Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinin, sponsorluk sözleşmesi vaadiyle verilen ancak bağış olarak kaydedilen 1.5 milyon Euroluk çeklerden kaynaklanan menfi tespit davasında verilen borçsuzluk kararını incelemesi.
Özet: Bir şirketin, beklenen ancak nihayetlenmeyen bir sponsorluk anlaşması karşılığında davalıya verdiği toplam 1.5 milyon Euro tutarındaki beş adet çekin akıbetine ilişkin menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesi, davalı başkanının televizyon programındaki ifadeleri ve tarafların iddialarını değerlendirerek, çeklerin sponsorluk amacıyla verildiği, davalının bunu bağış olarak kaydetmesinin davacının borçlu olmadığı gerçeğini değiştirmediği sonucuna varmış ve davacının bu çeklerden dolayı borçlu olmadığına karar vermiştir.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ███████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ███████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Türkiye'deki birçok sportif faaliyete sponsorluk yaptığını, ...nın ...-... sezonu ... döneminde öngörülen sponsorluk sözleşmesi kapsamında her biri 300.000 EUR olan toplam 5 adet olmak üzere 1.500.000 EUR tutarlı çeki davalıya verdiğini, ancak davalı ile sponsorluk sözleşmesinin yapılamadığını, davalının ise çekleri bankaya ibraz ettiğini, müvekkili şirketin İstanbul 3. ATM'nin ████████ E sayılı dosyası üzerinden konkordato talep etmesi nedeniyle çeklerle ilgili karşılıksız işlemi yapılamadığını,...başkanı ...'nın ... isimli televizyon programında çeklere ilişkin açıklamalarda bulunduğunu, davalının tek taraflı olarak bağış makbuzu düzenlediğini, davacının sponsorluk sözleşmesi vaadi ile çekleri davalıya verdiğini, ancak davalının sponsorluk sözleşmesi yapmadığını ve bu nedenle de davalıya çekler sebebiyle borcu olmadığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin taraf sıfatı olmadığını, davaya konu kambiyo senetlerinin çek olduğunu ve ödeme aracı niteliği taşıdığını, bu çeklerin borç ödemek maksadıyla ... Bankasına ciro edildiğini, çeklerin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine ... Bankası tarafından icra takibi yapıldığını, davalının çeklerin karşılığını ödeyip çekleri geri almadığından dolayı davanın çek hamiline yöneltilmesi gerektiğini, davalının çekleri geri almadan davacı aleyhine çeklerden dolayı takip başlatma imkanı olmadığını, davalının elinde olmayan çeklerden dolayı menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu çeklerin davacının iddia ettiği gibi herhangi bir reklam veya sponsorluk anlaşması kapsamında verilmediğini, davacının davalıya bağış yaptığını, bu bağışa ilişkin makbuz kesildiğini, davacının çekleri sponsorluk amacıyla verildiğini ispatlaması gerektiğini, davacı tarafça ...başkan ...'nın yerel bir televizyondaki beyanlarını delil olarak sunduğunu, bunun delil niteliği olmadığını, ilgili konuşmanın hiçbir yerinde çeklere karşılık davacı şirketin reklam hakkı olduğunun yer almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davacı tarafından davalı ... başkanının televizyon programdaki konuşmasına ilişkin video kaydına delil olarak dayanmış olup, sunulan flash belleğin çözümü teknik bilirkişi tarafından yapılmıştır, davalı ...başkanının TV programında yaptığı konuşma içeriğinde davalı ... için ... diye bir firmanın sponsorluk vereceğinin söylendiği, bunun üzerine ...'a gidip görüşüldüğü, ... A.Ş.'nin ... parça çek verdiği, 1.5 milyon euro'luk bağış makbuzunun bu firmaya kesilerek ...'un hesabına işlendiği belirtilmekte ve bağış makbuzunun kameraya gösterildiği tespit edilmiştir. Kameraya gösterilen makbuzun, davalı taraça davaya konu çeklere ilişkin dosyaya sunulan makbuzun aynısı olduğu görülmektedir. Davalı taraf sözkonusu video kaydında bağış makbuzundan bahsedildiğini dolayısıyla bu delilin kendi iddialarını doğruladığını ileri sürmektedir. Hal böyle iken her iki tarafta video kaydındaki konuşma içeriğini doğrulamakta ancak kendi lehine değerlendirdiği görülmektedir. Konuşma akışı dikkate alındığında...A.Ş.'nin davalı ...e sponsorluk vereceği, bu nedenle tarafların ...'da görüşme sağladığı, ardından davaya konu çeklerin davalıya verildiği ancak davalının çeklere ilişkin bağış makbuzu kestiği görülmekle davaya konu çeklerin taraflar arasında yapılacak sponsorluk sözleşmesi için davalıya verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Tarafların iradesinin sponsorluk sözleşmesi yapılması yönünde olduğu ancak davalının çeklere ilişkin muhasebe işlemini bağış olarak kaydettiği görülmektedir. Konuşmayı yapan ... ...-...döneminde davalı...ü münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanıdır. Bu durumda taraflar arasında sponsorluk sözleşmesi yapılmadığı tarafların kabulünde olduğundan davacının...A.Ş. ... Seri Nolu 31.05.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek, ... A.Ş. ... Seri Nolu 30.06.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek,... A.Ş. ... Seri Nolu 31.07.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek, ... A.Ş. ...Seri Nolu 31.08.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek ile ... A.Ş. ...Seri Nolu 30.09.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığı sonucuna ulaşıldığından davacının davaya konu çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ancak dosyada taraf olmayan üçüncü kişileri etkileyecek şekilde çeklerin iptal edilemeyeceği gözetilerek çeklerin iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; ....A.Ş. ...Seri Nolu 31.05.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek, ...A.Ş. ... Seri Nolu 30.06.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek, ... A.Ş. ... Seri Nolu 31.07.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek, ... A.Ş. ... Seri Nolu 31.08.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek, ... A.Ş. ...Seri Nolu 30.09.2024 Düzenleme Tarihli 300.000 Euro bedelli çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iptali isteminin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı keşide edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığını iddia ettiğini ve işbu haksız menfi tespit davasını ikame etmiş olup yerel mahkeme Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ███████ E., ████████ K. Sayılı ilamında davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş olup işbu kararın usul ve yasaya aykırı olup davanın kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece müvekkili şirketin eski başkanının bir televizyon programında sarf ettiği sözlere dayalı olarak davacının iddiasının ispatlandığı yönünde hüküm kurmuş ise de yerel mahkemenin açıkça bir hataya, garabete düştüğünün ortada olduğunu, ...'nın bahse konu açıklamalarının yaptığı gün müvekkili şirket ile illi bağı bulunmadığını, dolayısıyla şirketi temsile yetkisinin de olmadığını, davacının dayandığı bu beyanların; ikrar kabul edilemeyeceği gibi, şahsın şirket ile illi bağının kalmadığını, -yetkisiz temsil- olması nedeniyle delil kabul edilemeyeceğini, nitekim ...'nın bahse konu tarihlerde yetkili olmadığı için bu beyanların kesin hükümsüz olduğunu, buna rağmen yetkisiz temsil ...'nın beyanlarının yanlış yorumlanarak ikrar sayıldığını ve usule yasaya aykırı olarak delil kabul edildiğini, ... başkan ...'nın şirkete yeni göreve gelen başkan / temsilci ve ekibine olan husumeti nedeniyle görevden ayrılması ile şirkete karşı husumetli beyanlarda bulunabileceğinin de göz ardı edilemeyeceğini, görevden ayrılan ve yönetime karşı husumetli olabilecek ilgili şahsın beyanlarının delil kabul edilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu çeklerin davacı tarafın iddia ettiği şekilde müvekkiline herhangi bir reklam veya sponsorluk anlaşması kapsamında verilmediğini, davacının iddiasını müvekkili şirketin eski başkanının televizyon programında vermiş olduğu demeçteki beyanlarını farklı yansıtarak , cımbızlayarak haksız iddiasını ispat edemeyeceğinin sabit olduğunu, nitekim; bahse konu görüntülerde davacının müvekkili şirkete bağış yaptığının defaatle belirtildiği bu sebeple davacının iddiasını ispat edemediği kanaatine varılması gerektiğini, verilen çeklere ilişkin ticari defterlerde girilen açıklamaya bakıldığında sadece verilen keşide çek açıklamasının girildiği, çeklerin müvekkiline hangi amaçla verildiğine dair herhangi bir açıklamanın bulunmadığının görüldüğünü, bu haliyle davacı tarafın ticari defterleri çeklerin sponsorluk anlaşması kapsamında verildiğini ispata elverişli durumda olmadığını, dava konusu edilen çekler senetle ispat zorunluluğu sınırının üstünde olup bu sebeple de davacı tarafın iddia ettiği reklam - sponsorluk anlaşması iddiasını yazılı olarak ispatlaması gerektiğini, davacı tarafın tacir sıfatını haiz bir şirket olup 1.500.000,00 euro değerinde reklam-sponsorluk anlaşması yaptığı zaman bunu yazılı bir sözleşmeye bağlaması gerektiğini bilecek durumda olduğunu, aksi halin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün ihlali olup basiretli tacir gibi davranmayan davacı tarafın eylemlerinin sonuçlarına da katlanması gerektiğini, bunun da yanında ilgili çeklere ilişkin kesilen bağış makbuzu da dosyaya sunulmuş olup davasını ispatlayamayan davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemece 7 numaralı hükmünde yargılama giderinden Arb. Kanunu madde 18/A gereği müvekkilimizin sorumlu tutulması gerektiğini savunmuş ise de 6325 sayılı HUAK md. 18/A-11 :"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/███████-███████ md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." düzenlemesinin mevcut olup arabuluculuk toplantısına katılmama durumunda yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin yarısından sorumlu olacağı düzenlemesi getirildiğini, kaldı ki arabuluculuk tutanağının incelendiği zaman toplantının telekonferans yoluyla yapıldığının görüldüğünü, müvekkilinin toplantının telekonferans ile yapılmasına bir muvafakatinin bulunmamakta olup bu sebeple de yapılan arabuluculuk görüşmesi usulüne aykırı olduğundan toplantıya katılmamanın sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini ileri sürerek Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ███████ E., ████████ K. Sayılı ilamının istinafen incelenerek bozulmasına, davacının davasının reddine, kötüniyetli dava sebebiyle davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzeride bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle;Yerel mahkemenin beyanlarını hükme esas aldığı kişi olan ...'nın sadece yargılama esnasında yönetici olmayıp, davaya konu çeklerin düzenleme tarihinde davalı'yı temsile yetkili kişi olup beyanları davalı açısından bağlayıcı olduğunu, davalı tarafça yargılama süresi boyunca beyanlarının hükme esas alınması için sıkı sıkıya sarıldığı tek savunma ilgili çeklerin düzenlenerek teslim edildiği tarihte davalı'nın temsilcisi olan ...'nın televizyon kanalında yaptığı konuşma iken, yerel mahkemenin bu konuşmaları doğru bir analizle çeklerin sponsorluk amacı ile verildiğini kabul etmesi üzerine Davalı taraf bu kez ...'nın beyanlarının hükme esas alınamayacağını ifade ettiğini, davalı tarafça sözde bağış amacıyla düzenlenen çekler için ...'nın konuşmaları esas alınırken, çeklerin sponsorluk amacı ile düzenlendiğine karar verildiğinde ...'nın konuşmalarının kendisini bağlamadığını iddia etmesinin tam manası ile bir çelişki ve kötü niyetten ibaret olduğunu beyan ederek davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava menfi tespit davasıdır.
Davacı...A.Ş. tarafından davalı ...A.Ş. “ye 31.12.2023 ti inde her bir 300.000 Euro değerinde 31.05.2024, 30.06.2024, 31.07.2024, 31.08.2024 İle 30.09.2024 vadeli toplam 1.500.000 Euro değerinde 5 adet çekin düzenlendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı davaya koyunu çeklerin davalı ile imzalanacak sponsorluk anlaşması kapsamında verildiğini Şirketin konkordato davası açıldığını, davalının sponsorluk anlaşmasını imzalamadığını iddia etmiş davalı ise çeklerin bağış olarak verildiğini beyan etmiştir.
Bahse konu çeklerin dava dışı ... Bankası ile davalı arasında imzalanan 27.02.2023 tarihli... kapsamında temlik cirosuyla devir edildikleri, çeklerin icra takibine konu edilmedikleri anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık davaya konu çeklerin davalı şirkete bağış olarak verilip verilmedikleri, davalı şirket ile imzalanacak sponsorluk anlaşması kapsamında avans olarak verilmiş iseler sponsorluk anlaşmasının ifa edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır.
Bu noktada kesin deliller arasında sayılan “ikrar” kavramı hakkında açıklama yapılmasında yarar vardır.
Bilindiği üzere Vasıflı ikrar, (ki buna gerekçeli inkar da denilmektedir) karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Örneğin davalının, davacıdan 1.000,00 TL aldığını ikrar etmesi, fakat bu parayı ödünç olarak değil, bağış olarak aldığını bildirmesi hâlinde olduğu gibi. Daha somut bir anlatımla ikrar eden, karşı tarafın talep sonucu açısından dayandığı sonucu/niteliği kabul etmemekte, o vakıadan böyle bir sonuç çıkarıltılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Birinci bölümde vakıa ikrar edilerek çekişmeli olmaktan çıkmakta, ikinci bölümde ise niteleme ve doğduğu ileri sürülen sonuç ihtilaflı kalmakta ve dolayısıyla bu hususu kimin ispat etmesi gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Öğreti ve Yargıtaydaki hakim görüşe göre, vasıflı ikrar bölünemez, vasıflı ikrarda bulunan taraf, ikrar ettiği maddi vakıa ile ilgili hukuki nitelendirmeye ilişkin iddiayı ispat etmesi beklenemez. Dolayısıyla vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden paranın ödünç olarak verildiği iddiasının davacı tarafından ispatı gerekmektedir (... / .../ ...: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2023, s. 436).(Yargıtay 3. HD █████████ Esas █████████ Karar ; █████████ Esas █████████ Karar; Yargıtay HGK 2023/7-953 Esas ████████ Karar; 2018/(13)3-979 Esas █████████ Karar; 2017/(13)3-3146 Esas █████████ Karar; 11. Hukuk Dairesi █████████ Esas █████████ Karar)
Bilindiği üzere Çek bir ödeme aracı olup mevcut borcun ifası amacıyla verildiği karine olarak kabul edilmektedir. Taraflar arasındaki mevcut borç ilişkisi satım sözleşmesi, hizmet sözleşmesi, eser sözleşmesi gibi karşılıklı edimlere havi sözleşmelerden kaynaklanabileceği gibi bağışlama sözleşmesi (elden bağışlama, bağışlama sözü verme, koşullu bağışlama ve yüklemeli bağışlama ) gibi tek tarafa borç yükleyen sözleşmenin ifası amacıyla da verilmesine engel bir durum bulunmamaktadır.
Davacı çeki sponsorluk sözleşmesi kapsamında verdiğini ileri sürmüş davalı ise teslim alınan çeklerin bağış olduğunu iddia etmiştir. Tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davacı şirket dosyaya davalı ile sponsorluk sözleşmesi yapıldığına çeklerin bu amaçla teslim ettiğine dair yazılı bir delil sunmamıştır.
Bilakis davalı şirketin tarafından 31.08. 2023 tarihli ... alındı belgesi incelendiğinde; ... A.Ş (UYAP Sorgusu: ... vergi numaralı) tarafından ...- ...- ... -... -... Numaralı Çekler ile 1.500.000 Euro tutarında çekin "..." belgesi düzenlendiği görülmüştür.
Davacı, davalı ... başkanı ...'nın ... isimli programındaki görüntülerine yazılı delil olarak dayanmıştırYargıtay HGK 2024/7-124 Esas ████████ Karar 2025/7-376 Esas ████████ Karar sayılı ilamları nda belirtildiği üzere;
"Delil başlangıcı HMK'nın 202. maddesinde senetle ispat kuralının istisnalarından biri olarak,
"(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir.
(2) Delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir" şeklinde hüküm altına alınmıştır. Maddenin 1. bendinde senetle ispatı zorunlu olan bir hukuki işlem hakkında delil başlangıcı bulunması durumunda tanıkla ispat imkânı tanınmış, 2. bendinde ise doğrudan delil başlangıcının tanımına yer verilmiştir.
Söz konusu tanımdan hareketle delil başlangıcından söz edebilmek için öncelikle bir "belge" bulunmalıdır. Belgeden ne anlaşılması gerektiği HMK'nın 199. maddesinde "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir" şeklinde açıklanmıştır. Dayanılan belgenin uyuşmazlık konusu vakıayı ispata elverişli olması durumunda, diğer bir anlatımla senet niteliğini taşıması hâlinde delil başlangıcı hükmüne gitmeye gerek olmadığı açıktır. Ancak bir belgenin uyuşmazlık konusu vakıanın ispatına elverişli olmaması durumunda delil başlangıcı kabul edilebilmesi için aşağıdaki iki koşulun birlikte bulunması (gerçekleşmesi) gerekir. Bunlardan ilki belgenin, aleyhine ileri sürülen veya temsilcisi tarafından verilmesi ya da gönderilmesidir. Bununla birlikte delil başlangıcı olan belgenin mutlaka karşı tarafa yöneltilmiş bir irade açıklamasını içermesinin gerekmediğini belirtmekte fayda vardır. İkinci koşul ise söz konusu belgenin, varlığı iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispata yeterli olmamakla beraber, o hukuki işlemin muhtemelen yapıldığını (onun varlığını) göstermesidir. Kanunun aradığı bu unsurları taşıyan bir belge delil başlangıcı sayılır ve artık senetle ispat zorunluluğunun istisnası olarak o hukuki işlem hakkında tanık dinlenebilir.
Belirtmek gerekir ki, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 292. maddesinde delil başlangıcının mutlaka yazılı olması koşulu benimsenmişken, HMK'da kavram daha geniş değerlendirilerek "yazılı" kelimesi benimsememiş ve sadece "delil başlangıcı" ibaresi kullanılarak, bir belgenin delil başlangıcı olabilmesi için mutlaka yazılı olması koşulu kaldırılmış ve ispat kuralları açısından oldukça önemli bir değişiklik yapılmıştır. (Benzer Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2005 tarihli ve ███████-677 Esas, ████████ Karar; 14.11.2019 tarihli ve 2017/1-1254 Esas, █████████ Karar sayılı kararları).
Bahse konu görüntülerde ...'nın "Bahse konu çekleri bize verdiler biz de bağış olarak işledik" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Söz konusu yazışmalar değerlendirildiğinde, ...'nın verilen çeklerin sponsorluk sözleşmesi için verildiğine ilişkin açıkça bi kabul beyanı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacı tarafından sunulan görüntülerin yazılı delil başlangıcı kabul edilip tanık dinlenilmesi mümkün değildir. Kaldı ki davacı mahkemece duruşmada verilen süre içerisinde tanıkta bildirmemiştir.
Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa davacının iddiasını yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olup davacı tarafa bahse konu çeklerin sponsorluk sözleşmesi kapsamında avans olarak verildiği hususunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi HMK 353/1-a-6 md uyarınca usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Açıklamalar dışında davalının istinaf talebinin kabulüne 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a.6 md. gereğince, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ███████ E - ████████ K sayılı kararın kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2026 tarih ve ███████ E - ████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafın adli yardım talebi dairemizin █████/2026 tarihli ara kararıyla kabul edildiğinden istinaf harçlarıyla ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!