Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde, ölümlü trafik kazası sonrası destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepli davanın sigorta limitleri ve usul itirazları kapsamında istinaf incelemesi.
Özet: Davacı taraf, davalılara ait aracın karıştığı ölümlü trafik kazasında müteveffanın vefatı nedeniyle, davalı sürücünün asli kusurlu olduğunu iddia ederek, sigorta şirketi tarafından yapılan kısmi ödemenin yetersiz kalması üzerine kalan destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limiti dahilinde sigorta şirketinden, poliçe limitini aşan maddi tazminatın araç sahibi ve sürücüsünden, ayrıca babalarının/eşlerinin vefatı neticesinde yaşadıkları acılar ve sağlık sorunları gerekçesiyle 350.000 TL manevi tazminat ile 90.000 TL geçici ödemenin davalılardan müştereken ve müteselsilen kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsilini talep etmekte; davalı sigorta şirketi ise, davanın usulden reddi gerektiğini, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, poliçe limiti dahilinde kalan ödemeyi yaptığını ve kendi sorumluluğunun poliçe limitleri ile kusur oranı ile sınırlı olduğunu savunarak kusur tespiti yapılmasını talep etmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:█████/2023
DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat
GEREKÇE TARİHİ:█████/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2021 tarihinde davalılara ait aracın karışmış olduğu ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazasında müteveffa ...'ın vefat ettiğini, müvekkillerinin müteveffanın yasal mirasçıları ve tazminat hak sahibi olduklarını, soruşturma raporuna göre davalı sürücünün asli kusurlu, müteveffanın ise kusursuz olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca araç maliki ve işletenin sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibariyle aracın ... Sigorta A.Ş. kapsamında sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin kısmi ödeme yaptığını, ancak kendileri tarafından yaptırılan aktüerya hesabına göre daha fazla maddi zararın meydana geldiğini, sigorta şirketine ek ödeme talebinde bulunduklarını ancak taleplerinin reddedildiğini, zorunlu mali mesuliyet sigortacısının limitle gerçek zarardan sorumlu olduğunu, limiti aşan kısım için işleten ve sürücünün şahsen sorumlu olduğunu, bu sebeple ... Anonim Sigorta Şirketi'nden limit dahilinde kalan bakiye destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiklerini, poliçe limitini aşan destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin ise işleten ve sürücü olan ... ve ...'a yönelik olduğunu, bakiye maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile poliçe limiti dahilinde tahsilini istediklerini, poliçe limitini aşan maddi alacak taleplerinin kaza tarihinden itibaren davalılar ... ve ...'dan avans faizi ile tahsilini istediklerini, müvekkillerin babaları ve eşi olan kişinin vefatı neticesinde derin bir acı çektiklerini, müvekkili ... ..'ın diyaliz hastası ve engelli bir birey olduğunu, müvekkili ...'ın psikolojisinin bozulduğunu ve tedavi gördüğünü, toplam 350.000,00-TL manevi tazminatın indirim yapılmaksızın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiklerini, Türk Borçlar Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca toplam 90.000,00 TL geçici ödemenin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; KTK'nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediğini ve eksik evrakların tamamlanmadığını, bu nedenle HMK 114 vd. uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 18.12.2018 tarihli değişiklikle dava şartı olarak arabulucuya başvurma zorunluluğu getirildiğini, bu dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle başvurunun usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının dayandığı delillerin müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, HMK m.121 gereğince diğer delil örneklerinin tebliğ ettirilmediğini, bu durumun davaya cevap verme imkanlarını kısıtladığını ve delillerin tebliğine kadar davaya cevap verme haklarını saklı tuttuklarını, 10.12.2021 tarihli kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirkete █████/2020 - █████/2021 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 430.000,00-TL olduğunu, vefat eden ...'ın eşi ... ..'a 392.556,97 TL ve kızı ...'a 31.242,87 TL olmak üzere toplam 423.799,84 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödemesinin yapıldığını, poliçe limitinden geriye 6.200,16-TL kaldığını, müvekkili sigortacı şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğini, kusur durumunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortalarının, işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapıldığını, bu nedenle dosyada öncelikle kusur tespiti yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilmesini talep ettiklerini, destekten yoksun kalma tazminatı talebi hakkında kanuna ve Yargıtay uygulamalarına uygun değerlendirme yapılması gerektiğini, müteveffanın vefatı sebebi ile davacı olmadığı halde destekten yoksun kalan hak sahibi kimseler varsa mahkeme tarafından re’sen tespit edilmesi gerektiğini, bu sebeple müteveffanın ve ailesinin nüfus kayıtlarının dosyaya celp edilmesini, hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporundan ilgili pay kişilerin destek paylarına ilişkin oranların dikkate alınmasını, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS Genel Şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, kazazedenin gelir durumunu gösterir bir belge dosyada mevcut olmadığı için hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, müteveffanın ev hanımı olması nedeniyle aktif bir çalışma hayatı ve geliri olmadığını, müterafik kusur durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini, kazazedenin gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrolsüzce yola çıkarak trafiği tehlikeye düşürmesi nedeniyle müterafik kusur durumunun mevcudiyeti kabul edilerek belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini, tazminat hesaplamalarındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran 7327 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiğini ve huzurdaki davada uygulanması gerektiğini, yapılan değişiklik neticesinde, destekten yoksun kalma tazminatı ile sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasının 2918 sayılı Kanun’un 90. Madde hükmüyle düzenlendiğini, ceza davasının devam edip etmediği, şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağını, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağını, müvekkili sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile başvurulmadığından müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve bu sebeple faiz talebinin haksız olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan olaylarda ancak yasal faizin talep edilebileceğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkilleri dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin iddia ettiği hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, davanın yetkisizlik ve görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, dava değerinin düşük gösterildiğini ve eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilemeyeceğini, davacının taleplerinin karşılıksız maddi menfaat temin etmek üzere dile getirildiğini, iddia edilen hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının talep ettiği hasarın fazla olduğunu, müvekkillerinin ceza yargılamasında taraf olmadığını, adli tıp raporunda savunma hakkını kullanamadıklarını belirterek, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını, davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…kazada müteveffanın kusursuz olduğu, davacılardan ... ve ...'nün destek alan kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Hüküm kurmaya elverişli görülen raporda da sigorta şirketinin sulhen yaptığı ödeme de değerlendirilerek hesap yapılmış davacı davasını buna göre ıslah etmiştir. Diğer yandan meydana gelen kaza nedeniyle davacıların desteklerinin vefat etmiş olması, davacılarla yakınlığı göz önüne alınarak eylemin davacıların manevi varlığında zarara sebep olduğu açıktır. Zararın büyüklüğü, kazanın meydana geldiği tarih ve kusurun ağırlığı, davacıların müteveffaya konumu ayrı ayrı dikkate alındığında ... yönünden 80.000 TL ... ve ... yönünden 60.000 TL manevi tazminatın olaya uygun düştüğü kanaatine varılmış ve bu tazminatın sürücü ve işleten yönünden kabulü gerektiği;
Sulh olunduğundan Sigorta şirketi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
*Davacıların maddi tazminat taleplerinin kabulü ile, 504.613,91 TL'nin █████/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine,
* 17.778,92 TL'nin █████/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine,
*Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... yönünden 80.000,00 TL'nin, ... yönünden 60.000,00 TL'nin, ... yönünden 60.000,00 TL'nin █████/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılar ... ve ...tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine” karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı ... vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının alacağının daha fazla olduğunu, ancak 1000 TL maddi ve 350.000 TL manevi tazminat isteminde bulunduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı olduğunu, Hukuk Genel Kurulu'nun belirsiz alacak davasına ilişkin kararlarına atıf yapılarak, davanın kısmi dava olarak kabul edilmesini, ayrıca ... esas sayılı Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, ölümle sonuçlanan trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, usulüne uygun olarak tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı süresi içinde ıslah ile talep edilen miktar için zamanaşımı definde bulunulmamasına, davanın kısmı olarak da açılabileceğine dair yasal düzenlenme bulunmasına, ceza yargılaması kararlarının hukuk mahkemeleri yönünden bağlayıcı olmadığı gözetildiğinde mahkemece ceza dosyasının beklenmemesinin esasa aykırılık teşkil etmeyeceğine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 59.593,15 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 14.898,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 44.694,85 TL istinaf karar harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalı ...'un istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!