Kıymetli evraktan kaynaklanan 79.000 USD bedelli bonoya ilişkin borçsuzluk ve iptal talepli menfi tespit davasının istinaf incelemesi süreci.
Özet: Bu hukuki belge, davacının, davalı tarafından hakkında başlatılan 79.000 USDlik kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, takibin ve senedin iptali ile davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi talebiyle açtığı menfi tespit davasını özetlemekte olup; davalı, davacının çelişkili iddialarının aksine senedin geçerli olduğunu savunarak karşı tazminat istemiş, ilk derece mahkemesi davayı reddedince davacı kararı istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2015
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda;
TALEP:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı tarafından müvekkili aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, takibe karşı müvekkili tarafından ... 41. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası ile █████/2011 tarihinde menfi tespit davası açıldığını müvekkilinin süresi içerisinde gider avansı yatırmadığından dosyanın usulden reddedildiğini, icra takibine dayanak yapılan 79.000,00-USD tutarlı senetten dolayı müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığından bahisle müvekkilinin ... 5. İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyasına dayanak 79.000,00-USD bedelli bono ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin ve senedin iptaline, İİK 72/5 uyarınca davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeni ile takip konusu alacağın 9620'sinden aşağı olmamak üzere olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Davalı Vekilinin 03.05.2021 tarihli cevap dilekçesi; “Davacı taraf, takip kesinleştikten yaklaşık 2,5 yıl sonra yine davaya konu bononun bedelsiz kaldığından bahisle — ... 41. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dava dosyasıyla menfi tespit davası açmış ancak yasal süresi içinde gider avansı yatırılmadığından ötürü dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Bu dosyada karar verildikten 3 yıl sonra, davacı taraf bu kez huzurdaki davayı açmıştır. Davacının iddiaları gerçeğe aykırı olmasının yanı sıra çelişkilidir. Davacı taraf, dava dilekçesinde takibe ve davaya konu edilen senetlerin davacı ve davalının ortaklık görüşmeleri sırasında düzenlendiğini, sonrasında ortaklık ilişkisi gerçekleşmediğinden tüm yazışmaların iptal edildiğini, senetlerin de aynı şekilde iptal edildiğini, senet üzerinde tahrifat yapıldığını, senet üzerindeki imzanın sahte olduğunu, senetlerin davalı müvekkilin eline nasıl geçtiğinin bilinmediği iddiasında bulunmuştur. Dava dilekçesinde yer alan bu iddialar; asılsız, dayanaktan yoksun ve gerçeklere aykırı olduğu gibi hayatın olağan akışına da uygun olmayıp çelişkilidir. Davacı taraf bir taraftan senedin ortaklık için düzenlendiğini belirtirken, diğer bir taraftan senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesinin tutarlı bir yanı yoktur. Ayrıca sahte imzayla bir senet düzenlendiği iddiası karşısında, senedin iptal edilmiş olması bu nedenle de imza kısmının yırtıldığının beyan edilmesi bir başka çelişki örneğidir. Açıkça belirtmek gerekir ki davacı taraf, her ne kadar asılsız ve tutarsız iddialar ileri sürmüşse de dava dilekçesinde, senedin, müvekkil ile davacı arasındaki muhtemel ortaklık ilişkisi nedeniyle düzenlendiği iddiasıyla, aynı zamanda taraflar arasında hukuki ve ticari bir ilişki bulunduğunu da ileri sürmektedir. Davacı tarafın bu birbiriyle taban tabana zıt iddialarının hangisine itibar edilecektir, Huzurdaki davada ispat yükü davacı taraftadır. Davaya konu icra takibinin dayanağı olan 15.12.2015 vade tarihli ve 79.000-USD bedelli bono, soyut borç ikrarı niteliğinde olup, bono üzerinde bedel kaydı yoktur. Müvekkil, kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren bu bonodan dolayı davalıdan alacaklıdır. Davacı, bir yandan olası bir ortaklık ilişkisi için senedin kendi tarafından düzenlendiğini ifade ederken, öbür yandan da senetteki imzanın sahte olduğunu ileri sürmüştür. Bu açık bir çelişkidir. Ayrıca senedin sahte olarak düzenlendiği iddiası ile senedin iptali amacıyla davacı tarafından imza kısmının yırtıldığı iddiası da bir diğer çelişkidir. Kaldı ki dava dilekçesinde ileri sürülen bu iddialar tamamıyla gerçek dışıdır.” Şeklinde davaya cevap vermiş olup, alacağın 9620'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekâleten" talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizde görülmekte olan dava, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasıdır.
Mahkememizce ...Esas ...Karar sayılı dosya ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından mahkememiz kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile özetle; "Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemiz kaldırma kararından sonra davalı taraf, cevap dilekçesi ekinde bono sureti, ödememe protestosu ve eklerini sunmuş, mahkemece mali bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi takibe konu senet ile cevap dilekçesi ekindeki senedin farklı olduğunu belirtmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı senedin yırtılarak iptal edildiğini, sonradan sahte imza ile takibe konulduğunu ileri sürmüştür. Davacı asil, duruşmada keşdieci hanesindeki imzasını kabul ettiğinden imza ile ilgili inceleme yapılmaması yerinde ise de; davacı dava dilekçesinde senedin "ortadan yırtıldığını" ileri sürdüğünden bu hususta hiçbir inceleme yapılmaması yerinde görülmemiştir.
Bununla birlikte davacının diğer itirazı da senetlerdeki farklılıklara ilişkindir.
İmzası inkar edilmeyen senedin unsurlarının sonradan doldurulması mümkün ise de; senedin tedavüle çıkarılırken tüm unsurlara haiz olması gerektiğinden davacının senette tahrifat iddiasının bu yönden de incelenmesi gerekir.
Takibe konu senet sureti ve davalının delil olarak sunduğu deliller incelendiğinde; cevap dilekçesinde (ek-7 nolu) sunulan ... şubesine ait kaşe ve imza ile birlikte bulunan senet suretinde tanzim tarihi ve lehtar hanesi kısmının boş olduğu, ... 1.Noterliği'nin ... Tarihli ödememe protestosunda; senet bilgilerinin "malen" kaydı olan, lehtarı davalı olan ve tanzim tarihi "15.11.2005" olan şeklinde belirtildiği, takip dosyasında ise senedin tanzim tarihinin "15.10.2005" olduğu, ihdas hanesinin boş, lehtar hanesinde davalının adının yer aldığı görülmektedir. Keza taraflar arasında usulden reddedilen ... 13.ATM'nin dosyasında davalı yanca sunulan ek-6 nolu delil olan protesto numarası basılı bono örneğinde ise "tanzim tarihinin yazılı olmadığı" görülmektedir.
Bu durumda, davacının senedin ortadan yırtık olduğu iddiası için öncelikle senet aslının Mahkemece incelenerek senedin keşideci kısmındaki imza bölümünde yırtık olup olmadığının tespiti ile bu husustaki gözlemin Mahkemece tutanağa da geçirilmesi sureti ile incelemesinin yapılması, senedin ortasında, imza kısmında yırtık var ise tahrifat iddiasının bu yönü ile de değerlendirilmesi gerektiği gibi ödememe protestosuna dayanak belgelerin getirtilerek senedin kambiyo senedi niteliği olup olmadığının da incelenerek buna göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş ve kararın kaldırılması gerekmiştir." şeklinde karar verilerek mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstinaf kaldırma ilamından sonra mahkememizce ████████ Esas numarası verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda ödememe protestosuna dayanak belgelerin celbi için ... 1. Noterliğine müzekkere yazılmış ancak 5 yıllık saklama süresi dolduğundan evrakların imha edildiği bildirilmiştir. Dolayısıyla ödememe protestosuna dayanak belgeler celp edilememiştir.
Yine istinaf ilamı doğrultusunda dava konusu yapılan çek duruşmaya getirtilmiş ve katılanların huzuru ile incelenmiştir. Bu doğrultuda mahkememizce yapılan incelemede "Tediye tarihi 15.12.2005, 79.000,00 USD bedelli, ihdas hanesi boş, ... emrine düzenlenmiş, ödeyecek kısmında ..., █████/2005 tarihi yazılı, ... isminin alt hizasında imza bulunan, senet üzerinde bulunan pulun üstüne gelecek şekilde ayrıca bir imza bulunduğu, pul kısmının üstünden bir parmak ucu miktarında senedin yırtık olduğu, pul kısmının sağ alt tarafında küçük bir yırtık olduğu, senedin dikey olarak ya da yatay olarak ortadan tamamiyle yırtılmadığı, senedin keşideci imzası kısmında herhangi bir yırtık bulunmadığı" anlaşılmış ve zapta geçirilmiştir. Ayrıca çekin renkli görüntüsü UYAP üzerinden dosya arasına taranmıştır.
Mahkememizin █████/2023 tarihli 8 numaralı celsesinde davacı asile uyuşmazlığa konu senet gösterildiğinde; "█████/2005 düzenleme, █████/2005 ödeme tarihli 79.000,00 USD bedelli senet üzerindeki ... yazısı ile ismin altındaki imza bana aittir. Bunun dışındaki yazılar tarafıma ait değildir, ayrıca pul üzerindeki imza bana ait değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin ████████ Esas sayılı kararında da belirtildiği üzere; kural olarak menfi tespit davasında ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak somut uyuşmazlıkta davacı borçlu tarafından senet üzerindeki imzası mahkeme huzurunda ikrar edilmiştir. Gerek senet üzerinde herhangi bir malen ya da nakden kaydının bulunmaması gerekse davacı borçlu tarafından senet üzerindeki imzanın ikrar edilmiş olması nedeniyle bahse konu senet bedelinin ödendiğini ispat yükü yer değiştirerek davacı borçlu üzerine geçtiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Davacı tarafından senedin bedelinin ödendiğine ilişkin herhangi bir delil ve hatta iddia ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla davacının senet bedelini ödediği ispat edilememiştir. Ancak davacı tarafından senedin pul kısmından ve ayrıca imza yerinden ve ortasından yırtılarak iptal edildiği iddia edilmiştir. Mahkememizce yapılan incelemede ise senedin imza yerinden ya da ortasından yırtılmadığı gözlenmiş ve duruşma zaptına derc edilmiştir. Dolayısıyla bu yöndeki iddiasını da ispat edememiştir. Senedin pul kısmından yırtıldığı ve pul üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığı hususundaki iddia bakımından ise; mahkememizce yapılan gözlemde senedin pul kısmının üzerinden bir parmak ucu kadar yırtık olduğu tespit edilmiştir. Ancak önceki kararımızda da izah edildiği üzere senet üzerinde pul bulunması ya da pulun altında imza bulunması senedin geçerlilik şartlarından biri değildir. Dolayısıyla senedin pul kısmında yırtık bulunması ya da pulun altındaki imzanın davacı borçluya ait olmamasının senedin geçerliliğine bir etkisi bulunmamaktadır. Pul altındaki imza ancak aval şerhine işaret eder ki somut uyuşmazlıkta bu yönde herhangi bir iddia ve savunma bulunmamaktadır. Bu sebeple pul altındaki imzanın kime ait olduğu yönünde bir inceleme yapılmaya lüzum görülmemiş ve pul kısmındaki yırtığın ise senedin iptali neticesini doğurur mahiyette olmadığı kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Senedin ilk tedavüle çıktığı anda tüm unsurlarının bulunup bulunmadığı hususunda yapılan değerlendirmede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 776. Maddesinde; "(1) Bono veya emre yazılı senet;
a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,
b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,
c) Vadeyi,
d) Ödeme yerini,
e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,
f) Düzenlenme tarihini ve yerini,
g) Düzenleyenin imzasını, içerir." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 777. Maddesinde; "(1) İkinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller saklı kalmak üzere, 776 ncı maddede gösterilen unsurlardan birini içermeyen bir senet bono sayılmaz.
(2) Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenmesi şart olan bir bono sayılır.
(3) Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır.
(4) Düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
İstinaf kaldırma ilamında ayrıca imzası inkar edilmeyen senedin unsurlarının sonradan doldurulması mümkün ise de; senedin tedavüle çıkarılırken tüm unsurlara haiz olması gerektiğinden davacının senette tahrifat iddiasının bu yönden de incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Mahkememizce bu yönden yapılan incelemede ödememe protestosuna dayanak belgeler celp edilmek istenmiş ancak imha edildiğinden mahkememizce ilgili belgeler temin edilememiştir. Dolayısıyla somut durum itibari ile senedin ilk tedavüle çıktığı anda tüm unsurlarının mevcut olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İstinaf ilamında da söz konusu senedin ilk tedavüle çıktığı an olarak ödememe protestosuna konu olduğu zamana işaret edilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede de ödememe protestosuna konu olmadan evvel tedavüle çıktığına ilişkin herhangi bir kanaat getirilememiştir. Dolayısıyla tedavüle çıktığı an olarak ödememe protestosu keşide edildiği an dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır
Lehtar isminin yazılması bakımından yapılan değerlendirmede;
Bilindiği üzere TTK 776 ve 777 maddeleri doğrultusunda bonolarda lehtar isminin yazılması gerekmektedir. Lehtar isminin yazılmaması hâlinde ilgili belge kıymetli evrak kıymeti kazanamayacaktır. Ancak istinaf kaldırma ilamında da belirtildiği üzere imzası ikrar edilmiş açık bononun taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiğinin ispat külfeti davacı borçlu üzerinde olup bu yönde herhangi bir delil davacı tarafça ibraz edilememiştir.
Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde cevap dilekçesinde (ek-7 nolu) sunulan Akbank Atrium Ataköy şubesine ait kaşe ve imza ile birlikte bulunan senet suretinde tanzim tarihi ve lehtar hanesi kısmının boş olduğu anlaşılmıştır. Ancak ... 1. Noterliği tarafından düzenlenen ... tarihli ... yevmiye numaralı ödememe protestosunun incelenmesinde; "İşbu emre muharrer senet mukabilinde 15 Aralık 2005 tarihinde ....veya emrühavalesine yukarıda yazılı yalnız yetmişdokuzbin dolar ödeyeceğim bedeli malen ahzolunmuştur. İhtilaf vukuunda İstanbul Mahkemelerinin selahiyetini şimdiden kabul eylerim." ibaresinin bulunduğu ve yine "Dolar: 79.000, Hululu vade:█████/2005, Tanzim tarihi: █████/2005, pul ve imza, Ödeyecek: ..., Adresi: ..." ibarelerinin bulunduğu da belirtilmiştir. Her ne kadar dayanak belgeler temin edilememiş olsa da Noterlik Kanunu 82/4 maddesi uyarınca noterlik işlemleri aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Aksi sabit oluncaya kadar geçerli işlemlerin düzenlendiği aynı Kanun'un 105. Maddesinde ise ödememe protestosu düzenlenmiştir. Dolayısıyla noterlik tarafından düzenlenen ödememe protestosunun aksi taraflarca ispat edilemediğinden; protesto içeriğinde de davaya konu senedin lehtar kısmında davalının isminin yazılı olduğu dikkate alınarak senedin ilk tedavüle girdiği an itibariyle lehtar hanesinin dolu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Düzenleme tarihinin ilk tedavül anında bulunup bulunmadığına ve tahrifat yapılıp yapılmadığına ilişkin yapılan değerlendirmede;
Emsal mahiyette Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "Öte yandan takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak tahrifat öncesi tanzim tarihinin, bononun vade tarihinden sonrası olduğunun belirlenmesi halinde ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden İİK'nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir." şeklinde karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 776/f maddesi uyarınca bonolarda tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin "keşide gününden muayyen bir müddet sonraya" ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz.
Somut belge incelendiğinde ilk tedavüle çıktığı an olan ödememe protestosuna konu olduğu zaman olduğunu yukarıda ifade etmiştik. Bu bağlamda ödememe protestosu içeriğinde tanzim tarihi olarak █████/2005 tarihinin yazılı olduğu, mahkememizde bulunan senet aslında ise █████/2005 tarihinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca hem ödememe protestosunda hem dosyaya sunulu görsellerde hem de mahkememizce senet aslı üzerinde yapılan incelemede ise vade tarihi olarak █████/2005 tarihinin yazılı olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla emsal mahiyetteki Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin kararında da belirtildiği üzere tanzim tarihinde tahrifat yapılmasının kambiyo vasfını etkileyip etkilemediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda tanzim tarihinde tahrifat yapıldığı kabul edilse dâhi █████/2005 tarihinin ve █████/2005 tarihinin ödeme tarihinden önceki tarih olması ve TTK 703/c düzenlemesine uygun olduğu dikkate alındığında her iki tarih bakımından da senedin kambiyo vasfını yitirmediği kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur. Ayrıca yukarıda lehtar kısmında izah ettiğimiz üzere ödememe protestosunda senedin tanzim tarihinin yazılmış olması ve aksinin yani ilk tedavül anında tanzim tarihinin boş olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği de dikkate alındığında senedin kambiyo senedi vasfında olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuştur.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda senedin imza kısmında herhangi bir yırtık olmadığı, senedin ortadan yırtılmadığı, imzasının davacı tarafından ikrar edildiği, senedin ilk tedavül anında zorunlu unsurları taşıdığı ve borcun ödendiğinin davacı tarafça ispat edilemediği ve istinaf kaldırma ilamından önce yemin delili hatırlatılmış olmasına rağmen davacı tarafça yemine dayanılmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 3.113,78 TL'nin mahsup edilerek bakiye 2.381,78 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 3.188,05 TL bilirkişi, tebligat-posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 182.332,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!