut olguların varlığının arandığını, müvekkili şirketlerin; onlarca yıllık geçmişe sahip, kayıtlı taşınmazları ve ticari aktifi olan köklü kuruluşlar olduklarını, sözleşme kapsamında 2022-2024 yılları arasında gerçekleşen 6 taksidin düzenli olarak ödendiğini, bu ödeme sicilinin, müvekkillerinin borçtan kaçmadığının en güçlü kanıtı olduğunu, karşı tarafın mal kaçırma kastına işaret eden hiçbir somut belge veya olgu sunmadığını, ihtiyati hacze itiraz eden şirketlerle, aleyhine ihtiyati haciz talep edilmeyen diğer iki borçlu şirket arasında henüz bir bölünme gerçekleşmediğini, mahkemenin bu konuyu araştırmadan ve incelemeden karar verdiğini, ihtiyati haciz kararının İstanbul 31. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile infaz edildiğini, müvekkillerinin her geçen dakika zarara uğradıklarını, bu takip kapsamında müvekkili şirketlerin tüm banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malları, üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları, üzerine ihtiyati haciz şerhi işlendiğini ve bloke edildiğini, şirketlerin Gemlik/Bursa bölgesinde on yıllar boyunca kesintisiz faaliyette bulunan büyük hacimli sanayi kuruluşları olduğunu, tüm varlık ve alacaklarının bloke edilmesinin; maaş ödemelerinin, tedarikçi borçlarının, kredi taksitlerinin ve operasyonel giderlerin karşılanmasını fiilen imkânsız kıldığını, haksız ve orantısız bu ihtiyati haciz kararı nedeniyle müvekkillerinin her geçen dakika telafi edilemez zarara uğradığını, teminat miktarının orantısız ve yetersiz olduğunu, mahkeme'nin hükmettiği %20 teminatın (yaklaşık 54.902.750 TL), banka hesapları ve tüm ticari varlıkları bloke edilen 5 büyük sanayi şirketinin uğrayabileceği zararı karşılamaktan uzak olduğunu, İİK md. 259/1 uyarınca teminat miktarının gerçek ve muhtemel ticari zararı tam olarak karşılayacak şekilde artırılmasının zorunlu olduğunu, sözleşmede tahkim şartı varken mahkemenin yetkisi dışında ihtiyati haciz kararı verdiğini, ileri sürerek; ihtiyati haciz kararına itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; taraflar arasındaki █████/2022 tarihli protokolden doğan ve taksitlere bağlanmış toplam 125.000.000,00-USD pay devir bedelinin █████/2025 vade tarihli 6.250.000,00-USD tutarlı taksidinin yarısı ile ve █████/2025 vade tarihli 6.250.000,00-USD tutarlı taksinin yarısının ödenmediğinden bahisle, her iki taksit tutarı bakiyesi olan 6.250.000,00-USD'nin tahsilini teminen ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece talebin %20 teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş, karara karşı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilenler vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkeme tarafından duruşmalı olarak yapılan itiraz incelemesi neticesinde █████/2026 tarili ek karar ile itiraz reddedilmiştir. Ek karara karşı itiraz edenler vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nun 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Somut olayda; talep dayanağı █████/2022 tarihli sözleşme ve eki, ihtarnameler, sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre; ihtiyati haciz talep edenin, talep tarihi itibariyle taraflar arasındaki sözleşmenin 5 inci maddesi kapsamında 6.250.000,00-TL muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının bulunduğu, sözleşmede alıcı sıfatı bulunan itiraz eden şirketlerin devir bedelinden müteselsil sorumlu oldukları, İİK'nun 257/1 fıkrasında aranan koşulların oluştuğunun yaklaşık düzeyde ispat olunduğu, ihtiyati haciz talebi bir dava değil geçici hukuki koruma tedbiri mahiyetinde olduğundan, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar için öngörülmüş bulunan tahkim kaydının 6100 Sayılı HMK'nun 414/4 fıkrası kapsamında, tahkim yargılaması öncesinde mahkemeden ihtiyati haciz talep edilmesine engel teşkil etmediği, talep tarihi itibariyle talebe konu taksitlerin vadesi geçmiş bulunduğundan alacağın muaccel olmadığına yönelik itirazın yerinde olmadığı, alacak muaccel olduğundan ve rehinle temin edildiği ileri sürülmediğinden İİK'nun 257/2 fıkrasının somut olayda uygulanma olanağının bulunmadığı, mahkemece takdir edilen teminat tutarının dosya kapsamına uygun olduğu, yapılan bu saptamalar karşısında mahkemece itirazın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, itiraz edenlerin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati hacze itiraz edenlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.