TTK 636/3 kapsamında, borca batık ve ticari faaliyetleri durmuş limited şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiye talebinin gerekçeli değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, eski bir ortak tarafından, borca batık olduğu ve ticari faaliyetlerini durdurduğu iddia edilen bir limited şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin davanın gerekçeli değerlendirmesini sunmaktadır. Belgede, Türk Ticaret Kanununun 636/3 maddesi kapsamında her ortağın haklı sebeple fesih isteyebileceği ancak mahkemenin fesih yerine davacıya payının gerçek değerinin ödenmesi veya şirketten çıkarılması gibi alternatif çözümler de sunabileceği belirtilmektedir. Ayrıca, haklı sebebin somut ve mevcut olması gerektiği, varsayımlara dayanmaması gerektiği ve ortaklar arası güven ilişkisinin bozulmasının fesih için geçerli bir neden teşkil edebileceği açıklanmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eski ortağı ve yöneticisi olduğu vergi dairesi tarafından resen terk edilmiş davalı şirketin borca batık halde bir limited şirket olduğunu, vergi dairesinin keyfi ve usulsüz uygulamaları neticesinde şirketin piyasadan mal alamaz ve satamaz hale geldiğini, ticari ilişkilerin kesilmesi şirketin alacaklarını tahsil edememesine ve satıcı firmaların mallarını talan etmesine neden olduğunu, şirket varlıklarının bu fiili durum sonucunda tükendiğini, davalı şirketin feshine, tasfiyesine karar verilmesini ve bu kararın ilgili ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ;Davalı şirketin borca batık ve ticari faaliyetlerinin durmuş olması nedeni ile haklı sebeplerle şirketin feshi istemine ilişkindir.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, müzekkere cevapları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;
TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3.maddesinde; Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır. Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.
TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.
TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir. Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır. Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.
TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.
Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler. Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir. Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmaze .... sayılı yazısı ekinde Dairemize
intikal eden ilgi kayıtlı yazınızda bahsi geçen ... vergi kimlik numaralı mükellef ... Peyzaj
İnşaat Taahhüt Taşımacılık San. Tic. Ltd. Şti'nin sistem kayıtlarının tetkiki neticesinde; şirketin
█████/2016-█████/2021 tarihleri arasında Dairemizde mükellef bulunduğu Vergi Müfettişi ... tarafından düzenlenen █████/2021 tarih ve .... sayılı Vergi Tekniği
Raporunun sonuç kısmının 8.bendine istinaden re'sen terk yapıldığı görülmüş olup incelenen vergi tekniği raporunda da mükellef kurumun
29.04.2016 tarihinden itibaren (Yapılan araştırmalarda daha önceki tarihli bir belgeye veya beyana
ulaşılamadığından işe başladığını bildirdiği tarih kabul edilmiştir.) gerçek bir mal teslimi veya hizmet
ifasına dayalı ticari bir faaliyetinin bulunmadığı, 2016, 2017, 2018 ve 2019 hesap dönemlerinde düzenlediği tüm faturaların gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan komisyon karşılığı düzenlenen sahte faturalar olduğu, Yapılacak incelemelerde mükellef kurum tarafından 2016, 2017, 2018 ve 2019 hesap
dönemlerinde düzenlenmiş belgelere rastlanılması halinde bu belgelerin gerçek bir mal teslimi veya
hizmet ifasına dayanmayan sahte belgeler olarak kabul edilmesi gerektiği, Raporun IV/B-3 bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere mükellef kurumu münfe-riden temsile yetkili olan ... (T.C. Kimlik No: ...) ve ... (
T.C. Kimlik No: ...) hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b maddesinde yer alan
“sahte belge düzenleme” suçlarından dolayı aynı kanunun 367. maddesi gereğince Silivri Cumhuriyet
Başsavcılığına bildirilmesi bakımından durumun Müfettişliğimizce düzenlenecek Vergi Suçu Ra-
poru’na bağlanması gerektiği,
teminat hükümlerinin uygulanması gerektiği ayrıca şirketin faaliyete başladığı ilk andan beri gerçek bir mal ve/veya hizmet ifası için kurulmadığı, günümüze
kadar da faaliyetini bu şekilde sürdürdüğü tespit edildiğinden Gib/İntranet kayıtlarında mükellef kurumun faal olarak görünmekte olan mükellefiyet durumunun ilgili vergi dairesi tarafından re’ sen terk
ettirilmesi gerektiği tespitleri dikkate alınarak Yargıtay kararları ile tespit edilmiş haklı sebeplerin somut olay bakımından gerçekleştiği, davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı kurluştan beri ticari bir faaliyeti bulunmama yanında ticari faaliyete dayalı elde ettiği bir gelir de söz konusu olmayıp şirketin bu dönemde gelir elde etmemesine rağmen artan yönetim giderlerinin tespit ediliği davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı dikkate alınarak gayrı faal şirket yönünden dosya kapsamına göre sunulan deliller, tespit ve değerlendirmeler bütün olarak değerlendirildiğinde, şirket ortaklarının pay sahibi olmalarından kaynaklı ekonomik beklentilerinin şirketin mevcut hali dikkate alındığında gerçekleşmeyeceğinin görüldüğü, ortaklık ilişkisinin bu şartlar altında sürdürülemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde TTK m.531 anlamında gayrı faal bu şirket yönünden haklı sebeplerin somut olay bakımından gerçekleştiğinden davalı şirket hakkında fesih kararı verilmesi kanaatine ulaşılmıştır.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile ;
-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... PEYZAJ İNŞAAT TAAHHÜT TAŞIMACILIK SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin FESİH VE TASFİYESİNE,
2-Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak Mali Müşavir ...'ın ATANMASINA,
3-Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 25.000,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde YATIRILMASINA,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile 116,6-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından sarf edilen 615,40-TL peşin harç ile 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça yapılan 4.403,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!