Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satımdan kaynaklı icra takibine itirazın iptali davasında fatura alacağı ve defter kayıtlarındaki uyuşmazlıkların değerlendirilmesi.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı, davalıya kumaş boyama hizmetleri karşılığı alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının kaldırılmasını ve takibin devamını talep etmiş, davalı ise hizmetin gereği gibi ifa edilmediğini ve borcu olmadığını savunmuştur; dosyaya sunulan bilirkişi raporu, tarafların ticari defterlerinin delil niteliğinde olduğunu kabul etmekle birlikte, defterler arasında özellikle bir faturanın kayıtlara yansımaması ve çek iadesinin farklı muhasebeleştirilmesi nedeniyle yaklaşık 1.3 milyon TLlik önemli bir fark bulunduğunu belirtmiş, kesin alacak bakiyesi ve faiz hesaplaması için ek belge ibrazının ve yeni bir ek rapor düzenlenmesinin gerekli olduğunu vurgulamıştır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini, davalıya ait kumaşların müvekkilinin fabrikasında verilen talimatlara uygun şekilde boyandığını, yapılan işlere karşılık davalıya faturalar kesildiğini, faturalar karşılığında davalı tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını ancak davalının bakiye borcunu ödemediğini, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dosya içeriğine sunulan hukuken geçerli herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı şirkete karşı belirtilen tutarda borcu bulunmadığını, ispat külfetinin faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, müvekkil şirkete fatura içeriğinde belirtilen hizmetler gereği gibi yerine getirilmemiş olup, söz konusu malların sözleşmeye uygun olarak boyanıp teslim edildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafça faturalarda belirtilen hizmetlerin usulüne göre ifa edilmeden iki adet fatura gönderilmiş olup, davalı müvekkil tarafça da davacı ile aralarında süre gelen cari ilişki güvenine dayanarak hizmet ifasına olan inancı ile faturalara itiraz edilmediğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 2.422.480,21 TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği görüldü.
█████/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Tarafların 2023–2024 dönemine ilişkin e-defterlerinin (yevmiye ve büyük defter) usulüne uygun tutulduğu, beratlarının süresinde yüklendiği, kayıtların genel olarak birbirini teyit ettiği, Bu hâliyle HMK m.222 kapsamında ticari defterlerin delil değeri bulunduğu; nihai hüküm bakımından takdirin Mahkemeye ait olduğu, Yanların ticari kayıtlarının ve dosya mündericatının incelenmesi ile ; Davacı ...... defterlerine göre: Davalı .....’dan 2.422.480,21 TL alacak bakiyesinin mevcut oluğu dolayısı ile Davacının İcra takip tarihinde kendi kayıtlarına göre Davalı ‘dan 2.422.480,21 TL Alacaklı gözüktüğü Davalı ..... defterlerine göre: ELİFSU lehine 1.083.376,46 TL alacak bakiyesi göründüğünün, Buna göre yanların ticari kayıtlarındaki 1.339.103,75 TL tutarındaki fark, mevcut verilerle aşağıdaki kalemlerden kaynaklandığının: 20.09.2024 tarihli, 1.069.103,88 TL bedelli faturanın (ELF/ELS…0004) davalı kayıtlarına yansımamış olması, 26.03.2024 tarihli 270.000,00 TL tutarındaki çek iadesinin taraflarca farklı muhasebeleştirilmesi (davacıda iade + 26.04.2024’te yeniden “çek girişi” akışı; davalıda yalnız ödeme yönlü kayıt görünümü), 18.09.2024 tarihli iade faturasında 0,13 TL yuvarlama/kuruş farkı. 20.09.2024 tarihli fatura için: e-irsaliye(ler), teslim-tesellüm tutanakları, depo giriş fişleri, iş emri/fason boyama formları, kalite kontrol tutanakları, GİB kabul/ret yanıtları, noter ihtarnameleri. 26.03.2024 çek iadesi–26.04.2024 yeniden giriş için: iade makbuzu/tutanağı, çek bordroları, banka dekontları, karşılıklı yevmiye fişleri ve hesap ekstreleri. Mutabakat/beyan eşleştirmesi için: 31.12.2024 tarihli cari hesap mutabakatı (varsa ara mutabakatlar), ilgili dönem BA/BS ve KDV beyannameleri ile fatura bazlı beyan eşleştirme dökümleri.Tahsilat/ödeme tam listesi (çek/EFT/havale) ve dekont-yevmiye eşleştirme tablosu. c) Faiz ve Temerrüt: Avans faizi uygulaması ve temerrüt tarihi, özellikle 20.09.2024 tarihli faturanın teslim/kabul durumuna ve ihtarnamelere bağlı olarak değişecektir. TBK m.100 uyarınca kısmi ödemelerin önce faiz, masraf ve fer’ilerine mahsup edilmesi gerekeceğinden, belgelerin tamamlanmasını takiben faiz türü-oranı ve dönemsel hesaplama fatura ve ödeme tarihleri bazında ayrıntılı olarak yapılabilecektir. Sonuç olarak; yukarıda sayılan bilgi ve belgelerin tamamının dosyaya kazandırılmasını müteakip, tarafların kayıtları fatura/evrak bazında yeniden eşleştirilerek kesin bakiye ile temerrüt ve faiz hesabı tarafıma verilmiş görev kapsamında ek rapor ile Mahkemeye arz edilebilecek olup hukuki tavsif ve nihai kanaat tamamen mahkemeye ait olduğu" görüş ve kanaatlerini mahkememize bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ;İtirazının iptali ve icra takibinin devamına ve borçlu aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının davalıdan takibe konu alacağından dolayı takipte alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti, davalının ise savunmasına göre fatura içeriği malların sözleşmeye uygun boyanıp teslim edilmediği itirazının yerinde olup olmadığı, takibe itirazında haklı olup olmadığından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; Davalı ile aralarında kumaş boyama işine ilişkin olarak ticari ilişki bulunduğunu, davalının talep ettiği işin yapılarak faturaların kesilmesine rağmen davalı tarafından borcun ödenmediği gibi başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; faturanın tek başına alacağı ispata yeterli olmadığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, faturaya konu işlerin gereği gibi yerine getirilmediğini, davacıya teslim edilen kumaşların bir kısmının iş bitiminde tekrar kendilerine teslim edilmediğin, kalan kısmın ise hiç boyanmadığı gibi kumaşların davacı uhdesinde bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Buna göre; taraflar arasında kumaş boyama işine dair sözlü eser sözleşmesi kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2023 ve 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından çek ve havale ile kısmi ödemeler yapıldığı, taraflar arasında 1 fatura yönünden karşılıklı iade faturalaşma sürecinin bulunduğu ve takip tarihi itibariyle davacının kendi defter ve kayıtlarına göre bu iade işlemine konu fatura davacı alacağına dahil edilerek 2.422.480,37‬ TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2023 ve 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, davacı tarafından davalıya kesilen faturalar sonrasında, davalı tarafından davacıya çekler ve havele yolu ile ödeme yapıldığı, taraflar arasında bir fatura yönünden karşılıklı iade faturalaşma sürecinin bulunduğu ve takip tarihi itibariyle davalının kendi defter ve kayıtlarına göre söz konusu iade fatura davacı alacağından mahsup edilerek 1.083.376,46-TL‬ davacıya borçlu göründüğü tespit edilmiştir.
Öncelikle tarafların defter ve kayıtları karşılaştırıldığında; tarafların defter ve kayıtlarında davacı tarafından davalıya kesilen 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik fatura ve davalı tarafından bu faturaya karşılık kesilen iade fatura ile 270.000,00-TL'lik bir çek ödemesi dışında uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki defter ve kayıtlardaki uyuşmazlığın bu iki işlemden kaynaklandığı bu iki işlemin taraflar arasındaki alacak borç hesabında gözetilip gözetilmeyeceği noktasında uyuşmazlığın toplandığı anlaşılmıştır.
Geriye kalan faturalar bakımından davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davalı tarafından kendi ticari defterine işlendiği bu suretle davacının 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik fatura haricindeki alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu eser sözleşmesindeki işi yaparak teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı yüklenici tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından kendi defter ve kayıtlarına işlenmesi halinde faturaya konu işin ifa edilerek iş sahibine teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi de ...... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.
Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."
Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.
Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu açık hesabı oluşturan faturalara yönelik olarak davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından faturaların kendi ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olması gözetildiğinde faturaya konu işin ifa edilerek davalı iş sahibine teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Yani sonuç olarak davacının 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik fatura haricindeki faturalardan kaynaklanan alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından davalıya kesilen 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik fatura yönünden ise bu faturanın davalı tarafından noter kanalı ile itiraz ve iade edildiği, iade faturasının ve noter ihtarının davacıya gönderildiği sunulan delillerden anlaşılmaktadır.
Dava dilekçesinin ekinde sunulan noter ihtarnamesi incelendiğinde; Davalı tarafından davacının kestiği 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturaya itiraz edildiği, faturaya konu malın ayıplı olması nedeniyle davalı tarafından kabul edilmediğinin Beyoğlu ...... Noterliği'nin 26.09.2024 tarihli ihtarnamesi ile davalı tarafından davacıya ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Davalı daha sonra davacıya gönderdiği Bakırköy ...... Noterliği'nin 14.10.2024 tarihli ihtarnamesinde 09.09.2024 tarihli ihtarnamesi doğrultusunda davacıya teslim ettiği 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturaya konu boyanmış ve boyanmamış kumaşların iadesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacı ise bu ihtarnameye cevap olarak davalıya gönderdiği Bakırköy ....Noterliği'nin 17.10.2024 tarihli ihtarnamesinde boyanmış ve boyanmamış ürünlerin açık hesaptaki bakiye iş bedeli ödenerek davalı tarafından teslim alınması gerektiğini ihtar ettiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak taraflar arasında 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturaya konu iş hususunda uyuşmazlık bulunduğu, davalı tarafından boyanan faturaya konu kumaşların ayıplı olduğunun iddia edildiği kumaşların davacı uhdesinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturaya konu iş hususunda davalı tarafından faturanın süresi içerisinde iade ve itiraz edildiği gözetilerek ayıp hususunda inceleme yapılması gerektiği anlaşılmış, ürünleri ayıpsız olarak taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak teslim etmekle yükümlü olan ve bu konuda ispat yükü üzerine düşen davacıya 26.02.2026 tarihli celsede tekstil ürünlerinin incelenmesi ve ayıp bulunup bulunmadığı hususlarında tekstil mühendisi bilirkişi görevlendirilmesine karar verilmiştir.
Davacı tarafından Mahkememize sunulan dilekçe ile bilirkişi ücretinin yatırılmayacağı beyan edilmiş olup, ürünleri taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak boyamak ve teslim etmek ile yükümlü olan bu nedenle ispat yükü üzerine düşen davacının ispat yükünü yerine getirmediği, ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı ve anlaşmaya aykırı boyanıp boyanmadığının tespiti için gerekli teknik bilirkişiye yönelik bilirkişi ücretinin davacı tarafından ikame edilmediği bu suretle 6100 sayılı Kanun'un 324. Maddesi gereğince delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği ve mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturaya konu işin ayıpsız olarak ifa edildiğinin ispat edilemediği, ispat yükü üzerine düşen davacı tarafından teknik bilirkişi delil avansının yatırılarak ürünlerin incelemeye hazır edilmediği, davalının ürünleri teslim almadığı ve davacı uhdesinde bulunduğu bu nedenle davalı yönünden ayıp bakımından inceleme ve ihbar sürelerinin başlamadığı, ispat yükü üzerine düşen yüklenici davacı tarafından 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturaya konu işin ayıpsız olarak ifa edilerek davalı iş sahibine teslim edildiğinin ispat edilememesi karşısında davacı tarafından kesilen 09.09.2024 tarihli 1.069.103,88-TL'lik faturanın taraflar arasındaki hesaptan mahsubunun ve davacının defterindeki 2.422.480,37‬ TL davalı borcundan mahsubu gerektiği anlaşılmaktadır.
Taraf defter ve kayıtlarındaki bir diğer uyuşmazlık ise 270.000,00-TL bedelli davalı tarafından davacıya verilen müşteri çekinin davacının defterlerinde davalının borcundan mahsup edilmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Davalı 12.02.2026 tarihli dilekçesi ekinde davacı imzalı ilgili çeke ilişkin tahsilat makbuzunu dosyaya sunmuş olup, Mahkememizce çekin muhatap bankası ..... bank'a müzekkere yazılarak ilgili çekin ödenip ödenmediği sorulmuş, Halkbankası verdiği müzekkere cevabında 31.10.2024 tarihli 270.000,00-TL bedelli davalı tarafından davacıya verilen müşteri çekinin bedelinin ödendiğini Mahkememize bildirmiştir.
Davacının defter ve kayıtları incelendiğinde; davalı tarafından davacıya verilen 31.10.2024 tarihli 270.000,00-TL bedelli müşteri çekine yönelik tahsilatın davacı defter ve kayıtlarına işlenmediği, 26.03.2024 tarihinde yalnızca iade kaydının işlendiği, tahsilatı sonrasında 31.10.2024 tarihinde tahsilat kaydını işlemediği, davacının defter ve kayıtlarına göre bu çek yönünden önce davacı lehine 26.03.2024 tarihinde iade kaydı işlendiği ve davalıya borç olarak eklendiği, sonrasında 26.04.2024 tarihinde davalı lehine alacak kaydı işlendiği ve davalı borcundan mahsup edildiği her iki işlemin birbirini nötrlediği, 31.10.2024 tarihinde tahsilat üzerine tekrar tahsilat kaydı ve davalı lehine mahsup işleminin davacı tarafından defter kayıtlarına işlenmemesi nedeniyle davalı ödemelerinin eksik mahsup edildiği anlaşılmakla bu bedelin de davacı alacak kaydından mahsubu gerektiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak davacının defterindeki 2.422.480,37‬ TL davalı borcundan 1.069.103,88-TL'lik faturanın ve 270.000,00-TL bedelli çek tahsilatının mahsubu neticesinde davalının davacıya borcunun 1.083.376,49‬-TL olarak davacı defterlerine göre teyit edilebileceği, davalı defterlerine göre ise 1.083.376,46-TL davalının davacıya borçlu olarak göründüğü ve her iki tarafın defter kayıtlarının bu suretle uyumlu olduğu (kayıtlar arasında 0,03-TL fark önemsiz ve kayıt hatasından kaynaklı nitelikte görülerek) davacının 1.083.376,46-TL alacağını davalı defterleri ile ispatladığı, 1.069.103,88-TL'lik fatura yönünden ise ispat yükü üzerine düşen davacı yüklenicinin yaptığı işin ayıpsız ve taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesine uygun olarak yapılarak davalıya teslimini ispatlayamadığı gibi davalı tarafından davacıya verilen 270.000,00-TL bedelli çek bakımından davacının tekrar tahsilat akabinde tahsilat kaydı girmeyerek davacı lehine hesap hatası yaptığı ve bu bedelin mahsubu sonrasında davacının 1.083.376,46-TL'yi aşan açık hesap alacağının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile 1.083.376,46-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faiz oranı talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının işleyecek faiz oranı talebinin 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 216.675,29-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından tazminat talep edilmiş ise de reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyetinin davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile;
- Davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE takibin 1.083.376,46-TL alacak yönünden DEVAMINA, alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere takipteki faiz oranını aşmamak üzere yıllık reeskont avans faizi uygulanmasına,
-Hükmedilen alacağa %20 oranında icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, hesaplanan 216.675,29-TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,
3-Şartların oluşmaması sebebiyle kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 74.005,45-TL harcın peşin alınan 28.769,11-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 45.236,34-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan 28.769,11-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 29.196,71-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 1.609,98-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.990,02-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafça yapılan 10.410,80-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4.655,90-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 168.506,47-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 205.474,53‬-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
█████/2026
Başkan ......
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
Katip .....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!